Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/129 E. 2023/3090 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/129
- Karar No
- 2023/3090
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/129 Karar No : 2023/3090 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) :... Odaları Birliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Samsun ili, Canik ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan binanın maliki olan davacı tarafından, Samsun-Ordu Devlet Yolu'nun Canik Belediyesi sınırları içerisinde Asarcık Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan kesimde inşa edilen katlı transit yol yapımı nedeniyle taşınmazda meydana geldiği ileri sürülen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL (miktar arttırımı sonucu belirlenen 57.012,74 TL) değer kaybının, idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Davalı idarece Samsun ili içerisinde ve çevresinde trafik akışının sağlıklı, düzenli ve verimli bir şekilde sağlanması kapsamında Samsun-Ordu Devlet Yolu'nun Canik Belediyesi sınırları içerisinde Asarcık Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan kesimde katlı yol inşa edildiği, davacıya ait taşınmazın bulunduğu alanda trafik akışının pik saatlerde mevcut bölünmüş yol ile sağlanamadığı ve tıkanmalara yol açtığı, bu alanda idarece katlı yol yapılmak suretiyle trafiğin rahatlatılması ve farklı seviyede yol çalışması yapılarak her iki yönden gelen trafiğin güvenli bir şekilde akışı sağlanarak can ve mal emniyeti açısından tedbir alınmasının kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı bir yönü bulunmadığı, ancak anılan katlı yol çalışmasından o bölgede oturan ve çalışanlar ile birlikte tüm kamunun yararlandığı, fakat söz konusu katlı yol çalışmasının yalnızca çok az sayıda taşınmazın konum ve niteliğini etkilediği, kamu yararı bulunan bu hizmetten dolayı davacının özel ve olağandışı zararının bulunduğu, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu arsa ve üzerindeki zemin + 5 normal kattan oluşan binada meydana gelen değer kaybının tespitinde, binanın ruhsatsız olması nedeniyle değer tespiti ve değer kaybı bedeline yönelik hesaplama yapılmadığı, arsada meydana gelen değer kaybının ise ulaşım yönünden %2, etkin görünüm, prestij, estetik ve görünüm yönünden %11, çevre emniyeti, doğal afetler, gürültü kirliliği yönünden %2 olmak üzere toplamda %15 oranında olduğu, dava açma tarihi olan 2014/Ocak ayı itibari ile arsada 57.012,74 TL değer kaybı meydana geldiği, katlı yol yapımı nedeniyle taşınmaz sahibinin katlandığı bu külfetinin karşılığı taşınmazdaki değer kaybının kusursuz sorumluluk kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi çerçevesinde davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle 57.012,74 TL tazminatın; dava açma tarihinden (20/01/2014) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 16/09/2019 tarih ve E:2017/1428, K:2020/3029 sayılı kararıyla; Davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının, maddi zararın yasal faizin başlangıç tarihi yönünden bozulmasına, maddi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden onanmasına dair Dairelerinin 27/10/2016 tarih ve E:2016/1094, K:2016/3887 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlığın yeniden incelendiği, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının incelenmesinden; davacı TMMOB Mimarlar Odası... Şubesi tarafından, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine "Samsun Şehir Geçişi ve Samsun Azot Ayrımı, Ünye Yolları km:9+400-29+040 kesiminin ikmal inşaatı" ihalesi kapsamı içinde yer alan ve halihazırda transit trafiğin işlediği İlkadım Bulvarı üzerine 20,50 metre genişlikte katlı transit yol yapım işlemine esas olan 07/05/2007 tarihli yatay ve düşey güzergah planı ve Nisan 2010 tarihli detay projelerinin iptali istemiyle açılan davada; katlı yol ile, Ankara-Tekkeköy istikametinde transit olarak geçiş yapacak araçların, herhangi bir kavşak alanına denk gelmeden inşa edilen viyadük yapısı üzerinden geçişinin, diğer kent içi trafiğin ise, viyadüğün altından akışının sağlanmasının amaçlandığı, önemli kavşak noktalarında planlanan rampalarla da viyadük yapısına iniş çıkışların gerçekleştirilebileceği, böylece güzergahta kent içi ulaşım sağlayan araçların viyadük yapısının tamamını ya da belli bir kısmını kullanmak suretiyle projeden yararlanabileceği, ayrıca hem kent içi hem de transit trafiğin akışının sağlandığı ve alternatifi bulunmayan mevcut yol güzergahında; meri planlarda belirlenmiş olan genişliği değiştirilmeksizin, üzerinde inşa edilecek viyadük sayesinde toplam şerit sayısı artırılarak hem üzerinden geçtiği kavşaklardaki yoğunluğu azaltmak hem de transit trafiğin daha hızlı ve güvenli akmasını sağlamak amacı ile hazırlanan dava konusu projeler ile bu projeler doğrultusunda onaylanan imar planı değişikliklerinin planlama hiyerarşisine, çevresel koşullara, planlama tekniklerine, şehircilik ilkelerine, imar mevzuatına, trafik güvenliği konforu ilkeleri ile kamu yararına uygun ve uygulanabilir olduğu anlaşıldığından; davaya konu 07/05/2007 tarihli yatay ve düşey güzergah planı ve Nisan 2010 tarihli detay projelerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin E:2019/16143 sayılı dosyasında temyiz aşamasında olduğunun görüldüğü, Dosyada mevcut bilirkişi raporunun tetkikinden; dava konusu taşınmazın daha önce anayol üzerinde bulunduğu, viyadük yapıldıktan sonra ise, tali yol üzerinde konumlandırılmış olarak kaldığından bahisle %2 değer kaybı tespitinde, söz konusu yolun tali yol olarak kalmasının taşınmaza ulaşım yönünden ne gibi olumsuz etkisinin olduğunun açıkça belirtilmediği, raporun sonuç kısmında taşınmazın üzerinde bulunan yapının ruhsatsız olduğu bu nedenle zarar tespitinde dikkate alınmadığının belirtildiği halde, emsal alınan taşınmazlar ile dava konusu taşınmazın benzer ve farklı yönlerinin neler olduğu belirtilmeden m² birim fiyatı tespit edilerek dava konusu taşınmazın değer kaybının hesaplandığı, viyadüğün yapılmasından önce ve sonrasında o bölgede ki yapılarda viyadük yapılmasıyla birlikte herhangi bir değer artışı veya azalışı olup olmadığı hususu araştırılmaksızın zarar hesabı yapıldığı, ayrıca dava konusu taşınmaz ile viyadük arasında ne kadar mesafa bulunduğu ve aradaki mesafenin dava konusu taşınmazın değer kaybının hesaplamasında esas alınan kriterlere etkisinin ne düzeyde olduğunun belirlenmediğinin tespit edildiği, Uyuşmazlık konusu olayda, davacıya ait Samsun ili, Canik ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu Samsun-Ordu Devlet Karayolu'nun Canik Belediyesi sınırları içinden geçen Asarcık Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan kesimde, köprülü kavşak düzenlemesine ilişkin imar planı değişikliği ve bu plana göre de köprülü kavşak çalışmalarının yapıldığı anlaşıldığından, davacının, dava konusu taşınmazı edindiği tarih itibarıyla köprülü kavşak düzenlemesi ile ilgili imar planı ve notlarındaki durumun ne olduğunun tespit edilmesi, şayet imar düzenlemesinde söz konusu yapı (köprülü kavşak) öngörülmüş ve davacı tarafından buna rağmen taşınmaz edinilmiş ise idarenin herhangi bir tazminat yükümlülüğünün doğmayacağı, aksi durumun geçerli olması halinde ise, taşınmazın meri imar planındaki kullanım fonksiyonu, üzerindeki yapının hukuki durumu ve köprülü kavşağın taşınmaz üzerindeki etkisi, taşınmazın kullanımı ve ulaşım olanaklarına göre değer kaybı tespit edilerek, ayrıca davacının gerekli yapı ruhsatı bulunmayan binayı kullanması nedeniyle oluşan kusur durumunun değerlendirilmek suretiyle bulunacak kusur oranları (müterafik kusur) çerçevesinde, herhangi bir zarar söz konusu ise, zararın özel ve olağan dışı bir zarar olup olmadığı hususları da araştırılarak bir karar verilmesi gerekirken, aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği, Öte yandan, dava konusu taşınmazın değer kaybı hesaplanırken dava ve keşif tarihi itibarıyla zarar hesabının yapıldığı, ancak ilgililer tarafından idarenin katlı yol yapım eylemi nedeniyle zararlarının ortaya çıkması durumunda idareye başvuruları söz konusu ise, değer kaybı hesabının başvuru tarihi esas alınarak yapılması gerektiği gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; Samsun-Ordu kara yolu üzerindeki viyadük çalışması nedeniyle taşınmazlarda oluşan değer kaybına yönelik ... İdare Mahkemelerinde açılan benzer nitelikteki dava dosyalarında da işbu dava dosyasında bulunan bilirkişi raporu ile aynı biçimde, benzer görüş ve değerlendirmelere yer verilerek (bazı dosyalarda aynı bilirkişi heyeti tarafından) tazminat miktarının hesaplandığı, söz konusu dosyalarda verilen kararların tazminat miktarının kabulüne ilişkin kısmının bakılan davaya ilişkin bozma kararında araştırılmasına gerek görülen hususlara değinilmeyerek Danıştay Onuncu Dairesinin incelemesinden geçerek onandığı (örneğin; Mahkemelerinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı), benzer hukuki durumda olan davacılar açısından hakkaniyet ve yargı kararlarının da benzer uyuşmazlıklar açısından istikrar gereği davalı idare tarafından Samsun ili, Canik ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın önünden geçmekte olan Samsun-Ordu kara yolu üzerindeki viyadük çalışması nedeniyle davacının maliki olduğu taşınmazda meydana gelen değer kaybına karşılık, toplam 57.012,74 TL tazminatın kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde dava açma tarihi olan 20/01/2014 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesinin gerektiği, Nitekim; bu hususta, Anayasa Mahkemesinin 21/01/2015 tarih ve 2013/135 başvuru numaralı "Ahmet Saygılı ve Şefika Saygılı Başvurusu" kararında "Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Ancak, uygulamadaki birlikteliği sağlamaları beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin ya da farklı yargı kollarına ait mahkemelerin benzer davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmalarının, bir kararın belirli bir daireye ya da farklı yargı koluna düştüğü takdirde onanacağı veya olumlu neticeleneceği, başka bir daire tarafından ele alındığı takdirde bozulacağı veya olumsuz neticeleneceği gibi birbirine zıt sonuçların ortaya çıkma beklentisinin, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu açıktır. Ayrıca, böyle bir algının toplumda yerleşmesi halinde, bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir." ifadelerine de yer verilerek, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verildiği gerekçesi eklenmek suretiyle davanın kabulü yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usul yönünden, 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca davanın süresinde açılmadığı, esas bakımından ise, bilirkişi raporunun denetime elverişsiz olduğu, rapora itirazlarının dikkate alınmadığı, Mahkemece katlı yolun kamunun üstün menfaati için inşa edildiği kabul edilmesine rağmen bu kabulün hükme yansıtılmamasının hatalı olduğu, idareleri harçtan muaf olmasına rağmen aleyhlerine harca hükmedildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ... İdare Mahkemesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Üye ... 'nın, "Samsun-Ordu Devlet Yolu'nun Canik Belediyesi sınırları içerisinde Asarcık Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan kesimde inşa edilen katlı transit yol yapım işlemine esas olan 07/05/2007 tarihli yatay ve düşey güzergah planı ve Nisan 2010 tarihli detay projelerinin iptali istemiyle açılan davanın temyizen görüm ve çözümünde Danıştay Altıncı Dairesinin görevli olduğu dikkate alındığında, anılan katlı transit yol yapımı nedeniyle taşınmazda meydana geldiği ileri sürülen değer kaybının tazmini istemiyle açılan bu davada verilen ilk kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin de katılımının sağlandığı müşterek kurulca temyizen incelenmesi gerektiği" yolundaki oyuna karşılık, ilk kararın temyiz incelemesinin Danıştay Onuncu Dairesince yapılmasında isabetsizlik bulunmadığına oyçokluğu ile karar verilerek, işin esasına geçildi: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/12/2023 tarihinde, usulde ve esasta oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararının, Danıştay Onuncu Dairesinin 16/09/2019 tarih ve E:2017/1428, K:2020/3029 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Temyize konu kararın kabul edilen maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıcı yönünden incelenmesinden, İdare Mahkemesince, değer kaybından oluşan tazminatın tamamının dava açma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, faiz başlangıcı tarihlerinin, taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak dava dilekçesiyle talep edilen kısım için dava açma tarihi veya davalı idareye başvuru tarihi; ıslah edilen kısım için ise ıslah dilekçesinin kayda girdiği tarih olarak belirlenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, dava dilekçesiyle talep edilen miktar için davalı idareye başvuru tarihinden; ıslah edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren yasal faizin işletilmesi gerekirken, hükmedilen maddi tazminat miktarı için yasal faiz başlangıcının dava açma tarihi olarak belirlenmesine ilişkin temyize konu kararın bu kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile ısrar kararının, yasal faizin başlangıç tarihi yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.