Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/1481 E. 2024/2099 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/1481
- Karar No
- 2024/2099
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1481 Karar No : 2024/2099 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... 2- ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30/11/2023 tarih ve E:2022/2696, K:2023/5173 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: MüIkiyeti Maliye Hazinesi, Elektrik Üretim AŞ ve Türkiye Elektrik İletim AŞ adına kayıtlı olan ve ekli listesinde yer alan taşınmazların ve hisselerin; özelleştirme kapsam ve programına alınmasına, satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi veya işletme hakkının verilmesi yöntemlerinden biri ya da birkaçının birlikte uygulanarak özelleştirilmesine ve özelleştirme işlemlerinin 31/12/2025 tarihine kadar tamamlanmasına ilişkin 18/05/2022 tarih ve 5591 sayılı Cumhurbaşkanı kararının, mülkiyeti Maliye Hazinesine ait İzmir'de bulunan 14 taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30/11/2023 tarih ve E:2022/2696, K:2023/5173 sayılı kararıyla; Dosyanın, ... Özel Eğitim Hizmetleri AŞ tarafından dava konusu Cumhurbaşkanı kararının İzmir ili, Bornova ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel yönünden iptali istemiyle açılan Dairelerinin ... esasına kayıtlı dosya ile birlikte incelendiği; Davacı Belediye tarafından dava konusu Cumhurbaşkanı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlardan İzmir ili, Bornova ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazların 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesi kapsamında tahsisinin yapılması istemiyle İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yapılan 19/03/2021 tarihli başvurunun zımnen reddi üzerine açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, "... Davalı idarelerin savunmalarında işlemin sebep unsuru olarak, dava konusu taşınmazın tahsisi amacıyla davacı idarece yapılan 23/08/2013 tarihli başvurunun reddine dair Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan ... tarih ve ... sayılı işlem hakkında açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ilamıyla davanın reddine karar verildiği ve bahse konu kararın kesinleştiği, dolayısıyla olayda kesin hüküm bulunması ve dava konusu ... ada, ... parsel yönünden ise eğitim amaçlı olarak irtifak ihalesi ile ... Özel Eğitim A.Ş.'ye ihale edildiği ve bu şirketle ön izin sözleşmesi imzalanması gerekçelerinin ileri sürüldüğü görülmektedir. Bakılan davada, kesin hüküm itirazına gerekçe olarak ileri sürülen 20/11/2013 tarihli başvuru sırasında Karayolları Genel Müdürlüğü lehine daha önce yapılmış bir ön tahsis bulunduğu, ilerleyen süreçte anılan idareye kesin tahsisin yapılmadığı, aksine yukarıda açıklandığı şekliyle hâlihazırda ''Lojman ve Spor Tesis Alanı'' olarak kullanılmakta olan ... ada ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alana ilişkin 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli plan değişikliği önerisinin onaylanması hâlinde dava konusu ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... numaralı taşınmazlara ilişkin kullanım kararının ''Resmi Kurum Alanı (Karayolları Tesis Alanı)'' olarak değiştirilmesine ihtiyaç kalmayacağı, söz konusu 6 ve 7 numaralı taşınmazlar için ''Belediye Hizmet Alanı'' kullanım kararı alınmasında sakınca bulunmadığının Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile bildirilmesi üzerine, 6 ve 7 numaralı taşınmazları kapsayan alana ilişkin 1/5000 ölçekli plan değişikliği önerisinin İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanarak kabulüyle dava konusu parsellerin hâlihazırda ''Belediye Hizmet Alanı, Taşıt Yolu ve Yeşil Alan'' olarak planlandığı ve davaya konu edilen 19/03/2021 tarihli başvurunun İdari Yargılama Usul Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında değişen şartlar uyarınca yapılmış yeni bir başvuru olduğu anlaşıldığından, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ilamının iş bu dava açısından şekli ya da maddi anlamda kesin hüküm olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Öte yandan, dava konusu ... ada, ... parsel yönünden ise eğitim amaçlı olarak irtifak ihalesi ile ... Özel Eğitim A.Ş.'ye ihale edildiği ve bu şirketle ön izin sözleşmesi imzalandığı ileri sürülmüş, buna dair ön izin sözleşmesi dava dosyasına sunulmuş ise de, yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca dava konusu taşınmaz üzerinde henüz tesis edilmiş bir irtifak hakkı bulunmadığı, dolayısıyla tahsis ve devri yapılamayacak taşınmazlardan olmadığı görülmektedir. Bu durumda, dava konusu taşınmazların 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesi kapsamında belediyelerine tahsisinin yapılması istemiyle yapılan 19/03/2021 tarihli başvurunun zımnen reddine dair işlemde sebep unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle söz konusu işlemin iptaline ilişkin olarak verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği; Dairelerinin 10/10/2023 tarih ve E:2022/2696 sayılı ara kararıyla taraflar ile İzmir Valiliğinden, aktarılan kararın uygulanmasına ilişkin olarak ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara yönelik bir işlem tesis edilip edilmediğinin sorulduğu; davacı tarafından verilen cevapta, 11/08/2023 tarihli başvuru ile söz konusu taşınmazların Belediyeye tahsisinin talep edildiği, ancak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün 27/09/2023 tarihli yazısı ile, ... parsel sayılı taşınmazın özelleştirme kapsamına alındığı gerekçesiyle yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığı, ... parsel sayılı taşınmazın ise Bakanlıkça değerlendirme aşamasında olduğunun bildirildiği; ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde dava dışı ... Özel Eğitim Hizmetleri AŞ ile Milli Emlak Dairesi Başkanlığı arasında, eğitim, sağlık, spor, turizm, sanayi tarım, hayvancılık, sosyal, kültürel vb. tesisler (konut ve enerji hariç) yapılmak üzere ve fiili kullanım olmaksızın öncelikle taşınmazın tescil, ifraz, tevhit, terk ve benzeri işlemlerin yapılması ve/veya imar planının yaptırılması, değiştirilmesi, uygulama projelerinin hazırlatılması ve onaylatılması amacıyla 1 yıl süreli 06/08/2020 tarihli ön izin sözleşmesi imzalandığı, devamında sürenin 05/08/2022 tarihine kadar 1 yıl daha uzatıldığı ve sonrasında yeniden süre uzatımına gidilmediği; Dairelerinin ..., ... tarih ve E:... sayılı ara kararlarıyla, diğer hususların yanı sıra davalı idarece ... parsel sayılı taşınmazın özelleştirme kapsam ve programından çıkarılması hususunun değerlendirme aşamasında olduğu belirtildiğinden, bu hususa yönelik olarak işlem tesis edilip edilmediğinin sorulduğu, verilen cevaplarda değerlendirmelerin devam ettiği, taşınmazın hâlen özelleştirme kapsam ve programında olduğunun belirtildiği; Davalı idarelerin usule yönelik itirazlarının geçerli görülmediği; 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 1. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi ile 3. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 09/07/2018 tarih ve 30473 (3. Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. ve Geçici 8. maddeleri, 02/08/2018 tarih ve 30497 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne yer verilerek; Anayasa'da yapılan değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması için 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak, Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK'nin 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurul'un sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nca yürütülür." kuralının yürürlükten kaldırıldığı, ancak 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında Kurulun görevlerinin sayıldığı metnin yürürlükte olduğu; 703 sayılı KHK'nin Geçici 8. maddesi ile de, bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilerek, 703 sayılı KHK'nin 85. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında oluşumuna yer verilen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkilerinin Cumhurbaşkanına veyahut yetkilendirilecek kurum ya da makama devredileceğinin kurala bağlandığı; Nitekim, 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile de, 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkilerin tevdi edildiği makamın "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilerek, 4046 sayılı Kanunla Özelleştirme Yüksek Kuruluna verilmiş görev ve yetkilerin bizzat Cumhurbaşkanınca kullanılacağının açıklığa kavuşturulduğu; Bu itibarla, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ve Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların; özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek ve satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sâir hukukî tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek hususlarında görevli olan Özelleştirme Yüksek Kurulunun bu görevleri de Cumhurbaşkanı'na devredildiğinden, dava konusu kararda yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı; 4046 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde ve 1. maddesine ait gerekçede, önceki özelleştirme mevzuatında sadece kamu iktisadî teşebbüslerinin özelleştirilmesine ilişkin hükümler yer almakta iken, bu Kanun ile yapılan düzenleme sonucunda Devletin diğer mal ve hizmet üretim birimlerinin de özelleştirme kapsamına alınması suretiyle, özelleştirme uygulamalarının sınırlarının genişletildiği ve Devletin ekonomik alandaki rolünün azaltılmasının amaçlandığının belirtildiği; 4046 sayılı Kanun'un 1. maddesinin (A) bendine göre, Hazineye ait taşınmazların kamuya gelir elde etmek amacıyla özelleştirme uygulamaları kapsamında değerlendirilmelerinin mümkün olduğu; Davalı idarelerce, kapsam ve programa alınan taşınmazların boş, atıl, işlevsiz ve işgalli durumda olduğu, herhangi bir kamu hizmeti ile ilgisinin olmadığının tespit edildiği, atıl durumdaki kamu arazilerinin, eski tesislerin ve işletmelerin güvenlik vb. masrafları dolayısıyla devlete külfet olduğu, genellikle boş kamu arazilerinin işgal altında kalarak kaçak yapılar inşa edildiği, özelleştirilerek kente kazandırılan turizm alanlarının ise şahıs/şirketlere devredilmesiyle vergi (emlak/arsa/arazi) yükümlülüğü doğduğu, böylece kamuya kaynak aktarıldığı, arazilerin özel sektör yatırımları ile ekonomiye kazandırılmaları sonucu insan odaklı yaşayan mekanlara dönüştürülmesi sağlanarak turizm gelirleri ve istihdam açısından da oldukça önemli oranda artış kaydedileceği, bu sayede devlet bütçesi ile gerçekleştirilemeyen yatırımların yapılması ve kaynakların etkin kullanılmasının sağlanacağının belirtildiği; Öte yandan, dava konusu ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların davacı Belediye tarafından kendilerine tahsis edilmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada söz konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, ara kararına verilen cevaplardan, davacı Belediyeye söz konusu taşınmazların tahsis edilmesi hususunda ... parsel sayılı taşınmazın özelleştirme kapsamına alındığı gerekçesiyle yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığı, ... parsel sayılı taşınmazın ise Bakanlıkça değerlendirme aşamasında olduğunun bildirildiği ve ... parsel sayılı taşınmazın özelleştirme kapsam ve programından çıkarılması hususunun davalı idarece değerlendirme aşamasında olduğunun anlaşıldığı; Bu itibarla, bulunulan aşama itibarıyla, dava konusu kararın 4046 sayılı Kanun'un genel gerekçesine, Kanun'da belirtilen ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlama şeklindeki genel amaç ile Hazineye ait taşınmazların özelleştirme uygulamaları kapsamında değerlendirilmesinde geçerli olan kamuya gelir elde etme şeklindeki özel amaca ve özelleştirme ilkelerine uygun olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Maliye hazinesi tarafından yargı kararları yerine getirilmeyerek belediyelerinin bekletildiği, Daire kararı ile Maliye Hazinesinin hukuksuz işleminin sürdürülmesine olanak tanındığı, dava konusu işlemin kamu yararı gözetilmeksizin tesis edildiği, uyuşmazlık konusu taşınmazların halihazırda kamusal alanlara tahsis edilmeleri nedeniyle özelleştirme kapsam ve programına alınmalarının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozularak, yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olan dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: Üyeler ... ve ...'in; dava dilekçesinin "Konu" ve "Sonuç ve İstem" kısımlarında 18/05/2022 tarih ve 5591 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali isteminde bulunulduğu, dava dilekçesinde yer alan dava açma iradesinin en somut biçimde ortaya konulduğu bu kısımlarda, söz konusu kararın belirli bir bölümünün iptalinin istenilmediği, Dairece yapılan incelemede ise, dava dilekçesi içeriğinde yer verilen iddiaların, anılan kararın belli kısım ya da kısımlarına ilişkin olduğu kanaatine varılması hâlinde, dilekçe bütünlüğü içerisinde iptal talebinin ("Konu", "Sonuç ve İstem" ile "Açıklamalar" bölümlerindeki taleplerin uyumsuz olması nedeniyle) tutarlı bir biçimde belirtilememiş olduğunun değerlendirilmesi ve bu bağlamda, davacının talebini açık, somut ve her türlü kuşkudan uzak bir biçimde ortaya koyabilmesine imkân sağlamak üzere, 2577 sayılı Kanun'un 3. ve 15/1(d) maddeleri uyarınca dilekçenin reddine karar verilmesi gerektiği; Üye Kemal Kuku'nun, dava dilekçesinde 18/05/2022 tarih ve 5591 sayılı Cumhurbaşkanı kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istenilmesine rağmen, Daire tarafından hukuka uygunluk denetiminin, anılan kararda yer alan 14 taşınmaza yönelik olarak hasren yapılmasında hukuki isabet bulunmadığı ve eksik inceleme yapıldığı yönündeki usule yönelik oylarına karşılık, dava dilekçesindeki davacı iddiaları dikkate alındığında, Dairece hasren inceleme yapılarak karar verilmesinde yargılama usulü bakımından hukuka aykırılık görülmeyerek, uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçildi: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 30/11/2023 tarih ve E:2022/2696, K:2023/5173 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 09/10/2024 tarihinde esasta ve usulde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Anayasa'nın "Devletleştirme ve Özelleştirme" başlıklı 47. maddesinin ikinci fıkrasında, "Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK'nın 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür." düzenlemesi yürürlükten kaldırılmakla birlikte, 4046 sayılı Kanun'un, Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevlerinin sayıldığı 3. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme yürürlükte bulunmaktadır. Her ne kadar, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kurulların Görevleri" başlıklı geçici 8. maddesinde; bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan Kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkilerin bizzat kimin tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmemiştir. Nitekim, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 8. maddesine dayanılarak hazırlanan 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkileri kullanacak makamın bizzat "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname veya yasal bir düzenleme ile yetkili makam tespit edilmediğinden, Genelge'ye ekli 1 sayılı Cetvelin üçüncü sırasında Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kullanacak Makamı gösteren ayrık bir düzenlemeye daha gerek duyulmuştur. Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği makamın Cumhurbaşkanı olduğu 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne ekli 1 sayılı Listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler arasındaki özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara ilişkin her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonlarının onaylanması hususunda karar verecek makamın, Genelge hükümleri ile tespit edilmesi, normlar hiyerarşisine açıkça aykırıdır. Yetki kuralları, idari kararların, Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı organ, makam ve kamu görevlileri tarafından alınmasını ifade etmektedir. "Görev ve yetki" kamu düzeninden olup, varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın da alt düzenleyici işlem niteliğindeki Genelge ile değil, ancak üst hukuk normu niteliğindeki ve Anayasa'nın 47. maddesinin ikinci fıkrasının açık hükmü gereğince, kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler konusunda bizzat karar alacak makamın, üst hukuk normlarında belirlenmediği, 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelge'ye ekli 1 sayılı Listenin üçüncü numarasında Genelge ile tespit edilmiş yetkiye dayalı şekilde işlem tesis edildiği dikkate alınarak dava konusu işlemin, yetki kuralları yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun'a eklenen geçici 29. madde, 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 703 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde "görülmekte olan işler"in, bu tarih itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin de "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 703 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra tesis edilen 11/11/2021 tarihli işlemin, 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden işler kapsamında olduğundan söz edilemez. Bu itibarla, 18/05/2022 tarih ve 5591 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un geçici 29. maddesi kapsamındaki görülmekte olan işler niteliğinde bulunmadığından, bu maddeye dayanılarak işlem tesis edilmesi hukuken mümkün değildir. Kaldı ki, Geçici 29. maddeyle, sadece bu Kanun hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca "görülmekte olan işlerin" Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına ilişkin düzenlemeye gerek duyulmuş olması da, Özelleştirme Yüksek Kurulunun geçici 8. madde kapsamında olmadığını göstermektedir. Açıklanan nedenlerle, yetki yönünden hukuka aykırı olan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.