Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/3202 E. 2025/710 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/3202
- Karar No
- 2025/710
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/3202 Karar No : 2025/710
TEMYİZ EDENLER :1- (DAVACI): ...
2-(DAVALI): ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/09/2023 tarih ve E:2021/6977, K:2023/10788 sayılı kararının; davacı tarafından, yoksun kaldığı parasal haklarının ilk işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmı ile yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması, davalı idare tarafından ise iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline ve yoksun kaldığı parasal haklarının ilk işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/09/2023 tarih ve E:2021/6977, K:2023/10788 sayılı kararıyla; 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. ve 72. madde hükümlerine yer verildikten sonra, 2802 sayılı Kanun'un "Ceza soruşturması veya kovuşturması ile disiplin soruşturmasının bir arada yürütülmesi ve zamanaşımı" başlıklı 72. maddesinin 2. fıkrasının birinci cümlesinde, hâkim ve savcılar hakkında başlatılacak disiplin soruşturmasıyla ilgili olarak, "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz." denilerek meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarının dışında kalan disiplin cezaları için üç yıllık bir soruşturma zamanaşımı süresinin, aynı fıkranın devam eden cümlesinde "Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez." denilerek beş yıllık bir ceza zamanaşımı süresinin belirlendiği, meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarıyla ilgili olarak soruşturma ve ceza verme zamanaşımı süreleri arasında bir ayrıma gidilmeyerek, bu cezalara ilişkin hem soruşturma hem de ceza zamanaşımı sürelerinin beş yıl olarak belirlendiğinin görüldüğü, ancak, aynı maddenin 3. fıkrasında, "Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır." denilerek üç ve beş yıllık soruşturma ve ceza verme zamanaşımı sürelerine bir istisna getirildiğinin de açık olduğu, Anılan mevzuat hükümlerine göre, meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere soruşturmaya başlanması bakımından zamanaşımı süresinin 3 yıl olarak belirlendiği; meslekten çıkarma ve yer değiştirme cazalarını gerektiren eylemler için soruşturmaya başlanması bakımından ayrıca bir zamanaşımı süresinin belirlenmediği, ceza verme yetkisi bakımından zamanaşımı süresi için ise meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler ile diğer disiplin cezalarını gerektiren eylemler arasında bir ayrım yapılmadığı ve genel kural olarak 2802 sayılı Kanun'un 62. maddesinde sayılan tüm disiplin cezası türleri için ceza verme yetkisi bakımından 5 yıllık zamanaşımı süresinin belirlendiği; bu nedenle meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler yönünden 5 yıllık zamanaşımı süresinin gerek soruşturmaya başlanması bakımından gerekse de ceza verme yetkisi bakımından zamanaşımı süresini kapsadığı, bu kuralın iki istisnasının bulunduğu, bunlardan ilkinin, disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturmasının açılması durumu, ikincisinin ise, disiplin cezası verilmesi için kovuşturma sonucunun beklenilmesine karar verilmesi durumu olduğu, Bu durumda, disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturması açılmış olması ve kanunda söz konusu suç için daha uzun bir zamanaşımı süresinin öngörülmüş olması durumunda, disiplin cezası verme yetkisi bakımından zamanaşımı süresinin 5 yıl olarak değil de, Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen dava zamanaşımı süresi olarak uygulanması gerektiği; disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle kovuşturma açılmış olması ve Hâkimler ve Savcılar Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilmesi hâlinde ise disiplin cezası verme yetkisi bakımından zamanaşımı süresinin mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl olarak uygulanması gerektiğinin anlaşıldığı, Kanun koyucunun bu hususlar dışında başka bir kural öngörmediği ve memurun sürekli ceza tehdidi altında bırakılmasını önleme fonksiyonu gereği idarece bu süreler içinde disiplin işlemlerinin sonuçlandırılmasını amaçladığı, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensuplarının görev aldıkları soruşturma ve kovuşturmalarda örgütün amaçları doğrultusunda ve örgüt yararını gözeterek işlemler tesis ettikleri, kumpas davalarıyla örgüt mensubu olmayanları tasfiye ederek devlete hakim olmaya çalıştıkları, mensuplarının hizmet aidiyetini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından üstün gördükleri ve kendi mensuplarına alan açmak amacıyla örgüt mensubu olmayan kişiler hakkında soruşturma açılmasına imkan sağladıklarının birçok somut olayda görüldüğü, Olayda, davacının, Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişi olarak görev yaptığı dönemde "Bursa Bölge İdare, İdare ve Vergi Mahkemelerinin 2012 yılı denetimini gerçekleştirirken, örgüte yakın olmayan hakimler üzerinde baskı oluşturarak onları sindirmek ve mevcut görevlerinden uzaklaştırmak amacıyla, taraflı bir denetim yaptığı soruşturmaya konu iddiaların sübuta erdiği" gerekçesiyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dava konusu uyuşmazlığa konu eylem, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinde düzenlenen zaman aşımına ilişkin hükümler çerçevesinde incelendiğinde; davacıya isnat olunan disiplin soruşturmasına konu eylemin 09/03/2012 tarihinde gerçekleştiği, Hakimler ve Savcılar Kurulu Üçüncü Dairesinin 10/09/2015 tarihli soruşturma izni verilmesi teklifi üzerine 5 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde soruşturmaya başlanmasına karşın, disiplin cezasının 21/03/2019 tarihinde verildiği, Dairelerinin 01/03/2023 tarihli ara kararıyla davalı idareye, davacının dava konusu disiplin cezası ile cezalandırılmasına neden olan eylemi ile ilgili herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturması açılıp açılmadığının sorulması üzerine verilen 21/07/2023 tarihli cevap dilekçesi ve eklerinde, davacının anılan eylemi ile ilgili olarak verilmiş herhangi bir kovuşturma izninin bulunmadığının belirtildiği, dolayısıyla, dava konusu disiplin cezasına konu eylemle ilgili olarak, disiplin cezası verme yetkisi bakımından zaman aşımı süresinin uzamasını gerektirecek herhangi bir ceza soruşturması veya kovuşturmasının bulunmadığı da dikkate alındığında, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinde düzenlenen "Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez." hükmü uyarınca, isnat olunan eylemin işlendiği iddia edilen 09/03/2012 tarihinden başlayan beş yıllık ceza verme yetkisinin, dava konusu disiplin cezasının verildiği 21/03/2019 tarihi itibarıyla zaman aşımına uğradığı sonucuna ulaşıldığı, Bu durumda, eylemin işlendiği tarih itibarıyla 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğradığından, isnat edilen eylemle ilgili herhangi bir araştırmaya ve incelemeye girmeksizin başka bir ifade ile eylemin sabit olup olmadığı yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın dosyanın zamanaşımı yönünden işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin davaya konu kararda hukuka uyarlık görülmediği, Davacının, dava konusu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ilk işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden; Davacının, dava konusu karar öncesinde, FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedildiği; bunun üzerine davacı tarafından söz konusu kararların iptali ve yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği ve bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/06/2022 tarih ve E:2022/923, K:2022/1949 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, Dolayısıyla, uyuşmazlık konusu olayda her ne kadar davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair karara karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin dava konusu kararın yukarıda yazılı gerekçeyle hukuka aykırı olduğu saptanmış ise de, Dairemizin işbu iptal kararı, hakkında kesinleşmiş bir meslekten çıkarma kararı bulunduğu anlaşılan davacının göreve başlatılması sonucunu doğurmayacağından, davacının dava konusu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ilk işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ilk işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden ise davanın reddine, yargılama giderlerinin yarı yarıya paylaşılmasına ve davalı idere lehine 9.500,00-TL vekalet ücretine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesine rağmen, parasal hak talebinin, hakkında başka bir meslekten çıkarma kararı gerekçe gösterilerek reddine karar verildiği, haklılığına hükmedilen bu davada parasal haklarının ödenmesine hükmedilmemesinin açıkça hukuka aykırı olduğu, aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu, kararın davanın reddine ilişkin kısmı ile vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, özel bir süreyle sınırlandırılmayan disiplin soruşturmasına konu cezalar için, 5 yıllık süre geçtikten sonra hem disiplin soruşturma zamanaşımına hem de ceza verme yetkisi bakımından zamanaşımına uğramasının hukuki açıdan doğru olmadığı, süresinde başlatılan disiplin soruşturmasının tamamlanmasını müteakip eylem yönünden ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğramasının hukuki sonuçları ile Kanun'da öngörülen belli sürelerin geçmesi ile disiplin soruşturmasına başlanmasının hukuki sonucunun farklı olduğu, 2802 sayılı Yasa'da disiplin soruşturmasına başlama tarihi bakımından meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezaları yönünden zamanaşımı süresinin öngörülmemesi, bir başka deyişle bu cezaların "soruşturma zamanaşımından" hariç tutulması ve bu bağlamda iradi olarak bir düzenleme yapıldığı göz önüne alınırsa, soruşturma zamanaşımından muaf olan bir eylemin, ceza verme yetkisi bakımından zamanaşımı ile karşılaşmasının hukuki yönden bir izahının olamayacağı; 2802 sayılı Yasa'da meslekten çıkarma cezası yönünden özel bir süre düzenlemesine gidilmediği gibi bu ceza için disiplin soruşturmasına başlanmasının süre kaydına bile tabi tutulmamış olduğu, başka bir deyişle diğer disiplin cezaları için belirtilen süre sınırından muaf görüldüğü; dava konusu disiplin cezasına esas eylemlerin FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve menfaatleri doğrultusunda gerçekleştirildiğinin sabit olduğu, Dairece bu hususun aksi yönde değerlendirme yapılmadığı, gizlilikle kendi amaçları uğruna faaliyet gösteren bir yapı her halükarda sonradan ortaya çıkacağından, davacının, geçmişte terör örgütünün güçlenmesine hizmet eden eylemlerini zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle cezalandırmamanın hukuk kaidelerine uygun olmayacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın iptale ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddine, kısmen iptale yönelik Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/09/2023 tarih ve E:2021/6977, K:2023/10788 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Adli yardım kararından dolayı ertelenen temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin davacıdan tahsili için Dairesince müzakere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 26/03/2025 tarihinde, davacının temyiz istemi yönünden oybirliği, davalı idarenin temyiz istemi yönünden esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Dava konusu işlemin kanuni dayanağı olan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında, diğer disiplin cezaları dışında hususi bir düzenleme getirilmiş ve disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilebileceği hükme bağlanmıştır. Kanun'un "Ceza soruşturması veya kovuşturması ile disiplin soruşturmasının bir arada yürütülmesi ve zamanaşımı" başlıklı 72. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında, "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır." hükmüne yer verilerek, meslekten çıkarma cezasının soruşturma ve ceza verme zaman aşımına tabi olmadığı açıkça düzenlenmiştir. Hem kanuni düzenlemedeki fiiller hem de dava konusu işlemin sebebi olan fiiller, belli sürelerin geçmesi ile düzelmeyecek veya düzeltilemeyecek, bizatihi mesleğin özelliği gereği her daim bulunması gerekli özelliklerin artık yitirilmiş olması olarak değerlendirilebilecek niteliktedir. Buna göre söz konusu fiiller, disiplin hukuku bağlamında "korunan hukuki yarar" açısından da zaman aşımı dışındadır. Buna göre, 2802 sayılı Kanun'da, "meslekten çıkarma" ve "yer değiştirme" disiplin cezalarına ilişkin olarak herhangi bir zaman aşımı süresi öngörülmediğinden ve anılan disiplin cezaları zaman aşımı müessesesi dışında tutulduğundan, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle dava konusu kararın iptali yolunda verilen Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, iptale ilişkin kısım yönünden çoğunluk kararına katılmıyorum.
GEREKÇEDE KARŞI OY XX- Uyuşmazlık konusu olayda, davacının, Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişi olarak görev yaptığı dönemde "Bursa Bölge İdare, İdare ve Vergi Mahkemelerinin 2012 yılı denetimini gerçekleştirirken, örgüte yakın olmayan hakimler üzerinde baskı oluşturarak onları sindirmek ve mevcut görevlerinden uzaklaştırmak amacıyla, taraflı bir denetim yaptığı soruşturmaya konu iddiaların sübuta erdiği" gerekçesiyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2802 sayılı Yasa’nın disiplin suç ve cezalarını düzenleyen hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, yargı mensupları hakkında isnad edilen bir eylemin, hukuk aleminde hiç gerçekleşmediği ya da suç teşkil etmediği tespit edilerek soruşturma dosyasının işlemden kaldırılması durumu ile "eylemin gerçekleşmiş olduğu ve disiplin cezasını gerektirdiği, fakat ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı tespit edilerek disiplin cezası verilememesi" durumunun, Disiplin Hukuku bakımından etki ve sonuçlarının birbirinden tamamen farklı olacağı kuşkusuzdur. Zira, zaman aşımı müessesesi, öncelikle disiplin cezasını gerektiren bir fiilin fâil tarafından işlenmiş olduğunun tespit edilmesini, ancak eylem tarihi itibarıyla zaman aşımı durumu varsa faile ceza verilememesini gerektirir. Hukuk âleminde hiç vukû bulmamış bir eylemin ya da faraziye bir suçun zaman aşımına uğradığından bahsetmek mümkün değildir. Bu nedenle, yargı mensupları hakkında isnad edilen herhangi bir eylemle ilgili olarak HSK tarafından, maddi hakikatin ortaya konulması için disiplin soruşturması açılmasına ve soruşturma raporuna göre disiplin suçunun sübuta erip ermediği konusunda bir analiz ve değerlendirme yapılmasına hukuki bir engel yoktur. Fakat, disiplin suçunun işlendiği tarih bakımından zaman aşımı müessesesi re’sen dikkate alınarak, şayet disiplin cezası verilmesini gerektiren fiilin işlendiği tarih itibarıyla ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı tespit edilmiş ise, bu durumda “Ceza Verilmesine Yer Olmadığı” yönünde bir karar verilmelidir. Netice olarak, dava konusu disiplin cezasının "zamanaşımına uğradığı" gerekçesiyle iptaline karar verilmesi görüşüyle, çoğunluk kararında yer alan, özetle" davacıya isnat edilen eylemle ilgili herhangi bir araştırmaya ve incelemeye girmeksizin, eylemin sâbit olup olmadığı yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği" yönündeki gerekçesine katılmıyorum.