İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 1940/7 E. 2003/7 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
1940/7
Karar No
2003/7
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/204 KARAR NO : 2020/667 DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 11/04/2017 KARAR TARİHİ : 16/12/2020 Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili , dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... plakalı aracın sahibi olduğunu, müvekkilinin oğlu ...'in aracı kullandığı ... günü gece ... sıralarında ... üzerinde istikameti ... istikametine doğru olacak şekilde yolun en sağında park etmiş vaziyette bekler iken, ...'ye ait ve sürücüsü ... olan ... plakalı araç ile çarpıldığını, bunun neticesinde müvekkilin aracında hasar meydana geldiğini, bağaj kapağının hasar görüp içe çöküp, arka tampon ve sol far setinin tamamen zarar gördüğünü,, arkadan çarpmayla airbagler ve emniyet kemer sisteminin zarar gördüğünü, bu sebeple Antalya ... Sulh Hukuk mahkemesi .../... değişik iş dosyası ile hasar tespiti talep edildiğini, bu tespit raporunda bilirkişinin hatalı olarak düşük bedel takdir etmiş ise de ... TL toplam hasar bedeli ve ... TL araç değer kaybı hesap edildiğini, kazanın meydana gelmesi ile ... plakalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği için kaza tespit tutanağı tanzim eden trafik polislerinin kazada kusur oranlarını yazmadığını, bu sebeple sigorta şirketinin ödeme yapmadığını, tek taraflı ve park halindeki aracı çarpan sürücünün tam kusurlu olduğunu, bu nedenle halen ödeme yapılmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalma üzere, ... TL toplam hasar bedeli ve ... TL araç değer kaybının olduğunu, maddi tazminat yönünden davalıların tamamının müşterek sorumluluklarına, değer kaybı yönünden de davalı ... ve ...'nin müşterek sorumluluklarına hükmedilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yetkili mahkemenin ... Ticaret mahkemeleri olduğunu, davacının müvekkil şirkete sigortalının kusurunun bulunduğunu ispat etmesi gerektiğini, aracın başkaca bir kazaya neden olup olmadığınını araştırılması gerektiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 5.Davalılar ... ve ...'nin her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. D. YETKİ İTİRAZI: 6.Davalı ... şirketi yetki itirazında bulunmuştur. 7.HMK m. 16 gereği; Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Somut olayda hem kaza yeri hem de davacıların adresi Antalya ilidir. Yine bakıldığında, davalı ... şirketinin ...da ... ... mevcuttur. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2019/71 esas, 2019/798 karar sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere; sigorta şirketinin hasım olarak gösterildiği davalar KTK 110 ve Sigorta Poliçesi Genel Şartları C/7 maddesine göre sigortacının merkez veya şubesinin ya da sigorta sözleşmesinin yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinde açılabilir. Yine istikrar kazanmış Yargıtay HGK ile özel daire kararları uyarınca acenteden daha üst mevkide bulunan ve onu denetleyen bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinde de dava ikame edilebilir. Anılan bölge müdürlüğünün, kazanın vuku bulduğu veya sigorta sözleşmesinin yapıldığı acentenin bağlı bulunduğu bölge müdürlüğü olması da gerekmez. (Yargıtay HGK'nın 30/04/2014 tarih, 2013/17-2099 esas, 2014/572 karar; 17. Hukuk Dairesinin 12/06/2017 gün, 2016/5765 esas, 2017/6653 karar; 12/05/2016 gün 2016/6857 - 5849 E.K.; 20/01/2016 tarih, 2015/19323 esas, 2016/641 karar sayılı içtihatları) HMK gereği; Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Bir dava için birden fazla ( genel ve özel ) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. 8.Tüm bu açıklamalar ışığında, mahkememizin yetkili olduğu açık olduğundan, davalı tarafın yetki itirazı yerinde değildir. E. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 9.Dava, haksız fiil nedeni ile araçta oluştuğu iddia edilen hasar bedeli ve değer kaybının tahsili talebinden ibarettir. 10.TBK m. 50 gereği; haksız fiillerde, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Somut olayda da ispat yükü, davacıdadır. 11.Taraf delilleri ve gerekli bilgiler/belgeler toplanmıştır. 12.Mahkememizce dosyada bilirkişi raporu aldırılmıştır. ... havale tarihli bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; toplam hasar bedelinin ... TL, değer kaybı bedelinin ise ... TL olduğu, olayda ... ...'nin %100 oranında tam kusurlu, ... plakalı otomobil sürücüsü ...'in kusursuz olduğu belirtilmiştir. 13.Mahkememizin ... tarihli celsesinde; dosyamız arasında mevcut olan bilirkişi raporunda bilirkişi ... tarafından düzenlenen rapordaki değerlerin kaza tarihi itibariyle piyasa raiçlerine uygun olduğunun belirtildiği, aynı zamanda yapılan hesaplamada kaza tarihi itibariyle tekrar hesaplama yapıldığının bildirildiği ancak rakamların aynı olmadığı görülmekle bu konuyu netleştirmesi için bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişiden ek rapor aldırılmıştır. 14. ... tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; kök rapora bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda belirlenen değerlerin kaza tarihi itibariyle uygun olduğunun belirtilmediği, ... tarafından düzenlenen raporun fotoğraflar ve fatura ile birlikte incelendiği, bu inceleme sonucunda faturada belirtilen parçaların ve parça değerlerinin kaza tarihine uygun olduğu kanaatinin belirtildiği, ... raporunda belirlenen değerlerin değil, fatura değerlerinin esas alınarak hesaplama yapıldığı belirtilerek netleştirme yapılmıştır. 15.Bilirkişi ... tarafından hazırlanan raporun poliçe genel şartları ekindeki hesaplama yöntemi ile yapılmadığı anlaşılmakla, ilgili tarih itibariyle bu husus hükme elverişli olmadığından, mahkememizce tekrar rapor düzenlenmesi için aynı bilirkişile tevdi edilmesine karar verilmiş, ... tarihli raporda bilirkişi, bu hesaplamayı yapamayacağını beyan etmiştir. Bilirkişilik Daire Başkanlığı'nın bu konudaki yaklaşımı mahkememizce de bilindiğinden çekilme talebi uygun görülmüştür. 16.Mahkememizce ... tarihli duruşmada sigorta bilirkişisine dosyanın tevdiine karar verilmiştir. 17. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD'nin 2019/793 Esas, 2020/1427 Karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere (Bu konuda dairenin yerleşmiş bir çok içtihadı mevcuttur); Bilindiği üzere trafik kazalarından kaynaklı tazminat davalarında araç sürücüsü hakkında 6098 sayılı TBK'nın 49 vd maddeleri, araç işleteni hakkında ise aynı Yasa ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, kişilerin sorumluluk şartlarının ve tazminatın muhtevasını belirlemek amacıyla uygulanmaktadır. Trafik sigortası yönünden ise 2918 sayılı KTK'nın 91 vd maddeleri, 6102 sayılı TTK'nın 1483 vd maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uygulanmaktadır. Genel itibariyle 01.06.2015 tarihinden önceki genel şartlarda tazminatın hesaplanması ve kapsamına ilişkin bir hüküm bulunmamaktaydı. Ancak, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Genel Şartlar hükümleri uyarınca araç hasarının ve değer kaybının belirlenmesi, maluliyet ve destekten yoksunluk tazminatı hesabı için bir takım düzenlemeler getirilmiş, hatta genel şartların ekinde formüller de yayınlanmıştır. Daha sonra 2918 sayılı KTK'nın 90 ve 92.maddelerinde değişiklik ile genel şartların bağlayıcılığına kanuni dayanak oluşturulmuş, 90.maddesinde tazminat hesaplarının bu kanunun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olacağı biçiminde, yine 92.maddeye (i) fıkrası eklenerek teminat harici olabilecek hususların genel şartlar ile düzenlenebileceği hüküm altına alınmıştır. Dairemizle birlikte bir kısım mahkemeler KTK'nın 6704 sayılı Yasayla değişik 90,92,93,97 ve 99.maddelerinin kimi yönlerden Anayasanın bir kısım hükümlerine aykırılık oluşturacağından bahisle yapmış oldukları itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi'nin 09.10.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 17.07.2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı ilamı ile 2918 sayılı Yasanın 90.maddesinin 1.cümlesindeki "...ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlara..." ve ikinci cümlesindeki "...ve genel şartlara..." ile 92.maddesinin (i) fıkrasının Anayasaya aykırı olduğunu ve iptaline oy çokluğuyla karar vermiştir. Anayasa'nın 152.maddesinin 3.fıkrasının 2.cümlesi uyarınca, dava kesinleşmediğinden iptal hükmünün eldeki uyuşmazlığa uygulanması gereklidir. 18.İptal kararı, bilirkişi ara kararı kurulması tarihinden sonra verilmiştir ve dosyada rapor hazırlanmıştır. 19. ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; araçtaki değer kaybının genel şartlar gereği yapılan hesaplama gereği ... TL olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar bu rapor alınmışsa da sonradan gelen iptal kararı gereği yeni bir yasal değişiklik yapılıncaya kadar Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları dikkate alınarak araç değer kayıpları için kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekmektedir. 20.Dosya arasında mevcut Bilirkişi ... tarafından hazırlanan rapora bakıldığında ise hesaplamaların bu hususlara uygun olduğu anlaşılmaktadır. 21.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). 22.Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi ... tarafından hazırlanan ... havale tarihli bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Buna göre toplam hasar bedelinin ... TL, değer kaybı bedelinin ise ... TL olduğu, olayda ... ...'nin %100 oranında tam kusurlu, ... plakalı otomobil sürücüsü ...'in kusursuz olduğu anlaşılmıştır. 23.Aşamalarda davacı taraf talep miktarlarını ıslah etmiştir. Islah dilekçesi davalılara tebliğ edilmiştir. 24.Tüm dosya kapsamı, bilirkişi ... tarafından hazırlanan ... havale tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak; Davacının hasar bedeli talebinin KABULÜ İLE; ... TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının değer kaybı talebinin kısmen kabulü ile; ... TL'nin davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurmak gerekmiştir. Davacının faiz talebi olmadığından bu konuda karar verilmemiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının hasar bedeli talebinin KABULÜ İLE; ... TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının değer kaybı talebinin KISMEN KABULÜ İLE; ... TL'nin davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin harç ve aşamalarda yatırılan ... TL ıslah harcı toplamı ... TL'nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli bakiye ... TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... ve ...'nin ... TL sinden sınırlı müteselsil sorumlu olmasına (kısmen kabul mevcuttur), 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... ve ...'nin ... TL sinden sınırlı müteselsil sorumlu olmasına (kısmen kabul mevcuttur), 9-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 10-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ... yüzüne karşı diğer davalının yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/12/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 1940/7, K. 2003/7, T. 17.07.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-1940-7-e-2003-7-k-4928e7190794