Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/2316 E. 2024/246 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/2316
Karar No
2024/246

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2316 Karar No : 2024/246 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurulu VEKİLİ: Av.... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/03/2022 tarih ve E:2017/2497, K:2022/1612 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve 667 sayılı KHK'nın 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/03/2022 tarih ve E:2017/2497, K:2022/1612 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiğinin görüldüğü, Bununla birlikte, davacının terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt evlerinde kalmak üzere öğrencileri yönlendirdiğine yönelik verilen ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna varıldığı, ByLock yazışma içeriği yönünden, davacının sicil numarası ile isim ve soyismine yer verilmek suretiyle örgüt içerisinde belirli bir gruba dahil edildiği ve grubun örgütsel anlamda sorumlusunun belirlendiği görülen ByLock yazışma içeriğinin, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu, YARSAV üyeliği yönünden, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği, Yıllık (Albüm) kurulu üyeliği yönünden, davacının 44. dönem adli yargı hakim/savcı adaylığı döneminde yıllık (albüm) kurulu üyesi olarak görev aldığı, davacının örgütün yargıda etkin olduğu dönemde yıllık (albüm) kurulu üyeliği yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu, FETÖ'nün örgütsel amaçlarına ulaşmak için evlilik müessesesi ve aile yaşamı ile ilgili olarak kullandığı yöntemlere ilişkin tespit ve değerlendirmeler yapılarak davacının eşi ile ilgili maddi ve hukuki süreç belirtildikten sonra davacının durumu değerlendirilerek; FETÖ'nün yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin FETÖ silahlı terör örgütü içerisindeki konumu dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına yeterli bir delil niteliğinde olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, disiplin işlemlerinin tesisi aşamasında sağlanması gereken usuli güvencelerin dikkate alınmadığı, disiplin soruşturması yapılmadan, hakkındaki bilgi belgeler tarafına ulaştırılmadan ve savunması alınmadan göreve son verme işleminin tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu işlemin disiplin cezası niteliğinde göreve son verme olduğu, işlem tarihinden sonra ortaya çıkan bilgi, belge ve delillere göre değerlendirme yapıldığı, isnat edilen suça ilişkin somut değerlendirme yapılmadığı, hakkında kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulanmaksızın suç isnat edildiği, olağanüstü hal durumunda alınan geçici tedbir niteliğindeki kararların olağanüstü hal uygulamasının kaldırılmasıyla hukuk aleminden kalkması gerektiği, tanık B.K.O'nun ifadesinin gerçeği yansıtmadığı, ByLock yazışma içeriğinde isminin geçmesinin kendisiyle bir ilgisinin olmadığı ve delil olarak kabul edilemeyeceği, Yıllık Kurulunda yer almasının delil olarak kabulünün mümkün olmadığı, üye olduğu dönemde YARSAV'ın tek meslek örgütü olduğu, FETÖ ile bir ilgisinin olmadığı ve hakim savcıların özlük haklarını iyileştirmeyle ilgili çalışmalarının olduğu, meslek hayatı boyunca demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal edecek hiçbir eyleminin olmadığı, dosyada böyle bir somut eylemden bahsedilmediği, adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, savunma hakkı, gerekçeli karar hakkı, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, mülkiyet hakkı, ayrımcılık yasağı, kanunilik ilkesi, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesi, silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere davacının ceza yargılaması sonucunda.... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 29/03/2022 tarih ve E:2017/2497 , K:2022/1612 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 12/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/2316, K. 2024/246, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-2316-e-2024-246-k-6bca3b26c490