Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/1272 E. 2024/2732 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/1272
Karar No
2024/2732
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1272 Karar No : 2024/2732

TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVACI): ... Barosu VEKİLİ : Av. ...

2-(DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

DİĞER DAVALI: ... Birliği VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/11/2022 tarih ve E:2021/1680, K:2022/6336 sayılı kararının, davanın reddine ilişkin kısmının davacı tarafından, yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının davalı Adalet Bakanlığı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 07/11/2020 tarih ve 31297 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in; 2. maddesiyle aynı Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 2. ve 3. fıkralarının ve 6. fıkrasının ikinci cümlesinin; 3. maddesiyle aynı Yönetmelik'in 5. maddesinin değiştirilen 3. fıkrasının ikinci cümlesinin ve aynı maddeye eklenen 5. fıkranın; 4. maddesiyle aynı Yönetmelik'in 6. maddesinin (a) fıkrasının değiştirilen dördüncü paragrafında yer alan, "... birden fazla baronun bulunduğu illerde ise başvuru tarihinde büronun adli yardımdan sorumlu yönetim kurulu üyelerinden yönetime başkanlık eden üyenin bağlı bulunduğu baronun yönetim kurulu kararıyla..." ibaresinin; 5. maddesiyle aynı Yönetmelik'in 7. maddesine eklenen 2. fıkranın iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/11/2022 tarih ve E:2021/1680, K:2022/6336 sayılı kararıyla; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Adli yardım bürosu" başlıklı 177. maddesinin 1. fıkrasında; adli yardım hizmetinin, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adli yardım bürosu tarafından yürütüleceği, baro yönetim kurulunun, ayrıca baro merkezi dışında avukat sayısı beşten çok olan her yargı çevresinde de bir avukatı adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirebileceği, büro ve temsilcilerin, baro yönetim kurulunun gözetimi altında çalışacağı; 2. fıkrasında; birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım bürosunun, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulacağı, büroda görevlendirmenin, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağı, adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Adalet Bakanlığınca onaylanan yönetmelikte gösterileceği hükmü yer almaktayken; 11/06/2022 tarih ve 31863 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7409 sayılı Avukatlık Kanunu ile Türk Borçlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'un 177. maddesinin 2. fıkrasının, "Birden fazla baronun bulunduğu illerde her bir baro tarafından adli yardım bürosu oluşturulur. Yargı mercilerinin talebi üzerine yapılacak görevlendirmeler, Türkiye Barolar Birliği tarafından oluşturulan elektronik bilişim sistemi üzerinden o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılır." şeklinde değiştirildiği, Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in; 2. maddesiyle aynı Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 2. fıkrası, 3. fıkrasındaki "Birden fazla baronun bulunduğu illerde il merkezi dışında avukat sayısı beşten fazla olan her yargı çevresinde her barodan bir avukat o ildeki baro yönetim kurulları tarafından adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirilebilir. Gerektiğinde yeteri kadar temsilci yardımcısı da görevlendirilir." kısmı ve 6. fıkrasının ikinci cümlesi; 3. maddesiyle aynı Yönetmelik'in 5. maddesinin değiştirilen 3. fıkrasının ikinci cümlesi; 4. maddesiyle aynı Yönetmelik'in 6. maddesinin (a) fıkrasının değiştirilen dördüncü paragrafında yer alan iptali istenen ibare; 5. maddesiyle aynı Yönetmelik'in 7. maddesine eklenen 2. fıkra yönünden; Anılan düzenlemeler, 08/10/2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yürürlükten kaldırıldığından bu düzenlemeler yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı, Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 3. fıkranın yürürlükten kaldırılmayan kısmı yönünden; Dava konusu düzenlemede, "Baro yönetim kurulu ayrıca, baro merkezi dışında, avukat sayısı beşten fazla olan her yargı çevresinde bir avukatı, adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirebilir. Gerektiğinde, yeteri kadar temsilci yardımcısı da görevlendirilir. Birden fazla baronun bulunduğu illerde il merkezi dışında avukat sayısı beşten fazla olan her yargı çevresinde her barodan bir avukat o ildeki baro yönetim kurulları tarafından adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirilebilir. Gerektiğinde yeteri kadar temsilci yardımcısı da görevlendirilir." hükmü yer almakta iken; 08/10/2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile anılan fıkranın "Baro yönetim kurulu ayrıca, baro merkezi dışında, avukat sayısı beşten fazla olan her yargı çevresinde bir avukatı, adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirebilir. Gerektiğinde, yeteri kadar temsilci yardımcısı da görevlendirilir." şeklinde değişikliğe uğradığı, Buna göre, davacı tarafından dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 3. fıkrasının tamamı dava konusu edilmiş ve anılan fıkra değişikliğe uğramış ise de, davacının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla dava konusu yaptığı aynı fıkranın ilk iki cümlesinin yeni düzenlemede de mevcut bulunduğu görüldüğünden, fıkranın ilk iki cümlesi yönünden davanın konusuz kalmadığı anlaşılmakla birlikte bu kısım yönünden uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerektiği, 1136 sayılı Kanun'un "Adli yardım bürosu" başlıklı 177. maddesinin 1. fıkrasında, "Adli yardım hizmeti, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adli yardım bürosu tarafından yürütülür. Baro yönetim kurulu, ayrıca baro merkezi dışında avukat sayısı beşten çok olan her yargı çevresinde de bir avukatı adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirebilir. Büro ve temsilciler, baro yönetim kurulunun gözetimi altında çalışırlar." hükmünün yer aldığı, Buna göre, dava konusu düzenlemede, Kanun hükmünün tekrarı niteliğinde olduğundan üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı, Yönetmelik'in 5. maddesine eklenen 5. fıkra yönünden; Dava konusu düzenlemede, "Birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım hizmeti ile görevlendirilecek avukatlara ilişkin tek liste yapılır. Bu liste, Türkiye Barolar Birliği sicil numarası esas alınarak oluşturulur." hükmü yer almakta iken; 08/10/2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile anılan fıkranın yürürlükten kaldırıldığı; ancak aynı madde ile bu defa Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliği'nin 5. maddesine "Birden fazla baronun bulunduğu illerde yargı mercilerinin talebi üzerine baroların adli yardım listelerinde bulunan ve adli yardım hizmeti ile görevlendirilecek avukatlara ilişkin tek liste yapılır. Bu liste, Türkiye Barolar Birliği sicil numarası esas alınarak oluşturulur." şeklinde 8. fıkra olarak eklendiğinin görüldüğü, Buna göre, davacının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla davaya konu ettiği Yönetmelik maddesi, yeni düzenlemede aynı maddenin 8. fıkrasında mevcut bulunduğundan, davanın konusuz kalmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerektiği, Davacı tarafından, mevcut sistemde puana göre sıra bekleyen ve görevlendirme alması muhtemel avukatların durumunun açıklanmadığı, Ankara Barosu Başkanlığındaki mevcut sistemde, “Adli Yardım Gönüllü Avukatları” arasında “puan” sistemine göre sıralama yapıldığı, avukatların puanlarına göre listede sıra bekleyerek buna göre görevlendirildiği, Yönetmelik'le getirilen düzenleme ile TBB sicil numarasına göre yapılacak sıralamanın, genç meslektaşların cezalandırılması gibi bir sonuç doğuracağı, bu durumun eşit haklara sahip avukatların kıdem nedeniyle ayrımcılığa uğramalarına neden olacağının ileri sürüldüğü, Dava konusu hükmün dayanağı olan Avukatlık Kanunu'nun 177. maddesinde, adli yardım hizmetinin, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adli yardım bürosu tarafından yürütüleceği, birden fazla baronun bulunduğu illerde ise adli yardım bürosunun, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulacağı ve büroda görevlendirmelerin, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağının düzenlendiği, Bu hükmün iptali istemine yönelik olarak Anayasa Mahkemesinin 01/10/2020 tarih ve E:2020/60 K:2020/54 sayılı kararında da, "...kuralda adli yardım kapsamında avukat görevlendirmesinin o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağı belirtilerek, ilde görev yapan tüm avukatların eşit bir şekilde adli yardım hizmetlerinde görev almasına imkan tanınmıştır. Bu yönüyle kuralın avukatlar arasında herhangi bir adaletsizliğe sebebiyet verdiği de değerlendirilemez." tespitinin yapıldığı, Öte yandan 11/06/2022 tarih ve 31863 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7409 sayılı Avukatlık Kanunu ile Türk Borçlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'un 177. maddesinin 2. fıkrası; "(...) Yargı mercilerinin talebi üzerine yapılacak görevlendirmeler, Türkiye Barolar Birliği tarafından oluşturulan elektronik bilişim sistemi üzerinden o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılır." şeklinde değiştirilmiş ise de; adli yardımla ilgili görevlendirmelerin ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağına dair düzenlemenin korunduğu, Bu durumda, görevlendirmelerin ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağına ilişkin Kanun hükmünde, eşitlik ilkesinin gözetilmesi hususunda herhangi bir kriter belirlenmemiş olup, adli yardım bürosunun oluşturulmasına ve adli yardım hizmetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisine sahip idare tarafından, adli yardım hizmeti ile görevlendirilecek avukatlara ilişkin Türkiye Barolar Birliği sicili esas alınarak liste oluşturulması yönünde getirilen kuralda üst norma aykırılık görülmediği gerekçesiyle, Dava konusu Yönetmelik ile Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliği'nin; 2. maddesiyle aynı Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 2. fıkrası, 3. fıkrasındaki "Birden fazla baronun bulunduğu illerde il merkezi dışında avukat sayısı beşten fazla olan her yargı çevresinde her barodan bir avukat o ildeki baro yönetim kurulları tarafından adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirilebilir. Gerektiğinde yeteri kadar temsilci yardımcısı da görevlendirilir." kısmı ve 6. fıkrasının ikinci cümlesi; 3. maddesiyle aynı Yönetmelik'in 5. maddesinin değiştirilen 3. fıkrasının ikinci cümlesi; 4. maddesiyle aynı Yönetmelik'in 6. maddesinin (a) fıkrasının değiştirilen dördüncü paragrafında yer alan iptali istenen ibare; 5. maddesiyle aynı Yönetmelik'in 7. maddesine eklenen 2. fıkra yönünden karar verilmesine yer olmadığına, Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 3. fıkranın yürürlükten kaldırılmayan kısmı ile 5. maddesine eklenen 5. fıkra yönünden davanın reddine karar verilerek, yargılama giderinin yarısı davacı üzerinde bırakılmış, yarısının davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine ve karşılıklı olarak taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 3. fıkranın kanun hükmünün tekrarı niteliğinde olduğu, üst hukuk normlarına aykırılık teşkil etmediği belirtilerek ve Yönetmelik'in 5. maddesine eklenen 5. fıkra yönünden ise yasa maddesinin Anayasa'ya uygun bulunmuş olması gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, yasa maddesinin Anayasa'ya uygun bulunmuş olmasının, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin de doğrudan Anayasa'ya uygun olduğu anlamına gelmeyeceği, yargılamayı yürüten Dairenin, yargılama sırasında yönetmelik hükmünün normlar hiyerarşisinin içerisinde Anayasa'ya aykırılığını denetleme ve değerlendirme yetkisinin bulunduğu ileri sürülmektedir. Davalı idarelerden Adalet Bakanlığı tarafından, kararda Bakanlıkları aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesine karar verilmiş ise de, taraflarına atfedilebilir kusur bulunmaması nedeniyle idareleri aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, kararın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Taraflarca karşılıklı olarak istemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 5. fıkrasında, tüm illerde ortak kural niteliğinde bir düzenleme yapılmış ise de; özellikle nüfusun yoğun olduğu illerde veya coğrafi şartların elverişsiz olduğu bölgelerde ulaşımda yaşanabilecek gecikmelerin de dikkate alınarak düzenleme yapılması, bireylerin avukat yardımından yararlanma hakkının etkin olarak kullanılabilmesi açısından elzemdir. Bu sebeple, Türkiye Barolar Birliği sicili esas alınarak oluşturulacak listenin, bazı illerin özellikli durumu da gözetilerek bölgesel listeler şeklinde tanzimine olanak sağlanması gerekirken söz konusu düzenlemeyi ihtiva etmeyen eksik düzenlemenin adli yardımdan yararlanma hakkı bağlamında hak arama hürriyetine aykırı olduğu sonucuna varıldığından, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Daire kararının dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 5. fıkrası yönünden bozulması, diğer kısımlar yönünden ise onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacı ile davalı idarelerden Adalet Bakanlığının temyiz istemlerinin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddi, kısmen karar verilmesine yer olmadığına yönelik Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/11/2022 tarih ve E:2021/1680, K:2022/6336 sayılı kararının temyize konu kısımlarının ONANMASINA, 3.11/11/2024 tarihinde, dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesine eklenen 5. fıkra ile yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY X- Avukatlık Kanunu'nun "Adli yardım bürosu" başlıklı 177. maddesinde, adli yardım hizmetinin, baro merkezlerinde, baro yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adli yardım bürosu tarafından yürütüleceği, birden fazla baronun bulunduğu illerde ise adli yardım bürosunun, baroların eşit olarak temsili esas alınarak oluşturulacağı ve büroda görevlendirmelerin, o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılacağı düzenlenmiştir. Dava konusu Yönetmelik'in 3. maddesiyle aynı Yönetmelik'in 5. maddesine eklenen 5. fıkra ile birden fazla baronun bulunduğu illerde adli yardım hizmeti ile görevlendirilecek avukatlara ilişkin tek liste yapılacağı ve bu listenin Türkiye Barolar Birliği sicil numarası esas alınarak oluşturulacağı düzenlenmiştir. 11/06/2022 tarih ve 31863 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7409 sayılı Avukatlık Kanunu ile Türk Borçlar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'un 177. maddesinin 2. fıkrasının, "Birden fazla baronun bulunduğu illerde her bir baro tarafından adli yardım bürosu oluşturulur. Yargı mercilerinin talebi üzerine yapılacak görevlendirmeler, Türkiye Barolar Birliği tarafından oluşturulan elektronik bilişim sistemi üzerinden o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılır." şeklinde değiştirilmesi üzerine, 08/10/2022 tarih ve 31977 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile anılan fıkra yürürlükten kaldırılmışsa da, aynı madde ile bu defa Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliği'nin 5. maddesine; "Birden fazla baronun bulunduğu illerde yargı mercilerinin talebi üzerine baroların adli yardım listelerinde bulunan ve adli yardım hizmeti ile görevlendirilecek avukatlara ilişkin tek liste yapılır. Bu liste, Türkiye Barolar Birliği sicil numarası esas alınarak oluşturulur." şeklinde 8. fıkra olarak eklendiği görüldüğünden, davacının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla davaya konu ettiği Yönetmelik hükmünün yeni düzenlemede de mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Hak arama özgürlüğü, bireyin menfaatinin temini için devletin yargı organına başvurabilmeyi ve fiilen etkili bir hukukî koruma talep edebilmeyi gerektirmektedir. Adli yardım ise, bireylerin hak arama özgürlüklerinin kullanımındaki eşitliği sağlamak üzere, hukuki korunma ihtiyacı olup da, bu ihtiyacını gidermek için gerekli ekonomik olanağı bulunmayanlara sosyal hukuk devleti ilkesi gereğince mali ve hukuki desteğin sağlanmasına yönelik bir müessesedir. Adli yardım, adil yargılanma hakkının güvencesi olup, hak arama özgürlüğünde eşitlik yaratmayı amaçlamaktadır. Dava konusu Yönetmelik'in düzenlediği alan, mahkemelerce verilen adli yardım kararından farklı olarak yargılama giderlerinden muafiyete ilişkin olmayıp, baroların adli yardım hizmetlerine ilişkindir. Bu hizmet, koşulları bulunmakta ise ücretsiz olarak avukatlık hizmetlerinden faydalanma imkânı sağlamaktadır. Dava konusu düzenleme ile birden fazla baronun bulunduğu illerde tek liste üzerinden o ilde görevli avukatlar arasından görevlendirme yapılması ve hukuki korunma talep eden bireylere avukatlık hizmeti sağlanması öngörülmüştür. Söz konusu düzenlemeyle tüm illerde ortak kural niteliğinde bir düzenleme yapılmış ise de; özellikle nüfusun yoğun olduğu illerde veya coğrafi şartların elverişsiz olduğu bölgelerde ulaşımda yaşanabilecek gecikmelerin de dikkate alınarak düzenleme yapılması, bireylerin avukat yardımından yararlanma hakkının etkin olarak kullanılabilmesi açısından elzemdir. Bu sebeple, Türkiye Barolar Birliği sicili esas alınarak oluşturulacak listenin, bazı illerin özellikli durumu da gözetilerek bölgesel listeler şeklinde tanzimine olanak sağlanması gerekirken söz konusu düzenlemeyi ihtiva etmeyen eksik düzenlemenin adli yardımdan yararlanma hakkı bağlamında hak arama hürriyetine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Daire kararının dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 5. fıkrası yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.

KARŞI OY XX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanun'da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemelerden bir kısmının bilahare yürürlükten kaldırıldığı/değiştirildiğinden söz edilerek, bu kısımlar yönünden davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen yargılama giderlerinin ve bu giderler arasında yer alan vekâlet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine hükmedildiği görülmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemenin daha sonra yürürlükten kaldırıldığından bahisle uyuşmazlığın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ve bu giderler arasında yer alan vekalet ücretine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekir. Bu durumda; konusu kalmadığından bahisle kısmen karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri ve bu kapsamdaki vekalet ücreti konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine hükmedilmiş olduğundan, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/1272, K. 2024/2732, T. 11.11.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-1272-e-2024-2732-k-ce8a474d5601