İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/460 E. 2026/196 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2024/460
Karar No
2026/196
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/460 Esas - 2026/196

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/460 KARAR NO : 2026/196

DAVA : Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Durdurma, Önleme; DAVA TARİHİ : 06/11/2024 KARAR TARİHİ : 04/05/2026 Yazım Tarihi: 16/05/2026

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkillerinin markalarını hiç ara vermeden kullandığını ve yoğun bir reklamla yıllar içinde markalarını ayırt edici ve sektöründe tanınan bir marka haline getirdiğini, tescili markaların ortak unsurunun “...” olduğunu, müvekkilleri markaların seri marka niteliğinde olduğunu, davalının üretilen ve satılan ürünlerinde müvekkilleri adına tescilli ... ibaresini kullandığını, ....Haklar Mahkemesi'nde .... D. İş sayılı dosyasında tespit davası açıldığını, bilirkişi raporunda müvekkillere ait markalar ile ayırt edilemeyecek denli benzer olduğu bu nedenle iltibas yarattığı, .... "... .../... ... .../... ... ..." ibarelerinin kullanıldığı tespit edildiğini, davalının kullanımları müvekkillerinin tescilli ticaret unvanını ve markalarından kaynaklanan haklarını ihlal ettiğini, davalının müvekkilleri markası ile birebir olacak şekilde ... ibresini vurgulayarak kullandığını iddia ederek davanın esası yönünden “..." ibareli ürünlerin üretilmesi, satılması, kullanılması tecavüz teşkil eden eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, gereç, cihaz, kalıp, makine gibi vasıtalara öncelikle davalıya ait işyerinde arama yapılarak el koyulmasına ve tecavüz teşkil eden eylemlerin huzurdaki dava neticelenene kadar tedbiren önlenmesine, dava neticelendiğinde ise ilgili ürünlerin imhasına; müvekkilleri adına tescilli olan “...” ibareli markalar bakımından, davalının adı geçen markalara vaki tecavüzünün tespiti, meni, durdurulması ve önlenmesine, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespiti, meni, durdurulması ve önlenmesine karar talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: ... ibaresinin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, kelimenin “Müslüman, özellikle Sünni hükümdarların kullandıkları unvan, padişahların erkek ve kız çocukları ile anne ve eşlerine verilen unvan,.... , Belli bir alanda en üst düzeyde olanlar için kullanılan bir söz " olarak kullanıldığını, ön ad olarak ülkede yaygın şekilde kullanıldığını, birçok şirketin bu marka altında mal ve hizmet ürettiğini, müvekkilinin dedesinin ve babaannesinin ismini kullandığını, “... " markası ticaret alanın herkes tarafından kullanılan ve emtiaların karakteristik özelliklerini ifade ettiğini, markalar arasında ayniyet bulunmadığını, dava konusu markada davacının işlenmiş ... sattığını, kırmızı fon üzerinde ... ismini kullandığını, müvekkilinin ise başında ... olacak şekilde ve beyaz fon üzerinde ... ismini kullandığını altında müvekkilinin kendi ad ve soyadının olduğunu, müvekkilinin mahalle kasabı olarak faaliyet gösterdiğini, aynı ürün gruplarında ... satmadıklarını, sözcük markalarına tüketicilerin daha çok önem verdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. ( 7.nci maddede sayılan haller 2.nci FIKRADA ; a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması., b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. 3.ncü FIKRADA ; a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.) b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek, (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." hükmü yer aldığı; Hukuka uygunluk sebepleri Hak sahibinin rızası,-izni ya da muvafakati- (29.m.) Temel başvuru eserlerinde jenerik olarak kullanma (8.m.) Dürüst ticari uygulamalarda tanımlayıcı olarak kullanma , aksesuar,yedek parça ve eşdeğer parça üretiminde kullanım amacını belirtilmesi (7/5 m.) Marka Hakkının Tüketilmesi (152.m.) Önceye dayalı kullanım hakkı (6/3 m.) Müktesep hak (6/6 m.) Dürüstlük Kuralı-Sessiz Kalma (M.K. 2.m.) sayılabilecektir. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan); Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak; d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; e) İş şartlarına uymamak; f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.; "hükmü yer almaktadır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ; .... Değişik İş delil tespiti dosyasına bağlı olarak davalı taraf eyleminin davacılara ait olduğu belirtilen tescilli markalara yönelik marka hakkı ihlali ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın "..." ibareli ... ve benzeri gıda ürünlerini de kapsar şekilde 29,30,35 ve 43.ncü sınıftaki mal ve hizmetlerde ...,....,... ve diğer sayılı markaları olduğu, delil tespiti ve dava tarihinde korunduğu ... kayıtları ile tespit edilmiştir. Davacı tarafın ... ... Ltd. Şti adı altında .... tarihinde tescil edilen ... klavuz unsurlu ticaret ünvanı olduğu; Ticaret sicil kaydı ile tespit edilmiştir. Davadan önce .... Haklar Mahkemesi'nde ....D. İş sayılı dosyasına bilirkişi tarafından sunulan 28/10/2024 tarihli raporda ÖZETLE " Aleyhine Tespit istenenin işyeri tentesinde “... ...”, .... “... ...” ibarelerinin Tespit İsteyen tarafın tescilli ”...” ” ... kasap”, ” ... ben bu sucuğu yerim”, ”... burger” markaları ile ayırt edilemeyecek denli benzer olduğu, bu sebeple iltibas yarattığı; İşyeri Vergi Levhasında İşyeri sahibi/ mükellefin ... TC Kimlik Numaralı ... olduğu, ... ... numara ile kayıtlı olduğu; Aleyhine Tespit İstenenin yukarıda görüntüsü yer alan işyerinde “.... “... .../ ... ... .../ ... ... ...” ibarelerini kullandığı " şeklinde ifade edilmiştir. Karşılıklı sunulan delil ve belgeler karşısında Tahkikat aşamasında bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyetinin sunduğu 18.12.2025 tarihli raporda ÖZETLE " Değişik İş Dosyasında Tespit Edilen Kullanımlar (Raporda gösterilen) A. MARKA TECAVÜZÜ İDDİASI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME Söz konusu kullanımlarda özellikle dükkân tabelasında ...+ ... ... ... şeklinde “... ...” ibaresi beyaz renkle büyük puntolarla yer almaktadır. ... isim soy ismi ise kırmızı renkle altında daha küçük puntolarla yerleştirilmiştir. ... ... kelimesinin hemen sol başında ayrıca küçük bir tabela şeklinin daha olduğu orda da yine ... ... kelimesinin üstte konumlandırıldığı altında kırmızı şerit üzerine karakteristik şekilde ... harflerinin bulunduğu, harflerin sağ ve sol başlarında ise hayvan başı figürünü olduğu görülmüştür. Bunun haricinde tespit raporundaki diğer kullanımlar incelendiğinde saat, fiyat listesi, fiş alışveriş poşeti, çalışan kıyafetlerinde sadece “... ...” kelimesi ile üstünde hayvan başı figürünün konumlandırıldığı görülmüştür. Kullanımların hepsinde “... ...” kelimesi baskın ve ön planda olacak şekilde dizayn edilmiştir. Ayrıca markada vurgu ... kelimesinde yoğunlaşmaktadır. Zira “...” kelimesi tüketiciye sunulan mal ve hizmeti tanımladığından markada ayırt ediciliği bulunmamaktadır. Mağazaya ait dışarda bulunan tabelada “...” isminin ise çok daha silik ve küçük puntolarla yer aldığı, ortalama dikkat ve özene sahip tüketicinin alışveriş yaparken büyük ve baskın olarak bulunan ... kelimesine yoğunlaşacağı, dikkatini bu kelimenin çekeceği, ismin markaya yüksek bir ayırt edicilik katmadığı değerlendirilmiştir. Nitekim mağazadaki diğer kullanımlar da markadaki asıl unsurun “...” olduğunu desteklemektedir. Zira diğer kullanımlarda ne “...” harfleri ne de isim soy isme yer verilmiştir. Davalının kullanımları incelendiğinde ... ürünleri satışı yaptığı görülmektedir. Davacıların yukarıda dökümü yapılan marka listesinde de görüleceği üzere markalar 29. Sınıftaki “... ve ... ürünleri” malları ile 35.05 kapsamında 29.sınıftaki ... ve ... ürünleri” satışına özgülenmiş hizmetlerde tescillidir. Dolayısıyla davalı kullanımları ile davacıların tescilli mal ve hizmetleri aynı, aynı tür ve benzer niteliktedir. 29. sınıf malları genel gıda ürünleri olup günlük tüketime konu olduğundan her yaştan tüketicinin satın aldığı ortalama dikkat ve özen gerektiren mallardır. Davacıların marka ihlaline dayanak gösterdiği markalar yukarıda listelenmiş olup davacıların 29.Sınıfta; “..., balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş ... ürünleri.” mallarında ve 35.05 kapsamında 09. Sınıfta “..., balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş ... ürünleri” nin satışına özgülenmiş hizmetlerde tescilli pek çok markasının olduğu, örnek kabilinde yer vermek gerekirse ...’ya ait .... tescil numaralı ... tescil numaralı , ... tescil numaralı vb. markaların olduğu; ... ...’e ait ... tescil numaralı , ... tescil numaralı , ... tescil numaralı ve benzeri nitelikte tescilli markaları mevcuttur. Bu kapsamda öncelikle davacıların markalarında yer alan karakteristik harflerle “...” kelimesi kırmızı alt zemin üzerine davalı kullanımındaki gibi beyaz renkle yazılı kullanıldığı görülmüştür. Markalardaki oluşturuluş hali ile asli unsur ... ibaresi olup dikkat çekici ve baskın olarak yer almaktadır. “...” kelimesinin yanın a eklenmiş “...,” vb. ibareler ise markada tali unsur olarak yer almakta olup ayırt ediciliği bulunmayan, sunulan malı verilen hizmeti belirten ibareleridir. “...” kelimesi anlamı itibariyle sık kullanılan bir kelime olsa da davalının tespit dosyasındaki kullanımlarında taraf markalarını birbirinde farklılaşmayı sağlayacak yeterli düzeyde ayırt edici unsurun bulunmadığı, “.../...” kelime gruplarının davacıların tescilli markalarında da bulunduğu ve sunulan mal ve hizmete işaret ettiği sadece tabela üzerinde yer alan diğer tali unsur niteliğindeki kelimelerin ve hayvan başı figürünün ise genel kullanımları göz önüne alındığında davacıların markalarından kolaylıkla ayırt edilmesini sağlayacak nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. ... ve sözcükten oluşan karma markalarda karıştırılma ihtimali bakımından sözcüğe ağırlık verilmesi gerekmektedir. Zira sözcük markaları hem sözle hem yazı ile kolayca ifade edilmektedir. Dolayısıyla ayırt ediciliği bulunmayan figürler haricinde davalının kullanımına haiz “...” ibaresinin davacıların markaları ile yeteri kadar farklılaşmadığı değerlendirilmektedir. Özellikle davacılardan ... ...’in direkt “... ...” ibareli markasının varlığı da dikkate alındığında markalarda bulunan tali unsurların söylenişte kulakta farklı bir tını bırakmayacağı, at başı figürünün ise ürüne işaret ettiği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 29. sınıftaki mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının "... ..." ibareli kullanımını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden bunun davacıların "..." ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, davalının tabelasında buluna isim ve soy isimden taraf markalarının idari ve ekonomik açıdan birbirleriyle bağlantılı, işletmesel kökenlerinin aynı olduğu konusunda ortalama düzeydeki tüketici kesiminde bir yanılgı yaşanabileceği, bu açılardan taraf markaları arasında iltibas dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, dolayısıyla davalının davacıların tescilli markalarından doğan haklarını ihlal ettiği kanaatine varılmıştır. B.Haksız Rekabet Oluşturduğu İddiası Yönünden; Mevzuat uyarınca haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. ......yukarıda davalı kullanımları ile davacılar markaları arasında ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla TTK kapsamında davalının işbu kullanımlarının “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” hükmü kapsamında haksız rekabet oluşturabileceği kanaatine varılmıştır. SONUÇ; Davalının markasal kullanımları ile davacıların dayanak markaları arasında 29. Sınıf ve 35.05. sınıf kapsamında 09. Sınıf ürünlerinin satışına özgülenmiş hizmetler yönünden ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, bu sebeple davalı kullanımlarının davacıların tescilli markalarından doğan haklarını ihlal ettiği, Davalı kullanımlarının davacıların markaları iler ilişkilendirilebileceği, dolayısıyla haksız rekabet teşkil edebileceği " şeklinde ifade edilmiştir. Davalı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor/ek rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.

GEREKÇE; Marka tecavüzü açısından; SMK 7.nci madde kapsamında marka tesciline sahip olanların hakları belirtilmiş ve buna aykırı davrananların eylemi ise SMK 29.ncu maddede marka tecavüzü olarak nitelendirilmiştir. Davacı taraf yukarıda belirtilen tescilli markalarına bağlı davalı taraf kullanımlarının marka tecavüzü oluşturduğunu ileri sürmektedir. .... Haklar Mahkemesi'nde .... D. İş sayılı dosyasına sunulan 28/10/2024 tarihli bilirkişi raporda ÖZETLE " Aleyhine Tespit istenenin işyeri tentesinde “... ...”, ... “.... .../ ... ... ...”; .... “... ...” ibarelerinin Tespit İsteyen tarafın tescilli ”...” ” ......” markaları ile ayırt edilemeyecek denli benzer olduğu, bu sebeple iltibas yarattığı; .... İşyeri sahibi/ mükellefin ... TC Kimlik Numaralı ... olduğu, ... ... numara ile kayıtlı olduğu; Aleyhine Tespit İstenenin yukarıda görüntüsü yer alan işyerinde “tente, tabela, magnet, fiyat listesi, poşet, görsellerde, satış fişinde, çalışan formalarında “... .../ ... ... .../ ... ... ...” ibarelerini kullandığı " şeklinde; Tahkikat aşamasında alınan 18.12.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE " Değişik İş dosyasında tespit edilen kullanımlar (Raporda gösterilen) Söz konusu kullanımlarda özellikle dükkân tabelasında (raporda) ...+ ... ... ... şeklinde “... ...” ibaresi beyaz renkle büyük puntolarla yer almaktadır. ... isim soy ismi ise kırmızı renkle altında daha küçük puntolarla yerleştirilmiştir. ... ... kelimesinin hemen sol başında ayrıca küçük bir tabela şeklinin daha olduğu orda da yine ... ... kelimesinin üstte konumlandırıldığı altında kırmızı şerit üzerine karakteristik şekilde ... harflerinin bulunduğu, harflerin sağ ve sol başlarında ise hayvan başı figürünü olduğu görülmüştür. Bunun haricinde tespit raporundaki diğer kullanımlar incelendiğinde saat, fiyat listesi, fiş alışveriş poşeti, çalışan kıyafetlerinde sadece “... ...” kelimesi ile üstünde hayvan başı figürünün konumlandırıldığı görülmüştür. Kullanımların hepsinde “... ...” kelimesi baskın ve ön planda olacak şekilde dizayn edilmiştir. Ayrıca markada vurgu ... kelimesinde yoğunlaşmaktadır. Zira “...” kelimesi tüketiciye sunulan mal ve hizmeti tanımladığından markada ayırt ediciliği bulunmamaktadır. Mağazaya ait dışarda bulunan tabelada “...” isminin ise çok daha silik ve küçük puntolarla yer aldığı, ortalama dikkat ve özene sahip tüketicinin alışveriş yaparken büyük ve baskın olarak bulunan ... kelimesine yoğunlaşacağı, dikkatini bu kelimenin çekeceği, ismin markaya yüksek bir ayırt edicilik katmadığı değerlendirilmiştir. Nitekim mağazadaki diğer kullanımlar da markadaki asıl unsurun “...” olduğunu desteklemektedir. Zira diğer kullanımlarda ne “...” harfleri ne de isim soy isme yer verilmiştir. Davalının kullanımları incelendiğinde ... ürünleri satışı yaptığı görülmektedir. Davacıların yukarıda dökümü yapılan marka listesinde de görüleceği üzere markalar 29. Sınıftaki “... ve ... ürünleri” malları ile 35.05 kapsamında 29.sınıftaki ... ve ... ürünleri” satışına özgülenmiş hizmetlerde tescillidir. Dolayısıyla davalı kullanımları ile davacıların tescilli mal ve hizmetleri aynı, aynı tür ve benzer niteliktedir. 29. sınıf malları genel gıda ürünleri olup günlük tüketime konu olduğundan her yaştan tüketicinin satın aldığı ortalama dikkat ve özen gerektiren mallardır. Davacıların marka ihlaline dayanak gösterdiği markalar yukarıda listelenmiş olup davacıların 29.Sınıfta; “..., balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş ... ürünleri.” mallarında ve 35.05 kapsamında 09. Sınıfta “..., balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş ... ürünleri” nin satışına özgülenmiş hizmetlerde tescilli pek çok markasının olduğu, örnek kabilinde yer vermek gerekirse ...’ya ait .... tescil numaralı ... tescil numaralı , ... tescil numaralı vb. markaların olduğu; ... ...’e ait ... tescil numaralı , ... tescil numaralı , ... tescil numaralı ve benzeri nitelikte tescilli markaları mevcuttur. Bu kapsamda öncelikle davacıların markalarında yer alan karakteristik harflerle “...” kelimesi kırmızı alt zemin üzerine davalı kullanımındaki gibi beyaz renkle yazılı kullanıldığı görülmüştür. Markalardaki oluşturuluş hali ile asli unsur ... ibaresi olup dikkat çekici ve baskın olarak yer almaktadır. “...” kelimesinin yanına eklenmiş “..., ....” vb. ibareler ise markada tali unsur olarak yer almakta olup ayırt ediciliği bulunmayan, sunulan malı verilen hizmeti belirten ibareleridir. “...” kelimesi anlamı itibariyle sık kullanılan bir kelime olsa da davalının tespit dosyasındaki kullanımlarında taraf markalarını birbirinde farklılaşmayı sağlayacak yeterli düzeyde ayırt edici unsurun bulunmadığı, “.../...” kelime gruplarının davacıların tescilli markalarında da bulunduğu ve sunulan mal ve hizmete işaret ettiği sadece tabela üzerinde yer alan diğer tali unsur niteliğindeki kelimelerin ve hayvan başı figürünün ise genel kullanımları göz önüne alındığında davacıların markalarından kolaylıkla ayırt edilmesini sağlayacak nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. ... ve sözcükten oluşan karma markalarda karıştırılma ihtimali bakımından sözcüğe ağırlık verilmesi gerekmektedir. Zira sözcük markaları hem sözle hem yazı ile kolayca ifade edilmektedir. Dolayısıyla ayırt ediciliği bulunmayan figürler haricinde davalının kullanımına haiz “...” ibaresinin davacıların markaları ile yeteri kadar farklılaşmadığı değerlendirilmektedir. Özellikle davacılardan ... ...’in .... “... ...” ibareli markasının varlığı da dikkate alındığında markalarda bulunan tali unsurların söylenişte kulakta farklı bir tını bırakmayacağı, at başı figürünün ise ürüne işaret ettiği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 29. sınıftaki mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının "... ..." ibareli kullanımını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden bunun davacıların "..." ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, davalının tabelasında buluna isim ve soy isimden taraf markalarının idari ve ekonomik açıdan birbirleriyle bağlantılı, işletmesel kökenlerinin aynı olduğu konusunda ortalama düzeydeki tüketici kesiminde bir yanılgı yaşanabileceği, bu açılardan taraf markaları arasında iltibas dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, dolayısıyla davalının davacıların tescilli markalarından doğan haklarını ihlal ettiği kanaatine varılmıştır. " şeklinde tespit ve değerlendirmelere mahkemece aynen iştirak edilerek davalı tarafın işyeri tentesinde “... ...”, .... “... ... .../ ..... “... ... ...” , .... “... ...”, .... “... ...” ibareleri ile davacılara ait yukarıda belirtilen tescilli markalarının asli unsuru olan ... markaları arasında ortalama tüketici nazarında görsel ve işitsel şekilde iltibas/karıştırılma düzeyinde benzerlik oluştuğu gibi davacının markalarının hepsinde "... ürünleri" emtialarında tescilli olduğundan davalı kullanımı açısından emtia benzerliği de oluştuğu, dolayısıyla davalı eyleminin SMK 29 .ncu maddesindeki marka ihlali oluşturduğundan marka tecavüzü davası kabul edilmiştir. Haksız rekabet açısından ise; TTK Madde 54 " (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." haksız rekabet sayılmıştır. Diğer yönden davacı taraf, davalı taraf kullanımlarının aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmektedir. .... .H.D.nin ....sayılı emsal kararında ise "Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkı ... nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere de dayanmış olduğundan markanın koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olup, özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, Dairemizin daha önceki bazı kararlarında da benimsediği üzere (..... Hukuk Dairesinin 14.03.2022 gün ve .... sayılı, yine 22.04.2021 gün ve .... sayılı kararları) somut olay bakımından, SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek talebin, haksız rekabetin tespiti ve men'ine dair kısmı yönünden ret kararı verilmesi gerekirken," şeklinde geçtiği üzere davacı taraf marka ihlaline dayandığı durumda artık haksız rekabete dayanamayacağından haksız rekabete bağlı açılan davanın reddi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1- Haksız rekabet istemli açılan davanın REDDİNE, 2-Marka tecavüzü istemli açılan davanın KABULÜNE, 3-Davalı taraf eyleminin davacıya ait tescil ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine , davalı eyleminin men'ine, durdurulmasına, önlenmesine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL x2 = 1.464,00 maktu karar harcından peşin alınan 427,60+427,60=855,20 TL'nin düşümü ile bakiye 608,80 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-Haksız rekabet istemli açılan dava yönünden; AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan eşit tahsiliyle davalıya verilmesine, 6-Marka Tecavüzü istemli açılan dava yönünden; AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacılara eşit şekilde verilmesine, 7-Marka Tecavüzü istemli açılan dava yönünden; Davacıların yaptığı; 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 440,00 TL tebligat gideri, 855,20 TL harç masrafı olmak üzere toplam 16.295,20 nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 8.147,60 TL nin davalıdan tahsili ile davacılara eşit şekilde verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 04/05/2026

Katip .... Hakim .... E imzalıdır E imzalıdır

Atıf: Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/460, K. 2026/196, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-ankara-4-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2024-460-e-2026-196-k-9782b8f4453e