İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi

Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/476 E. 2025/521 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/476
Karar No
2025/521
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 19/02/2025 KARAR TARİHİ : 29/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı .....sevk ve idaresindeki .....plakalı aracın .....tarihinde müvekkil şirketi nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan .....plakalı araca çarparak trafik kazasına sebebiyet verdiğini, meydana gelen kazada davalı tarafın asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkil şirketi yönünden 594.400,00 TL tutarın ödenip tazmin edildiğini, müvekkil şirketi tarafından ödenen tazminat bedelinin kusuru sebebiyle sorumlu olan davalı taraftan rücuen tazminine yönelik başlatılan davaya konu icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının menkul, gayrimenkul malları ve 3. Kişilerdeki alacaklarına ihtiyati tedbir konulması karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık noktası ise;.....tarihinde gerçekleşen trafik kazasında davalıların kusurunun bulunup bulunmadığı, davacının kasko sözleşmesi nedeni ile dava dışı sigortalıya ödediği araçta oluşan hasar bedelini davalılara rücu edip edemeyeceği ile edebilecek ise miktarı buradan varılacak sonuca göre de Silvan İcra Dairesinin .....E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Halefiyet, bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir. TTK m. 1472(1) hükmünde sigorta tazminatını ödeyen sigortacının, hukuken sigorta ettirenin (başkası hesabına sigortada sigortalının) yerine geçeceği ifade edilmiştir. Bu nedenle hukukumuzda yasal halefiyete ilişkin olarak tazminat alacağının yasa uyarınca sigortacıya geçmesi ilkesi benimsenmiştir. Yasal halefiyet zarar sigortalarında söz konusu olup, mal sigortaları bakımından TTK m. 1472 hükmünde, sorumluluk sigortaları bakımından TTK m. 1481 hükmünde düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücu davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz’î haleftir (Yargıtay HGK, 05/02/2019, E. 2017/17-1088, K. 2019/65 tarih ve sayılı kararı). Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, uyuşmazlığın çözümünde de sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 22.03.1944 tarihli, E. 1939/37, K. 1944/9 sayılı (RG, 03/07/1944-5746) ve 17/01/1972 tarihli E. 1970/2, K. 1972/1 sayılı (RG, 20/03/1972- 14134) kararları “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.” şeklinde vurgulanmıştır. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukukî ilişkiye bakılması gerekir. Başka bir anlatımla, TTK’nın yukarıda anılan hükümleri kapsamında sigortacının halefiyetine dayalı dava, mutlak ticarî dava olmayıp; sigortalı ile zarara sebep olan arasındaki hukukî ilişkinin ticarî davaya sebebiyet vermesi halinde ticarî dava olarak kabul edilir. Somut olayda; davacı sigortacının, dava dışı sigortalısının aracı ile seyir halinde iken kaza yaptığı, kaza sonucunda sigortalıya araçlardaki hasar bedelinin öndendiği, davalıların kazanın meydana gelmesinden sorumlu olduğunu ileri sürerek, 6102 sayılı TTK'nın 1472 (6762 sayılı TTK'nın 1301) maddesi uyarınca, sigortalısına ödenen tazminatın, davalılardan rücuan tahsili amacıyla takip yaptığı ve bu takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptaline karar verilmesi istemi ile dava açtığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında; davaya konu istemin, davacının sigortalısı ile kazaya karışan aracın işleteni arasındaki haksız fiil (trafik kazası) ilişkisine dayandığı açıktır. Dolayısı ile de ilgili kararda da belirtildiği üzere davacının sigortalısına ödenen tazminatın, davalılardan rücuen tahsili amacıyla takip yaptığı ve bu takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptaline karar verilmesi istemi ile açtığı davada; davaya konu istemin, davacının sigortalısı ile kazaya karışan aracın işleteni arasındaki haksız fiil (trafik kazası) ilişkisine dayandığı dolayısı ile de halef olunan dava dışı .....ve davalı .....gelen yazı cevaplarından tacir olmadıkları anlaşılmakla; görevli mahkemenin "Asliye Hukuk Mahkemesi" olduğu anlaşılmakla, görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklanacağı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114. ve 115. mad. gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE, 2-Tarafların görevsizlik kararının kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, tarafların yokluğunda verilen karara karşı , 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. Katip Hakim

Atıf: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/476, K. 2025/521, T. 29.04.2025, www.arakarar.com/karar/diyarbakir-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-476-e-2025-521-k-5aac67f3247b