Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/1152 E. 2025/387 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/1152
- Karar No
- 2025/387
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1152 Karar No : 2025/387
TEMYİZ EDEN (DAVALI) :... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Odası VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 20/12/2023 tarih ve E:2021/5174, K:2023/7487 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 11/03/2021 tarih ve 31420 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 20/12/2023 tarih ve E:2021/5174, K:2023/7487 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 124. maddesi, 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu'nun 5. maddesinin 1. ve 2. fıkraları, 11/03/2021 tarih ve 31420 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak, Normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisinin söz konusu olduğu ve her normun geçerliliğini bir üst hukuk normundan aldığı, başka bir anlatımla normlar hiyerarşisinin, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına geldiği; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği, Anayasa'nın 124. maddesinde, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve kanunlara aykırı olmamak kaydıyla yönetmelikler çıkarılabileceğinin öngörüldüğü, bahse konu hükmün, idareye ikincil düzenleme yapma yetkisi verdiği, esasında bu yetkinin, genel ve soyut nitelikte hükümler ihtiva eden kanunların detaylandırılması amacını taşıdığı, bu çerçevede, kanunda öngörülmeyen bazı hususların yine kanuna aykırı olmamak kaydıyla yönetmeliklerde düzenlenmesinin mümkün olabildiği, bu kapsamda idarenin düzenleme yetkisinin, yasalarla getirilen hükümleri aşacak bir şekilde kullanılamayacağının da idare hukukunun en temel ilkelerinden olduğu, 5686 sayılı Kanun'un "Arama ruhsatı" başlıklı 5. maddesinin 2. fıkrasında, arama ruhsatı için idareye yapılan müracaatların idare tarafından Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne (MAPEG) bildirileceği, MAPEG tarafından müracaat konusu sahanın daha önceki başvurular ile çakışması halinde, çalışan kısımların çıkarılarak arama ruhsatı verilebilecek alanın idareye bildirileceği ve idare tarafından verilen ruhsatın koordinatlarıyla birlikte kaydedilmek üzere yeniden MAPEG'e bildirileceği hükmüne yer verildiği, başka bir ifadeyle, Kanun'da arama ruhsatına ilişkin iş ve işlemlerin idareyle birlikte MAPEG tarafından yürütüleceğinin düzenlendiği, 5686 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılan Yönetmelik'in dava konusu edilen kısmında arama ruhsatı almak için müracaat esaslarının düzenlendiği görülmekle birlikte, anılan düzenlemede idare tarafından müracaat alanına ilişkin yapılacak bildirimlerin Kanun'daki düzenlemenin aksine MAPEG'e değil Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına yapılacağının belirtildiği, hükmün devamında müracaata ilişkin diğer iş ve işlemlerin ve idareye yapılacak bildirimlerin de yine Bakanlık tarafından yapılacağının düzenlendiği, Bu durumda, yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava konusu Yönetmelik hükmünün dayanağı üst hukuk normu olan ve yukarıda ilgili kısmına yer verilen Kanun hükmüne aykırı olarak düzenlendiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, 11/03/2021 tarih ve 31420 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesinin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, uygulamada karşılaşılan tereddütlerin giderilmesi amacıyla teknik ayrıntıların Yönetmelik ile düzenlenebileceği, yapılan düzenleme ile, tek elden yürütülecek bir başvuru sürecinin düzenlendiği, arama ruhsat başvurularında ve sonrasındaki arama izin süreçlerinde yaşanan gecikmelerin önüne geçilmesinin amaçlandığı, yatırımcıların ve ruhsat alanında bulunan diğer yatırımların birbirinden etkilenmesinin engellendiği, böylece, daha arama ruhsatı başvurusu sırasında arama döneminde alınacak olan izinler için uygun bir altyapının oluşturulduğu, Bakanlık bünyesindeki kurumlar veya ilgili diğer kurumlarla koordineli bir çalışma yürütülerek ruhsat sürecinin sonuçlandırılmasının hedeflendiği, birbirine karşılıklı en yakın kenarları arasındaki mesafe 1000 metreden az olan alanlara ruhsat verilmeyeceğine dair düzenlemenin yeni bir düzenleme olmadığı, 2014 yılında yapılan Yönetmelik değişikliği ile dava konusu fıkraya eklendiği, 5686 sayılı Kanun'un uygulanması ile ilgili usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkarılan dava konusu Yönetmelik'te Kanun'a aykırı olmayan daha ayrıntılı bir düzenlemeye yer verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üye ...'in, dava konusu Yönetmelik hükmünün davacı Odanın menfaatini etkilemediği, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki usule ilişkin oyuna karşılık, davacı Odanın dava açma ehliyetinin bulunduğuna oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu düzenlemenin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 20/12/2023 tarih ve E:2021/5174, K:2023/7487 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 20/02/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu'nun 5. maddesinde, arama ruhsatı için idareye yapılan müracaatların idare tarafından Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne (MAPEG) bildirileceği, arama için başvurulan saha, önceki diğer başvurular ile çakışıyorsa, MAPEG'in çakışan kısımları çıkararak kalan saha için "arama ruhsatı" verilebileceğini idareye bildireceği, idarenin, verilen ruhsatı koordinatları ile birlikte kayıtlara alınmak üzere MAPEG’e bildireceği hükmüne yer verilmiştir. 5686 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile, bu Kanun'un uygulanmasına dair usûl ve esasları yönetmelikle belirlemeye yetkili kılınan davalı Bakanlık tarafından hazırlanan dava konusu Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliği 11/12/2007 tarih ve 26727 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur. Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 5. fıkrasında, idarenin müracaat alanı hakkında bilgileri en geç onbeş gün içinde Bakanlığa bildireceği, Bakanlığın, MAPEG ve diğer bağlı, ilgili veya ilişkili kurum ve kuruluşlarından arama ruhsatı talep edilen alanla ilgili ihtiyaç duyulacak görüşleri almak ve mevcut hakları da göz önünde bulundurmak suretiyle değerlendirme yapacağı ve başvurunun uygunluğunu en geç otuz gün içerisinde değerlendireceği, Bakanlıkça başvurunun uygun olduğunun değerlendirilmesi halinde, önceden ruhsata bağlanmış kısımlar varsa, bloke alanı kısmı ile birlikte çıkarılarak geride kalan ve uygun olan alan için arama ruhsatı verilebileceğinin idareye bildirileceği, Bakanlıkça arama ruhsat başvurusunun uygun olmadığının değerlendirilmesi halinde idarece arama ruhsatı verilemeyeceği öngörülmüştür. Bu haliyle, dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 5. fıkrasında, dayanağı olan 5686 sayılı Kanun'u aşan veya kapsamını genişleten herhangi bir düzenleme yapılmadığı ve yeni bir kural belirlenmesinin de söz konusu olmadığı, bilakis 5686 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile verilen yetki uyarınca bu Kanun'un uygulanmasına dair usul ve esasların belirlendiği anlaşıldığından, söz konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemenin iptali yolunda verilen temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.