Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/820 E. 2024/629 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/820
- Karar No
- 2024/629
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/820 Karar No : 2024/629 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : ... Adına Velayeten, Kendi Adlarına Asaleten ... ve ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı VEKİLİ : I.Hukuk Müşaviri ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 13/10/2022 tarih ve E:2018/3116, K:2022/4477 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılardan Umut Kösen'in hacca götürülmesi talebinin reddine ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ... tarih ve E... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ... tarih ve E... sayılı 2018 Yılı Hac Organizasyonu Talimatının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 13/10/2022 tarih ve E:2018/3116, K:2022/4477 sayılı kararıyla; 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasına, (dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihteki haliyle) 13. maddesinin 7. fıkrasına; 11/10/2011 tarih ve 2011/2347 sayılı Hac ve Umre Seyahatleri İle İlgili İşlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı'nın 7. maddesinin 1. fıkrasına (dava konusu işlem tarihindeki haliyle), 3. ve 4. fıkralarına; Hac ve Umre Seyahatleri İle İlgili İşlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 4. maddesine, 5. maddesinin 2. fıkrasına, dava konusu 19/12/2017 tarih ve E.118330 sayılı 2018 Yılı Hac Organizasyonu Talimatı'nın "B- Müracaatlar Esnasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar" başlıklı bölümünün 1. maddesine yer verildikten sonra, Anılan mevzuat hükümlerinde, hac faaliyetlerine ilişkin temel esasların ve stratejilerin belirlenmesi, haccın usulüne uygun olarak yerine getirilmesi ve sunulan hizmetin kalitesinin artırılması için yurt içinde ve yurt dışında alınması gerekli tedbirler ile hacı adaylarının belirlenmesi usulü konularında Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu'na düzenleme yapma noktasında takdir yetkisi verildiği, davalı idareye de Kurulca belirlenen usul ve esasları duyurma ve uygulama hususlarında bağlı yetki tanındığının görüldüğü, Bununla birlikte, Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, idareye tanınan takdir yetkisinin kullanımı sınırsız olmayıp hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmak zorunda olduğu, Bu bağlamda, uyuşmazlığın, Kurula tanınmış olan takdir yetkisinin kullanımında dayanılan olguların kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilip temellendirilemediği meselesinin açıklığa kavuşturulması ile çözüme kavuşturulabileceği, Dava dosyasının incelenmesinden; Suudi Arabistan Krallığı tarafından ülkemize 2018 yılı için 80.000 kişilik sınırlı hac kontenjanın tanındığı, buna karşın ön kayıt yaptırarak kuraya katılan vatandaşların sayısının yaklaşık 2.120.000 kişi olduğu, dava konusu işlemlerin de bu kapsamda, kendisine henüz hac ibadeti farz olmamış, erginlik çağına gelmemiş ve ebeveyn bakımına 0-6 yaş arası çocuklara nazaran daha az ihtiyaç duyan 7-12 yaş arası çocukların, Suudi Arabistan Krallığı tarafından ayrı bir pasaport ve vize uygulamasına tabi tutulmaları, dolayısıyla ayrı bir hac kontenjanı ayrılmak zorunda kalınması gözetilerek, hac ibadeti kendisine farz olan kişiler yerine sınırlı sayıdaki kontenjanı doldurmasının engellenmesi amacıyla Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu kararına istinaden tesis edildiğinin anlaşıldığı, Bu durumda, 2018 yılı için ülkemize ayrılan hac kontenjanının çok üzerinde ön kayıt başvurusunda bulunulması nedeniyle tesis edilen 7-12 yaş arası çocukların kesin kayıtlarının yapılmamasına ilişkin Kurul kararının duyurulması yolundaki dava konusu Talimat maddesi ile bu madde dayanak alınarak tesis edilen bireysel işlemde, Kurul tarafından takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek kullanılması ve davalı idarece Kurul kararına uygun olarak işlem tesis edilmesi karşısında, üst normlara ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ailenin inancı gereği dini görevlerinden olan Hac vazifesini yerine getirmek için çekirdek aile olarak sınırlı kota ile 1 kez gidilebilen Hac kurasına katılmalarının uygun görülerek başvurularının idarece alındığı; bu başvurunun, harca tabi olduğu ve kendileri tarafından kura harcının yatırıldığı; kura çekimleri sonucu isimlerinin hac organizasyonuna katılabilecekler arasına yazıldığı; bu noktada, kazanılmış hakkın vuku bulduğu ve idare tarafından kazandırılan hakkın artık geri alınamayacağı; 2018 yılında kura sonucunda grup olarak kesin kayıt hakkı kazanmalarına rağmen dava konusu 2018 Yılı Hac Organizasyonu Talimatı uyarınca davacılardan U.K'nin kesin kaydının yapılmayacağının bildirildiği; bu durumun, kazanılmış hak ilkesi ile Anayasada yer alan din ve vicdan hürriyetine aykırı olduğu; anılan davacının, anne ve babasına çok düşkün olduğu, anne ve babasından ayrılamadığı, diğer çocuklardan farklı olduğu, tedavisinin devam ettiği, ailesinden ayrılması halinde ruhsal çöküntüye gireceği; kura sonuçlarının tarihi ve isteminin ret edilme tarihindeki kazanılmış hak yönünden davanın irdelenmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 13/10/2022 tarih ve E:2018/3116, K:2018/4477 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 20/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.