Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/1680 E. 2023/3038 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/1680
Karar No
2023/3038

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1680 Karar No : 2023/3038 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 19/10/2022 tarih ve E:2017/1109, K:2022/7333 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yeniden inceleme talebinde bulunduğu tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3/1. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/10/2022 tarih ve E:2017/1109, K:2022/7333 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... kararıyla esastan reddedildiği, anılan kararın ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onanarak kesinleştiğinin anlaşıldığı, ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"nın incelenmesinden, davacının ... ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yeniden inceleme talebinde bulunduğu tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, anayasal güvencelere saygı gösterilmediği; darbe teşebbüsü ile ilgisinin bulunmadığı; meslekten çıkarılmak suretiyle sivil ölüme terk edildiği; bu yaptırım ceza hukuku anlamında bir ceza olduğundan ceza yargılamasındaki tüm güvencelere uygun bir yargılama yapılması gerektiği; hakkında kesinleşmiş ceza yargılaması bulunmadığı; kişilerin terör örgütü üyeliği ile suçlanabilmeleri için irtibat ve iltisak kavramlarının isnat edilebilmesi açısından kasten bir oluşuma, terör örgütü olduğunu bilerek, irtibat, iltisak bulunduğu, yardım ettikleri veya üye olduklarını gösteren eylemlere girişmeleri gerektiği; kendisi açısından bu durumların söz konusu olmadığı; ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesi gerektiği; işlemin idari bir tedbir olmadığı; bir suçtan iki ceza verilemeyeceğine yönelik ilkenin çiğnendiği; sadece 30/05/2016 tarihinden sonraki iradi faaliyet ya da kasti hareketlerinden dolayı irtibat ve iltisaktan sorumlu tutulabileceği; terör örgütü ilan edildiği tarihten önceki faaliyetlerinden dolayı sorumlu tutulamayacağı; suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, masumiyet karinesinin ve savunma hakkının ihlal edildiği; işlem tarihindeki somut delillere göre karar verilmesi gerektiği; disiplin soruşturması yapılması icap ettiği; mahkumiyetine yönelik ceza mahkemesi kararının bireysel başvuru sonucunda verilen kararla ortadan kalktığı ve ceza yargılamasına yeniden başlandığı; ByLock delilinin hukuka aykırı olduğu; buna ilişkin verilerin hukuka aykırı delil niteliğinde bulunduğu; bu programı kullanmadığı; çekirdek haklarının; adil yargılanma, özel hayata saygı haklarının, ölçülülük ilkesinin, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlal edildiği belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan cezalandırılmasına dair kesinleşen karara karşı yapılan bireysel başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve ... başvuru numaralı kararı ile davacının "adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği"ne karar verilmesi üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına yönelik ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının onaylanmasına ve hükümlü olan davacı hakkındaki cezanın infazının aynen devamına karar verildiği ve karara karşı temyiz başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 19/10/2022 tarih ve E:2017/1109, K:2022/7333 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 11/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/1680, K. 2023/3038, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-1680-e-2023-3038-k-3c6eb7eeb144