Danıştay · Danıştay

Danıştay 2022/1432 E. 2023/2928 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2022/1432
Karar No
2023/2928

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1432 Karar No : 2023/2928 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... .. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 03/11/2021 tarih ve E:2018/1820, K:2021/3456 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararlara karşılık olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 60.000,00-TL maddi, 20.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 03/11/2021 tarih ve E:2018/1820, K:2021/3456 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın 16/01/2020 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt kontenjanından Yargıtay üyeliğine seçildiğine ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu, Unvanlı görev yönünden, FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde Yargıtay üyesi olarak seçilmesinin, davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararlara karşılık olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 60.000,00-TL maddi, 20.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, savunma hakkının, makul sürede yargılanma hakkının ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, meslekten çıkarma kararının şahsına yönelik kişiselleştirme içermediği, dava konusu işlemin disiplin cezası niteliğinde göreve son verme işlemi olduğu, bu nedenle disiplin hukuku kurallarının işletilmesi gerektiği, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine yönelik hakkında herhangi bir somut delilin bulunmadığı, olağanüstü hal döneminde alınan tedbirler çerçevesinde hakimlik savcılık mesleğinden çıkarıldığı, 18/07/2018 tarihinde olağanüstü hal uygulamasına son verildiğinden, kendisine uygulanan yaptırımın anayasal dayanağının kalmadığı, tanık B.E.'nin beyanının soyut olduğu, gerçeği yansıtmadığı, Yargıtay üyeliğine dönemin Maliye Bakanının referansı ile seçildiği, tanık İ.O.'nun kendisini tanımadığı, ifadesinde de bu durumu belirttiği, ifadesinde belirtilen yemeğe davetin arkadaşlık, dostluk ve hemşehrilik ilişkileri sonucu yapıldığı, kendisinin de İ.O.'yu tanımadığı için bu yemeğe davet edilmediği, tanık A.S.A.'nın beyanının anlaşılmaz ve çelişkili olduğu, İ.O.'nun bahsettiği yemeğe bu tanığın da katıldığı ve meslekten ihraç edildiği, dolayısıyla yemeğe FETÖ'cü üyelerin davet edilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, YARSAV'a o dönemde yönetimde olan Yargıtay tetkik hakimi bir arkadaşı ile Ankara hakimi bir arkadaşının daveti üzerine oda arkadaşlarıyla birlikte üye olduğu, kendisini üyeliğe davet eden hakimler ile birlikte üye olduğu hakimlerin halen görevde olduğu, bu Derneğe üyeliğinin aleyhine delil olarak kullanılması nedeniyle örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/12/2019 tarih ve Soruşturma No:2019/71, Karar No:2019/55 sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın 16/01/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar karar verilmiş ise de, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 03/11/2021 tarih ve E:2018/1820, K:2021/3456 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 30/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2022/1432, K. 2023/2928, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2022-1432-e-2023-2928-k-b11fcc4f53d5