Danıştay · Danıştay

Danıştay 2024/2640 E. 2025/255 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2024/2640
Karar No
2025/255
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2640 Karar No : 2025/255

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- ... 7- ... VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 03/07/2024 tarih ve E:2021/8727, K:2024/4524 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Giresun ili, Merkez ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 15/12/2020 tarihinde onaylanan Ordu-Trabzon-Rize-Giresun-Gümüşhane-Artvin planlama bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 03/07/2024 tarih ve E:2021/8727, K:2024/4524 sayılı kararıyla; Çevre Düzeni Planının 6.31 ve 6.1 sayılı plan notlarına kararda yer verilerek, Çevre düzeni planı kararlarının, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşturulması, dolayısıyla nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi, bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanların korunması, bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin ise plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerektiği, Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmanın, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmenin ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemenin amaçlandığı, Bu amaç çerçevesinde, Çevre Düzeni Planının ölçeğinde hangi usul ve esaslara göre planlama yapılacağının ayrıntıları ile ilgili kanun ve yönetmeliklerde düzenlendiği, Ayrıca, bir bölgede önceki plan kararları ile belli bir amaca yönelik tanımlama yapılmış olmasının, o bölgenin tamamının amacı, kapsamı, niteliği ve esasları ilgili mevzuatta belirlenmiş olan çevre düzeni planında aynı amaca tahsis edileceği sonucunu doğurmayacağı, Dava konusu planda, taşınmazın "sosyal donatı-askeri alan" kullanımının kaldırılarak "kentsel yerleşik alan" olarak belirlendiği, İlgili mevzuat ve plan hükümleri uyarınca; leke plan niteliğinde bulunan dava konusu planın, ölçeği (1/100.000) göz önünde bulundurulduğunda alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararlarının üretildiği bir plan türü olması ve kentsel yerleşme alanları sınırlarının şematik olup alt ölçekli planlarda bu alanların tamamının yerleşime açılacağı anlamına gelmeyeceği, diğer taraftan plan hükümleri uyarınca kentsel gelişim alanında, konut ve konut kullanımına hizmet verecek sosyal kültürel donatı ve teknik altyapı tesislerinin yapılabileceğinin öngörüldüğü, bu alanlara ilişkin kesin sınırların planda belirtilen nüfus kabullerinin doğal, yapay ve yasal eşiklerin dikkate alınması suretiyle alt ölçekli planlarda belirleneceği, bu nedenlerle dava konusu işlemde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, plan değişikliklerinin ancak zorunlu hallerde ve kamu yararı amacıyla yapılabileceği, bu hususun Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 26. maddesinde düzenlendiği, dava konusu değişikliğin, anılan 26. maddeye aykırılıklar taşıdığı, davaya konu parselin konut+ticaret alanına çevrilmesinin meri imar plan kararları ile örtüşmediği, yapılan değişikliğin plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü bozduğu, değişiklik yapılırken Sağlık Bakanlığı ve konu ile ilgili diğer kurum ve kuruluşların görüşlerinin alınmadığı, dava konusu işlemin yoğunluk artırıcı nitelikte olmasına rağmen teknik altyapıya etkilerinin nasıl olacağı yönünde hazırlanmış bir analiz veya raporun bulunmadığı, eşdeğer alan ayrılmadığı, kaldı ki keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle karar verilmesi gerekirken, davanın reddine yönelik verilen kararda isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Çevre düzeni planları, imar planı niteliğinde olmayan mekansal planlar olup; imar mevzuatı uyarınca imar planları, nazım ve uygulama imar planlarından oluşmaktadır. Bu itibarla; davacıların, imar planlarına özgü olarak ileri sürülebilecek iddialarına itibar edilebilmesine hukuken imkan bulunmamakla birlikte, hem Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin "Çevre Düzeni Planlarına Dair Esaslar"ın düzenlendiği bölümün "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, hem de şehircilik ilkeleri ve kamu yararı yönünden, dava konusu işlemin irdelenmesi gerekmektedir. Leke plan niteliğindeki dava konusu planın, ölçeği (1/100.000) göz önünde bulundurulduğunda, alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararlarının üretildiği bir plan türü olması ve parsel bazında kararlar üretilmesi mümkün değil ise de; uyuşmazlık konusu değişikliğin, parsel bazında belirli bir alana yönelik olduğu anlaşıldığından, daha önce "sosyal donatı alanları" ve "askeri alan" kullanımlarına isabet eden alanın, "kentsel yerleşik alan" olarak belirlenmesi yönünden, yerinde yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde, dava konusu işlemin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacıların temyiz istemlerinin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 03/07/2024 tarih ve E:2021/8727, K:2024/4524 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 06/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2024/2640, K. 2025/255, T. 06.02.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2024-2640-e-2025-255-k-9c430e586c5d