İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi

Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/494 E. 2024/1293 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/494
Karar No
2024/1293
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/05/2024 KARAR TARİHİ : 17/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ ... Yapı İnş. Tekstil Temizlik Taahüt San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı ... arasında ticari ilişkiden kaynaklı karşılıklı bir borç ilişkisi doğmuştur. Müvekkil şirketten ürün alan davalının aldığı ürünlere ilişkin borcu bulunmakta olduğunu, bu borç ilişkisinden kaynaklı müvekkili şirket tarafından ... adına dilekçemizin ekinde de yer alan muhtelif tarihli faturalar kesildiğini, kesilen faturalara istinaden davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığını, ayrıca borçlunun, müvekkili şirket nezdinde ki birikmiş prim alacağı da borcundan mahsup edilince borçlu tarafından ifa edilmeyen miktar ve işlemiş faizle beraber toplam 231.396,23- TL tutar için borçluya icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından ... tarihinde bu borca ve faize itiraz edildiğini, Davalı-borçlu tarafından yapılan haksız itirazın iptaline ve takibin devamını, davalı/borçlunun takibe haksız ve kötü niyetli itirazı nedeni ile % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya dava dilekçesi ve ekleri ... tarihinde tebliğ olmuş, davalı vekili ... tarihinde cevap dilekçesi adı altında dilekçe ibraz etmiş olup, süresinde ibraz edilmeyen cevap dilekçesi nedeni ile cevap vermemiş sayılmasına karar verilerek verilen dilekçesi beyan dilekçesi olarak değerlendirilmiştir. Davalı vekilinin ... tarihinde sunulan beyan dilekçesinde özetle; Davacı dava dilekçesinde borçlunun müvekkil şirket nezdindeki birikmiş prim alacağı borcundan mahsup edildikten sonra borçlu tarafından ifa edilmeyen borç tutarı 231.396.00 TL'dir dendiğini, yani davacı müvekkilinin birikmiş prim alacağı olduğu belirtmiş lakin söz kunusu prim alacağının ödendiğine ilişkin bir delil sunmadığını, müvekkilinin prim ve promosyon alacakları mahsup edildikten sonra davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, zira davacı müvekkilime brikmiş prim alacağı verdiğini ispat edemediğini, bu sebeple müvekkilinin birikmiş prim alacağının mahkemenizin belirleyeceği bir bilirkişi marifetiyle aynı muhteviyata ait diğer boyacılarında görüşü alınark bir bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiğini, usul ve yasaya aykırı kötü niyetli huzurdaki davanın reddini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep ve beyan etmiştir. DELİLLER; 1-Arabuluculuk tutanağı; dava açmadan önce Diyarbakır Arabuluculuk Bürosunca ... dosya numarası ile ... tarihinde tarafların anlaşamadığına dair son tutanak düzenlendiği anlaşılmıştır. 2-E Fatura; ... yapı tarafından ... tarihinde ... Dekorasyon/ ... adına KDV dahil 37.807,20 TL bedelli fatura, ... tarihinde KDV dahil 96.697,65 TL bedelli fatura, ... tarihinde KDV dahil 148.277,33 TL bedelli fatura, ... tarihinde KDV dahil 116.436,03 TL bedelli fatura, ... tarihinde KDV dahil 98.066,39 TL bedelli fatura, ... tarihinde KDV dahil 129.634,07 TL bedelli fatura, ... tarihinde KDV dahil 71.433,84 TL bedelli fatura, ... tarihinde KDV dahil 649,46 TL bedelli fatura düzenlendiği anlaşılmıştır. 3-Mahkememizce Mali Müşavir bilirkişisinden aldırılan ... tarihli bilirkişi raporu; Davacının E-defterlerin açılış ve kapanış onayları için hesap döneminin ilk ayının beratı ile son ayının beratların Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından onaylandığı, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, ilgili dönemdeki bütün ayların e-defterleri kanuni süresinde Gelir İdaresi Başkanlığı sayfasına yüklendiği ve onaylı defter beratlarının alındığı görüldüğünden; Söz konusu Ticari E-Defterlerin takdiri sayın mahkemenize ait olmak üzere sahibi lehine delil olduğu, davalının ... yıllarına ait ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davacı tarafın Yevmiye, defterini sunduğu, ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresinde yapıldığı, usulüne uygun tutulduğu, dolayısı ile takdiri sayın mahkemenize ait olmak üzere sahibi lehine delil olma özelliği olduğu, Dava dilekçesi ekinde yer alan e-arşiv faturaların tamamının defter kayıtlarına alındığı ve yapılan tahsilatların işlendiği, Davacı tarafın Cari hesap hareketleri tablosundan da anlaşılacağı üzere ... yılı içinde davalı firmaya KDV dahil toplamı 699.233,97 TL olan 8 adet e-arşiv faturanın kesildiği ve bu faturalara karşılık 396.233,97 TL tahsilat yapıldığı (bu tahsilatların içinde 9.841,97 TL hesap mutabakatı olarak), dönem sonunda davalı firmanın 302.768,00 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. İcra takibinde talep edilen anapara tutarı 195.608,00'dir. Dava dilekçesinde asıl alacaktan prim alacağı tutarlarının düşülmesi sonucunda alacak talep edilmiş olması bu aradaki farkın prim alacağından kaynaklanabileceği tahmin edilmektedir. Prim hesabı ile ilgili dosyada ve ticari defterlerde herhangi bir kayıt mevcut olmadığı, davalı tarafın Cari hesap tablosundan da anlaşılacağı üzere toplamı KDV dahil 699.001,97 TL olan 8 adet faturanın ticari defter kayıtlarına alındığı, bu faturalara karşılık 419.135,00 TL ödeme yapıldığı ve dönem sonunda davacı firmanın 279.866,97 TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığının belirlendiği anlaşılmıştır. 4-Diyarbakır İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası; UYAP üzerinden dosyaya eklenmiş, ödeme emri, tebliğ evrakları ve dayanak belgeler dosyamız arasına alınmıştır. Tüm deliller dosya kapsamı ile birlikte değerlendirmeye alındığında; Dava, faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Davacı tarafından Diyarbakır İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile davalı yana 195.608,00TL asıl alacak, 35.788,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 231.396,23 TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, davalı/borçluya ödeme emrinin ... tarihinde tebliğ edildiği, davalının gönderilen ödeme emrine ... tarihinde, 7 günlük itiraz süresi içerisinde borca itiraz ettiği, itiraz evrakının davacı/alacaklıya tebliğ edilmediği, böylelikle eldeki itirazın iptali davasının davacı tarafından 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ihtilafın; Taraflar arasında gerçekleşen satış sözleşmesi gereğince düzenlenen faturadan kaynaklı bakiye alacağın tahsili talebi ile başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından yapılan borca itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkin olduğu uyuşmazlığın fatura içeriğinde yazılı ürünlerin teslim edilip edilmediği, buradan varılacak sonuca göre Diyarbakır İcra Dairesinin ... E. sayılı borca itirazın iptalinin ve icra inkar tazminatının değerlendirilmesi etrafında toplandığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık çözümünde etkili olacak ispat hususuna ele alınacak olur ise; Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlamakla yükümlüdür. Taraflar kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadır. İbrazı istenen belgenin ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı tarafta bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin varolduğu resmi bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olduğu taktirde mahkemece bu belgenin ibrazı için HMK 220/2 maddesi gereği kesin süre verilir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf verilen süre içerisinde ibraz etmez ve aynı süre içerisinde gerekçesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez yada belgenin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse mahkemece belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanına itibar edilebilir. (HMK 220/3) Yukarıdaki açıklamalara göre ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeyle ilgili olduğu davalara ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerden olmakla birlikte ancak HMK 222. maddesindeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi ticari defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Zira tarafın ticari defterleri kanunda açıklandığı üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu taktirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı taktirde kendi defterlerinin davacı defterleriyle uyumlu olup olmadığının incelenmesinin engel olacağından sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği taktirde HMK 220/3 madde gereğince sunmaktan kaçındığı ticari defterlerindeki kayıtların karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğu kabul edilebilir. Aksinin kabulü durumunda karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkmaktadır ki, bu hususta HMK'daki açık düzenlemelere aykırı olacaktır. Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde icra takibine konu faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı noktasında bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, taraflara bu doğrultuda ticari defterlerini ibraz etmeleri için 2 haftalık kesin süre verilmiştir. Bu husus her iki taraf vekiline ... tarihli ön inceleme duruşmasında tefhim ile ihtar olunmuştur. Her iki taraf vekili de ticari defterlerin yerini ibraz etmiş mahkememizce SMM bilirkişisine dosya tevdi edilerek, ... tarihinde rapor aldırılmıştır. Alınan raporda özetle; icra takibine konu edildiği belirtilen 8 adet e-arşiv faturasının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, yapılan ödemelerin mahsubu sonucunda davacının ticari defter kayıtlarına göre bakiye 302.768,00TL davalının davacıya borçlu olduğu; davalının ticari defter kayıtlarına göre bakiye279.866,97TL davalının davacıya borçlu olduğu belirlenmiş alınan rapor usulüne uygun olarak hazırlandığı, raporun taraflara ... tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince ... tarihinde rapora itiraz edilmiş olduğu, itiraz dilekçesinde davalının, davacı yandan prim alacaklarının bulunduğu bunun mahsup edilmesi gerektiğini belirtmiş ise de; davalının itirazının doğrudan ödeme iddiasını oluşturmadığı, davalının süresinde cevap dilekçesi sunmaması ve dolayısı ile de prim alacaklarının ispatına yarar delil ibraz etmediği, kaldı ki belirtilen prim alacaklarının bu davanın konusunu oluşturmadığı kanaat edilmekle itirazı yerinde görülmemiş, prim alacağına ilişkin bir tahkikat işlemi yapılmamıştır. Sonuç itibari ile de itirazın yerinde görülmediği kanaat edilmekle, SMM bilirkişisinden alınan rapor hükme esas alınmıştır. TTK md.18/3 gereğince "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." hükmü yer almaktadır. Davacı tarafça her ne kadar icra takibinde faiz bakımından da takibe girişilmiş ise de davalı yanı temerrüde düşürdüğüne dair ispata yarar bir delil ibraz etmediği, dolayısı ile de icra takibinden önce muaccel bir alacaktan bahsedilemeyeceği kanaat edilmekle faiz talebi yerinde görülmemiştir. Alınan rapor ile davacının icra takibinde ödenmeyen fatura miktarı olan asıl alacak 195.608,00TL yönünden icra takibini başlatmakta haklı olduğu ispatlamakla, icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın asıl alacak bakımından iptaline karar verilmiştir. Takibe konu alacağın faturaya dayalı olması nedeniyle likid ve muayyen olduğunun anlaşılmasına göre, kabul edilen asıl alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; davalının Diyarbakır İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİNE, icra takibinin 195.608,00 TL asıl alacak (İstenen:%9 Yıllık Diğer) ve takip talebinde belirtilen şartlarla DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-İcra takibine konu alacak likit olduğundan takibe konu edilen asıl alacağın % 20'si oranında hesaplanan 39.121,6‬0- TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.361,98-TL harçtan, başlangıçta yatırılan 2.794,69-TL peşin harcının mahsubu ile bakiye 10.567,29-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4- Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 2.794,69-TL peşin harç ve 427,60-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 3.222,29-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Davacı tarafından yapıldığı anlaşılan 3.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 12,00TL dosya masrafı ve 154,00-TL Tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 3.666,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alındığında 3.106,78-TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6- Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta harar verilmesine yer olmadığına, 7- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 31.297,28- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00- TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Taraflarca yatırılan gider/delil avansının artan kısmın, karar kesinleştikten sonra HMK m. 333 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca re'sen yatırana iadesine, 10- 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen iki taraf için iki saatlik ücret tutarı karşılığı olan 3.600,00-TL arabulucu ücretinin kabul red oranı dikkate alındığında 3.050,85TL sinin davalıdan alınarak, bakiye kısım 549,15-TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karara karşı, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip Hakim

Atıf: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/494, K. 2024/1293, T. 17.12.2024, www.arakarar.com/karar/diyarbakir-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-494-e-2024-1293-k-0ac7e2d7cc22