Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/3703 E. 2024/621 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/3703
- Karar No
- 2024/621
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3703 Karar No : 2024/621 TEMYİZ EDEN (DAVALI) :... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 24/02/2022 tarih ve E:2017/4360, K:2022/685 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm mali haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 24/02/2022 tarih ve E:2017/4360, K:2022/685 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının birleştirme talebi yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üyelik suçlarından açılan adli soruşturma sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın 12/10/2020 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren M.A.Ö. isimli şahsın beyanı yönünden, ders çalışmak amacıyla bu evlere gittiğini ifade eden kendisinin aksine başka bir ifadeyle eğitim saiki dışında, davacının bu evlere örgütsel amaçlarla gittiğine dair herhangi bir ifadeye yer verilmediği anlaşılan söz konusu tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren S.Ö. isimli şahsın beyanı yönünden, davacının FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı olup olmadığına dair herhangi bir somut bilgiye sahip olmadığı anlaşılan söz konusu tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Unvanlı görev yönünden, davacının Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla atandığına ilişkin iddianın başkaca bir delille desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Çocuğunun örgüte müzahir okullarda eğitim kaydı yönünden, davacının eğitim saiki dışında örgütsel saikle çocuklarını örgüte müzahir okullara gönderdiğine dair somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, anılan tespitin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkındaki disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakına ve/veya irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve/veya irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Davacı hakkında fetö/pdy silahlı terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla soruşturma yürütülmesi yönünden, salt davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan soruşturma yürütülmesinin davacının FETÖ terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, kaldı ki anılan soruşturma dosyasında da davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı sonucuna varılarak, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 26/05/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı, Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının talebi doğrultusunda bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm mali haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, Öte yandan; davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ve ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ...tarih ve ...sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline ve davacının talebi doğrultusunda bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm mali haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, dava dosyasına sunulan delillerin, idarelerince davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görüldüğü, davacı hakkında yürütülen ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, dava konusu işlem "üyelik" isnadıyla değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından, söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmeyeceği, meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının, işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, parasal ve özlük hak, maddi, manevi tazminat ve faize ilişkin taleplerin yasal dayanaktan yoksun olduğu, 685 sayılı KHK, Anayasa'nın 159. maddesinin 10. fıkrası ve 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 23/01/2017 tarihi öncesi için hiçbir şekilde parasal ve özlük hak, maddi ve manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin mahsup edilmesi gerektiği tabiidir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemlerin iptaline, davacının talebi doğrultusunda bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm mali haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 24/02/2022 tarih ve E:2017/4360, K:2022/685 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 20/03/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava; yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm mali haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının FETÖ ile bağlantısı olduğu yönündeki tanık beyanları, çocuğunun örgüte müzahir okullarda kaydının olması, örgütün etkin olduğu dönemde unvanlı görevde bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varıldığından, meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiği, bu nedenle de davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.