Diğer ·

2025/252 E. 2025/252 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/252
Karar No
2025/252
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/252 Esas - 2026/172 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/252 KARAR NO : 2026/172

... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 16/06/2025 KARAR TARİHİ : 15/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/04/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin .... sayılı “... ....” ibareli marka başvurusunun 35. sınıf bakımından yayımına davalı şahıs tarafından itiraz edildiğini, itiraz üzerine .... tarafından başvurunun reddine karar verildiğini, ret kararına müvekkili tarafından itiraz edildiğini, itirazın .... tarafından reddedildiğini, kararın gerekçesi ile dahi uyumsuz olduğunu ve iptali gerektiğini, müvekkilinin hakim ortağı olduğu dava dışı .....’nin 2016 yılında kurulduğunu, halen dünyanın en büyük et restoranı olma özelliğini koruduğunu, ....” ibareli marka başvuruları yaptığını,.... alan adının müvekkili adına tescilli olduğunu, dava konusu Kurum kararında itiraza mesnet markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunun kabul edildiğini, oysa kişi ismi olan “...” kelimesinin ayırt edici özelliği olmadığını, müvekkili markası ile redde mesnet markalar arasında şekil farkı bulunduğunu, markaların görsel olarak karıştırılmasının mümkün olmadığını, markaların okunuşunun birbirinden çok farklı olduğunu, müvekkili adına tescilli .... sayılı markanın 5 yıllık koruma süresinin geçtiğini, müvekkilinin bu markayı kullandığını, müvekkilinin markayı genişletmek suretiyle kullanma hakkına sahip olduğunu, gerçek kişi ismi olan “...” ibaresinin müvekkili tarafından kullanılmasının engellenemeyeceğini, “...” ibaresi ile tescilli çok sayıda marka bulunduğunu, davalı Kurum tarafından bu hususun dikkate alınmadığını, davalı şahıs ile müvekkili arasında görülen .... E. sayılı dosyasında “...” ibaresine davalı şahsın bir itirazı olmadığı yönünde beyanları bulunduğunu, davalı şahsın kötü niyetli olduğunu, davalı şahsın cevap dilekçesinde Kurum kararının hatalı olduğunu ve “...” ibaresinin kimsenin tekelinde olmadığını ve markanın esas unsuru olamayacağını kabul ettiğini beyanla; .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusunun redde mesnet markaların tescilli olduğu mal/hizmetlerde tescil ettirilmek istendiğini, markalar arasında söz konusu mal/hizmetler bakımından ayniyet/benzerlik bulunduğunu, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali doğacağını, dava konusu markanın redde mesnet markaların esas unsuru olan “...” ibaresini birebir içerdiğini, markalardaki şeklin de aynı olacak şekilde kullanıldığını, dava konusu marka başvurusunun redde mesnet markaların küçük değişiklikler yapılarak oluşturulmuş farklı bir versiyonu gibi olduğunu, davacının kötü niyete dayalı iddiasının işbu davanın konusu olmadığını, .... kararının hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili, cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1999 yılından bu yana.... adresinde “... hamburger” adı altında kesintisiz olarak faaliyet gösterdiğini, davacının müvekkilinden çok sonra faaliyete başladığını, davacının “... ....” markasıyla ilgili tescil taleplerinde bulunması üzerine müvekkili tarafından davacıya tecavüzün önlenmesi için ihtarname keşide edildiğini, ihtara olumsuz yanıt verilmesi üzerine müvekkili tarafından .... E. sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, davacı tarafından da aynı dosyada tecavüz iddiasıyla müvekkiline karşı dava açıldığını, yerel mahkemenin her iki davayı da reddettiğini, istinaf incelemesinde davacının istinaf istemlerinin reddedildiğini, müvekkilinin davasının ise kabulüne karar verildiğini, kararın davacı tarafça temyiz edildiğini, Yargıtay’da incelemenin devam ettiğini, dava konusu olayla ilgili yargılama aşamasında bulunan bir dava bulunduğundan derdestlik sebebiyle işbu davanın usulden reddi gerektiğini, tarafların adresi Ankara olmadığından yetki itirazında bulunduklarını, davacının “...” isminin kimsenin tekelinde olmadığı iddiasına katıldıklarını, ancak sonuna “burger” ifadesi eklendiğinde müvekkiline ait markalar ile iltibasa yol açmadığının kabul edilemez olduğunu, markaların tüketici nezdinde karıştırılmasının olağan olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu.... sayılı marka başvurusu, 35, 43. sınıflar için tescil talebiyle 14.07.2021 tarihinde yapıldığı, .... sayılı kararı ile SMK 5/1-ç maddesi uyarınca başvuru kapsamından aşağıdaki hizmetlerin çıkartılmasına karar verildiği, “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” dava konusu marka başvurusu, kapsamında kalan hizmetler bakımından 13.12.2021 tarih ve 386 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, davalı şahıs tarafından dava konusu markanın yayımına “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “eskiye dayalı kullanım”, “tanınmışlık” ve “kötü niyet” gerekçeleri ile itiraz edildiği, davalı şahıs itirazının ....ayılı kararı ile kabul edilerk, marka başvurusunun reddine karar verildiği, davacı, Markalar Dairesi Başkanlığı kararına itiraz ederek, marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ettiği, itiraz üzerine verilen ve dava konusu yapılan 15.04.2025 tarihli .... kararı ile “... Bu hususlar çerçevesinde, başvuruya konu "... steak burger" ibareli marka ile asli ayırt edici unsuru/unsurlarından biri "..." olan ret gerekçesi markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal yönden benzerliğin yanı sıra, markaların aynı/benzer mal/hizmetleri kapsaması hususu da dikkate alındığında, ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Başvuru sahibinin ilgili piyasadaki kullanımlarının da sonucu değiştirmeyeceği kanaatine varılmıştır. Öte yandan, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle, yayına itiraz incelemesi neticesinde verilen başvurunun reddine yönelik karar ve gerekçesi isabetli görülmüştür. KARAR İtirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir.” biçiminde karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER: Dava Konusu Marka Başvurusu ile Davalı Şahsın Redde Mesnet Markaları Arasında İlişkilendirilme İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği ... göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: − Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, − Malların fiziksel görünümünün benzerliği, − Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, −.Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, − Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, − Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava Konusu Marka Başvurusunun Davaya Konu Hizmetleri; Davacıya ait dava konusu marka başvurusu, 35. Sınıfta yer alan hizmetler bakımından reddedilmiştir. Dolayısıyla, davanın konusunu 35. Sınıf hizmetler oluşturmaktadır. Davalı şahsa ait redde mesnet kabul edilen .... sayılı markalar ise hali hazırda 35. Sınıf hizmetleri içermektedir. Dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen 35. Sınıf mal ve hizmetler bakımından, karşılaştırılan markalar arasında ayniyet oluşmuştur. Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan tüm hizmetler bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı/aynı tür veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, “... ....” ibaresinden ve “steak” ibaresinin altında konumlandırılmış tali nitelikte bir şekil unsurundan oluşmaktadır. Markada yer alan “... ...” ibaresi, markada kolaylıkla okunabilir bir punto ile yazılmıştır. Markada yer alan “...” ibaresi, gıda sektöründe yaygın olarak kullanılan ve hamburger türü ürünleri ifade eden tanımlayıcı/nitelik bildirici bir ibare niteliğindedir. Bu nedenle, markaya ayırt edicilik kazandıran asli unsur değildir. “...” ibaresi ise ülkemizde yaygın olarak kullanılan bir erkek ismi olmakla birlikte, gıda ve restoran hizmetleri bakımından doğrudan tanımlayıcı bir anlam taşımamakta olup, marka kapsamında ayırt edici nitelik arz etmektedir. Bu itibarla, dava konusu markada esas unsurun “...” ibaresi olduğu açıktır. Markada yer alan şekil unsuru ise, markanın genel algısında ikincil (tali) unsur olarak kalmaktadır. Davalı şahsa ait markalar; “.... ibarelerinden oluşmakta olup, bu ibarelerle birlikte insan figürü çizimi, burger resmi veya boğa çizimi gibi çeşitli şekil unsurlarını içermektedir. Davalı şahsa ait redde mesnet markalarda da “.... ibareleri, gıda sektöründe ürünün türünü ve niteliğini ifade eden, ayırt ediciliği zayıf ibarelerdir. Buna karşılık, tüm markalarda ortak şekilde kullanılan “...” ibaresi, markaların ayırt edici ve baskın unsuru olarak öne çıkmaktadır. Taraf markaları bütünsel değerlendirme ilkesi çerçevesinde ele alındığında; Her iki tarafta da markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, ....” ibarelerinin her iki taraf markalarında da tanımlayıcı ve ayırt ediciliği zayıf tali unsurlar olarak yer aldığı, Taraf markalarının kompozisyonunda aynı kelimelerin kullanıldığı, Her iki tarafta da sözel unsurları destekleyen şekil unsurlarının tali nitelikte olduğu ve tüketici algısında sözel unsurların önüne geçmediği, Bu çerçevede, taraf markaları arasında hem esas unsurlar (“...”) hem de tali unsurlar (“BURGER”, “STEAK” ve şekil unsurları) bakımından yüksek düzeyde benzerlik bulunmaktadır. Bu itibarla, dava konusu marka ile davalı şahsın markaları arasında, görsel, işitsel ve anlamsal açılardan benzerlik bulunduğu, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Dava konusu marka başvurusu, davalı şahsa ait markalar ile sınıfsal olarak ayniyet taşımaktadır. Dava konusu marka kapsamındaki emtia, 35. sınıfın 01, 02, 03 ve 04. alt gruplarındaki hizmetler, tüketicinin gündelik ihtiyaçlarını karşılamayan, sık sık satın alınan emtialardan olmayıp görece daha profesyonel kişilere hitap ettiğinden, ortalama düzeydeki tüketicinin bilinç/dikkat/bilgi ve özen seviyesinin daha yüksek olduğu, 35. Sınıfta yer alan perakende satış hizmetleri (35.05) bakımından tüketicinin bilinç düzeyinin ne olduğu konusunda kesin bir sonuca varmak mümkün değildir. Öyle ki, ilgili tüketicilerin hemen her kesimden tüketiciler olarak değerlendirilebileceği, zira anılan sınıfta markanın kapsamının esasen sınırlandırılmadığı ve çeşitli sektörlere yönelik malların satışına ilişkin satış hizmetlerini kapsaması nedeniyle, hitap ettiği tüketici kesimi çeşitlendiğinden ve satış hizmetlerinin kapsamına çok çeşitli emtia girdiğinden bu hizmetler açısından bir genellemenin yapılamayacağı düşünülmektedir. Çünkü örneğin; takım tezgahları, robotik makinalar, dozerler gibi ürünlerin satış hizmetlerinin tüketici kitlesinin bilinç düzeyi yüksek iken; gözlük, market arabası, puset ekmek, çikolata, çay, pekmez gibi ürünlerin tüketicisinin bilinç düzeyi nispeten daha düşüktür. Dolayısıyla böyle geniş kapsama haiz mallarla ilgili mağazacılık hizmeti bakımından ilgili tüketici kitlesi/toplum kesimi açısından hem sıradan orta seviyedeki tüketicilerin hem de dikkat seviyesi görece daha yüksek olan bilinçli tüketicilerin dikkate alınabileceği, Sonuç olarak, işbu davanın konusunu oluşturan hizmetlerin tamamının, davalı şahsın redde mesnet markalarının kapsamında hâlihazırda yer aldığı ve bu nedenle emtia bakımından karşılaştırılan markalar arasında yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, davalı şahsın redde mesnet markalarının “...”, dava konusu marka başvurusunun da benzer şekilde “...” ibaresinden oluştuğu, “...” ibaresi bir erkek ismi ise de, dava konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe sahip olduğu, dava konusu markada “...” ibaresinin markanın ilk unsuru olarak konumlandırılması sebebiyle tüketici tarafından ilk algılanan unsur olduğu, her iki markanın da “...” ibaresini esas unsur olarak içermelerinden kaynaklı olarak görsel, işitsel ve kavramsal bakımlardan benzerlik taşıdığı, karşılaştırılan markaların “....” gibi tali unsurları da ortak olarak içerdiği, dava konusu hizmetler bakımından ilgili tüketicinin dikkat ve bilgi düzeyinin ortalama hatta ortalamanın üzerinde kabul edilmesi hâlinde dahi, tüketicinin taraf markalarını aynı veya aynı tür mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde farklı markalarla karşı karşıya olduğunu ayırt edebilmesinin mümkün olmadığı ve markalar arasında ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu dikkate alındığında, somut olayda ilişkilendirme ihtimaline dayalı nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Davacının Önceki Tarihli Tescilli Markasına Binaen Kazanılmış Hakkının Bulunup Bulunmadığı Davacı tarafın müktesep hakka konu ettiği.... sayılı markasının 04.05.2018 tarihinde 43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri. Davacıya ait .... sayılı marka 43. Sınıfta tescilli olup, dava konusu marka başvurusu 35. Sınıf emtia bakımından reddedilmiştir. Yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması gerekir. Dolayısıyla, .... sayılı marka nedeniyle, davacı yararına müktesep hak koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan hizmetlerin, davalı şahsın redde mesnet kabul edilen markaları kapsamında yer alan hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, Taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, Taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacı yararına müktesep hak koşullarının somut olayda bulunmadığı, TÜRKPATENT YİDK'nın hukuka uygun olduğu iptali koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şahıs kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2025/252, K. 2025/252, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-252-e-2025-252-k-30ad8bb60b3e