Diğer ·
2025/144 E. 2025/144 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/144
- Karar No
- 2025/144
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/144 Esas - 2026/218 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/144 KARAR NO : 2026/218
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 08/04/2025 KARAR TARİHİ : 06/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin Türkiye’nin ilk sürdürülebilir köy projesi olarak inşa edilen ... ana markası kapsamında “....” seri markaları altında hayata geçirilen “.... tarafından gerçekleştirildiğini, projeye adını veren ....” ibareli seri markaları bulunduğunu, müvekkili markalarının aktif ve yoğun şekilde kullanıldığını ve kendi alanında bilinirlik kazanmış markalar olduğunu, davalı şirketlerin .... sayılı kararı ile reddedildiğini, ret kararının yasaya aykırı olduğunu, dava konusu marka başvurusu ile müvekkili markalarının benzer olduğunu, taraf markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin de aynı/benzer olduğunu, taraf markalarının ilgili tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, müvekkilinin SMK 6/3 maddesi anlamında gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin .... web sitesinin 1.5 milyonun üzerinde kullanıcı tarafından ziyaret edildiğini, “...” projesinin ününün ülkemizin de dışına taştığını, davalı şirketlerin kötü niyetle hareket ettiğini, davalı şirketlerin ticari alanda fiilen “....” markalarını kullanmakta olduğunu, müvekkilinin 01.03.2023 tarihli.... yevmiye no.lu ihtarnamesi akabinde tescil engelini bertaraf etmek amacıyla dava konusu marka başvurusunu yaptıklarını, dava konusu marka başvurusunun SMK 6/6 hükmü nedeniyle de reddi gerektiğini beyanla;.... sayılı “... ... inşaat ... koru ...” ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının itiraza mesnet markaları ile dava konusu marka başvurusunun bütünsellik ve kullanılan esas unsurlar bakımından farklı olduğunu, dava konusu markanın anlam ve algı itibarıyla farklı bir bütün oluşturduğunu, ilgili tüketicilerin markalar arasında ilişki kurmasının mümkün olmadığını, “...” ibaresinin davacı tarafından yaratılmış fantezi bir ibare olmadığını, günlük ve ticari hayatta yaygın kullanımı, anlamı ve tasviri niteliği dikkate alındığında ayırt edici niteliğinin görece düşük bir ibare olduğunu, taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, davacının tanınmışlık iddiasını destekler bilgi ve belge sunulmadığını, davacının kötü niyete dayalı iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirketler vekili dilekçelerinde özetle; davacının mesnet markaları ile müvekkillerine ait marka başvurusu arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkillerine ait markanın davacı markalarından farklı şekilde oluşturulduğunu, markaların ortalama tüketici nezdinde yarattığı genel izlenimde markalar arasında benzerlik bulunmadığının görüldüğünü, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak son derece farklı markalar olduğunu, dava konusu markada kullanılan ağaç şekli ve “... ... inşaat + ... koru + ...” ibarelerinin “...” ibaresine ayrıştırıcı nitelik kazandırdığını, müvekkillerine ait markada “... koru” ibaresinin bir tamlama olarak davacı markasından kavramsal açıdan farklı kullanıldığını, taraf markalarının farklı sınıfları kapsadığını, “...” ibaresinin ilgili sektörde sıklıkla kullanılan zayıf bir ibare olduğunu, ilgili tüketici kitlesinin bilinç, kültür, eğitim, özen ve dikkat düzeyinin yüksek olmasının markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, davacının SMK 6/3 maddesine yönelik beyanlarının yerinde olmadığını, davacının kötü niyet iddialarının doğru olmadığını, SMK 6/3, 6/6 ve 6/9 iddialarının kanıtlanamadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ...Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, .... sayılı marka başvurunun , 36 / 37. sınıflar için tescil başvurusunda bulunulduğu, marka başvurusu 12.04.2023 tarih ve 418 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, davacı şahıs tarafından dava konusu markanın yayımına “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “eskiye dayalı kullanım”, “Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmışlık”, “....” gerekçeleri ile itiraz edildiği, davacı şahıs itirazı, .... sayılı .... kararı ile itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markalarının Karıştırılma İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği ... göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: − Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, − Malların fiziksel görünümünün benzerliği, − Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, − Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, − Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu tüm emtia bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, üst bölümde yer alan “ağaç şekli” ile birlikte....ilçesine bağlı bir semti ifade eden coğrafi bir yer adıdır. Bu ibarenin markada kapladığı alanın sınırlı olması ve coğrafi yer bildirme niteliği dikkate alındığında, markaya ayırt edicilik katmadığı, ...” ibareleri başvuru sahibi firmaların ticaret unvanlarının ayırt edici unsurları olup, “İnşaat” ibaresiyle birlikte kullanılarak tüketici nezdinde bir ortaklık/iş birliği algısı oluşturacak biçimde markada yer almaktadır. Alt satırdaki “....” ibaresi, kavramsal olarak anlamlı bir bütün oluşturmamakla birlikte; “...” kelimesi ... tarafından “soluk”, “şifa amacıyla okunan dua”, “içe çekilen duman” ve mecazi anlamda “canlılık, hayat belirtisi” şeklinde tanımlanmıştır. “Koru” ise “bakımlı küçük orman” anlamına gelmektedir. Her ne kadar “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ileri sürülmüşse de, markanın kapsadığı 36 ve 37. sınıf hizmetler bakımından doğrudan tanımlayıcı veya ilgili hizmetlerle bağlantı kuran bir anlamı bulunmamakta olup, bu çerçevede marka olarak ayırt edici niteliktedir. Dava konusu marka bütün olarak değerlendirildiğinde,.... ibaresinin markada ayrı ayrı algılanan iki belirgin unsur olduğu, dolayısıyla markanın esas unsurlarının bu iki ibareden oluştuğu, Davacıya ait 36 ve/veya 37. sınıf hizmetler bakımından tescilli markalar; “....” ibareli marka haricinde, tüm markalarda öne çıkan ve ayırt edici niteliği haiz esas unsurun “...” ibaresi olduğu görülmektedir. Nitekim markalardaki diğer unsurlar, ilgili tüketici nezdinde markanın kaynağını göstermeye elverişli olmayan, tanımlayıcı veya coğrafi nitelikteki ek unsurlar niteliğindedir: ...” ibaresi, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde bulunan antik kent adıdır ve coğrafi bir yer adını ifade ettiğinden marka vasfı zayıf olup, tüketiciler tarafından kaynağı gösteren bir unsur olarak algılanmaya elverişli değildir. ....” gibi ibareler, doğrudan işletmenin faaliyet alanını tanımlayan veya hizmetlerin ekonomik/kurumsal niteliğine ilişkin bilgilendirici ifadelerdir. Bu tür ibarelerin, ayırt edicilik güçleri oldukça sınırlıdır. .... ibaresi, sözlük anlamı itibarıyla “yaz mevsimini geçirmek için gidilen yer veya ev” anlamına gelen, hizmete ilişkin nitelik çağrışımı yapan tanımlayıcı bir kelimedir. Bu nedenlerle, anılan markalarda tüketici algısı bakımından bütünlük içinde asıl vurgulanan ve markanın kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getiren unsur “....” ibaresidir. Doktrinde ve Yargıtay uygulamalarında benimsenen esas unsur kriteri gereğince, marka içerisindeki yan veya tanımlayıcı unsurlar, markanın ayırt ediciliğini belirleyen asli unsura kıyasla tali niteliktedir ve benzerlik değerlendirmesinde belirleyici değildir. Buna karşılık davacıya ait “....” ibaresi tek başına kullanılmamış; bir tamlama içinde, markanın bütünsel yapısı içerisinde eriyerek, ön plana çıkarılmamıştır. Bu markada öne çıkan yap.... tamlaması olup, tüketici markayı bir bütün olarak bu şekilde algılar. Dolayısıyla bu markada esas unsur “...” ibaresinin tek başına belirleyici bir ayırt edicilik işlevi bulunmamaktadır. Bu kapsamda, davacıya ait markaların ayırt edici yapısı ve esas unsurları değerlendirilirken, her markadaki kelime unsurlarının tanımlayıcılık, coğrafi yer adı niteliği, hizmet alanını göstermesi ve tüketici algısındaki işlevleri dikkate alındığında, davacı markalarının büyük çoğunluğunda “...” ibaresi esas unsur niteliği taşımaktadır. Ancak “... ....” ibareli marka, yapısal farklılığı nedeniyle ayrı değerlendirilmelidir. Dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları görsel, işitsel ve kavramsal açıdan karşılaştırıldığında, davacı markalarının esas unsuru olan “...” ibaresinin dava konusu markada aynen kullanıldığı tespit edilmiştir. Dava konusu marka her ne kadar “... ... ......” kelime unsurlarından oluşmakta ise de, bu yapı içerisinde “...” ibaresinin kullanımını gerektiren herhangi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Zira markanın önceki kısmında yer alan “...” ve “...” ibareleri, davalı şirketlerin ticaret unvanlarında yer alan ve tarafların işbirliğine işaret eden ayırt edici unsurlardır. Bu nedenle davalıların marka oluştururken kendi ticaret unvanlarına sadık kaldıkları, dolayısıyla ek bir kelime kullanımına ihtiyaçları olmadığı, buna karşın marka yapısına “...” ibaresinin eklenmiş olması, bu kelimenin marka olarak kullanılma amacıyla seçildiği izlenimi yaratmaktadır. Dava konusu markanın bütününe bakıldığında “...” ibaresi, markanın merkezinde yer alan ve dikkat çeken unsur niteliğindedir. Ayrıca “...” ve “...” ibarelerinin, yer adları olduğu, nitelik bildiren veya lokasyon belirten ibareler niteliğinde bulunduğu dikkate alındığında, bu kelimelerin markaya ayırt edici bir katkı sağlamadığı da açıktır. Bu nedenle dava konusu marka içerisinde tüketici tarafından marka olarak algılanacak kelime “...” olup, bu ibare, davacı markalarının esas unsurudur. Açıklanan sebeplerle, dava konusu markanın, davacıya ait “... ibareli markalar ile benzer olduğu, Bununla birlikte, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait “....ibaresi tek başına öne çıkan bir unsur olmayıp, uzun bir tamlamanın içinde bütünsel algı içerisinde erimiş ve ayırt edici nitelik kazanacak şekilde ön plana çıkarılmamıştır. Markanın bütününe bakıldığında, tüketicinin algısında belirleyici olan unsurlar “...” ibaresi bağımsız bir ayırt edici unsur oluşturmadığından, dava konusu markadaki.” ibaresi ile görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait “....” ibareli markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, somut olay bakımından “markaların aynı ya da benzer olması” şartının sağlandığı, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde, 36 ve 37. sınıf hizmetler bakımından ilgili tüketici kitlesi, bu hizmetlerin niteliği gereği ortalama tüketiciye kıyasla daha dikkatli ve bilinçli hareket eden, belirli bir ekonomik ve teknik bilgi seviyesine sahip kişilerden meydana gelmektedir. Zira 36. sınıf kapsamındaki finansal, gayrimenkul ve sigorta hizmetleri, ekonomik sonuçları itibarıyla daha yüksek dikkat ve özen gerektirdiğinden, bu hizmetlerin ortalama tüketicisinin karar alma sürecinde daha ihtiyatlı davranan, araştırma eğilimi yüksek bir kesim olduğu, 37. sınıf kapsamındaki inşaat, tamir ve bakım hizmetlerinin ise maliyet, teknik yeterlilik ve güvenilirlik unsurlarının önemi nedeniyle ortalama tüketicinin yine daha yüksek bir dikkat ve bilgi seviyesiyle hareket ettiği, Sonuç olarak, dava konusu edilen tüm emtianın, davacıya ait markalar kapsamında yer alan emtia ile aynı/aynı tür olduğu, dava konusu markanın “ağaç şekli” ile birlikte ....” ibareleri başvuru sahibi firmaların ticaret unvanlarının ayırt edici unsurları olup, “İnşaat” ibaresiyle birlikte kullanılarak tüketici nezdinde bir ortaklık/iş birliği algısı oluşturacak biçimde markada yer aldığı, markada “....” ibaresinin kullanılmasını gerektirir bir husus olmadığı, zira “.... ibareli markanın ise dava konusu marka ile benzerliğinin bulunmadığı, tüketicinin davacıya ait “....” esas unsurlu markalar ile dava konusu markayı aynı hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olayda; markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Davacının Gerçek Hak Sahipliğinin Bulunup Bulunmadığı; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6/3; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu hüküm, markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Madde hükmünde yer alan iddiaların kabul edilebilmesi için, iddia sahibinin o işaret üzerinde tescil tarihinden önce hak sahibi olması ve bunları ispat etmesi gerekmektedir. Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere, öncelik hakkı iddia eden tarafın Türkiye’deki kullanımı yerelden daha geniş bir coğrafyada olmalı, ciddi surette bir markasal kullanım olmalı ve bu kullanım ile markaya belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu kullanım, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki tarihe ilişkin olmalıdır. Yapılan incelemeler neticesinde, itiraz/dava aşamasında sunulan belgeler incelendiğinde, davacının ... markasını “36. Sınıf: Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” bakımından kullandığı tespit edilmiştir. Davacı taraf, tescilli markalarını tescil kapsamında yer alan hizmet bakımından kullanmakta olup, tescilsiz bir kullanım söz konusu değildir. Dolayısıyla davacının gerçek hak sahipliği bulunmadığı değerlendirilmekle birlikte, gerçek hak sahipliği bakımından takdir Sayın Mahkemeye aittir. Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği ; 6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. “Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir (.... Bunun yanında tanınmış marka kavramı; bir markanın tanınmışlığının belirlenmesi için WIPO, 1999 yılında "....Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır; Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları Markanın ekonomik değeri Bu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir. 6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan, Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek, Markanın itibarına zarar verebilecek, Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir. Yukarıda da belirtildiği üzere, tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir. Davacı taraf, itiraz/dava aşamasında aşağıdaki belgeleri dosyaya sunmuştur; Tanıtım broşürü Fizibilite çalışması .... ödül töreninde oturum sponsorluğuna dair görseller ve haberler Çeşitli dergi ve gazetelerde .... projesi ile ilgili söyleşiler Sosyal medya hesaplarında yer alan paylaşımlar Sosyal medya hesaplarının etkileşim trafiği ....internet sayfasından alınan görseller Somut uyuşmazlık bakımından yapılan incelemede, davacı tarafça ileri sürülen tanınmışlık iddiasını desteklemek amacıyla; tanıtım broşürü, fizibilite çalışması, Elle Green Awards ödül töreninde oturum sponsorluğuna ilişkin görseller ve haberler, çeşitli dergi ve gazetelerde .... projesi ile ilgili söyleşiler, sosyal medya paylaşımları ile bu hesapların etkileşim verileri ve ... internet sitesinden alınan görseller dosyaya sunulmuştur. Her ne kadar bu belgeler davacı markasının belirli ölçüde tanıtım faaliyetleri yürüttüğünü ve markanın kullanımını ortaya koyar nitelikte ise de, dava konusu markanın başvuru tarihinin 2023 olduğu dikkate alındığında, sunulan materyallerin aynı döneme ait sınırlı nitelikte paylaşımlar, haberler ve sponsorluk faaliyetlerinden ibaret olması sebebiyle, markanın Türkiye’de tanınmış hale geldiğini ispatlamaya yeterli olmadığı, Sonuç olarak, sunulan belgelerin, davacıya ait markanın Türkiye’de tüketici nezdinde tanınmış olup olmadığının tespit edilebilmesi için yeterli nitelikte olmadığı, sunulan belgelerin tanınmışlığı gösterir nitelikte olmadığı, dosyaya yeterli ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi ve/veya markaya ilişkin bilinirlik araştırması sunulmadığı, dolayısıyla iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, Davacıya Ait Alan Adı ile Dava Konusu Marka Arasında İltibas Tehlikesi ; 6769 sayılı SMK’nın 6/6 maddesine göre; “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.”. Bu maddeden anlaşılabileceği üzere başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, endüstriyel tasarım tescili gibi sınaî hak sahiplerinin ve telif hakkı gibi fikri hak sahiplerinin, bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescili taleplerine itirazda bulunarak tescili engellemeleri veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür. Bu halde, dava konusu marka tescillerinin davacıya ait telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, başvurunun önceki hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenmelidir. Davacı taraf, .... internet sitesinin sahibi olduğunu ileri sürmüşse de, davacının sahipliğini gösterir herhangi bir belge dosya kapsamında bulunmadığı, 2018 ve 2019 tarihli kayıtlarda, herhangi bir kullanım bulunmadığı, dava konusu markanın başvuru tarihi 2023 olduğundan, başvuru sonrası kayıtlar dikkate alınmamıştır İnternet sitesinin hangi alanda faaliyet göstermek üzere kaydedildiğinin tespitinin yapılamadığı, internet sitesinin geçmiş kayıtlarında, başkaca bir bilgi bulunmadığı gözetildiğinde, sitenin hangi faaliyet alanında kullanımının tespiti yapılmadan, alan adına dayalı olarak markanın reddi koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, Kötü Niyet İddiaları; 6769 sayılı SMK’nın 6/9 maddesinde “Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” düzenlemesi yapılmıştır. Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Nitekim ....kararında da, “Başvuru sahibinin, bir markanın aynısı veya benzerinin, aynı veya benzer mal ve/veya hizmetlerde kullanılmakta olduğunu bildiği halde, o markayla karıştırılabilecek bir markayı tescil ettirmek istemesi ve söz konusu işaretin asıl sahibinin markayı kullanmasını önlemek amacıyla marka tescil ettirmesi” gibi unsurların, kötü niyetin varlığına karar vermeye yarayacak işaretler olduğu ifade edilmiştir. Somut olaya bakıldığında davacının davalı eylemlerinin kötü niyetli olduğuna dair somut herhangi bir delil sunamadığı görülmüş , davacının, davalıya ihtar çekmesi ve sonrasında davalının tescil talebinde bulunmasının tek başına davalının kötü niyetini ispat etmeyeceği kanaatine varılmıştır. Netice itibariyle, Dava konusu edilen tüm emtianın, davacıya ait markalar kapsamında yer alan emtia ile aynı/aynı tür olduğu, Davalıya ait dava konusu marka başvurusunun, davacıya ait ....” ibareli markalar ile benzer olduğu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacının gerçek hak sahipliğinin ispatlanamadığı, Davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, Davacıya ait olduğu iddia olunan alan adına dayalı olarak markanın reddi koşullarının oluşmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı, .... sayılı markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu kanaatlerine varılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, .... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 19.726,60.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum ile diğer davalı vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim.... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 3.051,60.-TL Gider Avansı :16.675,00.-TL TOPLAM :19.726,60.-TL