Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/1902 E. 2023/2998 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/1902
- Karar No
- 2023/2998
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1902 Karar No : 2023/2998 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/12/2021 tarih ve E:2017/4177, K:2021/4215 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 01/12/2021 tarih ve E:2017/4177, K:2021/4215 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği; anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... , K:.. sayılı kararıyla esastan reddedildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının 28/12/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, iltisak ve irtibat yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları ve kendi beyanı yönünden, davacının üniversite döneminde örgüte ait evde kaldığına, örgüt içerisinde abi ve bölge talebe mesulü olarak görev aldığına, "..." kod adını kullandığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile davacının lise döneminde örgüte ait kolejde okuduğuna, Işık Evleri diye tabir edilen evlere gittiğine, lise 2. ve 3. sınıfta örgüte ait dershaneye gittiğine, üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, staj döneminde örgüte ait evlere 1-2 kez gittiğine ve diğer hususlara yönelik kendi beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararlarda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 17/25 Aralık 2013 tarihinden çok önce, 2009 yılında hakimlik stajına başlarken, o dönem cemaat olarak bilinen bu yapıdan kendi isteğiyle ayrıldığı, bu ayrılıştan sonra da kararlı bir şekilde uzak durduğu, kararda bu hususun dikkate alınmadığı, 2009 yılından itibaren bu yapıyla hiçbir irtibatının kalmadığı, stajını memleketi Elazığ ilinde yaptığı, adliye lojmanın misafirhanesinde kaldığı, hiçbir dönem stajyer evlerinde kalmadığı, yapının en güçlü olduğu dönem bu yapıdan ayrıldığı ve yapının program, sohbet, toplantı, gezi ve benzeri etkinliğine katılmadığı, cemaat evliliği yapmadığı ve yapıya maddi destek vermediği, HSYK seçim çalışma ve programına katılmadığı, gizli haberleşme programlarını kullanmadığı, lise, dershane, öğrenci evi ve ders çalışma evine yönelik iddialara ise 17/25 Aralık 2013 tarihinden çok önce 2004-2008 yılları arasında gerçekleşmiş olması nedeniyle itibar edilmemesi gerektiği, bu yapının okulunda lise 2. ve 3. sınıfları okuduğu, aynı dönem dershanelerine gittiği, üniversite dönemi ise maddi zorluklardan dolayı yapının evlerinde kaldığı, mezun olduktan sonra hakimlik sınavına hazırlanırken ders çalışma evinde beş ay kadar kaldığı, bu evlerde günlük on saate kadar ders çalışmanın zorunlu olması ve oldukça disiplinli ders çalışma ortamının bulunması nedeniyle kaldığı, 667 sayılı KHK'nın 3/1.madde hükmünün yürürlüğe girdiği tarihten geçmişe dönük olarak yaklaşık 10-15 yıl öncesine uygulandığı, KHK'nın bu şekilde 10-15 yıl öncesine yürütülmesinin hukuk devletinin en temel unsurlarından olan “hukuk güvenliği” ve “öngörülebilirlik” ilkelerini ortadan kaldırdığı, bu uygulamadan ötürü olağanüstü hal dönemlerinde dahi suç ve cezaların geçmişe yürütülemeyeceği ilkesinin ihlal edildiği, tanık İ.A.'nın ifadesinin gerçeği yansıtmadığı, dava konusu işlemden yaklaşık dört yıl sonra ortaya çıkarılan bu ifadeye itibar edilmemesi gerektiği, 15 yıl önce öğrenciyken cemaat evinde kalmış olmasının kendisini örgüte iltisaklı hale getirmeyeceği, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesiyle bağdaşmayacak yapılanmaların içine girdiği, örgüt hiyerarşisi içinde veya ideolojik bağlılık duygularıyla hareket ettiği anlamına da gelmediği, hukuka ve hakkaniyete aykırı kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere, ceza yargılaması sonucunda davacı hakkındaki beraat kararının 28/12/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/12/2021 tarih ve E:2017/4177, K:2021/4215 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 07/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.