Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/2045 E. 2023/3000 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/2045
- Karar No
- 2023/3000
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2045 Karar No : 2023/3000 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/11/2021 tarih ve E:2017/8058, K:2021/3975 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 23/11/2021 tarih ve E:2017/8058, K:2021/3975 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın istinaf kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle 19/02/2020 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, iltisak ve irtibat yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanı yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversite döneminde ve hakim-savcı adaylığı sınavına hazırlanırken örgüte ait yurtta kaldığına, kaldığı yurtta düzenlenen tüm örgütsel faaliyetlere katıldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, hakim adayı iken örgüte ait staj evinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile üniversite döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine ve üniversite döneminde örgüte ait yurtta kaldığına yönelik kendi beyanının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararlarda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, savunma hakkı tanınmadan doğrudan meslekten çıkarma kararı verildiği, dava konusu kararın Anayasada yer alan "hukuk devleti" ilkesine, temel hakların korunmasına ilişkin maddelerde yer alan düzenlemelere, disiplin soruşturmasına ilişkin mevzuatın tamamına ve AİHS’de yer alan "adil yargılanma hakkı"na açıkça aykırı olduğu, meslekten çıkarma kararında şahsileştirilmiş gerekçe bulunmadığı, somut delil ve gerekçeye dayanmaksızın meslekten çıkarıldığı, davalı idare tarafından genel değerlendirmeler ile liste kapsamına alındığı, herkesin aynı suçu işlemekle itham edildiği, bu haliyle masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiği, HSYK Genel Kurulunca 667 sayılı KHK’dan aldığı yetki ile hakim ve savcılar hakkında meslekten çıkarmaya karar verilirken disiplin cezası verilmesine ilişkin evrensel usul kuralları, T.C. Anayasası, 2802 ve 6087 sayılı Yasalardaki usul kurallarına riayet edilmediği, ihraç kararının akabinde ceza mahkemesince hakkında beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, 2008-2012 yıllarında (Konya) Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne yakın olması sebebiyle Özel ... Yurdu’nda barınma amaçlı olarak kaldığı, yurtta kaldığı 2008-2012 yıllarında herhangi bir şekilde örgüt faaliyeti olarak değerlendirilebilecek bir eylemde bulunmadığı, hakimlik sınavına İstanbul'da ailesinin yanında hazırlandığı, Ankara'da Akademi stajındayken kaldığı evin cemaat evi olduğuna ilişkin hususun gerçeği yansıtmadığı, kendisiyle birlikte aynı evde kaldığı söylenen kişilerin mesleğe döndürüldükleri ve halen görevde oldukları, kendisiyle aynı durumda olan bu kişilerin dosyaları ile birlikte değerlendirme yapılmasının gerektiği, M.T. isimli kişinin beyanını Mahkemede geri aldığı, Konya'daki yurtta sınavlara hazırlanmadığı, bütünleme sınavından sonra mezun olup İstanbul'a döndüğü, anılan örgütle iltisak ve irtibatının bulunmadığı, Dairenin kararının hukuka açıkça aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere, ceza yargılaması sonucunda davacı hakkındaki beraat kararı 19/02/2020 tarihinde kesinleşmiştir. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/11/2021 tarih ve E:2017/8058, K:2021/3975 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 07/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.