Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/1831 E. 2023/2746 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/1831
- Karar No
- 2023/2746
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1831 Karar No : 2023/2746 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :...Birliği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 09/02/2023 tarih ve E:2022/5472, K:2023/413 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 06/07/2022 tarih ve 31888 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Basın İlan Kurumu Genel Kurulunun 27/05/2022 tarih ve 216 sayılı "Basın Ahlak Esaslarına Dair Genel Kurul Kararı"nın iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 09/02/2023 tarih ve E:2022/5472, K:2023/413 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine, 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendine ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine yer verildikten sonra, İdarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucunun, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasında iptal davaları için "menfaat ihlali"ni, subjektif ehliyet koşulu olarak getirdiği, İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulünün zorunlu olduğu; aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmenin, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğuracağı Davacı Türkiye Barolar Birliğinin kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşu olduğu, Anayasanın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135. maddesinde; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kurulan kamu tüzelkişilikleri olduğu ve kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacaklarının düzenlendiği, Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı, kural olarak, sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunduğu, Diğer taraftan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 109. maddesine göre, Türkiye Barolar Birliğinin, bütün baroların katılımıyla oluşan, kamu kurumu niteliğinde, tüzel kişiliğe sahip bir meslek kuruluşu olduğu, 110. maddesinde görevlerinin sayıldığı, 111. maddesinin birinci fıkrasında da "Türkiye Barolar Birliği, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamaz." kuralına yer verildiği, Yukarıda verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu Basın Ahlak Esaslarına Dair Genel Kurul Kararının avukatlık mesleği ile ilgili herhangi bir düzenleme getirmediği, 1136 sayılı Kanun'un 109. ve 110. maddelerinde barolara verilen "hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak" görevinin ise, barolara avukatlık mesleği ile ilgili olmayan konularda tek başına dava açma imkanı vermediği dikkate alındığında, davacı Türkiye Barolar Birliğinin dava konusu Basın İlan Kurumu Genel Kurulu Kararına karşı dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Türkiye Barolar Birliği'nin varlık sebebinin, salt meslek mensuplarına güvence sağlamak olmadığı, ayrıca “hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak ve korumak, bu kavramlara işlerlik kazandırma”nın da Avukatlık Kanunu'nun 110/17 maddesiyle Türkiye Barolar Birliğine verilmiş bir görev olduğu; iptal davalarında Barolar Birliğinin rolünün, hukuka aykırı işlemleri ortadan kaldırmak suretiyle idarenin hukuka bağlılığını sağlamak ve böylece hukuk düzenini korumaktan ibaret olduğu dikkate alındığında, iptal davası-hukuk devleti ve Barolar-Barolar Birliğinin hukukun üstünlüğünü koruma görevi arasındaki üçlü ilişkinin oldukça net bir şekilde ortaya çıktığı; Tükiye Barolar Birliğinin, Basın İlan Kurumu Genel Kurulunda temsil olunduğu; dava konusu düzenlemenin, ifade ve basın özgürlüğüne Kanun'un öngörmediği şekilde sınırlama getirdiği, hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 09/02/2023 tarih ve E:2022/5472, K:2023/413 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 23/11/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde, Barolar; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak, meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olarak tanımlanmış; 109. maddesinde, Türkiye Barolar Birliğinin bütün baroların katılmasıyla oluşan, tüzel kişiliğe sahip, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olduğu belirtilmiş; Türkiye Barolar Birliğinin görevlerinin sayıldığı 110. maddesinin 3. bendinde, Birliğin, Baro mensuplarının genel menfaatlerini korumakla görevli olduğu ifade edildikten sonra 17. bendinde, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu da vurgulanmıştır. 1136 sayılı Kanun'daki bu düzenlemeler karşısında, gerek Baroların gerekse Türkiye Barolar Birliğinin, mesleki bir örgüt olmak ve meslek mensuplarının genel menfaatlerini gözetmenin ötesinde hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak gibi bir işlev yüklenmesi nedeniyle diğer meslek örgütlerinden farklı bir konuma sahip olduğu açıktır. Bu itibarla, Barolar ve Türkiye Barolar Birliği tarafından açılan davalarda, dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanı sıra, dava konusu idari işlemin, hukukun üstünlüğünü, hukuk devleti ilkesini, genel kamu yararı, Anayasa ile koruma altına alınan eşitlik, kişinin dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, kanunsuz suç ve ceza olamayacağı gibi temel insan haklarını ihlal edip etmediğine ve yargı kararlarının uygulanmaması veya geçersiz kılınması gibi hukuk devleti ilkesini zedeleyen bir durumun olayda söz konusu olup olmadığına bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü, ancak daha geniş yorumlanması gerekmektedir. Kaldı ki dava açma ehliyeti, davanın esasının incelenebilmesinin ön koşuludur. Bu aşamada davacı iddialarının hukuken doğru olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmaz. Davada menfaat ihlalinin olup olmadığının saptanabilmesi için, öncelikle davacının iddialarına bakılmalıdır. Dava konusu kararda, bir kamu hizmeti olan gazetecilik hizmetinin görülmesinde uyulacak Basın Ahlâk Esasları ile bu konuda Kurumca gerçekleştirilecek işlemlere ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Davacı tarafından, dava konusu düzenlemenin, başta Anayasa olmak üzere ulusal ve uluslararası kişi hak ve hürriyetlerini esas alan temel düzenlemelere aykırı olduğu, ancak kanun ile temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılabileceği ileri sürülerek açılan davanın, basın ve ifade özgürlüğü gibi toplumun genelini ilgilendiren bir alana ilişkin olduğu ve bu özelliği itibarıyla genel kamu yararı ile ilgili bulunduğu açıktır. Bu nedenle, hukukun üstünlüğünü koruma görevi ve yükümlülüğü bulunan davacı Türkiye Barolar Birliğinin, düzenlemenin değinilen niteliği de dikkate alındığında dava açma ehliyetine sahip olduğu sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; Türkiye Barolar Birliğinin bu davada dava açma ehliyeti bulunduğundan, temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.