Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/2033 E. 2023/2744 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/2033
- Karar No
- 2023/2744
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2033 Karar No : 2023/2744 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 10/02/2022 tarih ve E:2017/6926, K:2022/439 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 10/02/2022 tarih ve E:2017/6926, K:2022/439 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, yeterli delil elde edilemediği ve vicdani kanıya varılamadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile esastan reddedildiği ve anılan kararın (temyiz kanun yoluna başvurulmadığından) 17/07/2020 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, Davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, iltisak ve irtibat yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içerisinde yer aldığına, 2014 yılı HSK üye seçimleri döneminde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediğine, bu adaylar için aktif bir şekilde çalıştığına, oy istediğine ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile üniversiteye hazırlık döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik kendi ifadesinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, söz konusu ifadelerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan unsurlar olduğu sonucuna varıldığı, Bylock dışında diğer haberleşme uygulamaları yönünden, davacıya ait cep telefonunda FETÖ/PDY terör örgütünün haberleşme metotlarından "KAKAOTALK" uygulamasına ait kalıntılar bulunmasının, davacının anılan örgüt ile irtisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, dava konusu işlemde FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğuna dair hiçbir delil ve emare belirtilmediği, mahkeme kararında genel olarak FETÖ sürecinin özetlendiği, kendisine isnat edilen hususların açık ve net şekilde ortaya konulmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, dosyaya sunmuş olduğu delillerin mahkemece irdelenmediği, HSK'nın çıkarma kararında esas aldığı hakim ve savcı beyanlarına itibar edildiği, hakkında verilen beraat kararının idari yargı tarafından dikkate alınmadığı, bu haliyle kararın usul ve yasalara aykırı olduğu ve bozulması gerektiği, HSK tarafından bildirilen kişilerin mahkeme aşamasındaki beyanlarına itibar edilmediği, oysa bu beyanlarda kendisinin örgüt üyesi olduğuna dair hiçbir ifadenin yer almadığı, tanık beyanlarının dava konusu işlem tarihinden sonra alındığı, bu tanık beyanlarının karara dayanak alınmasının hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu, 2014 HSK seçimlerinde bağımsız olarak aday olan kişilerin seçimlere katılmasına yasal engel bulunmadığı, bu kişilerin FETÖ ile ilgisini bilebilecek durumda olmadığı, B.B. isimli kişinin tanıklığına itibar edilmemesi gerektiği, lisede gittiği dershanenin örgütle iltisaklı olduğunu bilmediği, örgütün evlerine gitmediği sadece dershaneye devam ettiği, kullandığı cep telefonunda Kakaotalk programına ait kalıntıların bulunmasının suçlanması için yeterli olmadığı, ayrıca örgütsel amaçlarla kullandığının kanıtlanmasının gerektiği, anılan telefonun ikinci el olduğu, bu programı hiçbir zaman kullanmadığı, cep telefonunda bu programın sadece kalıntılarına rastlanılmış olmasının suçlanması için yeterli görülmesinin hukuken kabul edilmeyeceği, masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiği, bu işlemle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesindeki özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere, ceza yargılaması sonucunda davacının hakkındaki beraat kararı 17/07/2020 tarihinde kesinleşmiştir. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 10/02/2022 tarih ve E:2017/6926, K:2022/439 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 23/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.