Diğer ·
2025/27 E. 2026/259 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/27
- Karar No
- 2026/259
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/27 Esas KARAR NO : 2026/259
DAVA : İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/02/2025 KARAR TARİHİ : 21/10/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... 37. İcra Müdürlüğünün... Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, davalı aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekâleten talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Haksız ve mesnetsiz davanın reddini, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekil eden adına saygı ile talep etmiştir. Bilirkişi raporları alınmış, taraflara tebliğ edilerek beyan ve itirazları dosya arasına alınmıştır. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmalık; itirazın iptali istemine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; davalı yanın ticari defter kaydı sunmadığı gibi, ödeme iddiasına ilişkin de beyan ve belge sunmadığı, davacı yan kayıtlarının yapılan incelemesinde; Davacı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, sözleşmenin Süresi ve Feshi başlıklı 9. maddesinde: Taraflardan biri sözleşmenin sona erme tarihinden, en geç bir ay öncesinden sözleşmeyi sona ermek istediğini ifade eden bildirimi noter kanalı ile yazılı bir şekilde karşı tarafa bildirmediği takdirde, sözleşme aynı şartlarla devam edeceği belirtildiği, dosya muhteviyatında davalı tarafın yazılı bir fesihnamesinin yer almadığı, davacının davalı taraftan toplam asıl alacak ile takip tarihine kadar işlemiş faiz toplamı olarak 43.644,58 TL alacaklı olduğu hesaplandığı, davacı ...'ın ... 37. İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyası üzerinden 42.479,42 TL icra takibi başlattığı, işbu davanın da aynı talepli açıldığı, talebe bağlılık ilkesinden hareketle icra takibindeki alacak kalemleri üzerinden davacı yanın alacaklı olduğu hususunun usul ve yasaya uygun denetime elverişli bilirkişi raporu ile net bir şekilde saptandığı anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası yönünden hak düşürücü süre İ.İ.K. m. 67 ile düzenlenmiş olup alacaklının, itirazın kendisine tebliğinden itibaren 1 sene içerisinde itirazın iptali davası açması gerektiği düzenlenmiştir. Hal böyle iken huzurdaki dava için 1 yıllık hak düşürücü süre davalı/borçlunun itiraz dilekçesinin Mesam'a tebliği ile işlemeye başlayacağı açıktır. Davacı yan arabuluculuğa 17/01/2024 tarihinde başlamış, son tutanak 16/02/2024 tarihinde imzalanmış olup, bu tarih aralığında hak düşürücü serenin duracağı, bu durumda 16/02/2024 tarihi başlangıç olarak baz alındığında 1 yıl dolmadan dava açıldığı sabit olup, davalı yanın bu yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir. Dava konusu alacak yönünden 10 yıllık zaman aşımı süresi var olup, alacağın doğduğu tarih ve icra takibi tarihi arasında arasında 10 yıl dolmamış olup, zaman aşımı savunması yerinde görülmemiştir. Adi ortaklıkta borçtan sorumluluğa ilişkin olarak, ortaklığa ait borç ve ortakların şahsi borcu kavramlarının, borçtan sorumluluğa ilişkin sonuçları birbirinden farklıdır. Buna ilişkin ayrım TBK’nın 638. maddesinde yer almaktadır. TBK 638. maddesi; “Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler. Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar.” Şeklindedir. Buna göre ortaklar ortaklık borçlarından müteselsilen sorumludur. Burada sözleşmeden değil, doğrudan doğruya kanundan doğan bir sorumluluk söz konusudur. Bu nedenle alacaklılar, alacağın tamamını ortakların tamamından veya her birinden talep ve tahsil edebilir. Buna göre; ortakların şahsi borcu dolayısıyla alacaklılar o ortağın ortaklıktaki tasfiye payı üzerinden hak talep edebilirlerken, ortaklardan biri tarafından ortaklık adına üçüncü kişilerle işlem yapılması durumunda ise, diğer ortaklar da doğrudan temsil hükümlerine göre müteselsil olarak sorumlu olurlar. Yani; ortaklık adına yapılan iş ve işlemler kapsamında bir borcun doğması halinde tüm ortaklar borcun tamamından sorumludur. Sözleşmenin imzalandığı dönemde adi ortaklık içinde bulunan ...'den alacak talebinde bulunulması hukuka aykırılık teşkil etmemektedir. Davalı yan lisans sözleşmesi ile dava konusu alacak yönünden sorumlu hale gelmiş olup, her ne kadar davalı taraf adi ortaklığın evvelce sone erdiğini beyan etse de bu hususun somut olaya etki etmeyeceği zira davalı yan o dönem imzalamış olduğu sözleşme ile borç altına girmiş olup, sonradan ortaklığın sona ermesinin somut olaya etki etmeyeceği, o dönem imzalanan sözleşme ile ... ve ...'nün müşterek ve müteselsil sorumluluk altına girdiği ve sözleşmenin açık maddesine rağmen 1 ay öncesinden bildirimde de bulunmayarak sözleşmenin yenilenmesine sebebiyet verdiği, icra takibi itibari ile de sözleşmenin ayakta olduğu ve ayakta olan sözleşme ile de dava konusu alacağa ilişkin sorumluluğunun var olduğu, sözleşmede açık bir şekilde fesih imkanı olmasına rağmen fesih yapmayan davalının sonradan adi ortaklığın sona erdiği savunmasına dayanmasının mümkün olmadığı, davalı yanca feshedilmeyerek icra takibi itibari ile geçerliliğini muhafaza eden sözleşmeye göre davalı yanın dava dışı Engin ile birlikte müşterek ve müteselsil sorumluluğunun sabit olduğu, davacı yanın alacağın tahsilini müşterek ve müteselsil sorumlulardan herhangi birine yahut aynı anda ikisine birden isteyebileceği hukuken engel olmadığı anlaşılmakla bu yöndeki savunma yerinde bulunmamış anılı sebeplerle Açılan davanın kabulü ile, ... 37. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına, Alacağın likit ve belirli olması, takipte davalı yanın haksız olması sebebi ile Asıl alacak miktarı olan 17.604,41 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Açılan davanın kabulü ile, ... 37. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına, - Asıl alacak miktarı olan 17.604,41 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 2.901,76 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 725,45 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 2.176,31 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Suç üstü ödeneğinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, peşin harç, posta ve bilirkişi masraflarından oluşan toplam 22.160,85 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 42. 479,42 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine, Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 21/10/2026
Katip ... e-imzalıdır.
Hakim ... e-imzalıdır.