Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/735 E. 2024/2324 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/735
- Karar No
- 2024/2324
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/735 Karar No : 2024/2324
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Huk. Müş. ... 3-... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 3- ... ... 25-... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin 16/11/2023 tarih ve E:2023/11037, K:2023/6317 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacıların bağımsız bölümlerinin bulunduğu İstanbul ili, Küçükçekmece ilçesi, ...Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanın afete maruz bölge ilan edilmesine ilişkin 08/10/1980 tarih ve 8/1705 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile bazı alanların söz konusu Bakanlar Kurulu kararı kapsamından çıkarılmasına ilişkin 03/01/2019 tarih ve 549 sayılı Cumhurbaşkanı kararının davacılara ait taşınmazı kapsamaması sebebiyle anılan taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 16/11/2023 tarih ve E:2023/11037, K:2023/6317 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiş, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'un 1, 2 ve 14. maddelerine yer verilerek, 03/01/2019 tarih ve 549 sayılı Cumhurbaşkanı kararının dayanağı olan 18/10/2018 tarihli jeolojik etüt raporunda, 12/06/1980 tarihli jeolojik etüt raporunda afete maruz bölgenin "aktif heyelanlı saha" ve "muhtemel heyelanlı saha" olarak iki parça halinde gösterildiği, uyuşmazlık konusu taşınmazın ise aktif heyelanlı saha içerisinde yer aldığı, afete maruz bölgenin aktif heyelanlı saha olarak belirtilen ve Küçükçekmece Belediyesince mikrobölgeleme etüt raporunda "önlemli alanlar" yerleşime uygunluk durumunda belirtilen kesiminde ayrıntılı jeolojik-jeoteknik etüt raporunun hazırlatılarak sonucuna göre işlem yürütülmesinin uygun olacağının belirtildiği, Dosyadaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte incelenip değerlendirilmesinden; ilk aşamada (1980'li yıllarda) heyelan dolayısıyla alanın “afete maruz bölge” olarak ilan edilmesi için gerekli şartların mevcut olduğu, bununla birlikte yaklaşık son 42 yıldır alanda kayda değer heyelan hareketinin olmaması dolayısıyla alanın afete maruz bölge kategorisinde kalması için artık gerekli koşulların olmadığı anlaşıldığından, alanın “önlemli alan” kategorisinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığı belirtilmişse de; anılan raporda, alanda, geçmişte heyelan oluştuğu ve daha sonra heyelan kütlesindeki hareketin zaman içinde durduğu, ancak bu tür eski heyelanların çeşitli nedenlerle tetiklenmesi durumunda kolaylıkla tekrar hareket edebileceği, bazı ağaçlardaki eğilmelerden çok düşük hızda sadece yüzeysel toprak hareketinin yer yer devam ettiği kanaatine varıldığı, davacılara ait binayı etkileyebilecek, derinden geçen heyelan belirtisinin alanda gözlenmediği, bununla birlikte inklinometre cihazıyla en az 1 yıllık okuma alındıktan sonra alanda hiçbir riskin olmadığının teyid edilmesinde yarar bulunduğu, afet bölgesi ilan edilen alanda can ve mal güvenliği açısından gelecekte muhtemel bir riskin bulunup bulunmadığı ile ilgili dosyada yeterli bilgi bulunmadığı, her ne kadar alandaki heyelan aktivitesini kaybetmiş olsa da bu konuda doğru değerlendirme yapabilmek için alanda inklinometreli, analizli heyelan etüdünün yaptırılması ve etüt sonucuna göre gelecekteki afet riski konusunda karar verilmesi gerektiği yolunda da tespitler bulunduğunun görüldüğü, Bu durumda, 08/10/1980 tarih ve 8/1705 sayılı Bakanlar Kurulu kararı yönünden; davacılara ait Saadet Apartmanının bulunduğu İstanbul ili, Küçükçekmece ilçesi, ... Mahallesi,... parsel sayılı taşınmazın afete maruz bölge olarak belirlenmesine ilişkin işlem tarihi itibarıyla söz konusu taşınmazın afete maruz bölge olarak belirlenmesi için gereken şartların bulunması sebebiyle hukuka aykırılık görülmediği, Davanın, 03/01/2019 tarih ve 549 sayılı Cumhurbaşkanı kararı yönünden yapılan değerlendirmesinde ise; gerek 18/10/2018 tarihli jeolojik etüt raporundaki uyuşmazlık konusu taşınmazın yer aldığı aktif heyelanlı sahanın, ayrıntılı jeolojik-jeoteknik etüt raporunun hazırlatılarak sonucuna göre işlem yürütülmesinin uygun olacağı yolundaki tespit gerekse 07/06/2022 tarihli bilirkişi raporundaki heyelan aktivitesini kaybetmiş olsa da bu konuda doğru değerlendirme yapabilmek için alanda inklinometreli, analizli heyelan etüdünün yaptırılması ve etüt sonucuna göre gelecekteki afet riski konusunda karar verilmesi gerektiği yolundaki tespit dikkate alındığında, alanın yeni bir jeolojik-jeoteknik çalışma yapılmadan, ayrıntılı jeolojik-jeoteknik etüt raporu hazırlanmadan ve uygun yer ve sayıda uzun süreli yapılacak inklinometreler yardımıyla izlenerek hareketin hızı, sınırı, derinliği, mekanizması belirlenmek suretiyle bilimsel veriler elde edilmeksizin afete maruz bölge sınırlarından çıkarılan alanlara dahil edilmemesi nedeniyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle 08/10/1980 tarih ve 8/1705 sayılı Bakanlar Kurulu kararı yönünden davanın reddine, 03/01/2019 tarih ve 549 sayılı Cumhurbaşkanı kararının davacılara ait taşınmazı kapsamaması nedeniyle davacıların taşınmazı yönünden iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idareler tarafından, genel olarak savunma dilekçesindeki iddia ve savunmalar tekrar edilerek dava konusu Cumhurbaşkanı kararının ilgili mevzuat hükümlerinde öngörüldüğü şekilde yapılan araştırma ve analiz çalışmaları sonucunda tesis edildiği, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçelerinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının dava konusu Cumhurbaşkanı kararının iptaline ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine, 2. Davanın kısmen reddine, kısmen iptale yönelik Danıştay Dördüncü Dairesinin 16/11/2023 tarih ve E:2023/11037, K:2023/6317 sayılı kararının temyize konu iptale ilişkin kısmının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 14/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Dava, davacıların bağımsız bölümlerinin bulunduğu İstanbul ili, Küçükçekmece ilçesi, ... Mahallesi, ...parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanın afete maruz bölge ilan edilmesine ilişkin 08/10/1980 tarih ve 8/1705 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile bazı alanların söz konusu Bakanlar Kurulu kararı kapsamından çıkarılmasına ilişkin 03/01/2019 tarih ve 549 sayılı Cumhurbaşkanı kararının davacılara ait taşınmazı kapsamaması sebebiyle anılan taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu alanın 08/10/1980 tarih ve 8/1705 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile heyelan afeti nedeniyle afete maruz bölge olarak belirlenmesinden sonraki yaklaşık 40 yıllık süreçte herhangi bir heyelan olayının vuku bulmaması üzerine yeniden başlatılan çalışmalar ve bu çalışmalar sonucunda hazırlanan jeolojik etüt raporuna istinaden 03/01/2019 tarih ve 549 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile afete maruz bölge sınırlarında daraltma yapılmış, ancak uyuşmazlık konusu taşınmaz bu daraltmanın kapsamı dışında tutularak afete maruz bölge sınırlarında bırakılmıştır. İstanbul ilinde geçmiş dönemlerde meydana gelen yıkıcı depremler ve gelecekte de bu türden depremlerin meydana gelmesi yönündeki ciddi ihtimaller göz önünde bulundurulduğunda; dava konusu Cumhurbaşkanı kararının dayanağı olan jeolojik etüt raporunda afete maruz bölge sınırlarının dışına çıkartılması uygun görülmeyen uyuşmazlık konusu taşınmazın afete maruz bölge sınırlarının daraltılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararının kapsamı dışında bırakılmasında hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, Daire kararının dava konusu Cumhurbaşkanı kararının iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.