Danıştay · Danıştay

Danıştay 2022/1410 E. 2023/232 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2022/1410
Karar No
2023/232

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1410 Karar No : 2023/232 TEMYİZ EDEN (DAVACI): … VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 28/06/2021 tarih ve E:2017/3086, K:2021/2314 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maaşlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 28/06/2021 tarih ve E:2017/3086, K:2021/2314 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları ile davacının bu dava dosyası ile Dairelerinin E:2017/826 sayılı esasında kayıtlı bulunan dava dosyasının birleştirilmesi talebi yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun ise Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği ve davacı hakkında verilen mahkumiyet hükmünün 13/11/2019 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit Tutanağı"nın incelenmesinden, davacı tarafından … GSM numarasından, … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının adının geçtiği ByLock yazışma içerikleri yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, bölge abisi ve murakıp olarak görev aldığına, örgütün sohbet adını verdiği toplantılara katıldığına, üniversite döneminde örgüt evinde kaldığına, HSK seçimleri döneminde sözde bağımsız adaylar için oy istediğine ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen tanık ifadelerinin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı; öte yandan, davacının adının açıkça yer aldığı ve davacı tarafından hazırlanan bilgi notunu gösteren ByLock yazışma içerikleri, davacı hakkında yukarıda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği, YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği, Unvanlı görev yönünden, davacının, FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde yargıda önemli makam olan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak atanmasının yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maaşlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, savunma hakkının ihlal edildiği; dava açılmadan önce hakkında devam eden adli ve idari soruşturma bulunmadığı; işleme dayanak belgeler tebliğ edilmeyerek adalete erişim hakkının engellendiği; işlemden haberinin olmadığı; hakkındaki görevden uzaklaştırma işleminin 2802 sayılı Kanun'a göre yapıldığı; buna göre aynı usulde devam edilmesi gerekiyorken olağanüstü hal rejiminin uygulandığı; kanunların geriye yürümezliği ile hukuki güvenlik ilkelerinin ihlal edildiği; bir işleme hangi kanuni çerçevede başlanmışsa aynı yolda devam edilerek işlemin sonuçlandırılması gerektiği, aksi halin öngörülebilirlik ilkesine uygun olmayacağı; olağanüstü hal şartlarında dahi 2802 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiği; işlemin idari ve disiplin niteliğinde bir tasarruf olduğu; 2802 sayılı Kanun'da hâkimlerin ve savcıların hangi durumlarda mesleklerine son verileceğinin düzenlendiği ve kendisinin bu durumların hiçbirisine uymadığı; uyuşmazlığın bütün aşamalarında disiplin hukukunun işletildiği; işlemin ceza hukuku anlamında cezalandırma niteliği taşıdığı ve ceza hukuku ilkelerinin uygulanması gerektiği; Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde öngörülen minimum teminatların hiçbirisine uyulmadan işlem tesis edildiği; darbe girişimiyle hiçbir ilgisinin bulunmadığı; buna rağmen sivil ölüm oluşturur şekilde kamu görevinden çıkarılmasının olağanüstü hale neden olan durumun kesinlikle gerektirdiği türden bir tedbir olmadığı; hangi gerekçeyle kamu görevinden çıkarıldığını dahi bilmediği; hakkındaki delillerin bildirilmediği; itirafçı tanık ifadelerinin işlem tarihinde mevcut olmadığı; kaldı ki tanıkların hiçbirinin kendisi hakkında suç işlediğine yönelik ifadesinin bulunmadığı; ispata muhtaç istihbari bilgilerle işlem tesis edildiği; yeniden inceleme talebinde bulunabilme hakkının savunma hakkının kullanılması niteliğinde olmadığı; işlemde şahsileştirme yapılmadığı; hakkındaki bu bilgilere işlemden önce sahip olduğunu iddia eden davalı idarenin bu bilgilerle kendisi aleyhine disiplin soruşturması başlatması gerekirken bunu yapmadığı; istihbari delillerin hükme esas alınamayacağı; ismine internet ortamında halen rastlanmasının lekelenmeme hakkını ihlal ettiği; Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyelerinin tarafsız olmadığı; sürecin yürütme organından bağımsız ilerlemediği; makul sürede yargılanma, gerekçeli karar, adil yargılanma ile özel hayatın gizliliği haklarının, masumiyet karinesinin ihlal edildiği; işlemin soyut ifadelerle tesis edildiği; yasa dışı bir örgütle tespit edilen irtibata dayanılarak idari ceza verilebilmesinin örgütün yasa dışı olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit olmasına bağlı olduğu, örgütün bu yönünü bilmeyen bir kişiye idari ceza dahi verilemeyeceği belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 28/06/2021 tarih ve E:2017/3086, K:2021/2314 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 13/02/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2022/1410, K. 2023/232, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2022-1410-e-2023-232-k-6d921613c867