Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/1364 E. 2023/2637 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/1364
- Karar No
- 2023/2637
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1364 Karar No : 2023/2637 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 09/06/2021 tarih ve E:2019/563, K:2021/1843 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve yoksun kaldığı tüm özlük haklarının açığa alınma tarihinden itibaren iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 09/06/2021 tarih ve E:2019/563, K:2021/1843 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve kararın kesinleştiğinin görüldüğü, Bununla birlikte, davacının terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Diğer hususlar yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün Adalet Bakanlığında ve HSK'da etkin olduğu dönemde Başsavcıvekili olarak atanmasının ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında işlem yapılan ve yargıda önemli görevler üstlenen M.K.Ö. ile davacının görüşmelerini içerir HTS kayıtlarının davacı hakkında yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemlerle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının açığa alınma tarihinden itibaren iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, işlem esnasında uyulması zorunlu kanuni güvencelere aykırı eksikliklerin yargılama aşamasında giderildiğinin kabulünün hukuka uygun olmadığı; işlemin durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olmadığı; hakkında suçüstü hükümlerinin uygulanamayacağı; işlem cezai nitelikte olduğundan buna ilişkin güvencelerin uygulanması gerektiği; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; soruşturma aşamasındaki lehe beyanların aleyhe değerlendirildiği; işlemin unsurları itibarıyla hukuka uygun olmadığı; olağanüstü hal sona erdiğinden kanuni dayanağının kalmadığı; savunmasının alınmadığı; söz konusu örgütle bağlantısının mevcut olduğuna dair delil bulunmadığı; olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesinin usulüne uygun çıkarılmadığı, erişilebilir ve öngörülebilir olmadığı; atfedilen fiillerin kanun hükmünde kararname tarihinden öncesine ilişkin olduğu; kararda üç tanık beyanına dayanıldığı; tanık beyanlarına konu olaya ilişkin olarak, konusunu ve tarafını dahi bilmediği evrakın infaz edilmesine çalışmasına karşın sonuç alamadığı, bu evrakın infazını engellemeye çalışmakla itham edilmesinin hukuk ve vicdanla bağdaşmayacağı; ceza yargılamasındaki lehe beyanların dikkate alınmadığı; beyanlarda terör örgütüyle irtibat ve iltisakını gösteren kesin ve inandırıcı ibare bulunmadığı; tanık H.T.'nin ByLock kullanıcısı olduğu ve meslekten ihraç edildiği; tanık İ.O.'nun beyanında aleyhine yorumlanabilecek bir husus bulunmadığı, bu kişinin örgüt yapısıyla ilgisinin bulunup bulunmadığını bilmesinin mümkün olmadığı; oylarını İ.O.'ya ve Yargıda Birlik Platformu adaylarına vereceğini bizzat cemaat mensubu olan B.Ç.'ye söylediği; başsavcıvekili olarak atanma sebebinin HSK tarafından dikkate alınan kıdem ve sicil durumu olduğu; M.K.Ö. ile staj yıllarında tanıştığı ve bu kişinin kendisine yönelik olarak örgütle bağlantısının olmadığını beyan ettiği; işlem tarihinde mevcut olmayan delil ve iddialara dayanıldığı; işlemin kanunilik ve geçmişe yürümezlik ilkelerine de uygun olmadığı; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak ve 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 09/06/2021 tarih ve E:2019/563, K:2021/1843 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 09/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.