Danıştay · Danıştay

Danıştay 2022/2629 E. 2023/3058 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2022/2629
Karar No
2023/3058

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2629 Karar No : 2023/3058 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 03/03/2022 tarih ve E:2017/9151, K:2022/733 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 03/03/2022 tarih ve E:2017/9151, K:2022/733 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan kararın kesinleşmediğinin görüldüğü, Davacının ceza yargılamasında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının iltisak ve irtibat yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasının hukuka engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacının kendi beyanları ve davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Öte yandan, davalı idarece dosyaya sunulan ... ID numaralı, kullanıcı adı '...' olan ByLock kullanıcısına ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında; "... ... - ... - abi aydin tulecinle bizi tanistiracak abiye soyle birsey rica edebilir miyiz bu arkadas vanda ve biz bu arkadasin saglam biri oldugu kanaatindeyiz acaba biz maddiyatini karsilasak abi orda aydinla gorusup onu ankaraya davet edebilir mi abi ... -...- abi en son durumunu bilmedigimiz icin ... abi gitse daha iyi olur diyor abi ... - ...-... beyle mi abi ... - ...- Tamam abi ... - ... - abi ben ... ilgili ... beye mesaj attim ... -...- biri avukatliktan kazanmisti ... - ...- ... bey 38 yasinda falan dedi ... - ... - onu biz takip etmiyoruz siz ... beyden ... - ... - bir sorsaniz abi onu kime devredecez diye ...- ... - o bizim birimle alakali degil diye biliyorum ... - ... - ama diger arkadas ile alakali ... -... - .. bey bitlise gitmesi gerekiyor abi ... - ... - ona gore biz mudahil olalim ...- ... - sonuca gore ..." yazışmalarının yer aldığının görüldüğü, Bylock kullanıcılarına yönelik olarak yürütülen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü soruşturmaları kapsamında yapılan araştırmalarda davacının adının geçtiği ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı, kararda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen 03/09/2018 tarihli savunmaya cevap dilekçesinde dava konusu karar nedeniyle yoksun kalınan özlük ve parasal haklarının ödenmesine, maddi ve manevi zararlarının tazminine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme olanağının bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararında yer alan delillerin ceza yargılamasındaki delillerle aynı olduğu, ceza yargılamasında bu deliller üzerinden hakkında beraat kararı verildiği, idare mahkemelerinin, kişiler hakkında ceza mahkemeleri tarafından verilen ve kesinleşmiş bir karar bulunup bulunmadığını araştırması ve muğlak olan iltisak ve irtibat terimini ceza mahkemeleri tarafından verilen kesinleşmiş mahkeme kararını temel alarak yorumlamasının hukukun gereği olduğu; bu yapının evinde kaldığını kabul ettiği, evde kalmasının bir tercihten çok zorunluluktan (barınma sorunundan) kaynaklandığı, bu yapının evinde kaldığı dönemde, yapının cemaat olarak bilindiği; bu dönemlerde, hiç bir görev almadığından ağır ceza ve istinaf mahkemesince suçsuz bulunduğu, hakkında irtibat değerlendirilmesi üzerinden davanın reddine karar verilmesinin kanuna ve oluşa aykırı olduğu; müdahil olmadığı Bylock yazışmasından sorumlu tutulamayacağı, bu yazışmaların kanunen delil olamayacağı, bu yazışmaların kendi beyanlarının samimiyetini gösterdiği, zira kendi beyanlarında geçtiği üzere, 17/25 Aralıktan sonra bu yapıyla bağını kestiği, bu yapının etkisinden uzaklaşmak için de stajını Van ilinde yaptığı, yazışmalar dikkatli okunup yorumlandığında bu kişilerin kendisi ile bağlantılarının olmadığı ve kendisi ile kopan bağlantıyı sağlamaya çalıştıklarının anlaşılacağı, dolayısıyla Bylock yazışmalarının aleyhine değil ancak lehine yorumlanabileceği; 5 yıl gibi uzun bir süreden sonra Daire kararının verilmiş olmasının makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği; kararla suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği; OHAL 18 Temmuz 2018 tarihinde sona erdiğinden uygulanan yaptırımın Anayasal dayanağının kalmadığı; 667 sayılı KHK’nın yayınlanması ile yaşanmış ve tamamlanmış ihlallerin mahkemece tanınıp giderilmesi, eski hale getirilmesi ve/veya tazmin edilmesi gerekirken, bunların hiçbiri yapılmadığı için Anayasa ve AİHS’de korunan birçok hak ve özgürlüğün ihlal edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması", sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyiz aşamasında UYAP ortamında yapılan incelemeden, Daire kararında belirtilen, davacının ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine yönelik olarak verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile esastan reddine karar verildiği ve anılan kararın temyiz aşamasında olduğu anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 03/03/2022 tarih ve E:2017/9151, K:2022/733 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 11/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2022/2629, K. 2023/3058, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2022-2629-e-2023-3058-k-df7f267d90c9