Diğer ·

2025/300 E. 2025/300 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/300
Karar No
2025/300
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/300 Esas - 2026/211 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/300 KARAR NO : 2026/211

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 14/07/2025 KARAR TARİHİ : 30/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, dava, cevaba cevap ve ıslah dilekçelerinde özetle; müvekkilinin.... .... sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu marka başvurusu ile müvekkili markaları arasında SMK 6/1 maddesi kapsamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkili markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin marka vasfı ve ayırt edicilik barındırmadığını, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, müvekkili markasının esas unsurunu birebir içerdiğini, sonuna “ya” harflerinin eklendiğini, bu durumun markalar arasında farklılık yaratmadığını, markaların aynı veya ilişkili mal ya da hizmetler kapsamında faaliyet gösterecek olması nedeniyle karıştırılmalarının kaçınılmaz olduğunu, dava konusu markanın tescili halinde haksız rekabete sebebiyet vereceğini beyanla; .... sayılı “....” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusunun özgün bir yazı stiliyle kaleme alındığını, logo ve kelime unsurundan oluşan ayırt edici bir kombinasyona sahip olduğunu, markada yer alan logonun nispeten kelime unsurundan daha büyük olarak düzenlendiğini, logonun yanında “... ...” ibaresine yer verildiğini, dava konusu markanın esas unsurunun logo olduğunu, davacı markalarının kelime, şekil ve renk unsurlarından oluştuğunu, tüm markalarda aynı logonun baskın ve ayırt edici unsur olarak kullanıldığını, taraf markalarının esas unsurlarının farklı olduğunu, “...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin görece düşük olduğunu, ilgili tüketicilerin markalar arasında ilişki kurmayacağını, iltibas ihtimali bulunmadığını, davacının taleplerinin yersiz olduğunu, ...kararının hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şahsın yargılamaya katılım olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu ...sayılı marka başvurusu, 35 / 36 / 37 / 39 / 42. sınıflar için tescil talebiyle 19.12.2023 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu 12.01.2024 tarihli 436 sayılı.... yayımlandığı, dava konusu başvurunun yayımına davacı tarafından “benzerlik/karıştırılma ihtimali” gerekçesine dayanılarak itiraz edildiği, davacı itirazının.... kararı reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Markalar Arasında İlişkilendirilme İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: − Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, − Malların fiziksel görünümünün benzerliği, − Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, − Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, − Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka başvurusu, 35 / 36 / 37 / 39 / 42. Sınıf mal ve hizmetler bakımından başvuruya konu edilmiştir. Davacıya ait markalar ise 36. Sınıf hizmetler bulunmaktadır. Dava konusu marka kapsamında yer alan 36. Sınıf hizmetler bakımından, taraf markaları arasında ayniyet oluşmuştur. Dava konusu marka kapsamında yer alan diğer hizmetler ise, davacı markaları kapsamında yer alan 36. Sınıf hizmetler ile aynı/aynı tür olmadığı gibi, benzer de değildir. Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan 04 ve 12. Sınıf emtia bakımından taraf markaları arasında “emtia/hizmetlerin benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Davaya konu marka başvurusu, şekil + ... ...” ibaresinden oluşan karma nitelikte bir markadır. Markada solda, gri tonlarda tasarlanmış, stilize edilmiş ve “A” ve “G” harflerini çağrıştıran geometrik bir şekil unsuruna yer verilmiştir. Bu şeklin sağında ise büyük puntolarla “...”, bunun altında daha küçük puntolarla “...” ibaresi bulunmaktadır. “...” ibaresi, ticari işletme/şirket yapılanmasına işaret eden, ayırt ediciliği düşük ve tali nitelikte bir unsurdur. Buna karşılık markanın esas kelime unsuru “...” ibaresidir. Ayrıca soldaki stilize şekil unsuru, markaya görsel olarak ayrı bir karakter kazandırmaktadır. Dolayısıyla dava konusu markada ayırt ediciliği esasen taşıyan unsurlar, “...” kelime unsuru ile birlikte kullanılan şekil kompozisyonudur. “...” ibaresi, anlamlı bir ibare olmayıp, yazıldığı gibi okunmaktadır. Davacıya ait markalar ise “... ...”, “... sigorta” şeklinde, "...” ibaresi ortak olarak kullanılan markalardır. Bu markalarda ortak ve baskın unsur “...” ibaresidir. Buna karşılık, davacı markalarında yer alan “sigorta” ibaresi, doğrudan hizmet alanını tanımlayan, ayırt ediciliği son derece zayıf / tanımlayıcı bir unsurdur. Davacıya ait bir adet markada yer alan “mutuel” ibaresi ise bulunmakla birlikte, markaların ana kaynağını gösteren esas unsur yine “...” olarak algılanmaktadır. “....” ibaresi, İngilizce’de “müşterek bahis” olarak tanımlanmıştır. “...” ibaresi, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Yüzü parlak, sık dokunmuş bir ipekli kumaş türü; saten, Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi. Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap.” olarak tanımlanmıştır. Dava konusu markanın esas unsuru “...”, davacı markalarının esas unsuru ise “...” ibaresidir. Dava konusu marka başvurusu, davacıya ait markayı aynen içerdiğinden markalar arasında sınırlı bir görsel benzerlik bulunduğu, Bununla birlikte, markalar bütünsel olarak değerlendirildiğinde, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin “...” ibaresinin sonuna ek getirilmek suretiyle oluşturulmuş basit bir varyasyon gibi değil, başlı başına yeni ve bağımsız bir kelime/ibare algısı yarattığı görülmektedir. Nitekim “...” ibaresi, görsel olarak daha uzun, üç heceden oluşan, bütünsel görünümü itibarıyla “...” ibaresinden farklılaşmıştır. Aynı şekilde işitsel bakımdan da “...” ile “...” arasında belirgin bir fonetik farklılık bulunmakta; “...” ibaresi, hem kelime uzunluğu hem de son hecesi itibarıyla farklı bir işitsel algı yaratmaktadır. Kavramsal açıdan ise “...” ibaresi belirli bir anlama sahipken, “...” ibaresi ortalama tüketici nezdinde fantazi nitelikte, özgün ve bağımsız bir marka olarak algılanmaya elverişlidir. Ayrıca markalarda kullanılan şekil unsurları da birbirinden belirgin biçimde farklıdır. Bu çerçevede, markalar arasında yalnızca “...” unsurundan kaynaklanan sınırlı bir ortaklık bulunmakta ise de, bu ortaklık markaların bıraktığı genel izlenimi aynılaştırmaya yetmemekte; dava konusu marka, görsel, işitsel ve kavramsal bütünsel etkisi itibarıyla davacı markalarından yeterli ölçüde uzaklaşmaktadır. Bu nedenlerle, dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında, sınırlı bir görsel benzerlik bulunduğu, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik bulunmadığı, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu marka kapsamında yer alan ve davacı markası kapsamında yer alan hizmetler ile benzer kabul edilen 36. Sınıf hizmetler bakımından ilgili tüketici, yüksek düzeyde bilgi ve dikkat seviyesine sahiptir. Zira sigortacılık, finansal ve parasal işler, gayrimenkul hizmetleri, gümrük müşavirliği gibi hizmetler çoğu zaman görece yüksek meblağlı, güven ve itibar unsurunun belirleyici olduğu hizmetler olduğundan, ilgili tüketicinin dikkat ve özen seviyesi çoğu durumda ortalamanın üzerinde olduğu değerlendirilmiştir. Bu nedenle, karıştırılma ihtimali değerlendirilirken, ilgili tüketicinin yüksek bilgi ve dikkat seviyesine sahip olduğu dikkate alınacaktır. Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan 36. Sınıf hizmetlerin, davacı şirkete ait markalar kapsamında hali hazırda yer aldığı, dolayısıyla 36. Sınıf hizmetler bakımından emtia ayniyet koşulunun sağlandığı, dava konusu marka kapsamında yer alan diğer hizmetlerin ise, davacı şirket markalarında yer alan hizmetlerden farklılaştığı, dava konusu markanın esas unsurunun “...”, davacı markalarının esas unsuru ise “...” ibaresi olduğu, dava konusu markada yer alan “...”, davacı markalarında yer alan “SİGORTA” ibaresinin tanımlayıcı unsurlar olup marka vasfının bulunmadığı, dava konusu markanın, davacıya ait markanın esas unsurunu aynen içermesi nedeniyle, markalar arasında sınırlı bir benzerlikten bahsedilebilirse de, dava konusu markanın sonuna eklenen “-ya” ekinin, markaları işitsel ve kavramsal olarak farklılaştırdığı, markaların kompozisyonunun tamamen farklı olduğu, tali unsurlarda benzerlik bulunmadığı, dava konusu hizmetler bakımından ilgili tüketicinin bilgi ve dikkat düzeyinin de yüksek olduğu gözetildiğinde, tüketicinin taraf markalarını benzer mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan 36. Sınıf emtianın, davacıya ait markalar kapsamında yer alan hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, Dava konusu marka başvurusunun, davacıya ait markaların esas unsurunu aynen içermesi nedeniyle aralarında sınırlı bir görsel benzerlik bulunsa da, markaların işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı, markaların bütünsel olarak farklılaştığı, dava konusu hizmetler bakımından ilgili tüketici kitlesinin bilgi ve dikkat düzeyinin de yüksek olduğu gözetildiğinde, karıştırılma ihtimali şartlarının oluşmadığı, sonuçlarına ulaşılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalının yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2025/300, K. 2025/300, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-300-e-2025-300-k-72913348a13a