Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/2783 E. 2023/2908 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/2783
- Karar No
- 2023/2908
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2783 Karar No : 2023/2908 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Birliği . VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı . VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun 11/04/2023 tarih ve E:2023/687, K:2023/1881 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 01/03/2022 tarih ve 31765 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/11/2022 tarih ve E:2022/3101, K:2022/3238 sayılı usul yönünden bozma kararına uyularak oluşturulan Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun 11/04/2023 tarih ve E:2023/687, K:2023/1881 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idari işlemler hakkında; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davaların, "iptal davaları" olarak tanımlandığı, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucunun, iptal davaları için "menfaat ihlali"ni, subjektif ehliyet koşulu olarak getirdiği, İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulünün zorunlu olduğu, aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmenin, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğuracağı, Anayasa'nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kurulan kamu tüzelkişilikleri olarak tanımlandığı ve kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacaklarının düzenlendiği, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 109. maddesine göre, Türkiye Barolar Birliğinin, bütün baroların katılımıyla oluşan kamu kurumu niteliğinde tüzel kişiliğe sahip bir meslek kuruluşu olduğu; anılan Kanun'un 110. maddesinde Türkiye Barolar Birliğinin görevlerinin sayıldığı; 111. maddesinin 1. fıkrasında da, "Türkiye Barolar Birliği, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamaz." hükmüne yer verildiği, Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı, kural olarak, sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyetinin bulunduğu, Davacı Türkiye Barolar Birliğinin, kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşu olduğu, Yukarıda verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu Yönetmelik'in avukatlık mesleği ile ilgili herhangi bir düzenleme getirmediği, baroların ve Türkiye Barolar Birliğinin kuruluş ve örgütleniş amaçları doğrultusunda avukatlık mesleği veya davacı Türkiye Barolar Birliğinin görev alanı ile bir ilgisinin bulunmadığı sonucuna varıldığı, Bu itibarla, 01/03/2022 tarih ve 31765 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in iptali istemiyle açılan bu davada davacı Türkiye Barolar Birliğinin dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, çevreyi korumaya yönelik davalarda Türkiye Barolar Birliğinin dava açma ehliyetinin bulunduğu, Danıştayın muhtelif içtihatlarında da Türkiye Barolar Birliğinin bu konudaki dava açma ehliyetinin geniş yorumlandığı belirtilerek Müşterek Kurul kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunca verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Müşterek Kurul kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 11/04/2023 tarih ve E:2023/687, K:2023/1881 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 30/11/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde, Barolar; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak, meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olarak tanımlanmış; 109. maddesinde, Türkiye Barolar Birliğinin bütün baroların katılmasıyla oluşan, tüzel kişiliğe sahip, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olduğu belirtilmiş; Türkiye Barolar Birliğinin görevlerinin sayıldığı 110. maddesinin 3. bendinde, Birliğin, Baro mensuplarının genel menfaatlerini korumakla görevli olduğu ifade edildikten sonra 17. bendinde, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu da vurgulanmıştır. 1136 sayılı Kanun'daki bu düzenlemeler karşısında, gerek Baroların gerekse Türkiye Barolar Birliğinin, mesleki bir örgüt olmak ve meslek mensuplarının genel menfaatlerini gözetmenin ötesinde hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak gibi bir işlev yüklenmesi nedeniyle diğer meslek örgütlerinden farklı bir konuma sahip olduğu açıktır. Bu itibarla, Barolar ve Türkiye Barolar Birliği tarafından açılan davalarda, dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanı sıra, dava konusu idari işlemin, hukukun üstünlüğünü, hukuk devleti ilkesini, genel kamu yararı, Anayasa ile koruma altına alınan eşitlik, kişinin dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, kanunsuz suç ve ceza olamayacağı gibi temel insan haklarını ihlal edip etmediğine ve yargı kararlarının uygulanmaması veya geçersiz kılınması gibi hukuk devleti ilkesini zedeleyen bir durumun olayda söz konusu olup olmadığına bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü, ancak daha geniş yorumlanması gerekmektedir. Kaldı ki dava açma ehliyeti, davanın esasının incelenebilmesinin ön koşuludur. Bu aşamada davacı iddialarının hukuken doğru olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmaz. Davada menfaat ihlalinin olup olmadığının saptanabilmesi için, öncelikle davacının iddialarına bakılmalıdır. Dava; uyuşmazlığa konu edilen Yönetmelik hükmünün, zeytinlik alanların tahrip edilmesine/yok olmasına neden olarak, Anayasa'nın "Sağlıklı çevrede yaşama hakkı" başlıklı 56. maddesi ile 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’un 20. maddesini ihlal ettiği iddiasıyla açılmıştır. Bu hukuka aykırılık nedenleri dikkate alındığında, Türkiye Barolar Birliğinin, toplumun genelini ilgilendiren ve çevrenin korunması ile ilgili olan dava konusu düzenleyici işlemin iptalini istemekte, kişisel, meşru ve güncel menfaat ihlali şartının gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, hukukun üstünlüğünü koruma görevi ve yükümlülüğü bulunan davacı Baronun, düzenlemenin değinilen niteliği de dikkate alındığında dava açma ehliyeti bulunduğundan, Müşterek Kurul kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.