Diğer ·

2025/302 E. 2025/302 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/302
Karar No
2025/302
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/302 Esas - 2026/168 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/302 KARAR NO : 2026/168

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 16/07/2025 KARAR TARİHİ : 15/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/04/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalıya ai...." ibareli marka ile ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, markaların başlangıç ve bitiş seslerinin aynı olduğunu, aralarında karıştırılma riski bulunduğunu, kapsamındaki emtiaların aynı olduğunu, 05. sınıf malların ilgili tüketicileri bilinçli olsa dahi benzer markalar için karıştırılma riskinin kabulü gerektiğini iddia ederek .... kararının iptali ile dava konusu.... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; davacı iddialarını kabul etmediklerini, taraf markalarının benzer olmadığını, hedef tüketici kitlesinin dikkat ve bilinç düzeyinin ortalamanın üzerinde olduğunu, markaların bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacı markasını taklit etme gibi bir amacının olmadığını, "agnimex" kelimesinin herhangi bir anlamı olmadığını, ürün içeriklerinin farklı olduğunu, kelimelerin tamamen farklı algılar yarattıklarını, “.... ibaresi her iki markada da asli unsur olarak değerlendirilmemeli ve markaların genel görünüş ve bütünü itibariyle bıraktıkları genel izlenim bakımından da benzer olmadığı ve dolayısıyla markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının tespiti gerektiğini, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, YİDK Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu markanın 05. sınıf emtiaları kapsar şekilde 07.12.2023 tarih ve .... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 29.01.2024 tarih ve 437 sayılı ...." sayılı markasına dayanarak itirazda bulunduğu, .... tarafından yapılan incelemeler sonrasında 26.09.2024 tarihli karar neticesinde davacı itirazlarının reddine karar verdiği, anılan karara karşı davacı tarafça bir kez daha itirazda bulunulduğu ve..... tarafından verilen kararın kaldırılarak başvurunun reddine karar verilmesi talebinde bulunulduğu, davacı itirazlarını inceleyen ..sayılı kararı itirazların nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; Dava konusu marka başvurusu ile ilgili olarak dikkate alınması gereken düzenleme uyarınca tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir. Zira öğreti, kanun ile gösterilen kapsamı da gözeterek, hukuki anlamda karıştırılma ihtimalini “markalar arasındaki benzerliğin, alıcıları, satın almayı düşündükleri mal yerine bir başka mal alma satın almak durumunda bırakması veya alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı işletmeye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasında örgütsel ya da ekonomik bir bağlantının bulunduğu düşüncesine kapılmaları tehlikesi” şeklinde tanımlamaktadır. EMTİALARIN BENZERLİĞİ; Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim.... nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Dava konusu marka başvurusu kapsamında reddedilen emtialar ile davacı yanın redde gerekçe markası kapsamında aynı sınıfta yer alan aynı mallar birebir mevcut olup ayrıntılı bir incelemeye gerek duyulmaksızın markaların benzer tüketici gruplarına hitap ettikleri, benzer satış noktaları aracılığıyla tüketiciye sunuldukları, benzer faydaları tüketiciye sağladıkları, pazarlama yöntemlerinin benzer oldukları, rekabet olanaklarının bulunduğu sonuçlarına varılması mümkündür. Benzerliği tespit olunan bu emtialar arasındaki bu ilişkinin işaretler arasında iltibas ihtimali yaratıp yaratmadığı hususunun tespiti, işaretler yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın mümkün olmadığından aşağıda markaları oluşturan işaretlerin de ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ABAD kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir . Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. Somut uyuşmazlıkta taraf markalarında benzerliği tespit olunan 05. Sınıftaki “(05-1) İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. (05-2) Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. (05-3) Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. (05-7) Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları.” “ mallarının ilgili tüketicilerinin, söz konusu ürünlerin doğrudan tıbbi içerikli/tıbbi kullanıma yönelik ürünler olmalarından kaynaklı genel anlamda profesyonel meslek mensupları (doktor, eczacı, ilaç sektör temsilcisi, diş hekimi, veteriner vs) oldukları kabul edilmektedir. Nitekim ilaç, kimyasal, diş hekimliği ürünleri, tıbbi içerikli takviye gıdalar vs nitelikteki ürünler, her ne kadar bu ürünlerin nihai kullanıcısı herhangi bir tüketici olabilir ise de gerek genel olarak doktor, eczacı, diş hekimi gibi sektör uzmanlarının reçetelendirmesi ve devlet politikası şeklinde yürütülen sair uygulamalar (karekodlu satış sistemi, ilaç takip sistemi, geri ödemeli kurumlara bildirim gibi) sayesinde tüketiciye erişimi gerekse de doğrudan kişinin kendi sağlığını ilgilendirmesi nedeniyle (reçetesiz dahi olsa) yüksek düzeyde bilinç, dikkat ve özene sahip olduğu, Yine 05.02 alt grubundaki ”Bebek mamaları” emtiasının da günlük gıda tüketim ürünlerinin yer aldığı 29 ya da 30. sınıfta değil de 05. Sınıf emtialar arasında yer alıyor oluşunun temelinde bu emtianın çoğu kez çeşitli vitamin, protein ve benzeri takviyeler içerir, yeni doğan/bebek sağlığını ve gelişimini etkileyen, büyümesine katkı sağlayan temel besin malzemelerinin bu ürünler olmasından kaynaklı anılan “bebek mamaları” emtialarının esasen birer takviye gıda niteliğinde görülmesi gerektiği, bu ürünlerin ilgili tüketicilerinin yine yetişkin ebeveynler olacağını, bu ebeveynlerin bebeklerinin sağlığı açısından tercih ettikleri hemen her çeşit üründe dahi günümüzde çok yüksek dikkat sarf eden nitelikte tüketiciler olduğu, dolayısıyla bu tür ürünleri marketten satın aldıkları bisküvi, kraker, içecek gibi emtiaları satın alırken harcayacakları dikkatin çok daha üzerine bir dikkat ve özen ile tercih edecekleri, dolayısıyla bu kategorideki ürünlerin de 05.02 alt grubundaki sair takviye gıdalar ile denk değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla bahsi geçen bu emtiaların da ilgili tüketicilerinin de doktor, eczacı vb profesyonel meslek mensupları olmamakla birlikte ortalama bir tüketiciye nazaran çok daha yüksek düzeyde bilgili, dikkatli ve özenli tüketiciler olarak kabul edilmesi gerektiği, Pek tabi başvuruda yer alan “(05-4) Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler.(05-5) Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. (05-6) İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. emtiaları yönünden de ilgili tüketici grubu “ilaç, tıbbi içerikli diyetetik maddeler veya kimyasal ürünlerin” ilgili tüketicileri ile eş düzeyde bilinçli veyahut meslek profesyonelleri değil iseler de kişinin hijyen, sağlık, kişisel bakım ve temizlik ihtiyacını doğrudan etkileyecek ya da zehirleyici özellikleri bulunan nitelikte olan bu emtialar yönünden de tüketicinin yine standart bir market tüketicisinden çok daha dikkatli hareket edecek olduğu, Nitekim 05. sınıf emtiaların tamamının, tüm alt gruplar yönünden esas alınması gereken tüketicinin tamamının dikkat, özen ve seçicilik düzeyinin yüksek olduğu yerleşik içtihatlarda da kabul edilmektedir. “Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvurunun uyuşmazlık konusu 5. sınıf yönünden tüm alt grupları(1-7) kapsadığı ve davalının itirazına mesnet markaları kapsamında 5. sınıfta yer alan emtia ile aynı/aynı tür olduğu, dava konusu 5. sınıfın 1. alt grubunda yer alan mallar genel olarak farmasötik ürünler olup, Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırıldıktan sonra doktor tarafından reçetelendiği ve eczacılar tarafından da yazılan reçetedeki teşhise göre hastaya verildiği, dolayısıyla .... yerleşik uygulaması gereği bu ürünlerin ortalama tüketicileri doktorlar ve eczacılar olduklarından iltibas değerlendirmesinde bu tüketicilerin bilinç düzeylerinin gözetilmesi gerektiği, diğer taraftan 5/2-7. sınıf ürünlerin alıcılarının da belli uzmanlık seviyesine sahip bilinç düzeyi yüksek tüketiciler olduğu,” Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davacı yana ait marka arasında karıştırılma riskini ortaya çıkarabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. .... sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali" nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır. Markalar karşılaştırılırken görsel, sesçil (fonetik) ve kavramsal (semantik) açılardan taraf markalarını oluşturan işaretlerin benzer olup olmadıkları hususunun bütünsel bir bakış açısıyla ele alınması ve yine markalar kapsamındaki mallar/hizmetler yönünden markaların benzer olup olmadıkları konularının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde tespit edilebilir bir durumdur. Buna göre işaretler arasında görsel benzerlik karşılaştırması yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Sesçil benzerlikte esas alınması gereken husus ise markaların ortalama tüketici kitlesi tarafından kendi lisanlarındaki okunuş şekli olup, markaların başlangıç kısımlarının fonetik açıdan benzer sesler çıkarılarak okunup okunmadığı dikkate alınmalıdır. Markaların kavramsal açıdan benzerliklerinin karşılaştırılmasında da markalara konu sözcüklerin tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bakış açışı ve o sözcüklere kendi lisanlarında bir anlam verip veremeyecekleri hususu dikkate alınmalıdır. Bu genel tespitler sonrasında taraf markaları incelendiklerinde dava konusu başvurunun şeklinde tek kelime ve yedi harften oluşan bir sözcük markası olduğu, markanın bütün olarak somut bir anlama sahip olmadığı, davalı markasının takviye edici gıda niteliğinde olduğu ve içeriğinde “agnus castus” - “agni casti” olarak bilinen bir meyve kullanıldığının dosya kapsamındaki bilgilerden anlaşıldığı, tercih edilen ismin de bu meyveden türetilmiş olduğunun görülebileceği, kelimenin yazımına uygun şekilde “ag-ni-meks” olarak telaffuz edileceği, Davacı tarafın, davaya dayanak tuttuğu markası ise şeklinde şeklinde tek kelime ve yedi harften oluşan bir sözcük markası olup markanın sivilce (akne) oluşumunun önlenmesinde kullanılmakta olan benzoil peroksit ve 30 mg eritromisin etken maddelerinden oluşan bir ilaç olduğu, tercih edilen ismin de etken maddeden değil hedeflenen tedaviden türetilmiş olduğunun açık olduğu, markanın ilk dört harfi olan “acne” kelimesinin doğrudan dilimizde de karşılığı olduğu, “mix” kelimesinin ise “karışım” anlamına sahip olduğu, bu haliyle tüketicilerin ilgili markayı ihtilaf konusu emtialarda gördüğünde “akne tedavisi”ne yönelik bir marka olarak algılayabileceği, kelimenin yazımına uygun şekilde “akne-miks” olarak telaffuz edilecek olduğu, Bu çerçevede tespiti gereken husus taraf markaları arasında bütünsel algılar itibariyle, ilgili tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalini doğurabilecek bir benzerliğin mevcut olup olmadığıdır. Taraf markalarının esas unsurları “.... kelimelerinin de aynı olmadığı, nitekim işaretlerin bu şekilde bölünerek dahi incelenmemesi ve bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekliliği karşısında taraf markalarında farklılaşan harf dizilimlerinin kelimelerin nihai görsel algısını da yeterince farklılaştırdığı gibi taraf markalarının “ag-ni-meks” ve “ak-ne-miks” şeklindeki telaffuzlarının da bütün olarak birbirinden yeterli düzeyde farklılaştığının kabulü gerekeceği değerlendirilmiştir. Keza yine davacı yanın dayanak markası ilk anda dahi “akne tedavisi” ile ilgili bir ibare algısı yaratmayı başararak, somut bir anlam ifade etmeyen dava konusu markadan nispeten farklılaşmaktadır. İlaç markaları oluşturulurken içerisindeki etken maddeler, hedeflenen tedavi/hastalık veyahut sağlık / tıp alanındaki literatüre dahil kelimelerden esinlenilerek marka yaratılması yaygın bir tekniktir. Dolayısıyla ilgili pazarda birbirine benzer şekilde oluşturulmuş, benzer harf dizilimleri içerir çok sayıda marka mevcut ise de ilgili emtiaların hitap ettiği profesyonel meslek mensuplarının veyahut bu ürünlerin nihai yararlanıcılarının, dikkat, bilinç ve seçicilik düzeyinin, salt benzeşen harf dizilimlerinden kaynaklı her koşulda işaretleri karıştırma riski altında olacağının kabulü mümkün değildir. “Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iltibas tehlikesi bakımından mesleki ihtisas sahibi doktor ve eczacıların dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapılması gerektiği, (5.01) altsınıfta bulunan emtianın doktor, veteriner ve eczacı gibi ihtisas sahibi kimselere hitap eden veya eczacı vasıtasıyla hastaya ulaştırılan emtia oldukları, dolayısıyla söz konusu uzman kimselerin bilinç düzeyi dikkate alınarak iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği, söz konusu uzman kimselerin ihtisas sahibi olmaları nedeniyle ulaştıkları yüksek bilinç düzeyi dikkate alındığında karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak düzeyde benzerliğin bulunduğundan bahsedilemeyeceği, (5.02 07) sınıf ürünlerin alıcılarının da belli uzmanlık seviyesine sahip, bilinç düzeyi yüksek tüketiciler olduğu, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, diğer deyişle taraf markalarında yer alan diğer unsurların yarattığı farklılığın, tüketici tarafından rahatlıkla algılanacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı şirket ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.” Dolayısıyla bir etken maddeye, içeriğini oluşturan doğal özüte veya tedavisi hedeflenen hastalığa ayırt edici bir ek yapılarak veyahut bu işaretlerin kombinasyonları neticesinde yaratılan markalar ayırt edici görülmekte ve tesciline cevaz verilmekle birlikte benzer şekillerde oluşturulmuş tüm markaların iktisadi olarak tek bir kaynağa ait olacağı yorumu yapılması mümkün değildir. Somut olayda da taraf markaları bir bütün olarak incelendiklerinde, nihai algılarında birbirlerinden yeterli düzeyde farklılaştıkları, bu farklılaşmanın taraf markaları altında piyasaya sürülecek ilaç ya da kimyasal içerikli ürünlerin ilgili tüketicileri açısından yeterli görülmesi gerekeceği değerlendirilmiştir. “Dava, davacı tarafça “....” ibareli itiraz gerekçesi markaya istinaden davalının .... sayılı “....” ibareli marka başvurusuna yapılan itirazın reddine dair .... kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Markalar arası benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının tespitinde mal veya hizmetin hitap ettiği kitle ve bu kitlenin toplumsal düzeyi ve durumu önem arz etmektedir. Özellikle ilaç markalarında görüşü dikkate alınması gereken kitle doktor ve eczacılardan oluşan bilinçli kitle olduğu, her iki markanın “....” şeklindeki başlangıç kısımlarının oldukça farklı olduğu da dikkate alındığında, markalar arasında görsel ve kavramsal bir benzerlik bulunmadığı, kısmi sesçil benzeşmenin de markalar arasında 556 sayılı KHK 8/1-b. bendi uyarınca karıştırılmaya yol açacak şekilde benzerlik bulunmadığının kabulü gerekirken, mahkemece hatalı-ayrık bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden…” Nitekim karıştırılma ihtimali incelenirken, markaların görsel, işitsel ve kavramsal özelliklerinin tamamı gözetilerek bütünsel anlamda bıraktığı nihai intiba üzerinden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla işaretler arasında yalnızca ortak harflerin kullanılmış olunması, bu durumun, bütünsel bakış açısıyla ortaya çıkan farklılığa üstün tutulması sonucunu doğurmayacak olup, karşılaştırılan işaretlerin ilgili tüketici tarafından birbirinden bağımsız markalar olarak algılanacakları, “Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri gereğince Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının başvurusuna konu .... ibaresi ile davacının itirazına mesnet gösterdiği.... ibareli markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.” Sonuç olarak taraf markalarının dava konusu olan emtiaları ortak olarak kapsadıkları yorumu yapılabilir ise de markaların, hitap ettikleri ilgili tüketici grubu nezdinde, iltibas ihtimaline sebebiyet verecek düzeyde bir benzerlik ilişkisi içerisinde olduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, Netice itibariyle, Taraf markalarının kapsamlarında yer alan 05. sınıf emtialar yönünden aynı oldukları ancak taraf markaları arasında SMK m. 6/1 kapsamında iltibas riskinin bulunmadığı, .... sayılı kararının hukuka uygun olduğu, hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirket vekilinin yüzüne karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim ..... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2025/302, K. 2025/302, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-302-e-2025-302-k-d2d3ba70a5f2