Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/2161 E. 2025/272 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/2161
Karar No
2025/272

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2161 Karar No : 2025/272 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1-... Bakanlığı VEKİLİ: I. Huk. Müş. Yrd. V. ... 2-...Bakanlığı VEKİLİ: Huk. Müş. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 06/04/2023 tarih ve E:2022/7074, K:2023/1666 sayılı kararının, davalılardan Milli Savunma Bakanlığı tarafından esas yönünden, diğer davalı İçişleri Bakanlığı tarafından yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz olduğundan bahisle Milli Savunma Bakanlığı Üst Değerlendirme Komisyonu Kararı ile "2016 Yılı Dış Kaynaktan Temin Muvazzaf Astsubay" adaylığına son verilerek ilişiği kesilen davacının, adaylığına son verilmesine ilişkin 11/08/2017 tarihli işlem ile işlemin dayanağı olan Dış Kaynaktan Muvazzaf Astsubay Temin Yönetmeliği'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 2. alt bendinde yer alan; "veya soruşturma altında olmamak" ibaresinin iptali ve emsallerinin ilk görev aylığını almaya başladıkları 07/09/2017 tarihi ile davacının göreve iade tarihi arasında geçecek döneme ilişkin görev aylıkları ve maaş farklarının, hak ediş tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 06/04/2023 tarih ve E:2022/7074, K:2023/1666 sayılı kararıyla, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2022 tarih ve E:2021/2399, K:2022/2047 sayılı kısmen bozma kararına uyularak; Davacının, adaylığına son verilmesine ilişkin 11/08/2017 tarihli bireysel işlem yönünden; Bakılan uyuşmazlıkta, davacının on sekiz yaşından küçükken işlediği suçun kayıtlarının davalı idarece yapılan arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması sonucunda temin edildiği ve bu kayıtlar dikkate alınmak suretiyle, davacının ilişiğinin kesilmesi yönünde işlem tesis edildiğinin anlaşıldığı, Kamu görevlilerinin sadakat, tarafsızlık ve devlete bağlılık yükümlülüğü çerçevesinde devleti temsil eden ve millî güvenlik bakımından hassasiyet içeren bazı kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından daha sıkı nitelikler aranması ve birtakım sınırlamaların getirilmesinin doğal olduğu, bu şekilde aranan nitelikler ve kanunlarda öngörülen kısıtlamaların, kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yönelik olduğu, Dolayısıyla idarenin, millî güvenlik açısından önem arz eden kadrolara atanacak kişilerin tabi olacağı güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması konusunda kanunla temel çerçeveyi ortaya koyan kurallar getirmesinin mümkün olduğu, Bununla birlikte, bu alanda yapılan düzenlemelerin, Anayasa ve diğer kanuni düzenlemelerle çelişmemesi, diğer düzenlemelerde gözetilen amaçları ortadan kaldırır nitelikte de olmaması gerektiği, Yasama organınca 7315 sayılı Kanun ile güvenlik soruşturması konusunda temel çerçeveyi belirleyen kuralların öngörüldüğü, ancak anılan Kanun'da on sekiz yaşından küçükken işlenen suçlara dair kayıtların güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına sebep olup olmayacağı konusunda belirleme yapılmadığının anlaşıldığı, Öte yandan, Anayasa'nın 10, 41, 58, 61 ve 141. maddelerinde; devletin çocukların korunması, topluma kazandırılması ve yargılanmalarının özel kurallara tabi tutulması konularında gerekli tedbirleri alacağı, teşkilat ve tesisleri kuracağı belirtilmek suretiyle bazı pozitif yükümlülüklerin öngörüldüğü, Devletin çocukların korunması ile ilgili bahsedilen pozitif yükümlülükleri kapsamında hukukumuzda bazı kanuni düzenlemelere yer verildiği, bunlardan birinin de çocukların işledikleri bir suç nedeniyle kamu görevlerinden sürekli olarak yasaklanamayacaklarını öngören kanunî düzenleme olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde, kasten işlediği bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum olmuş ve fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış olanların sürekli bir kamu görevini üstlenmekten mahrum bırakılamayacaklarının ifade edildiği, Aynı şekilde 5352 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 3. fıkrasında, on sekiz yaşından küçüklerle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtlarının, ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hakim veya mahkemelerce istenebileceğinin düzenlendiği, 5352 sayılı Kanun'un anılan hükmünün, 7315 sayılı Kanun hükümlerine göre on sekiz yaşından küçükler bakımından getirilmiş bir özel hüküm olup buna göre on sekiz yaşından küçükken işlenen suçlara ait kayıtların, idari makamlara bildirilmesinin hukuken mümkün olmadığı, Bu açıklamalar ışığında; somut olay ele alındığında, davacının on sekiz yaşından küçükken işlediği suça ilişkin kaydın, 5352 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 3. fıkrasında yer alan hükme aykırı şekilde idari makamlara verilmiş olduğu anlaşıldığından, anılan Kanun hükmüne aykırı şekilde elde edilen bilgi ve belgelere dayalı olarak yapılan güvenlik soruşturması üzerine tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Parasal haklar yönünden; Davacının adaylığına son verilerek, ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin iptal edilmiş olmasının doğrudan nasbının yapılması anlamına gelmeyeceği, adaylığa döndükten sonra eğitimini başarı ile bitirenlerin astsubaylığa nasbının yapılacağının açık olduğu, davacının henüz nasbının yapılıp yapılmayacağının belirli olmaması nedeniyle bu aşamada yoksun kaldığı parasal haklarının faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Davacının, adaylığına son verilerek ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin iptaline, emsallerinin ilk görev aylığını almaya başladığı 07/09/2017 tarihi ile davacının göreve iade tarihi arasında geçecek döneme ilişkin görev aylıkları ve maaş farklarının, hak ediş tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava kısmen iptal, kısmen ret, kısmen de karar verilmesine yer olmadığı kararı ile sonuçlandığından, aşağıda dökümü yapılan (bozmaya uyma aşaması dahil) 1.120,50-TL yargılama giderinin 560,25-TL kısmının davacı üzerinde bırakılmasına ve ilk aşamada davalı idareler lehine avukatlık ücretine hükmedildiğinden bu aşamada yeniden takdir edilmemesine, yargılama giderlerinin diğer kısmı olan 560,25-TL'nin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için öngörülen 19.000,00-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı Milli Savunma Bakanlığı tarafından, davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen bilgilerin Milli Savunma Bakanlığı Üst Değerlendirme Komisyonca değerlendirmesi sonucunda, davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğuna karar verilerek ilişiğinin kesildiği, idarelerinin takdir hakkını en uygun adaydan yana kullanırken hiçbir şahıs hakkında suçlamada bulunmadığı ve yargılama yapmadığı, vatan savunması görevini üstlenen Türk Silahlı Kuvvetlerinin, bu görevi istihdam ettiği personel eliyle yürüteceği dikkate alındığında, söz konusu personelin seçiminde adaylar arasında en uygun olanının istihdam edilmesinin bir zaruret olduğu, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, davacının, düzenleyici işlemin iptaline ilişkin talebinin Daire kararıyla reddedildiği, dava konusu bireysel işlemin ise Milli Savunma Bakanlığınca tesis edildiği, dolayısıyla 6100 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca davadaki haklılık durumu dikkate alınarak aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuk aykırı olduğu belirtilerek Daire kararının yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçelerinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemine konu Daire kararının, esasa ilişkin kısmının onanması, yargılama ve vekalet ücretine yönelik kısmının ise düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerden Milli Savunma Bakanlığının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Davalı Milli Savunma Bakanlığının temyiz istemi yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; 4. fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin 4. fıkrasında ise, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır. Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu kararının esasa ilişkin kısmı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2022 tarih ve E:2021/2399, K:2022/2047 sayılı kısmen bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır. Davalı İçişleri Bakanlığının yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin temyiz istemi yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı kurala bağlanmıştır. Aynı Kanun'un "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, kararlarda, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği hüküm altına alınmış; aynı Kanun'un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde; vekâlet ücretine yargılama giderleri arasında yer verilmiş ve 326. maddesinde; Kanun'da yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı belirtildikten sonra, 331. maddesinde; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder düzenlemesine yer verilmiş; böylece, kural olarak, yargılama giderlerinin davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi esası benimsenmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz olduğundan bahisle Milli Savunma Bakanlığı Üst Değerlendirme Komisyonu Kararı ile "2016 Yılı Dış Kaynaktan Temin Muvazzaf Astsubay" adaylığına son verilerek ilişiği kesilen davacının, adaylığına son verilmesine ilişkin Milli Savunma Bakanlığının 11/08/2017 tarihli işlemi ile işlemin dayanağı olan Dış Kaynaktan Muvazzaf Astsubay Temin Yönetmeliği'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 2. alt bendinde yer alan; "veya soruşturma altında olmamak" ibaresinin iptali ve emsallerinin ilk görev aylığını almaya başladıkları 07/09/2017 tarihi ile göreve iade tarihi arasında geçecek döneme ilişkin görev aylıkları ve maaş farklarının, hak ediş tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; Danıştay Sekizinci Dairesinin 20/01/2021 tarih ve E:2020/3599, K:2021/159 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği ve anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2022 tarih ve E:2021/2399, K:2022/2047 sayılı kararıyla, kararın; düzenleyici işlem yönünden davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, bireysel işlem yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verildiği, daha sonra bozulan kısım yönünden Dairece yeniden yapılan yargılama sonucunda temyize konu karar ile, bozma kararına uyularak bireysel işlemin iptaline, emsallerinin ilk görev aylığını almaya başladığı 07/09/2017 tarihi ile davacının göreve iade tarihi arasında geçecek döneme ilişkin görev aylıkları ve maaş farklarının, hak ediş tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, dava neticeten kısmen iptal, kısmen ret, kısmen de karar verilmesine yer olmadığı kararı ile sonuçlandığından, aşağıda dökümü yapılan (bozmaya uyma aşaması dahil) 1.120,50-TL yargılama giderinin 560,25-TL kısmının davacı üzerinde bırakılmasına ve ilk aşamada davalı idareler lehine avukatlık ücretine hükmedildiğinden bu aşamada yeniden takdir edilmemesine, yargılama giderlerinin diğer kısmı olan 560,25-TL'nin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için öngörülen 19.000,00-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarıldığı üzere, Danıştay Sekizinci Dairesinin 20/01/2021 tarih ve E:2020/3599, K:2021/159 sayılı kararının, davalı idarelerden İçişleri Bakanlığını ilgilendiren düzenleyici işlem yönünden davanın reddine ilişkin kısmının onanarak kesinleştiği, dolayısıyla davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı aleyhine verilen bir karar bulunmadığı, bozulan kısım yönünden yeniden yapılan yargılama sonucu iptal kararı verilen bireysel işlemin diğer davalı Milli Savunma Bakanlığı tarafından tesis edildiği görüldüğünden, davalı idarelerden İçişleri Bakanlığının davada haksız çıkan taraf olarak kabulüyle, haksız olduğu oranda yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına hukuken olanak bulunmadığı ve bu idare aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, davalı İçişleri Bakanlığı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği hususunun yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, temyize konu Daire kararının hüküm fıkrasının 3. bendinde yer alan, "... yargılama giderlerinin diğer kısmı olan 560,25-TL'nin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için öngörülen 19.000,00-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, " ifadesinin, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca; "yargılama giderlerinin diğer kısmı olan 560,25-TL'nin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için öngörülen 19.000,00-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden Milli Savunma Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine," şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine, 2. Dava konusu davacının, adaylığına son verilmesine ilişkin 11/08/2017 tarihli işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, emsallerinin ilk görev aylığını almaya başladığı 07/09/2017 tarihi ile davacının göreve iade tarihi arasında geçecek döneme ilişkin görev aylıkları ve maaş farklarının, hak ediş tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 06/04/2023 tarih ve E:2022/7074, K:2023/1666 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Anılan Daire kararının, hüküm fıkrasının 3. bendinde yer alan, "... yargılama giderlerinin diğer kısmı olan 560,25-TL'nin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için öngörülen 19.000,00-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine," ifadesinin, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca; "yargılama giderlerinin diğer kısmı olan 560,25-TL'nin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için öngörülen 19.000,00-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden Milli Savunma Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine," şeklinde düzeltilerek ONANMASINA, 4. Kesin olarak, 06/02/2025 tarihinde esas yönünden oybirliği, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesinde Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiş ise de, davalı idarelerden İçişleri Bakanlığınca aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğine yönelik temyiz isteminin, anılan Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanması şeklinde hüküm kurulabilmesine olanak tanıyan "yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık" kapsamında bir durum olarak değerlendirilebilecek hususlardan olmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren "hukuka aykırılık" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, yargılama gideri ve vekalet ücreti hakkında da davanın esası hakkında karar vermeye yetkili ve görevli olan Danıştay Sekizinci Dairesince karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenle, davalı idarelerden İçişleri Bakanlığının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının anılan idare aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/2161, K. 2025/272, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-2161-e-2025-272-k-baee6023af49