Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/786 E. 2023/3116 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/786
Karar No
2023/3116

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/786 Karar No : 2023/3116 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sendikası VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 3-... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 4- ... Bakanlığı VEKİLİ :... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/10/2022 tarih ve E:2021/5662, K:2022/6016 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 25/08/2021 tarih ve 31579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile 25/10/2017 tarih ve 30221 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin (asıl Yönetmelik) 4. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde yapılan değişikliğin; Yönetmeliğin 2. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yapılan değişikliğin; Yönetmeliğin 4. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 9. maddenin 2. fıkrasının (a) bendinde yapılan değişikliğin; Yönetmeliğin 5. maddesi ile asıl Yönetmeliğin Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişikliğin ve aynı maddenin 4. fıkrasında yer alan "yeni üretilen” ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin değişikliğin; Yönetmeliğin 6. maddesi ile asıl Yönetmeliğin Geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/10/2022 tarih ve E:2021/5662, K:2022/6016 sayılı kararıyla; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu'nun 3. ve 19. maddeleri ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine atıfta bulunularak; Kamu görevlileri sendikalarının, tüzel kişiliklerinden kaynaklanan genel hak ve fiil ehliyetine dayanarak menfaatlerini ihlal eden idari işlemler ile üyelerinin ortak çıkarlarının korunması için, hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda ise üyelerini veya bunların mirasçılarını temsil ederek idari yargıda dava açmaları hususunda tartışma bulunmadığı, Davacı Sendikanın, Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmet Kolunda kurulduğu, bu hizmet koluna, 4688 sayılı Kanun'un 41/(a) maddesine göre hazırlanan Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Kapsamına Giren Kurum ve Kuruluşların Girdikleri Hizmet Kollarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik kurallarına göre, üniversiteler dahil olmak üzere eğitim ve öğretim kurum ve kuruluşlarının girdiği, Sendika Tüzüğü'nün 6. maddesinde ise sendikanın çalışma konularının belirlendiği, Dava konusu Yönetmeliğin; okul öncesi eğitim ve zorunlu eğitim kapsamında bulunan öğrenciler ile kreş, gündüz bakımevleri ve çocuk kulüplerine devam eden çocukların taşıma faaliyetlerini düzenli ve güvenli hale getirmek, taşıma yapacak gerçek ve tüzel kişilerin yeterlilik ve çalışma şartları ile denetim işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla yayımlandığı, Dava konusu edilen düzenlemenin kapsamı dikkate alındığında, davacı Sendikanın tüzel kişiliği ya da üyelerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatleri ile ilgisi bulunmayan, okul öncesi eğitim ve zorunlu eğitim kapsamında bulunan öğrenciler ile kreş, gündüz bakımevleri ve çocuk kulüplerine devam eden çocukların taşıma faaliyetlerini düzenli ve güvenli hale getirmesi, taşıma yapacak gerçek ve tüzel kişilerin yeterlilik ve çalışma şartları ile denetim işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlemesine yönelik dava konusu düzenlemelerin iptali konusunda, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, idari işlemlerin hukuki denetiminin yapılabilmesi ve hukukun üstünlüğünün sağlanabilmesi için menfaat koşulunun geniş yorumlanması gerektiği, Sendika Tüzüğü'nün 2. maddesinin (c) ve (e) bentlerinde, sendikayı dava açmakta ehliyetli kılacak amaçların bulunduğu, buna göre bakılan davayı açmakta sübjektif ehliyet koşulunun gerçekleştiği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ... 'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 26/10/2022 tarih ve E:2021/5662, K:2022/6016 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 13/12/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Bir iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı ön koşullar yönünden kabul edebilmesi için 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca dava dilekçeleri "ehliyet" yönünden de incelenmektedir. Dolayısıyla, iptal davası açılabilmesinin ön koşullarından biri, davacının objektif ve subjektif dava ehliyetinin olmasıdır. Danıştay'ın istikrar bulan kararlarına göre, davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için idari kararın davacının meşru, şahsi ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerekmektedir. İptal davalarında, dava konusu işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinin saptanması davacının bu davada ehliyetinin (subjektif ehliyetinin) bulunduğu, dolayısıyla davanın esasının incelenmesine geçilebileceği sonucunu yaratmaktadır. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulu, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılmasına ve sürdürülmesine ilişkin bir husustur. Dolayısıyla, kişisel menfaat ihlali kavramının, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. 25/08/2021 tarih ve 31579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde yapılan değişiklik incelendiğinde, anılan düzenleme ile okul servis araçlarında iç mekanı gösteren Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayımlanan tip onay mevzuatına uygun şeffaf cam dışında cam kullanılamayacağının kurala bağlandığı anlaşılmaktadır. Davacı Sendika tarafından, dava konusu bu kural ile kullanımı zorunlu kılınan şeffaf camın, hangi düzeyde şeffaf olacağının özel teknik bilgi sahibi olmayan öğrenci velileri, okul yöneticileri ve öğretmenlerce kolaylıkla anlaşılabilir olmadığı, bahse konu camın beyaz cam niteliğinde olmadığı ve aracın içini dışarıdan izleme imkanını ortadan kaldırdığı, bunun da öğrencilerin servis araçlarında güvenli taşınıp taşınmadığına yönelik denetimi güçleştirdiği, öğrencilerin güvenliği açısından camların araç içini gösteren beyaz cam olması gerektiği iddia edilerek, bu düzenlemenin iptali talep edilmektedir. Davacı Sendikanın Tüzüğünün 2. maddesinde, toplumun bütün bireylerinin, temel insan hakları ve özgürlükleri doğrultusunda, herkesin kendi anadilinde, cins ayrımcı olmayan, eşit demokratik, laik, bilimsel, parasız ve kamusal nitelikli eğitim görmesini savunmak, uluslararası sözleşmelerde yer alan çocukların hakları ve eğitimi ile ilgili temel haklarını ve özgürlüklerini savunmak ve olumsuz koşullardaki çocukların eğitimi için çalışmalar yapmak Sendika'nın amaçları arasında sayılmıştır. Dava konusu düzenlemenin içeriği ile davacı Sendikanın Tüzüğünde belirtilen amaçlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının 25/08/2021 tarih ve 31579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde yapılan değişikliğin iptalini istemekte, kişisel ve güncel menfaatinin, dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davacının, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendine yönelik temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bu kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Bir iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı ön koşullar yönünden kabul edebilmesi için 2577 sayılı Yasa'nın 14. maddesi uyarınca dava dilekçeleri "ehliyet" yönünden de incelenmektedir. Dolayısıyla, iptal davası açılabilmesinin ön koşullarından biri, davacının objektif ve subjektif dava ehliyetinin olmasıdır. Danıştay'ın istikrar bulan kararlarına göre, davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için idari kararın davacının meşru, şahsi ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerekmektedir. İptal davalarında, dava konusu işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinin saptanması davacının bu davada ehliyetinin (subjektif ehliyetinin) bulunduğu, dolayısıyla davanın esasının incelenmesine geçilebileceği sonucunu yaratmaktadır. Kişisel menfaat ihlaline ilişkin Danıştay kararlarına bakıldığında, olayın özelliğine göre farklılıklar gösterdiği gözlemlenmektedir. Kiracıların, belde sakinlerinin, derneklerin, sendikaların, meslek kuruluşlarının dava açma ehliyetleri yönünden yapılan yargısal yorumlar zaman içinde iptal davasının hukuk devletini sağlamanın en önemli unsurlarından biri olduğu gerçeğini dikkate alan bir seyir izlemektedir. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulu, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılmasına ve sürdürülmesine ilişkin bir husustur. Dolayısıyla, kişisel menfaat ihlali kavramının, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. Bireylerin ve sivil toplum kuruluşlarının menfaat ilgisini kurdukları idari tasarrufları, iptal davası yoluyla idari yargı önüne getirmelerinin, idarenin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin sağlanmasıyla "Hukuk Devleti" nin gerçekleştirilmesine hizmet edeceği; soruna bu açıdan bakıldığında, idari yargıya özgü bir dava türü olan "iptal davası"nı açan gerçek veya tüzel kişilerin, dava açmakla ulaşmak istediği amaç bakımından klasik anlamda "davacı"dan farklı olduğu tartışmasızdır. Aksi yönde bir anlayış, iptal davasının ön koşullarından olan "menfaat ihlali"ni "hak ihlali"ne yaklaşan bir tarzda yorumlama sonucunu yaratır ki, bu durumun idari yargının varlık nedeni ile de yasa koyucunun amacı ile de bağdaşmayacağı açıktır. Bu itibarla, bir idari faaliyet ile, dava açma ciddiyetini sağlamaya yetecek ölçüde muhatap olup, menfaat ilgisini kuran kişi ve kuruluşlar söz konusu faaliyetle ilgili idari işlemlerin iptali istemiyle dava açabilirler. Kamu görevlileri sendikasının dava açma ehliyetinin de bu açıdan ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu'nun 3(g) maddesinde, sendika, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar olarak tanımlanmış; aynı Kanun'un 19. maddesinde de, üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak sendikaların görevleri arasında sayılmıştır. Anılan Kanun hükmünün değerlendirildiği Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 03/03/2006 tarih ve E:2005/1, K:2006/1 sayılı kararında, 4688 sayılı Kanun'un 19/f maddesi uyarınca kamu görevlileri sendikalarına, üyelerinin haklarını korumak amacıyla tanınmış olan dava açma hakkının kullanımında sınırlamaya gidilmesinin, Anayasa'nın hak arama hürriyetine ilişkin 36. maddesi kuralına uygun düşmeyeceği vurgulandıktan sonra, Danıştay Daireleri arasında, sendikaların, genel düzenleyici işlemlere karşı dava açabilmeleri konusunda içtihat farklılığı bulunmadığı; kamu görevlileri sendika ve üst kuruluşlarının, üyelerinin ortak, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için kurulmuş tüzel kişilikler olarak diğer tüm tüzel kişilere tanınan kuruluş amaçları çerçevesinde ve bu amaçları gerçekleştirecek ölçüde yetkili organları vasıtasıyla taraf ve dava ehliyetlerinin bulunduğu, bu nedenle, maddede öngörülen temsil yetkisinin gayesinin başka olduğu açıklanmıştır. Yukarıda alıntı yapılan, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararında da açıklandığı gibi, kamu görevlileri sendikalarının, kuruluş amaçlarını gerçekleştirecek ölçüde yetkili organları vasıtasıyla taraf ve dava ehliyetleri bulunmaktadır. Davacı Sendika'nın Tüzüğünde, Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmet Kolu’nda kurulduğu, bu hizmet koluna, eğitim, öğretim ve bilim alanındaki tüm iş yerlerinin dâhil olduğu belirtilmiş, aynı Tüzüğün 2. maddesinde ise, toplumun bütün bireylerinin, temel insan hakları ve özgürlükleri doğrultusunda, herkesin kendi anadilinde, cins ayrımcı olmayan, eşit demokratik, laik, bilimsel, parasız ve kamusal nitelikli eğitim görmesini savunmak, uluslararası sözleşmelerde yer alan çocukların hakları ve eğitimi ile ilgili temel hakların ve özgürlüklerini savunmak ve olumsuz koşullardaki çocukların eğitimi için çalışmalar yapmak Sendika'nın amaçları arasında sayılmıştır. Dava konusu edilen düzenlemelerin, eğitim sisteminin bir parçası olarak kabul edilmesi gereken, okul öncesi eğitim ve zorunlu eğitim kapsamında bulunan öğrenciler ile kreş, gündüz bakımevleri ve çocuk kulüplerine devam eden çocukların taşıma faaliyetlerinin düzenli ve güvenli hale getirmesi, taşıma yapacak gerçek ve tüzel kişilerin yeterlilik ve çalışma şartları ile denetim işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlenmesine ilişkin olduğu dikkate alındığında, davacı Sendikanın 25/08/2021 tarih ve 31579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yapılan değişikliğin; 4. maddesi ile asıl Yönetmeliğin 9. maddenin 2. fıkrasının (a ) bendinde yapılan değişikliğin; 5. maddesi ile asıl Yönetmeliğin Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişiklik ile aynı maddenin 4. fıkrasında yer alan "yeni üretilen” ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin değişikliğin; 6. maddesi ile asıl Yönetmeliğin Geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin iptali istemekte, kişisel ve güncel menfaatinin dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davacının, bahse konu düzenlemelere yönelik temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bu kısımlarının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/786, K. 2023/3116, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-786-e-2023-3116-k-504e74576b89