Diğer ·
2025/303 E. 2025/303 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/303
- Karar No
- 2025/303
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/303 Esas - 2026/289 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/303 KARAR NO : 2026/289
.... DAVA : Marka YİDK kararının İptali DAVA TARİHİ : 17/07/2025 KARAR TARİHİ : 18/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin .... sayılı “... ... since 1980 + şekil” ibareli 29 ve 43. sınıflarda tescil talepli marka başvurusunun yayımına davalı şahıs tarafından itiraz edildiğini, itirazın.... kararı ile ret kararının kısmen kaldırıldığını, fakat 43. Sınıf hizmetlere ilişkin ret kararının doğru olduğu ifade edilerek müvekkili itirazının bu yönden reddedildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin marka başvurusu ile redde mesnet markalar arasında görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunmadığını, markaların farklı ibareler taşıdığını, uyuşmazlık konusu 43. sınıf hizmetlerin genel olarak yetişkinlere ve birçoğu da özellikle profesyonellere hitap ettiğini, ürün ve hizmetlerin satın alınması için uzun süre ayrılması, yüksek dikkat ve özen gösterilmesi gerektiğini, bu suretle karıştırılma riskinin de düşeceğini veya ortadan kalkacağını, davalı şahsın eskiye dayalı kullanım iddialarının mesnetsiz olduğunu ve işbu davada tartışılmasının mümkün olmadığını beyanla;.... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusu ile kısmi redde mesnet markaların bütünü itibarıyla bırakılan izlenim açısından iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik gösterdiğini, taraf markalarında marka algısı yaratan ortak ibarenin “...” ibaresi olduğunu, markaların kapsamındaki aynı/aynı tür veya benzer mal/hizmetlerin dava konusu marka başvurusu kapsamından çıkarıldığını, .... kararının usule ve yasaya uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının “... ...” isim ve tanıtım işaretinin kullanmasının müvekkili markalarına tecavüz teşkil ettiğini, dava konusu isim ve işareti müvekkilinin kullanımının çok eskiye dayandığını, “...” ibaresinin müvekkilinin tanındığı marka ve soyadı olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılacağını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, YİDK Kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu ....sayılı marka başvurusu, 29 / 43. sınıflar için tescil talebiyle 08.12.2023 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu 27.12.2023 tarih ve 435 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, davalı şahıs tarafından dava konusu markanın yayımına “benzerlik/karıştırılma ihtimali” ve “kötü niyet” gerekçeleri ile itiraz edildiği, davacı tarafından itiraza karşı görüş bildirildiği, davalı şahıs itirazı, ...sayılı kararı ile kısmen kabul edilmiş olup, marka başvurusu kapsamından "29. Sınıf: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. İle 43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri. " mal ve hizmetlerin çıkartılmasına karar verildiği, davacı, .... Başkanlığı kararına itiraz ederek, marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ettiği, itiraz üzerine verilen ve dava konusu yapılan 19.05.2025 tarihli .... kararı ile “... Yapılan incelemede, her ne kadar markalarda "..." ibaresi ortak esas unsur olarak yer alsa da, markalarda başka unsurların da yer alması sebebiyle markalar arasında yüksek düzeyde bir benzerliğin bulunmadığı, marka benzerlik düzeyi ve mal/hizmet kapsamı birlikte dikkate alındığında redde konu "SINIF 29: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri." ile aynı/aynı tür malların kısmi ret gerekçesi markaların kapsamında yer almadığı, redde konu "SINIF 29: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri." malları bakımından markalar arasında ilişkilendirilme veya karıştırılma ihtimali ortaya çıkmayacağı kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle işbu itirazın kısmen kabulü gerekmiştir. KARAR İtirazın kısmen kabulüne ve "SINIF 29: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri." biçiminde karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka Başvurusu ile Davalı Şahsın Redde Mesnet Markaları Arasında İlişkilendirilme İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı Bakımından Değerlendirme Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği ..... göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: − Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, − Malların fiziksel görünümünün benzerliği, − Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, −.Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, − Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, − Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Davacıya ait dava konusu marka başvurusu, 43. Sınıfta yer alan hizmetler bakımından reddedilmiştir. Dolayısıyla, davanın konusunu 43. Sınıf hizmetler oluşturmaktadır. Davalı şahsa ait redde mesnet kabul edilen 2023/160717 ve 2023/166431 sayılı markalar ise hali hazırda 43. Sınıf hizmetleri içermektedir. Dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen 43. Sınıf mal ve hizmetler bakımından, karşılaştırılan markalar arasında ayniyet oluşmuştur. Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan tüm hizmetler bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı/aynı tür veya benzer olması” şartının sağlandığı, Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde dava konusu edilen 43. Sınıftaki gıda ile ilintili olan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” hizmetlerinin hitap ettiği nihai tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olaya bakıldığında; genel bir tüketici grubuna hitap ettiği, özellikle hizmetlerinin günlük yaşamda en çok tüketilen hizmetlerden olduğu, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani görece ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerden olduğu ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmadığı, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelemediği, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalıştığı da gözetildiğinde, bu hizmetlerde tüketicinin satın alım ve yararlanma aşamasındaki dikkatinin üst düzey olmayacağı ancak 43. Sınıftaki diğer hizmetler “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” bakımından ise nispeten daha ender yararlanılan, günlük tüketime konu olmayan, görece yüksek fiyatlı olan, alıcılarının söz konusu hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz hizmet alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği hizmetler olmaları nedeniyle dikkat ve özen düzeylerinin ortalamanın daha üstünde olacağı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta taraf markalarında benzerliği tespit olunan emtialar yönünden ilgili tüketicilerin hem düşük düzeyde bilgiye, dikkate ve özene sahip sıradan tüketicilerden hem de dikkat, özen bilgi düzeyi daha yüksek olan bilinçli tüketicilerden oluştuğu, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu “... ...” ibaresinden oluşmaktadır. Dava konusu markada yer alan “...” ifadesi; işletmenin tanınmışlığını ve bilinirliğini ifade eden, övgü ve nitelendirme içeren bir kelime olup, marka hukuku bakımından ayırt edici vasfı bulunmayan tali bir unsurdur. Davalı şahsa ait ....” ibaresi, sunulan ürünün niteliğini ve içeriğini tanımlayan, tamamen açıklayıcı bir ifade olup marka vasfı taşımamaktadır. Benzer şekilde, “döner” ibaresi; “bir eksene geçirilmiş etlerin döndürülerek pişirilmesiyle yapılan kebap” anlamına gelen, ilgili sektörde yaygın ve cins adı niteliğinde bir kelime olup, ayırt edici karaktere sahip değildir. Öte yandan, .....” ibaresi içerisinde yer alan “öz” kelimesi ise; “hakiki, gerçek, asıl” gibi anlamlar taşıyan, övgü ve nitelendirme içeren bir ifade olup, ayırt edici vasfı bulunmayan unsurlar arasında yer almaktadır. Bu itibarla gerek dava konusu markada gerekse davalıya ait ....” ibaresi, “...” ibaresini bütünüyle içermekte olup, başına eklenen “öz” ibaresi ayırt edici nitelikte yeni ve farklı bir marka algısı yaratmamaktadır. Zira “öz” kelimesi; “hakiki, gerçek, asıl” anlamlarına gelen, övgü ve nitelendirme içeren bir ifade olup, ayırt edici gücü zayıftır. Görsel açıdan yapılan değerlendirmede; “...” ibaresinin, “...” ibaresinin başına eklenen kısa bir ön ekten ibaret olduğu, kelimenin genel görünümü, harf dizilimi ve uzunluğu itibarıyla yüksek derecede benzerlik arz ettiği görülmektedir. İlgili tüketici, markaları detaylı bir karşılaştırmaya tabi tutmaksızın, genel izlenime dayanarak değerlendirdiğinde, “...” ibaresini “...” ibaresinin bir alt markası, türevi veya aynı ticari kaynaktan çıkan farklı bir versiyonu olarak algılayabilecektir. İşitsel bakımdan da benzerliğin açık olduğu, zira her iki ibarenin telaffuzunda “...” kelimesinin aynen yer aldığı, “öz” ön ekinin ise kısa ve zayıf vurgulu olması nedeniyle işitsel algıda tali planda kaldığı, Kavramsal açıdan değerlendirildiğinde ise; “...” ibaresi, “hakiki/gerçek ...” anlamına gelecek şekilde, doğrudan “...” kavramına gönderme yapmakta olup, bu kavramı güçlendiren ve tamamlayan bir anlam taşımaktadır. Bu durum, iki ibare arasında kavramsal bir ayrışma yaratmaktan ziyade, anlam birliğini pekiştirmekte ve aralarındaki ilişkiyi daha da güçlendirmektedir. Sonuç olarak, “...” ve “...” ibareleri; görsel, işitsel ve kavramsal açıdan yüksek derecede benzer olup, özellikle gıda ve yeme-içme hizmetleri bakımından, ilgili tüketici nezdinde aynı veya ekonomik olarak bağlantılı işletmelerden kaynaklandıkları yönünde bir algı oluşmasına elverişlidir. Bu nedenle, söz konusu ibareler arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, Davalı şahsa ait ....” figürlerinden oluşan bir şekil unsurunu içermektedir. Marka, bir bütün olarak değerlendirildiğinde hem kelime hem de şekil unsurlarının birlikte kullanıldığı karma nitelikte bir marka görünümü arz etmektedir. Başvuru kapsamında yer alan “...” ibaresinin, dava dışı üçüncü kişilere ait tescilli bir marka olduğu ve lisans yoluyla kullanıldığı ya da izinsiz bir kullanım olabileceği değerlendirilmektedir. Bu itibarla, söz konusu ibarenin davalı şahıs markası bakımından ayırt edici ve kaynak gösterici bir unsur olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Markada yer alan “...” ibaresi ise; işletmenin tanınmışlığını ve bilinirliğini ifade eden, övgü ve nitelendirme içeren bir kelime olup, marka hukuku bakımından ayırt edici vasfı bulunmayan tali bir unsurdur. Bu ibare, dava konusu markada da aynen yer almakta olup, taraf işaretleri arasında ortak ve ayırt edici olmayan bir unsur niteliğindedir. “... ...” ibaresi, ilgili tüketici nezdinde açıkça bir kişi adı ve soyadı olarak algılanacaktır. Bu ibarenin, özellikle yeme-içme sektöründe, tek başına güçlü bir ayırt edicilik sağladığından söz etmek mümkün değildir. Bununla birlikte, bu ibare içerisinde yer alan “...” kelimesi, dava konusu markada esas unsur olarak öne çıkan “...” ibaresi ile birebir örtüştüğü, Davalı başvurusunda, “...” ön adının eklenmiş olması, “...” ibaresinin markadaki baskın algısını ortadan kaldırmamaktadır. Davacının “... ...” ibareli marka başvurusu ile davalının “... ... ... ...” ibareli marka başvurusu birlikte değerlendirildiğinde; her iki işarette de “...” ve “...” ibarelerinin aynen yer aldığı, davalının markasında bu ibarelere yalnızca “...” ön adının ve 3. kişilere ait olduğu bilinen “...” ibaresinin eklendiği görülmektedir. Bu eklemenin, markaların genel görünümünü, telaffuzunu ve yarattığı algıyı esaslı biçimde değiştirmediği; bilakis, markalar arasındaki benzerliği daha da pekiştirdiği, Sonuç olarak, davalıya ait .... sayılı marka başvurusu ile dava konusu marka başvurusu; görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik arz etmekte olup, özellikle aynı sektörde faaliyet gösteren ilgili tüketici nezdinde, işaretlerin aynı veya ekonomik olarak bağlantılı işletmelere ait olduğu yönünde bir algı oluşmasına elverişlidir. Bu nedenle, dava konusu marka başvurusu ile davalı şirket markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu,
Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan hizmetlerin, davalı şahsın redde mesnet kabul edilen markaları kapsamında yer alan hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, Dava konusu marka başvurusunun, davalı şahsa ait markalar ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, ....sayılı kararının hukuka uygun olduğu, iptali koşullarının oluşmadığı kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davalı kurum ile davalı şahıs vekillerinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır