Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/355 E. 2025/979 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/355
- Karar No
- 2025/979
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/355 Karar No : 2025/979
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Kurulu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 22/05/2024 tarih ve E:2022/10559 , K:2024/8072 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (A) fıkrası uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 22/05/2024 tarih ve E:2022/10559, K:2024/8072 sayılı kararıyla; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve Sor. No:..., K:...sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, UYAP üzerinden yapılan incelemede anılan kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı, Bununla birlikte, davacı hakkında anılan suçtan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacının kendi beyanları yönünden, davacının, ortaöğretim döneminde örgüte ait eve giderek ders çalıştırıldığı, S.G. isimli kişinin bu evde kendisiyle ilgilendiği, Ankara Polis Kolejini kazandıktan sonra S.G. isimli şahısla görüşmeye devam ettiği, daha sonraki süreçte S.G.'nin kendisini örgüte ait bir eve götürdüğü, örgütün sohbet adı verilen toplantılarına katıldığı, kendisine örgüt elebaşısı Fethullah Gülen'in vaazlarını dinletip kitaplarını okutmaya başladığı, örgüt elebaşısı Fethullah Gülen hakkında bilgiler verdiği, S.G.'nin Ankara'ya gelmeden önce kendisini sabit hatlardan aradığına yönelik kendi beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, anılan beyanların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı, Davacının adının geçtiği ByLock yazışma içeriklerine ilişkin Amasya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/02/2021 tarihli tutanak yönünden, ... ID numaralı ByLock kullanıcısı O.K. (Kod:...) ile ... ID numaralı ByLock kullanıcısı M.Ş. (Kod:...) arasında yapılan ve davacının adının geçtiği değerlendirilen ByLock yazışma içeriklerinin değerlendirilmesi neticesinde Amasya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/02/2021 tarihli tutanakta; "...mesaj içeriğinde geçen '..s.a merhaba ben ferhat ümitler le ilgileniyorum amasya dan gönderilmiş şuan ümit e düşmüş üç arkadaş var abi...3. doktor fatih öğr ali. ... 2014 mezunu' ibaresinin geçtiğinin görülmesi üzerine ... isimli şahsın kimlik tespiti ile ilgili yapılan araştırmalarda; 2014 yılı Polis Akademisi mezun listeleri kontrol edildiğinde ... isimli bir öğrenci bulunmadığı anlaşılmış, ancak ... isimli bir mezun öğrencinin olduğu görülmüş, Bylock yazışmasında harf hatası yapılmış olabileceği düşünülerek ... isimli öğrenci hakkında yapılan araştırmalarda; ... (TC:...) isimli şahsın 19.03.1992 Bafra doğumlu, F.-T. oğlu, Samsun Alaçam Etyemez nüfusuna kayıtlı olduğu, babası olan F.K.un 1999-2007 yılları arasında Amasya ili Suluova ilçesinde Polis Memuru olarak görev yaptığı, ... isimli şahsın 2006 yılında Polis Kolejini kazandığı ve 2014 yılından Polis Akademisinden mezun olarak aynı yıl Samsun İl Emniyet Müdürlüğünde Komiser Yardımcısı olarak göreve başladığı anlaşılmıştır...şahsın ... (TC:...) isimli şahıs olabileceği değerlendirilmektedir...yazışma içeriği ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede;... Amasya Mahrem Yapılanması tarafından öncesinde ilgilenilerek Polis Koleji ve Polis Akademisine kazandırılan öğrencilerin, mezun olduktan sonra atandıkları yerde FETÖ/PDY yapılanması Emniyet mahrem imamları ile irtibatı çeşitli nedenler (FETÖ/PDY örgütünün atandıktan somaki maddi talepleri, kişi üzerindeki yaşam tarzı veya geleceği, evlilik konusu gibi konularda örgüt istekleri ve talimatları doğrultusunda karar vermelerinin istenmesi, yapılanmanın aslında terör örgütü olduğunun anlaşılması yani gerçek yüzünün görülmesi vb.) ile kesmeye çalıştıkları, görüşmek istemediklerini beyan ettikleri veya telefonlarını açmayarak kendilerine ulaşılması mümkün olmadığında, bu şahısların örgüt imamları tarafından notlamalarının “Ümit" e (örgüt vasıtası ile okula girmiş ,okulda veya memuriyete geçtikten sonra irtibatını kesmiş, haber alınamayan, görüşmeye gelip gitmeyen) düşürüldüğü, bu şahıslar ile yeniden irtibat kurmak ve onların örgüte bağlantısını sağlamak amacı ile Polis koleji veya Polis Akademisinde öğrencinin takibini yapan öğretmen veya doktoruna ulaşarak bu şahısları aramaları istenerek, kaybedilen bu şahısların yeniden örgüte kazandırılması amaçlanmaktadır..." tespitlerinin bulunduğu; davacının adının geçtiği ByLock yazışma içeriklerinin değerlendirilmesi neticesinde Amasya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/02/2021 tarihli tutanakta yer verilen tespitler ile davacı hakkında dosya kapsamında aktarılan diğer tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, söz konusu tespitlerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğunun değerlendirildiği, Mahrem imamlarla irtibata ilişkin HTS analiz raporu yönünden, davacının mahrem imam olarak nitelendirilen kişilerle yaptığı görüşmeleri içerir HTS kayıtları davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, söz konusu tespitlerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu, Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydıyönünden, Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanlığının 06/10/2023 tarihli "Ankesör/Büfe Sorgu Raporu"nda; davacının ankesörlü telefonlardan toplamda (62) kez arandığı, bu aramalarda hakkında terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma yürütülen B.A., N.K., S.Y., E.K., M.G., İ.K., M.B., M.G., T.Ç., İ.B., M.B.E., S.E.A., M.K., Z.K., H.T., H.A., A.S.İ., H.E.Ç. isimli şahıslarla ardışık aramasının bulunduğu; ayrıca davacının kullandığı değerlendirilen ...numaralı GSM hattının Periyodik Aranma ve Şifreli Kaydetme Yöntemi (telefon numarasının sondan ikinci ve dördüncü rakamlarının yerlerinin değiştirilerek kaydedilmesi) ile aranma kaydına rastlanıldığının tespit edildiğinin belirtildiği, iletişime dair söz konusu kayıtların incelenmesinden davacının örgütün örgütsel amaçlı haberleşme metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir yaptırım niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, idari soruşturma sürecinde verdiği savunma ve dava dilekçesindeki ifadelerinin FETÖ ile irtibat ve iltisakına delil kabul edildiği; öğrencilik yıllarında iken ve bu örgütün gerçek ve nihai amaçları tam olarak kamuoyunda bilinmediği safhada tamamen dini düşüncelerle bu örgüt mensuplarıyla görüşmelerinin olduğu, daha sonra örgütle bütün bağlantısının kendi iradesiyle kesildiği; 2012 yılından itibaren bu örgütle hiçbir bağlantısının bulunmadığı; ByLock yazışmasında adının “ümide düşmüş” olarak geçmesinin, FETÖ ile irtibat ve iltisakını gösteren bir delil olarak kabul edildiği, “Ümit” ifadesinin örgüt jargonunda örgütle irtibatını kesen kişi olarak bilinmesine rağmen bu yazışma içeriğinin aleyhine yorumlandığı; örgütle ilişkisini kestikten sonra örgütün uzun süre aramalarına devam ettiği, bu aramalar incelendiğinde örgütün gizli iletişim metoduna uygun aramalar olmadıkları, örgüt tarafından tacize varan aramalar sonucu cep telefonunun kayıtlı olmayan numaraları engelleme özelliğinin aktif edildiği ve bu hususu doğrular şekilde bu tarihten sonraki hiçbir aramada görüşme yapılmadığının görüldüğü, örgüt tarafından yapılan aramaların, örgütle iletişim kurma yöntemi değil örgüt tarafından şahsına tekrar ulaşabilmek adına yapılmış aramalar olduğu; bazı GSM hatlarından 2007-2008-2012 tarihlerinde yapılan aramaların, delil kabul edildiği, arama yapan GSM hatları operasyonel hatlar olmayıp, arama yapan şahısların şahsi GSM hatları olduğu; kamu görevlerinden önceki bir zaman diliminde ve yaş olarak çocuk sayıldığı öğrencilik dönemlerinde, örgütün nihai hedef ve kimliğinin kamuoyunca bilinmediği tarihlerde, 17-25 Aralık 2013 tarihinden çok önceki zaman zarfında tamamen dini düşüncelerle sohbetlere katıldığı, daha sonra tamamen kendi iradesiyle örgütle irtibatını kesmesine ve örgüte açıkça olumsuz tavır almasına ve yine bu tavrı nedeniyle öğrencilik yıllarında örgüt tarafından şahsına mobbing uygulanması ve haksız soruşturmalarla Polis Akademisinden atılmasına çalışılmasına rağmen FETÖ ile irtibat ve iltisaklı olduğu sonucuna varılmış olmasının hukuka ve hakkaniyet esaslarına açıkça aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür. 375 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari yaptırım niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 22/05/2024 tarih ve E:2022/10559, K:2024/8072 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 06/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.