Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/3848 E. 2023/2763 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/3848
- Karar No
- 2023/2763
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3848 Karar No : 2023/2763 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/06/2022 tarih ve E:2017/7995, K:2022/5326 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/06/2022 tarih ve E:2017/7995, K:2022/5326 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-b maddesi uyarınca anılan suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraat kararı verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "suçunu işlemediği sabit olduğundan müsnet suçtan dolayı 5271 sayılı CMK'nın 223/2-b maddesi" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine, "suçunun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi" ibaresinin eklenmesi sureti ile istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği ve davacı hakkındaki beraat kararının temyiz edilmeksizin 17/12/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacının ceza yargılamasında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının irtibat ve iltisak yönünden farklı bir değerlendirme yapılması engel oluşturmadığı gibi idari yargılama yönünden de bağlayıcılığı bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Avrasya Hukuk ve Demokrasi Derneği üyeliği yönünden, davacının, FETÖ/PDY terör örgütü bağlantılı olan Avrasya Hukuk ve Demokrasi Derneğinde denetim kurulu başkanı görevinde bulunması hususunun, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, temyize konu kararın usul ve yasaya, temel hukuk kurallarına aykırı olarak tesis edildiği, karara konu işlemde hukukun evrensel ilkeleri olan masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının, ölçülülük ilkesinin, suç ve cezaların şahsiliği ve kanuniliği ilkelerinin dikkate alınmadığı, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği, davalı tarafından dosyaya delil olarak sunulan ve mahkemece belge olarak nitelendirilen doğruluğu tespit edilemeyen soyut isnatlara dayanan tanık beyanlarının, meslekte olmadığı 17-25 Aralık 2013 tarihleri öncesi avukatlık dönemine ait olduğu, Avrasya Hukuk ve Demokrasi Derneğinin hukukçulardan müteşekkil bir dernek olduğu, bu derneğin fetö terör örgütü ile irtibatlı olduğu tespitinin de bulunmadığı, anılan derneğin, fetö ile ilişkili olduğu iddiaları ortaya çıkınca, üye hukukçuların bu yapıya mensup olmamaları nedeniyle kendini fesh etme kararı aldığı, hakkında yapılan adli ve idari hiç bir işlem sırasında sosyal medya paylaşımlarına deyinilmediği, örgüte maddi, manevi yardım edip etmediğinin araştırılması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Davacının, ceza yargılaması sonucunda .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-b maddesi uyarınca anılan suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraat kararı verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi.... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "suçunu işlemediği sabit olduğundan müsnet suçtan dolayı 5271 sayılı CMK'nın 223/2-b maddesi" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine, "suçunun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi" ibaresinin eklenmesi sureti ile istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği ve davacı hakkındaki beraat kararının temyiz edilmeksizin 17/12/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/06/2022 tarih ve E:2017/7995, K:2022/5326 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 23/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.