İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/481 E. 2026/293 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2024/481
Karar No
2026/293
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/481 Esas - 2026/293

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/481 KARAR NO : 2026/293

DAVA : Marka ... sayılı ... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 20/11/2024 KARAR TARİHİ : 22/06/2026 Yazım Tarihi : 10/07/2026

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalının 14.11.2022 tarihinde ... sayı ile işlem gören “...” ibareli markasının 30. Sınıfta tesciline ilişkin .... ilan edilen marka başvurusuna Davacının itirazının ... ve ... tarafından reddedildiği; ... kararının Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6. maddesinin 1, 5, 6, 9 bentleri gereğince iptal edilmesi gerektiği; Davacının ... ibareli markalarının da genel olarak“gida sektörüne” ilişkin 29, 30, 31, 32, 35 ve 43. sınıflarda tescilli olduğu; davaya konu markanın “...” ibaresinden oluştuğu; “...." ibaresinde yer alan “...” ibaresinin, kalite bildirmek için de kullanılan tanımlayıcı bir ibare olup, nitelik bildirmesi nedeniyle markaları ayırtetmeye yeterli olmadığı ve “...” ibaresi ile kırmızı-beyaz renk kombinasyonunun yarattığı benzerliği ortadan kaldırmadığı; “...” ibaresinin ise, dava konusu emtia bakımından tanımlayıcı olduğu ve davaya konu markanın da esas unsurunun “...” ibaresi olduğu; benzer bir uyuşmazlıkta “...” ibaresinin markaları ayırtetmeye yetmediği ve “... ...” ve “...” markalarının benzer olduğuna hükmedildiği ve ve bu kararın istinaf mahkemesi tarafından da yerinde bulunduğu (.... sayılı kararı); ..... sayılı kararında “... ...” ve “...” ibareli markaların benzerliğinin “Davacının “...” seri markalarında “...” sözcüğüne yapılan vurgu korunmakta, ilave kelimeler “...” kelimesini pekistirmektedir. Davalı markasında, “... kelimesinden önce gelen “...” anlamındaki “...” ibaresi de “...” sözcüğünü vurgularken “...” kelimesi kendi anlamını ve bağımsızlıgını korumaktadır” şekilde ifade edildiği; ... nezdinde kayıtlı ilk “...” logosunun 1988’de ... sayı ile tescil edildiği; ... ibaresinin tanınmış marka olarak, Kurumun sicilinde ... sayı ile kayıtlı olduğu; ...’nın 2023’de verdiği ... sayılı “”, ... sayılı “ ...” ve ... sayılı “... ” ibareli marka başvurularına ilişkin kararlarında da Davacı markasının tanınmış olduğu ve SMK’da aranan şartların oluştuğu sonuç ve kanaatine varıldığı; Davacı markasına benzer bir marka ile aynı mal ve hizmet sektöründe sunacağı düşük kaliteli mallarda kullanılması sebebiyle zarar görebileceği ve Tüketiciler sonraki tarihli markanın kullanıldığı daha düşük kaliteli mallar nedeniyle kötü tecrübelerini ve algılamalarını Davacıya aktaracağı için Davacı markasının itibarının zarara uğraması, itibarından haksız yarar sağlanması ve markanın ayırtediciliğinin zedelenmesi ihtimallerinin bulunduğu; “...” ibareli markaların .... sayılı Topluluk markaları olarak ve ayrıca .... ve ....’de de tescil ettirildiği; Davacının tanınmış olduğu sektörü ifade eden 30. Sınıf emtianın, dava konusu markanın kapsamında olduğu; 1967’de kurulan ... Gıda’nın, .... tesislerinde salça, ketçap, mayonez, domates ürünleri, sebze konservesi faaliyetlerini sürdürdüğünü ve 15 Kasım 2013 tarihi itibarıyla ... Gıda A.Ş. unvanını alan şirketin Türkiye’nin en büyük gıda şirketlerinden biri olduğu; SMK 6/6 kapsamında “...” ibaresinin “marka” olarak tescilli olmanın yanı sıra birer sınai mülkiyet hakkı olan alan adının (....) ve ticaret unvanının (... Gıda Sanayi A.Ş.) da esas unsurunu oluşturduğu; Davacıya ait .... ve .... alan adlarının 09.02.1996 tarihinden itibaren tescilli olduğu; basiretli bir tacirin kendi sektöründe ve yakın sektörlerde var olan tanınmış markaları bilmesi gerektiği; Davalı tarafın “...’’ esas unsurlu müvekkil markalarını bilmesine rağmen, basiretli tacir yükümlülüğünün aksine davranarak, ‘reklam gücü yüksek, kalite sembolü haline gelmiş’ “...” esas unsurlu markaların tanınırlığı ve markaya uzun soluklu çabalar sonucu sağlanan güvenilirlik hissinden istifade etmek istediği; “...” esas unsurlu markaların ayırtedici gücünün istismar edileceği; Davalı başvuru sahibinin önceki tarihli markalarının “....” gibi ibarelerden oluştuğu; davalı şahsın başka bir ifade seçme olanağı sonsuzken, Davacıya ait marka ile görsel, işitsel ve sınıfsal olarak da aynı “...” esas unsurlu ibarenin tercih ettiği ve Davacının tanınmış markasının benzerlerini kullanarak ve tüketicinin zihninde kalan algıdan faydalanarak piyasada yer etmeye çalıştığı” ileri sürülerek, 20.09.2024 tarih ve ... sayılı ... kararının iptali ile 14.11.2022 başvuru tarih ve ... sayılı “...” ibareli marka tescil başvurusunun iptaline ya da tescil edilmiş veya yargılama sürecinde tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesi talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahısa usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın itiraz mesnedi markaları dolayısı ile SMK 6/1 maddesine göre iltibas, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık , SMK 6/6 maddesine göre unvan isim ve diğer fikri hak SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ... ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde ise hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 30/09/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 20/11/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; " ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ..., .................................. sayılı "... ...", ..... "...", ......... ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, diğer gerekçelerle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. ...........Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi .... hükmüne amirdir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Bunun yanında, itiraz dilekçesinde öne sürüldüğü gibi itiraza konu marka örneği üzerinde 6769 s. SMK'nın 6/3 ve 6/6 kapsamındaki hak sahipliği yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığından, bu iddiaların kabulü mümkün olmamıştır. Diğer taraftan, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi haklı bulunmamıştır. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir. KARAR: İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları

...+... ...+... /...

30/Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar 21/04/2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "1) Davaya konu ... sayılı “...” esas unsurlu başvuru markasının, Davacının “...” esas unsurlu .... sayılı markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal olarak ilişkilendirilebilecek veya karıştırılabilecek düzeyde benzer olduğu; ve başvuru markasının tesciline karar verilen birebir aynı/aynı tür 30. sınıf “Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri, çaylar, buzlu çaylar” malları bakımından iltibas yaratabileceği; 2) Davaya konu “...” esas unsurlu başvuru markasının, Davacının “...” esas unsurlu ....sayılı markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal olarak ilişkilendirilebilecek veya karıştırılabilecek düzeyde benzer olduğu; başvuru markasının tesciline karar verilen 30. sınıf “Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri, çaylar, buzlu çaylar” mallarının Davacının bu markalarının kapsamındaki 29, 30 ve 32. sınıflara konu muhtelif yiyecek ve içecek emtiası ile benzer mal niteliği taşıdığı ve iltibas yaratabileceği; 3) Davaya konu “...” esas unsurlu başvuru markasının, Davacının “...” esas unsurlu ...,.... sayılı markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal olarak ilişkilendirilebilecek veya karıştırılabilecek düzeyde benzer olduğu; başvuru markasının tesciline karar verilen 30. sınıf “Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri, çaylar, buzlu çaylar” mallarının Davacının .... sayılı markalarının kapsamındaki aynı malların 35. sınıfta biraraya getirilerek toptan veya perakende satışı hizmetleriyle ve Davacının ... sayılı markasının kapsamındaki 43. sınıf “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” ile benzer mal ve hizmet niteliği taşıdığı ve iltibas yaratabileceği; 4) SMK 6/6 kapsamında, Davacı tarafından itiraz aşamasında sunulan 20.01.2016-02.04.2021 dönemine ilişkin faturaların Davacının ... A.Ş. ticaret ünvanı altında “salça, ketçap, mayonez, hardal, doğranmış domates, közlenmiş biber, turşu, muhtelif sebze konserveleri, mısır, meze, hazır yemek (yaprak sarma, barbunya vb), sos, reçel, krema, meyva suyu, sterilize süt” mallarını sattığını ispatladığı; başvuru markasının tesciline karar verilen 30. sınıf “Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri, çaylar, buzlu çaylar” malları ile “...” ticaret ünvanının fiilen kullanıldığı ispatlanan yukarıdaki malların benzer mal niteliği taşıması sebebiyle iltibas yaratabileceği; 5) Kurulumuzca ulaşılan sonuca etkili olmamakla birlikte; SMK 6/3 kapsamında; Davacı tarafından, başvuru markasının/davaya konu “...” esas unsurlu bir markanın, davalı şahsın başvuru tarihi 14.11.2022 tarihinden daha önce, başvuru markasının tesciline karar verilen 30. sınıf “Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri, çaylar, buzlu çaylar” malları üzerinde sembolik olmayan/piyasada varlığı gözlemlenebilecek şekilde fiilen markasal olarak kullanıldığı, başvuru markasının önceye dayalı bu fiili markasal kullanım ile ayırtedici hale getirildiği ve böylece başvuru markası üzerinde Gerçek Haksahibi sıfatı kazanıldığını gösteren itiraz veya dava aşamasında sunulmuş bir delile rastlanmadığı; 6) Kurulumuzca ulaşılan sonuca etkili olmamakla birlikte; SMK 6/5 kapsamında, Yargıtay’ın “markanın tanınmış olup olmadığının ve tanınmışlığını sürdürüp sürdürmediğinin her davada münferiden ispatı gerektiği” içtihatının hilafına, Davacı tarafından itiraz ve dava aşamasında sunulan dosyada mevcut tanınmışlık delillerinin, dava konu markanın başvuru tarihi itibarıyla, tanınmışlık iddiasına mesnet ... sayılı ... markasının herhangi bir mal için “refleks halinde müdahaleye ihtiyaç duymadan hatırlanan tanınmış marka” olduğu/tanınmışlık kriterlerini karşıladığını veya tanınan tanınmış marka statüsü/niteliğini koruduğunu ispata yeterli olmadığı; 7) SMK 6/9 kapsamında, Davacının kötüniyet iddialarına ilişkin .....Davalı Şahsın “...” esas unsurlu başvuru kapsamından re’sen çıkartılan “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler malları ile yayınlanıp Davacı tarafından itiraz edilen “Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri, çaylar, buzlu çaylar” mallarını kapsayan 14.11.2022 tarihli marka başvurusunu yaparken, Davacının “salça, ketçap, mayonez, hardal, doğranmış domates, közlenmiş biber, turşu, muhtelif sebze konserveleri, mısır, meze, hazır yemek (yaprak sarma, barbunya vb), sos, reçel, krema, meyva suyu, sterilize süt” malları üzerinde fiilen kullandığını ispatladığı “...” esas unsurlu markalarıyla iltibas yaratarak haksız menfaat temin etmek niyetiyle marka örneği ile mal ve hizmet seçiminde bulunduğunun veya bu başvurunun markayı işlevine aykırı olarak markayı gerçekte kullanmayıp yedeklemek, marka ticareti veya şantaja yapmak veya Davacının marka tescil ve kullanımlarını engellemek amacıyla yapıldığının somut olgu ve delillerle ispatlanıp ispatlanamadığının takdiri gerekmektedir." şeklinde ifade edilmiştir. GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının " ...+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ...+... /... ve diğer ... ibareli markalar " arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...+... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının" ...+... /... ve diğer ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ...+... /... ve diğer ... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının " ...+... " ibareli başvuru markalı malı satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.) Davacı tarafın "...+... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın "...+... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.22/06/2026

Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır

Atıf: Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/481, K. 2026/293, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-ankara-4-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2024-481-e-2026-293-k-3066f72c3447