Danıştay · Danıştay

Danıştay 2022/3603 E. 2023/2944 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2022/3603
Karar No
2023/2944

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3603 Karar No : 2023/2944 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Derneği VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı . VEKİLİ : Huk. Müş. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 10/02/2022 tarih ve E:2019/1116, K:2022/621 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idarenin web sitesinde 13/12/2018 tarihinde yayınlanan "Veteriner Hekim E-Reçete ve İlaç Takip Sistemi Talimatı ve Uygulama Kılavuzu-Güncelleme III" düzenlemesinin; 4.17., 6., 9.1.5., 9.2.2. ve 11.6.2.4.1. maddelerinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 10/02/2022 tarih ve E:2019/1116, K:2022/621 sayılı kararıyla; Davalı idarenin, davanın süre yönünden reddi gerektiği iddiası yerinde görülmemiş, Talimat ve Uygulama Kılavuzunun Dava Konusu 4.17 Maddesinde Yer Alan Sağlık Mesleği Mensubu Tanımı Yönünden, Davacı tarafından, dava konusu düzenlemede yer alan "sağlık mesleği mensubu" tanımında yardımcı sağlık personeline de yer verilmiş olmasının, yardımcı sağlık personeline reçete yazma yetkisi verilmesi anlamına geleceğinin ileri sürüldüğü, Dava konusu düzenlemede yer alan "sağlık mesleği mensubu" tanımının, Veteriner Tıbbi Ürünler Hakkında Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (y) bendinde aynen yer aldığı, ayrıca bu tanımlamanın yardımcı sağlık personelinin reçete yazabileceği anlamına gelmediği, nitekim dava konusu düzenlemede de E-Reçete'nin veteriner hekim tarafından düzenlenmesi gerektiğine açıkça yer verildiği görüldüğünden, anılan iddiaya itibar edilmediği ve dava konusu düzenlemede bu yönüyle hukuka aykırılık görülmediği, Talimat ve Uygulama Kılavuzunun Dava Konusu 6. Maddesinde Yer Alan E-Reçete Düzenlemesi Yönünden: Davacı Dernek tarafından; dava konusu edilen düzenlemenin, uygulamada pek çok zorluğa yol açacağı, özellikle kırsal alanlarda erişimi zor ve acil müdahale edilmesi gereken durumlarda dahi bilgisayar ve internet erişimi zorunluluğu getiren E-Reçete uygulamasının büyük sıkıntıya neden olacağı, kaldı ki 6343 sayılı Kanun'un 12. maddesinde yer verilen "reçete kağıtlarında" ibaresi nedeniyle kağıt reçete uygulamasının Kanun'un emredici hükmü olduğu, kanun hükmüne aykırı düzenleme yapıldığının ileri sürüldüğü, Ülkemizde hayvan sağlığı alanında kullanılan veteriner tıbbi ürünler ile veteriner tıbbi ürün bileşimine giren etkin ve yardımcı maddelerin temininden/ithalatından son kullanımına kadar tüm aşamalarında kayıt altına alınmasını ve beşeri tıbbi ürünler dâhil olmak üzere hayvan sağlığı alanında kullanılan reçeteye tabi veteriner ilaçların izlenebilirliğini sağlamak, veteriner hekimlerin gerçekleştirdikleri faaliyetleri sonunda oluşan verileri kullanarak; gıda güvenliğini temin etmek, hayvan hastalık ve zararlıları ile etkin bir mücadele gerçekleştirmek amacıyla veteriner hekim reçetelerinin elektronik ortamda düzenlenmesi (E-Reçete) ve İlaç Takip Sisteminin (İTS) oluşturulması ve bu amaçla gerçekleştirilen faaliyetlerle ilgili tarafların yükümlülüklerinin, rollerinin belirlenmesi amacıyla dava konusu düzenlemenin hazırlandığının anlaşıldığı, Mevzuat hükümleri incelendiğinde; davalı idareye, veteriner hekimler tarafından düzenlenecek reçetelere, veteriner tıbbi ürünlerin kayıt altına alınmasına ve takibine ilişkin olarak düzenleme yetkisi verildiği, dava konusu düzenlemenin de davalı idareye tanınan bu yetki kapsamında tesis edildiğinin görüldüğü, 6343 sayılı Kanun'un 12. maddesinde yer verilen "reçete kağıtlarında" ibaresi ile ifade edilmek istenenin, reçetenin niteliği olmayıp Kanun'un kabul edilerek yayımlandığı 1954 yılı itibarıyla "reçete" şablonunda düzenlenmiş olan kağıtlarda bulunması gereken hususlara ilişkin olduğu, bu hükmün reçetelerin mutlaka kağıt şeklinde düzenlenmesini zorunlu kıldığının kabulüne hukuken olanak bulunmadığı, Nitekim, dava konusu düzenlemenin dayanağı Veteriner Tıbbi Ürünler Hakkında Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (ü) bendinin dava konusu düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan halinde de, reçetenin kağıt şeklinde düzenlenmesini zorunlu kılan veya elektronik olarak düzenlenemeyeceği yönünde bir kurala yer verilmediği, Bu itibarla, dava konusu düzenlemeyle veteriner tıbbi ürünleri ile bunların birleşiminde yer alan etkin ve yardımcı maddelerin, temininden son kullanımına kadar tüm aşamalarında kayıt altına alınarak takip edilmesini, dolayısıyla kaçak/aykırı kullanımların engellenmesini ve gerektiğinde derhal müdahale edilebilmesini sağlamak suretiyle hayvan ve insan sağlığını korumak amacıyla E-Reçete sistemi getirilmesinde hukuka ve kamu yararı amacına aykırılık bulunmadığı, Talimat ve Uygulama Kılavuzunun Dava Konusu 6.6.1. Maddesinin Yönünden: Dava konusu Talimat ve Uygulama Kılavuzunun 6.6.1. maddesinde, E-Reçete sistemi kullanıcısı veteriner hekimin sorumluluklarına yer verilmiş ve E-Reçete sistemine kaydını yaptırması gerekli veteriner hekimler arasında dernek ve vakıflarda çalışan veteriner hekimlere de yer verildiği, Davacı tarafından, düzenleme ile dernek ve vakıflarda çalışan veteriner hekimlere de reçete yazma hakkı tanındığı, muayene ve poliklinik mevzuatında, "ruhsatlı klinik" sahibi olmayan veteriner hekimlere muayene ve tedavi hakkı tanınmadığının ileri sürüldüğü, Davalı idarece, gerek kamu gerekse özel sektör kuruluşlarında çalışan veteriner hekimlerin, kendilerine verilen yetki kapsamında temin ettikleri ilaçların uygulanması bakımından reçete yazma zorunluluklarının bulunduğunun savunulduğu, 6343 sayılı Kanun'un 12. maddesi, 5996 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile Veteriner Tıbbi Ürünler Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ü) bendi ve 48. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; veteriner hekimlerin görev yaptıkları kurum/kuruluş ve/veya sektör (kamu-özel) yönlerinden herhangi bir ayrım yapılmaksızın bütün veteriner hekimlere mesleğin ifa ve icrasının zorunlu ve ayrılmaz bir parçası olan reçete düzenleme yetkisi verildiği, dolayısıyla dernek ve vakıflarda çalışan veteriner hekimlerin de reçeteye tabi ürünler için reçete düzenlemek zorunda olduğunun anlaşıldığı, Bu itibarla, E-Reçete sistemine kaydını yaptırması gerekli veteriner hekimler arasında dernek ve vakıflarda çalışan veteriner hekimlere de yer verilmesi yönündeki dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına ve kamu yararına aykırılık görülmediği, Talimat ve Uygulama Kılavuzunun Dava Konusu 6.6.3. Maddesinde Eczacılar İçin Yapılan Düzenleme Yönünden: Dava konusu düzenlemenin "E-Reçete ve İlaç Takip Sistemi Kullanıcısı Eczacının Sorumluluğu" başlıklı 6.6.3. maddesinde, E-Reçete sistemine kayıt için İl Sağlık Müdürlükleri ya da Eczacı Odaları tarafından, bireysel başvuruya gerek duyulmayacak şekilde belgeleri davalı idareye iletilen eczacıların E-Reçete sistemine kayıt için Bakanlık veya İlçe Müdürlüğüne yapmaları gereken bireysel başvurudan muaf olduklarının öngörüldüğü, Davacı tarafından, ilaç bulundurma ve satma ruhsatı için eczacıların bireysel başvurudan muaf tutulmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunun ileri sürüldüğü, Davalı idarece, sadece kayıt için ihtiyaç duyulan belgelerin elde edilmeye çalışıldığı, eczacılara ilişkin belgelerin Bakanlıklarında bulunmadığı, düzenleme ile bu belgelerin resmi makamlardan temin edilmeye çalışıldığı, 5996 sayılı Kanun uyarınca veteriner tıbbi ürünlerinin eczanelerde satılabileceği, dava konusu düzenlemeyle, kanunda olmayan bir yetkinin verilmesinin söz konusu olmadığı, meslek mensupları arasında eşitlik ilkesine aykırı hareket edilmediğinin savunulduğu, Mevzuat hükümleri ile dava konusu düzenlemenin ve taraf iddialarının incelenmesinden; veteriner tıbbi ürünlerini kanunen satma yetkisini haiz olan eczacılara, bu yetkilerini kullanabilmeleri için E-Reçete sistemine kayıt olmalarına yönelik herhangi bir muafiyet tanınmadığı, yalnızca kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları tarafından ilgili belgeleri iletilen eczacıların, sisteme kayıt için gerekli belgeleri tamamlanmış olacağından ayrıca bireysel olarak başvurmalarına gerek olmadığına yönelik, bir anlamda mükerrer başvuruyu ve gereksiz kırtasiyeciliği (bürokratik işlemleri) engellemek amacıyla kural getirildiği anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede 5996 sayılı Kanun hükümlerine, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği, Talimat ve Uygulama Kılavuzunun Dava Konusu 9.1.5. ve 9.2.2. Maddeleri Yönünden: Dava konusu düzenleme ile, "İlaçsız Veteriner Reçetesi" başlıklı 9.1.5. maddesinde, muayenesi gerçekleştirildiği halde herhangi bir reçeteye tabi veteriner tıbbi ürün kullanılmayan ya da önerilmeyen durumlarda mesleki faaliyeti belgelendirmek amacıyla ilaçsız veteriner reçetesi düzenlenebileceğine yer verildiği; "Reçetenin Sınıfı" başlıklı 9.2.2 maddesinde ise, reçeteler, muayene ve tavsiye reçetesi olarak ikiye ayrılmış; "muayene reçetesi", veteriner hekimin hayvanı muayenesini müteakip düzenlediği reçete; "tavsiye reçetesi" ise, veteriner hekimin hayvanı muayene etmeksizin hayvan sahibinin hayvanındaki rahatsızlığı ile ilgili vermiş olduğu bilgilere dayanarak düzenlediği reçete olarak tanımlandığı, Davacı tarafından, dava konusu düzenleme ile veteriner hekimin muayene ettiği ama ilaç vermediği hastalara reçete düzenlememesi gerektiği, bu uygulamanın reçete kavramına uymadığı, tavsiye reçetesi uygulamasına yönelik davalı idarenin böyle bir sınıflandırma yapamayacağı, sahibinin verdiği bilgi ile hayvanın muayene edilmeden reçete yazılmasının kamu yararına hizmet etmediğinin ileri sürüldüğü, 5996 sayılı Kanun'un 14. maddesinin verdiği yetkiye istinaden yürürlüğe konulan Veteriner Tıbbi Ürünler Hakkında Yönetmeliğin 48. maddesinin 3. fıkrasında, Bakanlığın reçeteleri sınıflandırabileceği öngörülmüş olup; anılan kurala dayanılarak dava konusu düzenlemeyle tavsiye reçetesi sınıfı getirildiği, Söz konusu reçete sınıfının, ülkemiz koşullarında özellikle kış aylarında haftalarca ulaşılamayan yerleşim yerleri bulunması ve bazı hastalık semptomlarının belirgin/tipik olması nedeniyle muayeneye ve bulunduğu yerden veteriner hekime kadar taşınmak zorunda olan hayvan ile sahibine ek külfet/zorluk yaratmaya gerek olmaksızın sorunun ivedilikle çözümünü sağlamak amacıyla öngörüldüğü; anılan reçetenin veteriner hekim tarafından düzenleneceği, dolayısıyla hasta hayvanı görmeksizin aktarılan verilerin yetersiz ve reçete yazımının uygunsuz olacağı kanaatine varıldığı takdirde tavsiye reçetesi düzenlenmeyeceği de dikkate alındığında, dava konusu kuralda, 5996 sayılı Kanun hükümlerine, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı, Ayrıca, veteriner hekim tarafından muayenesi gerçekleştirildiği halde herhangi bir reçeteye tabi veteriner tıbbi ürün kullanılmayan ya da önerilmeyen durumlarda ilaçsız veteriner reçetesi düzenlenebileceğine yönelik düzenlemenin, mesleki faaliyetin belgelendirilmesi ve ilaç verilmemiş dahi olsa hayvanın hastalık geçmişinin kayıt altında bulundurulması amacıyla yapıldığı göz önüne alındığında, hayvan ve insan sağlığının korunmasına yönelik bu düzenlemede de 5996 sayılı Kanun hükümlerine, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı, Talimat ve Uygulama Kılavuzunun Dava Konusu 11.6.2.4.1. Maddesi Yönünden: Dava konusu düzenlemenin 11.6.2.4.1. maddesinde, Bakanlıktan izinli perakende satış yerleri ve veteriner tıbbi ürün temin izinli yerler ile eczane denetimlerinde ilaç takip sistemi modülü üzerinde "Yönetim" başlığı altındaki "Denetim-Denetim Ekle" butonunun kullanılması gerektiğine yer verildiği, Davacı tarafından, dava konusu düzenleme ile denetim yapan kişinin online olarak sisteme girmesinin zorunlu kılındığı, bu durumun denetim yapan kişinin inisiyatif kullanmasına engel olacağı, denetleyen birimlerin baskısı altında kalan işletme sahipleri için bu durumun ciddi bir stres kaynağı olduğu gibi ceza miktarlarının da veteriner hekimlerin kazancından çok yüksek olduğu, düzenlemenin bu haliyle Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen ölçülülük ilkesine aykırı olduğunın ileri sürüldüğü, Dava konusu Talimat ve Uygulama Kılavuzu ile veteriner biyolojik ürünlerin takibinin ve veteriner hekim tarafından reçete düzenlenmesinin elektronik ortamda yapılması öngörüldüğünden, sistem üzerinden düzenlenecek E-Reçetelerin ve diğer verilerin yine aynı sistem üzerinden denetlenmesi gerektiği gibi bu usulün denetim verilerinin erişilebilirliğini sağlaması ve yetkinin kötüye kullanımı suretiyle denetim verileri/sonuçlarının değiştirilmesine ya da ortadan kaldırılmasına engel olması bakımından kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu, Bu itibarla, davalı idareye verilen düzenleme yetkisi kapsamında, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak düzenlendiği görülen dava Konusu Talimat ve Uygulama Kılavuzunun 11.6.2.4.1. maddesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı, Sonuç olarak, davalı idarenin web sitesinde 13/12/2018 tarihinde yayınlanan "Veteriner Hekim E-Reçete ve İlaç Takip Sistemi Talimatı ve Uygulama Kılavuzu - Güncelleme III" düzenlemesinin 4.17., 6., 9.1.5., 9.2.2. ve 11.6.2.4.1. maddelerinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu kararda belirtilen bazı yönetmelik hükümlerinin davanın açıldığı tarihten sonra yürürlüğe girdiği, dava konusu işlemde ilgili kanunlarda dayanağı bulunmayan konularda düzenlemeler yapıldığı, aynı zamanda söz konusu düzenlemelerin bazı anayasal ilkelere de aykırılık oluşturduğu, dava dilekçesinde belirtilen iddialarının eksik incelendiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 10/02/2022 tarih ve E:2019/1116, K:2022/621 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kullanılmayan ...- TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Kesin olarak, 04/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2022/3603, K. 2023/2944, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2022-3603-e-2023-2944-k-6da9bb20160f