Diğer ·
2022/1182 E. 2026/1076 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2022/1182
- Karar No
- 2026/1076
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1182
KARAR NO : 2026/1076
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/02/2022
NUMARASI : 2020/625 Esas - 2022/183 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026
İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R
Davacı vekili dava açan dilekçesinde; 21/11/2018 tarihinde dava dışı ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile, ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında, davacının maliki olduğu ... plaka sayılı araçta hasar meydana geldiğini, kazanın oluşumunda dava dışı sürücünün kusurunun bulunduğunu, ... kapsamında zararların giderilmesi için davalı sigortacıya yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını, müvekkiline ait ... plakalı araçta büyük oranda hasar meydana geldiğini, ekspertiz raporuna göre davacının aracında 31.750,00-TL zarar oluştuğunu belirterek, davanın kabulü ile ... poliçesi kapsamında şimdilik (kısmi dava) 1.000,00-TL hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş,
Davacı vekili 22/11/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de; toplam 36.000,00-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, kesin hüküm ve husumet itirazlarının bulunduğunu, davacının tazminat alacaklarının tamamını ... T.C. kimlik numaralı ... adlı şahsa temlik yoluyla devretiğini, dolayısıyla davacının uyuşmazlık bakımından aktif husumetinin bulunmadığını, ... plakalı aracın kazadan önce ... adlı bir şahsa satılmış olmakla; kazanın, araç satın alan ...’in zilyetliğinde iken meydana geldiğini, işbu davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafın ihtarname ile yapılan talebe rağmen Türk Ticaret Kanunu gereğince yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmakla, davalı şirketin bilgi alma hakkını engellediğini, davacı tarafından talep edilen bedelin fahiş olup, dayanak olarak sunulan ekspertiz raporunun kabulünün mümkün olmadığını, raporda aracın kaza öncesinde satış gördüğü ve bu satıştan en az 6.500,00-TL kazanç elde edildiğinin göz önünde bulundurulmadığını ileri sürerek davanın esastan ve usulden reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek;
Davanın kabulü ile toplam 36.000,00-TL hasar tazminatının 35.000,00-TL kısmına ıslah tarihi olan 22/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte; poliçe limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinaf nedenleri; ilk derece mahkemesince husumet itirazlarının dava öncesinde temlik iptal beyannamesi alındığı gerekçesiyle reddedildiği, ancak temlik iptal beyannamesinin ne dava öncesinde ne de dava sırasında davalı şirkete tebliğ edilmediği, davacı tarafın ihtarname ile yapılan talebe rağmen Türk Ticaret Kanunu gereğince yükümlülüklerini yerine getirmediği ve bu nedenle davalı şirketin bilgi alma hakkını engellediği, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan rapor ile daha önce alınan 25/02/2021 tarihli bilirkişi raporu arasında tüm tespit ve değerlendirmeler açısından çelişki mevcut olduğu ve bu çelişkiler giderilmeksizin karar verildiği, çelişkinin giderilmesi için heyet raporu alınması gerektiği, hükme esas alınan 04/10/2021 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerin hatalı olduğu, rapora karşı itirazlarının görmezden gelinmesinin haksız olduğu, raporda araç rayiç değeri ve sovtaj değeri açısından yapılan incelemeleri gösterir denetime elverişli hiç bir veri sunulmadığı, raporda belirlenen rayiç değerin aracın özellikleri göz önünde bulundurulduğunda fahiş olduğu, ayrıca raporda aracın sovtaj değerinin de hatalı olduğu, raporda aracın kaza öncesinde satış gördüğü ve bu satıştan en az 6.500,00-TL kazanç elde edildiğinin göz önünde bulundurulmadığı, çekme belgesi ibrazının ödeme şartı olarak kararda özelikle belirtilmesi gerekirken buna ilişkin taleplerinin de görmezden gelindiği, ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı itirazlarının görmezden gelinmesinin de haksız olduğu ve itirazları doğrultusunda hüküm kurulması gerektiği, dava konusu talep haksız fiilden kaynaklandığından ıslah edilen kısım için avans faize hükmedilmesinin yasa, usul ve içtihatlara aykırı olduğu, hususlarına yöneliktir.
Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen araç hasarına dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkindir.
Dosya kapsamından 21/11/2018 tarihinde sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketi nezdinde ... sigortalı olan ... plakalı araç ile sürücü ...sevk ve idaresindeki davacıya ait ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazasında davacının aracında maddi hasar oluştuğu, davacı tarafından dava öncesinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na 04/01/2019 tarihli, 2019.E.871 sayılı fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı olmak üzere 100-TL hasar onarım bedelli başvuruda bulunulduğu ve Sigorta Tahkim Komisyonu'nca 24/03/2019 tarihli, 2019/25209 sayılı karar ile başvurunun aktif husumet yokluğundan reddine karar verildiği, sonrasında yine davacı tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu'na 30/07/2019 tarihli, 2019.E.67752 sayılı fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı olmak üzere 5.100-TL hasar onarım bedelli başvurusunda bulunulduğu ve Sigorta Tahkim Komisyonu'nca 16/01/2020 tarihli, 2020/4528 sayılı karar ile başvurunun aktif husumet yokluğundan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesi ile birlikte istinaf başvuru sebepleri de göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde, dosyadaki bilgi ve belgelere göre ilk derece mahkemesince delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde (-aşağıda açıklanacak husus hariç olmak üzere-) usul ve yasaya aykırılık olmamasına, davalı sigortacıya davadan önce başvuru koşulunun gerçekleşmiş olmasına, alacağın temlikini müteakip temlik işleminin iptal edilmiş olması nedeniyle davacının görülmekte olan dava kapsamında aktif dava ehliyetinin mevcut olmasına, kusur ve hasara ilişkin tespit ve raporların gerekçeli, denetlenebilir, dosya kapsamına ve somut olayın özelliklerine uygun olması nedeniyle hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamasına göre, aşağıda açıklanacak husus hariç olmak üzere tüm istinaf başvuru sebeplerinin esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalı vekilinin ıslah edilen alacak bölümü için zamanaşımı süresinin dolduğu yönündeki istinaf başvurusuna gelince, öncelikle görülmekte olan davanın niteliğinin (kısmi dava mı- belirsiz alacak davası mı) ve uygulanması gereken zamanaşımı süresinin belirlenmesi gerekir.
Davacı vekili dava açan dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 1.000,00-TL nin faiziyle tahsilini talep etmiştir. Dava açan dilekçede, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı yada HMK'nın 107.maddesi kapsamında açıldığı açıkça belirtilmediğinden, görülmekte olan davanın davacı vekili tarafından kısmi dava olarak (HMK.m.109) açıldığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere, HMK'nın 109.maddesi kapsamında kısmi dava olarak açılan bir davada, belirsiz alacak davalarından farklı olarak, davanın açılması ile birlikte tüm alacak yönünden değil, yalnızca dava konusu edilen alacak yönünden zamanaşımı kesilir, dava onusu edilmeyen ve ıslahla artırılacak alacak bölümü için ise zamanaşımı süresi işlemeye devam eder.
2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
Davaya konu trafik kazası 21/11/2018 tarihinde meydana gelmiş olup, trafik kazası maddi hasarlı olduğundan uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Bu itibarla, davaya konu talepler yönünden 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir.
Sonuç olarak; trafik kazasının 21/11/2018 tarihinde meydana geldiği, davanın 17/08/2020 tarihinde zamanaşımı süresi içerisinde kısmi dava olarak açıldığı, müteakip 23/03/2022 tarihinde davacı tarafça davanın ıslah edildiği, davalı vekilince, ıslah edilen kısım yönünden süresi içerisinde zamanaşımı def'in de bulunulduğu, pandemi nedeniyle durma süreleri ile arabuluculuk süresinin eklenmesi halinde dahi ıslah tarihi itibariyle KTK'nın 109/1. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, alacağın temlikinin ve müteakip bu temlikin iptal edilmesinin ve Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuru yapılmasının, husumet yokluğundan davanın reddedilmiş olması nedeniyle zamanaşımının kesilmesi yada durmasına etki etmeyeceği anlaşılmakla, ıslah yoluyla artırılan alacak yönünden zamanaşımı nedeniyle red kararı verilmesi gerekirken, ıslah edilen alacak bölümü yönünden zamanaşımı süresinin geçtiğinin gözden kaçırılması suretiyle istinaf incelemesine konu kararın verilmesi hatalı olmuştur.
Ancak, bu hatalı uygulamanın düzeltilmesi yeniden yargılama yaılmasını gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, hatalı uygulamanın düzeltilmesi suretiyle esas hakkında yeniden hüküm tesisi gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,
1/İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarih, 2020/625 Esas, 2022/183 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun, kısmen kabulüne (HMK.m.353/1-b/2)
2/İstinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine,
3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5/İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarih, 2020/625 Esas, 2022/183 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
6/Davanın kısmen kabulüne, 1.000,00-TL hasar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ıslah ile artırılan alacak bölümü yönünden talebin zamanaşımı nedeniyle reddine,
a/Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00-TL karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 54,40-TL karar harcı ile 598,00-TL ıslah harcının mahsubu neticesinde eksik kalan 79,6-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
b/Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
c/Davacı tarafından yapılan 54,40-TL başvurma harcı 54,40-TL peşin harç, 598,00-TL ıslah harcı,109,10-TL posta masrafı ve 1.200,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.015,9-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 40.32-TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
d/Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 1.000,00-TL vekalet ücretinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
e/Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 1.000,00-TL vekalet ücretinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7/Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.18/06/2026