Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/341 E. 2024/734 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/341
Karar No
2024/734

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/341 Karar No : 2024/734 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/09/2022 tarih ve E:2021/1229, K:2022/5887 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. maddenin (A) fıkrası uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/09/2022 tarih ve E:2021/1229, K:2022/5887 sayılı kararıyla; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının E:... sayılı dosyasında ceza soruşturmasının devam ettiğinin anlaşıldığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanı yönünden, davacının örgüt içerisinde yer aldığına, üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, örgüt toplantılarına ve örgüt tarafından düzenlenen etkinliklere katıldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığına yönelik kendi beyanının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarına itibar edilmeyerek, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan ... GSM nolu hattının İstanbul İl Merkezinde bulunan (4) ayrı ankesörlü telefondan, (28/10/2014-31/08/2016) tarihleri arasında toplam (6) kez arandığı, bu aramalarda V.T., O.D., O.Ö. isimli şahıslarla (28/10/2014 – 19/07/2016) tarihleri arasında (4) ayrı ardışık aramasının bulunduğu, toplam (6) kez yapılan aramalardan, (2)'sının tekil, (4) tanesinin ise ardışık olduğunun tespit edildiği, iletişime dair kayıtların incelenmesinden davacının örgütün örgütsel amaçlı haberleşme metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir yaptırım niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı idarece hakkında hiç bir disiplin soruşturması yürütülmeksizin verilen meslekten çıkarma cezasının 2802 sayılı Kanuna uygun olmadığından hukuka aykırı olduğu, hakimlik ve savcılık sınavına hazırlıkta, adaylık döneminde ve görevini icra ettiği dönemde hiç bir hukuka aykırı eylem ve faaliyet içerisine girmediği hususunun göz ardı edildiği, yalnızca öğrencilik döneminde bir süre öğrenci evinde kalması hususunun tek başına tüm meslek hayatı boyunca da FETÖ örgütü ile irtibat ve bağlantıda bulunmuş gibi kabul edilerek bu doğrultuda işlem tesis edildiği, hakkında beyanda bulunan şahsın tamamen gerçeğe aykırı iftiradan ibaret iddiaları doğrultusunda meslekten çıkarılmasına karar verildiği, ancak bu iddiaların doğru olup olmadığı hususunda hiç bir araştırma yapılmadığı, davalı idarenin hukuk, insan hakları, çalışma hakkı, masumiyet karinesi ilkelerini adeta hiçe sayarak en küçük bir şüphe üzerine meslekten çıkarma cezası vermeyi amaç edinmişçesine bir mücadele içerisine girdiği ve şahsı ile ilgili olan olmayan her bilgiyi hakkında yaptığı işleme gerekçe göstererek karar verdiği, Danıştay Beşinci Dairesinin ise bu kapsamda verdiği kararın hukuki hiç bir yönü bulunmadığı gibi AİHS, Anayasa ve yasalara aykırı olduğu, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına uygun olmayan kim tarafından yapıldığı belli olmayan telefon aramalarının davalı idarenin dava konusu işlemine esas alınmasının hiç bir şekilde kabul edilemeyeceği, sonuç olarak yalnızca öğrenci evinde bir süre kalmış olması ve sonrasında hakkında beyanda bulunan şahsın ifade ettiği gibi bu evden ayrılarak tüm irtibatını kestiği ve o tarihten sonra da öncesinde de bu örgüt ile hiç bir bağlantısı ve bağı olmadığı halde ve bu hususta hiç bir delil olmadığı halde davalı idarece sanki savcılık mesleğini ifa ettiği sırada evlerde kalmış veya irtibat sağlamış gibi hareket edilerek meslek hayatı ve ailesiyle birlikte sosyal hayatları yok edilerek telafisi mümkün olmayan maddi ve manevi zararlara yol açıldığı, Danıştay Beşinci Dairece yargılama sırasında ileri sürülen tüm bu hususlar dikkate alınmayarak davanın reddine karar verildiğinden, bu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda düzenlenen ... tarih ve Soruşturma No:..., E:..., K:... sayılı iddianamenin ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. 375 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, davacı hakkında 'FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla isnadıyla devam eden ceza davasında verilecek kararın beklenmesinin gerekli olmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/09/2022 tarih ve E:2021/1229, K:2022/5887 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenen temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin (... TL temyiz başvuru harcı hariç), 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 28/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/341, K. 2024/734, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-341-e-2024-734-k-40d0f92040df