Danıştay · Danıştay

Danıştay 2022/2976 E. 2023/3095 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2022/2976
Karar No
2023/3095

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2976 Karar No : 2023/3095 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:.. sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Samsun ili, Canik ilçesi, ... Mahallesi, .. parsel sayılı taşınmazdaki ... numaralı ve ... parseldeki ... numaralı bağımsız bölümlerin maliki olan davacı tarafından, Samsun-Ordu Devlet Yolu'nun Canik Belediyesi sınırları içerisinde Asarcık Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan kesimde inşa edilen katlı transit yol yapımı nedeniyle taşınmazda değer kaybına bağlı olarak meydana geldiği ileri sürülen maddi zararın tarafına ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle 1.000,00 TL (miktar arttırımı sonucu belirlenen 41.213,18 TL) değer kaybının, davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Mahallinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelenmesi neticesi düzenlenen bilirkişi ve ek bilirkişi raporunda, 7 ve 10 numaralı bağımsız bölümler için toplam 41.213,18 TL değer kaybı meydana geldiği yönünde görüş ve kanaatlere yer verildiği, olayda, Samsun Azot ayrımı Ünye yolları km: 9 + 400 -29 +04 kesimine ilişkin katlı yol yapımının planlara işlendiği, katlı yol inşasının trafik akışının düzenli bir şekilde sağlanması ve ulaşımın rahat ve verimli bir şekilde yürütülmesi için gerçekleştirildiği, yol projesinin yoğun trafiğin dağıtılarak akıcı hale getirilmesine ve toplumun bir ihtiyacının giderilmesine ilişkin olduğu, ancak davalı idare tarafından inşa edilen yolun konum, görünüm, manzara, estetik, prestij, ulaşım gibi kriterler açısından taşınmazda değer kaybına sebebiyet verdiği, yol yapımı nedeniyle taşınmaz sahibinin katlandığı bu külfetinin karşılığı taşınmaz değer kaybının davacıya ödenmesi gerektiği, bu durumda, trafik akışının düzenli bir şekilde sağlanması ve ulaşımın rahat ve verimli bir şekilde yürütülmesi için gerçekleştirilen katlı yol yapımının, Samsun ili, Canik ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazdaki ... numaralı ve ... parseldeki ... numaralı davacıya ait bağımsız bölümlerde değer kaybına sebebiyet verdiği anlaşıldığından bu değer kaybı karşılığı 41.213,18 TL tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2020 tarih ve E:2015/5324, K:2020/7168 sayılı kararıyla; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının incelenmesinden; davacı ... Odası Samsun Şubesi tarafından, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine "Samsun Şehir Geçişi ve Samsun Azot Ayrımı, Ünye Yolları km:9+400-29+040 kesiminin ikmal inşaatı" ihalesi kapsamı içinde yer alan ve halihazırda transit trafiğin işlediği İlkadım Bulvarı üzerine 20,50 metre genişlikte katlı transit yol yapım işlemine esas olan 07/05/2007 tarihli yatay ve düşey güzergah planı ve Nisan 2010 tarihli detay projelerinin iptali istemiyle açılan davada; katlı yol ile, Ankara-Tekkeköy istikametinde transit olarak geçiş yapacak araçların, herhangi bir kavşak alanına denk gelmeden inşa edilen viyadük yapısı üzerinden geçişinin, diğer kent içi trafiğin ise, viyadüğün altından akışının sağlanmasının amaçlandığı, önemli kavşak noktalarında planlanan rampalarla da viyadük yapısına iniş çıkışların gerçekleştirilebileceği, böylece güzergahta kent içi ulaşım sağlayan araçların viyadük yapısının tamamını ya da belli bir kısmını kullanmak suretiyle projeden yararlanabileceği, ayrıca hem kent içi hem de transit trafiğin akışının sağlandığı ve alternatifi bulunmayan mevcut yol güzergahında; meri planlarda belirlenmiş olan genişliği değiştirilmeksizin üzerinde inşa edilecek viyadük sayesinde toplam şerit sayısı artırılarak hem üzerinden geçtiği kavşaklardaki yoğunluğu azaltmak hem de transit trafiğin daha hızlı ve güvenli akmasını sağlamak amacı ile hazırlanan dava konusu projeler ile bu projeler doğrultusunda onaylanan imar planı değişikliklerinin planlama hiyerarşisine, çevresel koşullara, planlama tekniklerine, şehircilik ilkelerine, imar mevzuatına, trafik güvenliği konforu ilkeleri ile kamu yararına uygun ve uygulanabilir olduğu anlaşıldığından; davaya konu 07/05/2007 tarihli yatay ve düşey güzergah planı ve Nisan 2010 tarihli detay projelerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin E:2019/16143 sayılı dosyasında temyiz aşamasında olduğunun görüldüğü, Dosyada mevcut bilirkişi raporunun tetkikinden; emsal alınan taşınmazlar ile dava konusu taşınmazın benzer ve farklı yönlerinin neler olduğu ayrıntılı olarak belirtilmeden m² birim fiyatları tespit edilerek dava konusu taşınmazların değer kaybının hesaplandığı, viyadüğün yapılmasından önce ve sonrasında o bölgede ki yapılarda viyadük yapılmasıyla birlikte herhangi bir değer artışı veya azalışı olup olmadığı hususu ayrıntılı olarak araştırılmaksızın zarar hesabı yapıldığı, dava konusu taşınmaz ile viyadük arasında ne kadar mesafe bulunduğu ve aradaki mesafenin dava konusu taşınmazların değer kaybının hesaplamasında esas alınan kriterlere etkisinin ne düzeyde olduğunun belirlenmediği, taşınmazlar için belirlenen değer kaybı oranlarının ayrıntılı olarak gerekçelendirilmediği, ayrıca taşınmazın alım satım işlemine tabi rayiç bedelleri belirlenirken daima arsa payı bedeli ile yapı bedeli toplamı olarak tek bir değer belirlenmesi gerekirken bağımsız bölümler için arsa payının ayrı yapı bedelinin ayrı hesaplanmasının taşınmazın serbest piyasa rayiçlerini yansıtmayacağı ve yapılacak olan bu değerlendirme ile bir ana taşınmazdaki farklı cephe, kat ve konumlardaki bağımsız bölümler arasındaki şerefiye farklarının değerlendirilmesinin de mümkün olmayacağının tespit edildiği, Uyuşmazlık konusu olayda, davacıya ait taşınmazların bulunduğu Samsun-Ordu Devlet Karayolu'nun Canik Belediyesi sınırları içinden geçen Asarcık Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan kesimde, köprülü kavşak düzenlemesine ilişkin imar planı değişikliği ve bu plana göre de köprülü kavşak çalışmalarının yapıldığı anlaşıldığından, davacının dava konusu taşınmazları edindiği tarih itibarıyla köprülü kavşak düzenlemesi ile ilgili imar planı ve notlarındaki durumun ne olduğunun tespit edilmesi, şayet imar düzenlemesinde söz konusu yapı (köprülü kavşak) öngörülmüş ve davacı tarafından buna rağmen taşınmazlar edinilmiş ise idarenin herhangi bir tazminat yükümlülüğünün doğmayacağı, aksi durumun geçerli olması halinde ise, taşınmazın meri imar planındaki kullanım fonksiyonu, üzerindeki yapının hukuki durumu ve köprülü kavşağın taşınmaz üzerindeki etkisi, taşınmazın kullanımı ve ulaşım olanaklarına göre değer kaybı tespit edilerek, ayrıca davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve herhangi bir zarar söz konusu ise, zararın özel ve olağan dışı bir zarar olup olmadığı hususları araştırılarak bir karar verilmesi gerekirken, aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği, Öte yandan, tazminat talebinin reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemi yönünden, söz konusu işlemin ön karar niteliğinde idari davaya konu olabilecek bir işlem olmadığı gerekçesiyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; Dava konusu işlem yönünden verilen bozma kararına uyulduğu, kalan kısımlar yönünden dava dosyasının yeniden incelendiği, Samsun-Ordu kara yolu üzerindeki viyadük çalışması nedeniyle taşınmazlarda oluşan değer kaybına yönelik ... İdare Mahkemelerinde açılan benzer nitelikteki dava dosyalarında da işbu dava dosyasında bulunan bilirkişi raporu ile aynı biçimde, benzer görüş ve değerlendirmelere yer verilerek (bazı dosyalarda aynı bilirkişi heyeti tarafından) tazminat miktarının hesaplandığı, söz konusu dosyalarda verilen kararların tazminat miktarının kabulüne ilişkin kısmının bakılan davaya ilişkin bozma kararında araştırılmasına gerek görülen hususlara değinilmeyerek Danıştay Onuncu Dairesinin incelemesinden geçerek onandığı (örneğin; Mahkemelerinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı), benzer hukuki durumda olan davacılar açısından hakkaniyet ve yargı kararlarının da benzer uyuşmazlıklar bakımından istikrar gereği davalı idare tarafından Samsun ili, Canik ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazdaki ... numaralı ve ... parseldeki 10 numaralı bağımsız bölümlerin önünden geçmekte olan Samsun-Ordu kara yolu üzerindeki viyadük çalışması nedeniyle davacının maliki olduğu taşınmazlarda meydana gelen değer kaybına karşılık, toplam 41.213,18 TL tazminatın başvuru tarihi olan 04/12/2013 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesinin gerektiği, Nitekim; bu hususta, Anayasa Mahkemesinin 21/01/2015 tarih ve 2013/135 başvuru numaralı "Ahmet Saygılı ve Şefika Saygılı Başvurusu" kararında "Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Ancak, uygulamadaki birlikteliği sağlamaları beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin ya da farklı yargı kollarına ait mahkemelerin benzer davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmalarının, bir kararın belirli bir daireye ya da farklı yargı koluna düştüğü takdirde onanacağı veya olumlu neticeleneceği, başka bir daire tarafından ele alındığı takdirde bozulacağı veya olumsuz neticeleneceği gibi birbirine zıt sonuçların ortaya çıkma beklentisinin, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu açıktır. Ayrıca, böyle bir algının toplumda yerleşmesi halinde, bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir." ifadelerine de yer verilerek, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verildiği gerekçesi eklenmek suretiyle davanın kabulü yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, bilirkişilerce değer kaybının hatalı hesaplandığı, hükmedilen tazminat tutarının sebepsiz zenginleşmeye mahal verecek nitelikte olduğu, idarelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, başvuru tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğu, idarelerinin harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ... İdare Mahkemesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Üye ...'nın, "Samsun-Ordu Devlet Yolu'nun Canik Belediyesi sınırları içerisinde Asarcık Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan kesimde inşa edilen katlı transit yol yapım işlemine esas olan 07/05/2007 tarihli yatay ve düşey güzergah planı ve Nisan 2010 tarihli detay projelerinin iptali istemiyle açılan davanın temyizen görüm ve çözümünde Danıştay Altıncı Dairesinin görevli olduğu dikkate alındığında, anılan katlı transit yol yapımı nedeniyle taşınmazda meydana geldiği ileri sürülen değer kaybının tazmini istemiyle açılan bu davada verilen ilk kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin de katılımının sağlandığı müşterek kurulca temyizen incelenmesi gerektiği" yolundaki oyuna karşılık, ilk kararın temyiz incelemesinin Danıştay Onuncu Dairesince yapılmasında isabetsizlik bulunmadığına oyçokluğu ile karar verilerek, işin esasına geçildi: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/12/2023 tarihinde, usulde ve esasta oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2020 tarih ve E:2015/5324, K:2020/7168 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Temyize konu kararın kabul edilen maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıcı yönünden incelenmesinden, İdare Mahkemesince, değer kaybından oluşan tazminatın tamamının davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, faiz başlangıcı tarihlerinin, taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak dava dilekçesiyle talep edilen kısım için dava açma tarihi veya davalı idareye başvuru tarihi; ıslah edilen kısım için ise ıslah dilekçesinin kayda girdiği tarih olarak belirlenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, ıslah edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren yasal faizin işletilmesi gerekirken, yasal faiz başlangıcının davalı idareye başvuru tarihi olarak belirlenmesine ilişkin temyize konu kararın bu kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile ısrar kararının, ıslah edilen miktara işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2022/2976, K. 2023/3095, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2022-2976-e-2023-3095-k-68ecf02666d9