Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/400 E. 2023/3098 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/400
- Karar No
- 2023/3098
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/400 Karar No : 2023/3098 TEMYİZ EDEN (DAVALI) :... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Samsun İli, Canik İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... pafta, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan binanın 8 numaralı bağımsız bölümünün maliki olan davacı tarafından, Samsun Şehir Geçişi Samsun Azot Ayrımı Ünye Yolları km:9+400-29+04 kesimine ilişkin olarak inşa edilen katlı transit yol yapımı nedeniyle söz konusu bağımsız bölümde meydana geldiği ileri sürülen (miktar artırımı ile) 33.021,51 TL değer kaybının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Samsun Azot Ayrımı Ünye Yolları km:9+400-29+04 kesimine ilişkin katlı yol yapımının planlara işlendiği, katlı yol inşasının trafik akışının düzenli bir şekilde sağlanması ve ulaşımın rahat ve verimli bir şekilde yürütülmesi için gerçekleştirildiği, yol projesinin yoğun trafiğin dağıtılarak akıcı hale getirilmesine ve toplumun bir ihtiyacının giderilmesine ilişkin olduğu, ancak, davalı idare tarafından inşa edilen yolun konum, görünüm, manzara, estetik, prestij, ulaşım gibi kriterler açısından taşınmazda değer kaybına sebebiyet verdiği, yol yapımı nedeniyle taşınmaz sahibinin katlandığı bu külfetinin karşılığı taşınmazdaki değer kaybının kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davacıya ödenmesi gerektiği, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre, ulaşım, etkin görünüm ve prestij, estetik ve görünüm, yapılara tanınan mimari çözüm imkanları, çevre emniyeti, doğal afetler, gürültü kirliliği, ekonomik ve ticari kazanım, ana yapı ve çevre tesislerinin yapım maliyetleri yönünden değer kaybının 8 numaralı bağımsız bölüm için %14 oranında olduğu, taşınmaz üzerinden hesaplama yapıldığında 2014 yılı için 8 numaralı bağımsız bölümde 33.021,51 TL değer kaybı meydana geldiği, yol yapımı nedeniyle taşınmaz sahibinin katlandığı bu külfetinin karşılığı taşınmazdaki değer kaybının davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle 33.021,51 TL tazminatın taleple bağlılık ilkesi uyarınca dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 28/04/2021 tarih ve E:2016/13788, K:2021/2125 sayılı kararıyla; Davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının, maddi zararın ıslah dilekçesinde belirtilen miktarına ilişkin yasal faizin başlangıç tarihi yönünden bozulmasına, maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmı ve ıslah dilekçesinden önce istenilen miktara ilişkin yasal faizin başlangıç tarihi yönünden onanmasına dair Dairelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlığın yeniden incelendiği, Davalı idarenin süre aşımı itirazının yerinde görülmediği, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının incelenmesinden; davacı TMMOB Mimarlar Odası ... Şubesi tarafından, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine "Samsun Şehir Geçişi ve Samsun Azot Ayrımı, Ünye Yolları km:9+400-29+040 kesiminin ikmal inşaatı" ihalesi kapsamı içinde yer alan ve halihazırda transit trafiğin işlediği İlkadım Bulvarı üzerine 20,50 metre genişlikte katlı transit yol yapım işlemine esas olan 07/05/2007 tarihli yatay ve düşey güzergah planı ve Nisan 2010 tarihli detay projelerinin iptali istemiyle açılan davada; katlı yol ile, Ankara-Tekkeköy istikametinde transit olarak geçiş yapacak araçların, herhangi bir kavşak alanına denk gelmeden inşa edilen viyadük yapısı üzerinden geçişinin, diğer kent içi trafiğin ise, viyadüğün altından akışının sağlanmasının amaçlandığı, önemli kavşak noktalarında planlanan rampalarla da viyadük yapısına iniş çıkışların gerçekleştirilebileceği, böylece güzergahta kent içi ulaşım sağlayan araçların viyadük yapısının tamamını ya da belli bir kısmını kullanmak suretiyle projeden yararlanabileceği, ayrıca hem kent içi hem de transit trafiğin akışının sağlandığı ve alternatifi bulunmayan mevcut yol güzergahında; meri planlarda belirlenmiş olan genişliği değiştirilmeksizin, üzerinde inşa edilecek viyadük sayesinde toplam şerit sayısı artırılarak hem üzerinden geçtiği kavşaklardaki yoğunluğu azaltmak hem de transit trafiğin daha hızlı ve güvenli akmasını sağlamak amacı ile hazırlanan dava konusu projeler ile bu projeler doğrultusunda onaylanan imar planı değişikliklerinin planlama hiyerarşisine, çevresel koşullara, planlama tekniklerine, şehircilik ilkelerine, imar mevzuatına, trafik güvenliği konforu ilkeleri ile kamu yararına uygun ve uygulanabilir olduğu anlaşıldığından; davaya konu 07/05/2007 tarihli yatay ve düşey güzergah planı ve Nisan 2010 tarihli detay projelerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin E:2019/16143 sayılı dosyasında temyiz aşamasında olduğunun anlaşıldığı, Bilirkişi raporunda; emsal alınan taşınmazlar ile dava konusu bağımsız bölümlerin benzer ve farklı yönlerinin neler olduğu somut olarak belirtilmeden bağımsız bölümler için birim m² fiyatı belirlenerek değer kaybının hesaplandığı, emsal alınan taşınmazların nerede olduğunun dahi gösterilmediği sadece dava konusu taşınmaza yakın konumda yer aldıklarının belirtildiği ve bilgi edinilen yer olarak bazı emlak ofislerinin telefon numaralarının verilmesiyle yetinildiği anlaşıldığından İdare Mahkemesince hükme esas alınabilecek yeterlikte olmayan, denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararda hukuki isabet görülmediği, Öte yandan; bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın değer kaybı hesaplanırken davanın açıldığı 2014 yılı ve keşfin yapıldığı 2015 yılı için ayrı olmak üzere toplamda iki adet zarar hesabı yapıldığı, ancak ilgililer tarafından idarenin katlı yol yapım eylemi nedeniyle zararlarının ortaya çıktığından bahisle idareye yapılmış bir başvuru söz konusu ise, değer kaybı hesabının idareye başvuru tarihi esas alınarak yapılması gerektiği, Yapılan açıklamalar ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusu olayda, öncelikle kusursuz sorumluluk sebebinin bulunup bulunmadığı, herhangi bir zarar söz konusu ise, zararın özel ve olağan dışı bir zarar olup olmadığı hususlarının tespit edilmesi, sonrasında davacıya ait Samsun ili, Canik ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... pafta, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan binanın 8 numaralı bağımsız bölümünün bulunduğu Samsun-Ordu Devlet Karayolu'nun Canik Belediyesi sınırları içinden geçen Asarcık Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan kesimde, köprülü kavşak düzenlemesine ilişkin imar planı değişikliği ve bu plana göre de köprülü kavşak çalışmalarının yapıldığı anlaşıldığından, davacının dava konusu taşınmazı edindiği tarih itibarıyla köprülü kavşak düzenlemesi ile ilgili imar planı ve notlarındaki durumun ne olduğunun tespit edilmesi, şayet imar düzenlemesinde söz konusu yapı (köprülü kavşak) öngörülmüş ve davacı tarafından buna rağmen taşınmaz edinilmiş ise idarenin herhangi bir tazminat yükümlülüğünün doğmayacağı, aksi durumun geçerli olması halinde ise, taşınmazın meri imar planındaki kullanım fonksiyonu, üzerindeki yapının hukuki durumu ve köprülü kavşağın taşınmaz üzerindeki etkisi, taşınmazın kullanımı ve ulaşım olanaklarına göre karşılaştırma (emsal) yöntemine başvurularak değer kaybının araştırılması, emsal alınan taşınmazların konumu, dava konusu bağımsız bölüme göre üstün ve eksik yanları gösterilip gerekli düzeltmeler yapıldıktan sonra davacıya ait bağımsız bölüm için birim m² fiyatı belirlenip, davacının idareye başvuru tarihi esas alınarak değer kaybı hesabı yapılmak suretiyle İdare Mahkemesince yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; Samsun-Ordu kara yolu üzerindeki viyadük çalışması nedeniyle taşınmazlarda oluşan değer kaybına yönelik ...İdare Mahkemelerinde açılan benzer nitelikteki dava dosyalarında da işbu dava dosyasında bulunan bilirkişi raporu ile aynı biçimde, benzer görüş ve değerlendirmelere yer verilerek (bazı dosyalarda aynı bilirkişi heyeti tarafından) tazminat miktarının hesaplandığı, söz konusu dosyalarda verilen kararların tazminat miktarının kabulüne ilişkin kısmının bakılan davaya ilişkin bozma kararında araştırılmasına gerek görülen hususlara değinilmeyerek Danıştay Onuncu Dairesinin incelemesinden geçerek onandığı (örneğin; Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ... tarih ve E:... , K:... ayılı kararı), benzer hukuki durumda olan davacılar açısından hakkaniyet ve yargı kararlarının da benzer uyuşmazlıklar açısından istikrar gereği davalı idare tarafından Samsun ili, Canik ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkii, .. pafta, ... parsel sayılı taşınmazdaki davacıya ait 8 nolu bağımsız bölümün önünden geçmekte olan Samsun-Ordu kara yolu üzerindeki viyadük çalışması nedeniyle davacının maliki olduğu taşınmazda meydana gelen değer kaybına karşılık, toplam 33,021,51 TL tazminatın kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde dava açma tarihi olan 28/03/2014 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesinin gerektiği, Nitekim; bu hususta, Anayasa Mahkemesinin 21/01/2015 tarih ve 2013/135 başvuru numaralı "Ahmet Saygılı ve Şefika Saygılı Başvurusu" kararında "Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Ancak, uygulamadaki birlikteliği sağlamaları beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin ya da farklı yargı kollarına ait mahkemelerin benzer davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmalarının, bir kararın belirli bir daireye ya da farklı yargı koluna düştüğü takdirde onanacağı veya olumlu neticeleneceği, başka bir daire tarafından ele alındığı takdirde bozulacağı veya olumsuz neticeleneceği gibi birbirine zıt sonuçların ortaya çıkma beklentisinin, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu açıktır. Ayrıca, böyle bir algının toplumda yerleşmesi halinde, bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir." ifadelerine de yer verilerek, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verildiği gerekçesi eklenmek suretiyle davanın kabulü yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usul yönünden, 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca davanın süresinde açılmadığı, esas bakımından ise, bilirkişi raporunun denetime elverişsiz olduğu, rapora itirazlarının dikkate alınmadığı, Mahkemece katlı yolun kamunun üstün menfaati için inşa edildiği kabul edilmesine rağmen bu kabulün hükme yansıtılmamasının hatalı olduğu, idareleri harçtan muaf olmasına rağmen aleyhlerine harca hükmedildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ... İdare Mahkemesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Üye Hasan Odabaşı'nın, "Samsun-Ordu Devlet Yolu'nun Canik Belediyesi sınırları içerisinde Asarcık Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan kesimde inşa edilen katlı transit yol yapım işlemine esas olan 07/05/2007 tarihli yatay ve düşey güzergah planı ve Nisan 2010 tarihli detay projelerinin iptali istemiyle açılan davanın temyizen görüm ve çözümünde Danıştay Altıncı Dairesinin görevli olduğu dikkate alındığında, anılan katlı transit yol yapımı nedeniyle taşınmazda meydana geldiği ileri sürülen değer kaybının tazmini istemiyle açılan bu davada verilen ilk kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin de katılımının sağlandığı müşterek kurulca temyizen incelenmesi gerektiği" yolundaki oyuna karşılık, ilk kararın temyiz incelemesinin Danıştay Onuncu Dairesince yapılmasında isabetsizlik bulunmadığına oyçokluğu ile karar verilerek, işin esasına geçildi: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/12/2023 tarihinde, usulde ve esasta oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, Danıştay Onuncu Dairesinin 28/04/2021 tarih ve E:2016/13788, K:2021/2125 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Temyize konu kararın kabul edilen maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıcı yönünden incelenmesinden, İdare Mahkemesince, değer kaybından oluşan tazminatın tamamının dava açma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, faiz başlangıcı tarihlerinin, taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak dava dilekçesiyle talep edilen kısım için dava açma tarihi veya davalı idareye başvuru tarihi; ıslah edilen kısım için ise ıslah dilekçesinin kayda girdiği tarih olarak belirlenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, ıslah edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren yasal faizin işletilmesi gerekirken, yasal faiz başlangıcının dava açma tarihi olarak belirlenmesine ilişkin temyize konu kararın bu kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile ısrar kararının, ıslah edilen miktara işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.