Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/2879 E. 2024/2450 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/2879
- Karar No
- 2024/2450
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2879 Karar No : 2024/2450
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av....
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 19/12/2022 tarih ve E:2018/5412, K:2022/1139 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının uzlaştırmacı siciline kaydedilme talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işleme karşı yaptığı itirazın reddine yönelik Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 05/08/2017 tarih ve 30145 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 48. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde yer alan "Kasten işlenmiş bir suçtan mahkûm olmamak" ibaresinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 19/12/2022 tarih ve E:2018/5412, K:2022/1139 sayılı kararıyla; Dava Konusu Yönetmelik'in İncelenmesi: Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verildiği, Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabildikleri, Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeninin, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içerdiği ve her normun geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan aldığı, normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceğinin hukukun genel ilkelerinden olduğu, Mülga 2992 sayılı Kanun ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin ilgili hükümleri incelendiğinde; ceza muhakemesinde alternatif uyuşmazlık çözüm usullerinin geliştirilmesini ve etkin uygulanmasını sağlama, uzlaştırmacı siciline kabule ilişkin usul ve esasları belirleme, uzlaştırmacıların sicile kabulüne ve sicilden çıkarılmasına karar verme görev ve yetkisinin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne (Alternatif Çözümler Daire Başkanlığına) verildiği, yine 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi uyarınca da uzlaştırmacıların nitelikleri ve uzlaştırmacı siciline yönelik usul ve esaslar hakkında davalı Adalet Bakanlığına yönetmelik ile düzenleme yapma yetkisi verildiği dikkate alındığında; davalı Bakanlık tarafından, Kanun ve Kararnamenin verdiği yetki kapsamında uzlaştırmacı siciline kayıt olma şartına yönelik düzenleme getirilmesine ilişkin dava konusu Yönetmelik kuralında yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, Ceza yargılamasında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biri olarak 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ile hukukumuza dahil edilen uzlaştırma kurumunun, hem suçtan zarar gören ile şüpheliyi tarafsız bir kişinin hakemliğinde uzlaştırarak onarıcı adalet anlayışının toplumda hakim kılınmasını, hem de ceza yargılamasındaki yükün hafifletilmesini temin ettiği, sağlıklı işlemesinde kamu yararı bulunan uzlaştırma sürecinin yürütülmesini teminen her Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde uzlaştırma büroları kurulacağı ve uzlaştırmacının bu büro (bürodan sorumlu Cumhuriyet Savcısı) tarafından görevlendirileceğinin ise 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinde kurala bağlandığı, bu haliyle uzlaştırma müessesesinin uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adlî makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olduğunun anlaşıldığı, Bu kapsamda, uzlaştırma kurumunun sağlıklı ve verimli bir şekilde işleyişinin temin edilmesi için uzlaştırmacı olmak isteyen kişiler yönünden belirli şartlar öngörülmesi gerektiğinin kuşkusuz olduğu, dolayısıyla, mevzuat hükümlerine istinaden ikincil düzenleme ile uzlaştırmacı sicilinin tutulması ve bu sicile kaydedilecek uzlaştırmacılarda uzlaştırma kurumunun ve uzlaştırmacının taşıması geren nitelikler gözetilerek belirli şartların aranmasının hukuki bir gereklilik olduğunun anlaşıldığı, Bu haliyle, bir suça yönelik bulunan uzlaştırma müzakerelerini yöneten ve sürecin başarıya ulaşmasında önemli rolü bulunan uzlaştırmacının, söz konusu müzakerelerde güven ve itibar duyulacak bir kişi olması gerekliliğinden hareketle, uzlaştırma kurumunun verimli bir şekilde yürütülmesi amacıyla kasten işlenmiş suçlardan mahkum olan kişilerin uzlaştırmacı sicil ile kayıt edilmeyeceklerine ilişkin getirilen düzenlemenin üst hukuk normlarının çizdiği sınırlar içerisinde kaldığı ve normlar hiyerarşisine aykırı bir yönünün bulunmadığı gibi kamu yararı ve hizmet gereklerine de uygun olduğu sonucuna varıldığı, Belirtilen sebepler uyarınca dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği, Dava Konusu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün ... Tarih ve ... Sayılı İşleminin İncelenmesi: Kararda yer verilen mevzuat hükümleri kapsamında, bir kişinin uzlaştırmacı siciline kabulü konusunda karar verme yetkisinin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Alternatif Çözümler Daire Başkanlığında olduğu, anılan yetki kapsamında idarece işlem tesis edilmesinin olanaklı olduğu, ayrıca karardaki açıklamalar kapsamında hukuka uygun olduğuna karar verilen Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 48. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde de uzlaştırmacı siciline kaydolabilmek için kişinin kasten işlenmiş bir suçtan mahkumiyetinin olmaması gerektiği kuralına yer verildiği, bu kural kapsamında, uzlaştırma kurumunun niteliği de dikkate alınarak kamu yararının sağlanması amacıyla kasten işlenmiş suçlardan mahkum olan kişilerin uzlaştırmacı siciline kayıt başvurularının olumsuz değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmadığı, Bu haliyle, kasten işlenmiş bir suçtan mahkumiyeti bulunduğu anlaşılan davacının uzlaştırmacı siciline kayıt başvurusunun reddi işlemine karşı yaptığı itirazın reddine yönelik olarak ilgili mevzuat kapsamında işlem tesis etme yetkisi bulunan Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce, davaya konu Yönetmelik maddesine uygun olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, uzlaştırmacı siciline kayıt olma istemiyle yapmış olduğu başvurusunun reddine dayanak alınan cezanın 2008 yılına ait adli para cezası olduğu, düzenlemenin belirsiz ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 19/12/2022 tarih ve E:2018/5412, K:2022/1139 kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 21/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Dava, davacının uzlaştırmacı siciline kaydedilme talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işleme karşı yaptığı itirazın reddine yönelik Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 05/08/2017 tarih ve 30145 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 48. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde yer alan "Kasten işlenmiş bir suçtan mahkûm olmamak" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu Yönetmelik'in yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan (mülga) 2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'un "Ceza İşleri Genel Müdürlüğü" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde, ceza muhakemesinde alternatif uyuşmazlık çözüm usullerinin geliştirilmesi ve etkin uygulanması amacıyla çalışmalar yapmak, Adalet Bakanlığının ana hizmet birimlerinden olan Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün; 2. fıkrasının (e) bendinde ise, uzlaştırmacı siciline kabule ilişkin usul ve esasları belirlemek, uzlaştırmacıların sicile kabulüne ve sicilden çıkarılmasına karar vermek, Genel Müdürlük bünyesinde kurulan Alternatif Çözümler Daire Başkanlığının görevleri arasında sayılmıştır. Dava konusu uygulama işleminin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan, 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Görev" başlıklı 38. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, "Adalet hizmetleriyle ilgili konularda, gerekli araştırmalar ve mevzuat hazırlıklarını yapmak ve görüş bildirmek," Adalet Bakanlığının görevleri arasında sayılmış; dava tarihinde yürürlükte olan haliyle "Ceza İşleri Genel Müdürlüğü" başlıklı 41. maddesinde, "(1) Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:... g) Ceza muhakemesinde önödeme, uzlaştırma ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi gibi alternatif uyuşmazlık çözüm usullerinin geliştirilmesi ve etkin şekilde uygulanmasını sağlamak,... ı) Uzlaştırmacı siciline kabule ilişkin usul ve esasları belirlemek, uzlaştırmacıların sicile kabulüne ve sicilden çıkarılmasına karar vermek, sicile kayıtlı uzlaştırmacıları görev yapmak istedikleri Cumhuriyet başsavcılıklarına göre listelemek,.." hükmüne yer verilmiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun dava konusu işlemler tarihindeki haliyle "Uzlaştırma" başlıklı 253. maddesinde; "(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur: a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar. b) Şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan; 1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88), 2. Taksirle yaralama (madde 89), 3. Tehdit (madde 106, birinci fıkra), 4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116), 5. Hırsızlık (madde 141), 6. Dolandırıcılık (madde 157), 7. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234), 10. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239), suçları. c) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar. (2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir. (3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olsa bile, (...) cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tabi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması halinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanuni temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. ... (24) Her Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, avukatların veya hukuk öğrenimi görmüş kişilerin yer aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları, uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır. (25) Uzlaştırmacıların nitelikleri, eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili, uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir. 05/08/2017 tarih ve 30145 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin amacı, uzlaştırmaya ilişkin usul ve esaslar ile uzlaştırma büroları ve Alternatif Çözümler Daire Başkanlığının çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir." hükmü, "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde; "Bu Yönetmelik, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253, 254 ve 255 inci maddelerinde düzenlenen uzlaştırmanın uygulama alanı, uzlaştırmacıların nitelikleri, eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, uymak zorunda oldukları etik ilkeler, uzlaştırmacı eğitimi verecek kişi, kurum ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri, uzlaştırmacı sicilinin düzenlenmesi, uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin oluşturulması, Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve esasları, uzlaşma teklifi ile müzakere usulü, uzlaşma belgesi ve uzlaştırma raporunda yer alacak konular, uygulamaya dair diğer hususlar ile Alternatif Çözümler Daire Başkanlığının çalışma usul ve esaslarını kapsar." hükmü, "Uzlaştırmacı sicilinin tutulması" başlıklı 47. maddesinde; "(1) Uzlaştırmacı olma yetkisini kazanmış kişilerin sicilleri, sicil numarası verilmek suretiyle Daire Başkanlığınca tutulur. (2) Sicilde; kişinin ad ve soyadı, doğum yılı, mesleği, iş adresi, uzmanlık alanı ve akademik unvanı gibi şahsi bilgileri yer alır. Bu bilgiler Daire Başkanlığı tarafından Genel Müdürlüğün internet sitesinde duyurulur. (3) Uzlaştırmacı, sicilde yer alan kendisine ait bilgilerde meydana gelen her türlü değişikliği bir ay içinde varsa belgesiyle birlikte Daire Başkanlığına bildirmek zorundadır. Bu değişiklikler ile ilgili olarak Daire Başkanlığı tarafından elektronik ortamda gerekli düzeltmeler yapılır. (4) Daire Başkanlığı uzlaştırmacılar hakkında ayrıca şahsi sicil dosyası tutar. Bu dosyaya uzlaştırmacının kimliği, öğrenim ve meslek durumu, bildiği yabancı dil, mesleki eserleri ve yazıları, disiplin ve ceza soruşturması ve sonuçları gibi hususlara ilişkin belgeler ile diğer belgeler konulur." hükmü, "Uzlaştırmacı siciline kayıt olma şartları" başlıklı 48. maddesinde ise; "(1) Sicile kayıt başvurusu, Daire Başkanlığına elektronik ortamda başvurmak suretiyle yapılır. (2) İlgilinin, uzlaştırmacı olarak görev yapmak istediği ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı ile iletişim bilgilerini içerir başvuru dilekçesine; ... eklenir. (3) Uzlaştırmacı siciline kaydedilebilmek için; a) Türk vatandaşı olmak, b) Tam ehliyetli olmak, c) Avukatlar yönünden baroya kayıtlı olmak, ç) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler yönünden üniversitelerin hukuk fakültelerinden mezun olmak veya hukuk ya da hukuk bilgisine programlarında yeterince yer veren siyasal bilgiler, idari bilimler, iktisat veya maliye alanlarında en az dört yıllık yüksek öğrenim yapmış olmak, d) Kasten işlenmiş bir suçtan mahkum olmamak, e) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak, f) Uzlaştırmacı eğitimini tamamlamak ve yazılı sınavda başarılı olmak, g) Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da geçici olarak yasaklanmamış olmak, gerekir. (4) Sicile kayıt için başvuruda bulunacak kişinin fiilen yürütmekte olduğu asıl mesleğinin ilgili mevzuatında, uzlaştırma faaliyetini yürütmesine engel bir hüküm bulunmamalıdır. (5) Üçüncü fıkrada sayılan sicile kayıt şartlarını taşıdığı anlaşılan ve belgelerinde eksiklik bulunmayan başvuru sahipleri uzlaştırmacı siciline kaydedilir. İlgililerden, şartları taşımadığı anlaşılan veya verilen bir aylık süreye rağmen eksik belgelerini sunmayan başvuru sahiplerinin sicile kaydı yapılmaz..." hükmü düzenlenmiştir. Temyize konu edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, uzlaştırmacı siciline kaydolma istemiyle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Alternatif Çözümler Daire Başkanlığına başvuruda bulunan davacının, adli sicil arşiv kaydında kasten işlenmiş bir suçtan mahkumiyeti bulunduğu ve bu haliyle Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 48. maddesinde belirtilen şartları taşımadığından bahisle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Alternatif Çözümler Daire Başkanlığının ... tarih ve... sayılı işlemiyle başvurusunun reddedildiği, bu işleme karşı davacı tarafından 20/06/2018 tarihinde yapılan itiraz başvurusunun da Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve... sayılı işlemiyle reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından itiraz başvurusunun reddine ilişkin işlem ile bu işleme dayanak alınan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 48. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde yer alan "Kasten işlenmiş bir suçtan mahkum olmamak" ibaresinin iptali istemiyle temyizen bakılan davanın açıldığı, diğer taraftan davacı hakkında, 19/07/2005 - 28/12/2005 - 30/12/2005 tarihlerinde işlenen “Tehdit” suçundan ...Sulh Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda, Mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararıyla, davacının basit tehdit suçunu işlediği sonucuna varılarak 6 gün karşılığı 120 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, davacının adli sicil kaydının silinmesi talebinin uygun görülmesi üzerine düzenlenen 08/10/2018 tarihli adli sicil arşiv kaydında, davacı hakkında adli sicil arşiv kaydının olmadığı hususuna yer verildiği anlaşılmaktadır. Kanun koyucu ve idareler, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise, "elverişlilik", "gereklilik" ve "orantılılık" olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. "Elverişlilik", başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, "gereklilik" başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını "orantılılık" ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 48. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde, "kasten işlenmiş bir suçtan mahkum olmamak", uzlaştırmacı siciline kaydedilebilmek için gerekli şartlar arasında sayılmak suretiyle, hangi ceza verilirse verilsin kasten işlenen tüm suçları kapsayacak şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Yukarıda metnine yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca uzlaştırmacı siciline kaydedileceklerin niteliklerini belirleme konusunda yetkisi bulunan davalı idare tarafından, uzlaştırmacı olabilmek için kasıtlı bir suçtan mahkum olmamak şartının öngörülmesi, toplumun ve bireylerin uzlaştırmacılara güvenle yaklaşmasına katkı sağlaması ve uzlaştırma kurumunun etkin ve sağlıklı bir şekilde uygulanabilmesini destekleyecek olması nedeniyle "elverişlilik" ve "gereklilik" ilkelerine uygun olsa da, suç türleri veya mahkum olunan süre yönünden herhangi bir ayrıma gidilmeyerek kural ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir denge kurulmadığı, dolayısıyla dava konusu düzenlemenin "orantılılık" ilkesine, nihayetinde ölçülülük ilkesine ve hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, hukuka aykırı bulunan Yönetmelik hükmü uyarınca tesis edilen dava konusu bireysel işlemde de hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.