Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/1236 E. 2023/3093 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/1236
- Karar No
- 2023/3093
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1236 Karar No : 2023/3093 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI): ... VEKİLİ : Av. ... II- (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Samsun ili, Canik ilçesi, ... Mahallesi, ... Ada,... parsel sayılı taşınmazda bulunan yapının davacıya ait 3 ve 11 numaralı bağımsız bölümlerinde, Samsun ili içerisinde ve çevresinde trafik akışının sağlıklı, düzenli ve verimli bir şekilde sağlanması kapsamında Samsun-Ordu Devlet Yolunun Canik Belediyesi sınırları içerisinde Asarcık Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan kesimde katlı yol inşa edildiği, inşa edilen katlı yolun taşınmazlarının önünde yer aldığı ve katlı yol yapım işinin konum, görünüm, manzara, estetik prestij, ulaşım gibi unsurlar yönünden taşınmazlarında değer kaybına neden olduğu ileri sürülerek değer kaybı karşılığı 500,00 TL (miktar artırım dilekçesi ile 40.595,94 TL) maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; Devlet yolunun şehir merkezinde katlı yol çalışması yapılarak farklı seviyede yapılması sonrasında davacıya ait taşınmazın değer yitirdiği ve oluşan maddi zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece karşılanması gerektiği, taşınmaz önünden geçen şehirlerarası karayolu viyadük çalışması nedeniyle taşınmazın değerinde meydana gelen eksilmeden kaynaklı zararın tüm unsurlar değerlendirilmek suretiyle tespiti amacıyla uyuşmazlığın niteliği de gözetilerek seçilen bilirkişi heyetiyle birlikte mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; dava konusu arsada meydana gelen değer kaybının; ulaşım yönünden %2, etkin görünüm ve prestij, estetik ve görünüm yönünden %11, çevre emniyeti, doğal afetler, gürültü kirliliği açısından %2 olmak üzere toplamda %15 oranında değer kaybına uğradığı, keşif tarihi olan 2015/Ekim ayı itibarı ile 3 nolu bağımsız bölümün değer kaybının 19.825,92 TL, 11 nolu bağımsız bölümün değer kaybının 20.770,02 TL olduğu, toplam değer kaybının 40.595,94 TL olduğunun belirtildiği, bilirkişi raporunun karara esas alınabilecek nitelikte olduğu değerlendirilerek davanın kabulü ile 40.595,94 TL değer kaybından oluşan tazminatın keşif tarihi olan 19/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 10/06/2021 tarih ve E:2017/1411, K:2021/3263 sayılı kararıyla; Davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulmasına dair Dairelerinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlığın yeniden incelendiği, Dava konusu olayda, idarece yürütülen şehirlerarası karayolu viyadük çalışması neticesinde davacıya ait Samsun ili, Canik ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan yapının davacıya ait 3 ve 11 numaralı bağımsız bölümlerinin değer yitirdiğinin ortaya çıkması halinde oluşan maddi zararın, kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece karşılanması gerektiği, Taşınmazın bulunduğu Samsun-Ordu Devlet Karayolu'nun Canik Belediyesi sınırları içinden geçen Asarcık Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan kesimde, köprülü kavşak düzenlemesine ilişkin imar planı değişikliği ve bu plana göre de köprülü kavşak çalışmalarının yapıldığı anlaşıldığından, İdare Mahkemesince davacının (Daire kararında sehven davacı yerine davacılar yazıldığı anlaşılmıştır.), dava konusu taşınmazı edindiği tarih itibarıyla köprülü kavşak düzenlemesi ile ilgili imar planı ve notlarındaki durumun ne olduğunun tespit edilmesi, şayet imar düzenlemesinde söz konusu yapı (köprülü kavşak) öngörülmüş ve davacı tarafından taşınmaz buna rağmen edinilmiş ise, idarenin herhangi bir tazminat yükümlülüğünün doğmayacağında duraksama bulunmadığı, Aksine bir durumun geçerli olması halinde ise, taşınmazın meri imar planındaki kullanım fonksiyonu, arsa vasıflı taşınmazın hukuki durumu ve köprülü kavşağın taşınmaz üzerindeki etkisi, taşınmazın kullanımı ve ulaşım olanaklarına göre değer kaybı araştırılarak bir karar verilmesi gerekeceği, Bu bağlamda, İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde ise, emsal alınan taşınmazlar ile dava konusu taşınmazın benzer ve farklı yönlerinin neler olduğu belirtilmeden m² birim fiyatları tespit edilerek dava konusu taşınmazın değer kaybının hesaplandığı, viyadüğün yapılmasından önce ve sonrasında o bölgedeki yapılarda viyadük yapılmasıyla birlikte herhangi bir değer artış veya azalışı olup olmadığı hususu araştırılmaksızın zarar hesabı yapıldığı, ayrıca dava konusu taşınmaz ile viyadük arasında ne kadar mesafe bulunduğu ve aradaki mesafenin dava konusu taşınmazın değer kaybının hesaplamasında esas alınan kriterlere etkisinin ne düzeyde olduğunun belirlenmediğinin anlaşıldığı, Ayrıca, dava konusu taşınmazların değer kaybının dava ve keşif tarihi itibarıyla hesaplandığı, ancak davacı tarafından idarenin katlı yol yapım eylemi nedeniyle zararlarının tazmini istemli 10/01/2014 tarihli başvuruları dikkate alınarak dava konusu taşınmazın değer kaybı hesabının başvuru tarihi esas alınarak yapılması gerektiği gerekçesiyle, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; Samsun-Ordu kara yolu üzerindeki viyadük çalışması nedeniyle taşınmazlarda oluşan değer kaybına yönelik Samsun İdare Mahkemelerinde açılan benzer nitelikteki dava dosyalarında da işbu dava dosyasında bulunan bilirkişi raporu ile aynı biçimde, benzer görüş ve değerlendirmelere yer verilerek (bazı dosyalarda aynı bilirkişi heyeti tarafından) tazminat miktarının hesaplandığı, söz konusu dosyalarda verilen kararların tazminat miktarının kabulüne ilişkin kısmının bakılan davaya ilişkin bozma kararında araştırılmasına gerek görülen hususlara değinilmeyerek Danıştay Onuncu Dairesinin incelemesinden geçerek onandığı (örneğin; Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı), benzer hukuki durumda olan davacılar açısından hakkaniyet ve yargı kararlarının da benzer uyuşmazlıklar açısından istikrar gereği davalı idare tarafından Samsun ili, Canik ilçesi, ...Mahallesi, ...ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan yapının davacıya ait 3 ve 11 numaralı bağımsız bölümlerin önünden geçmekte olan Samsun-Ordu kara yolu üzerindeki viyadük çalışması nedeniyle davacının maliki olduğu taşınmazda meydana gelen değer kaybına karşılık tazminatın davalı idare tarafından davacıya ödenmesinin gerektiği, Nitekim; bu hususta, Anayasa Mahkemesinin 21/01/2015 tarih ve 2013/135 başvuru numaralı "Ahmet Saygılı ve Şefıka Saygılı Başvurusu" kararında "Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Ancak, uygulamadaki birlikteliği sağlamaları beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin ya da farklı yargı kollarına ait mahkemelerin benzer davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmalarının, bir kararın belirli bir daireye ya da farklı yargı koluna düştüğü takdirde onanacağı veya olumlu neticeleneceği, başka bir daire tarafından ele alındığı takdirde bozulacağı veya olumsuz neticeleneceği gibi birbirine zıt sonuçların ortaya çıkma beklentisinin, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu açıktır. Ayrıca, böyle bir algının toplumda yerleşmesi halinde, bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir." ifadelerine de yer verilerek, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verildiği, Değer kaybının hesaplanma tarihi yönünden, yerleşik yargı içtihatları gereği taşınmazlarda oluşan değer kaybının davanın açıldığı tarih esas alınmak suretiyle belirlenmesi gerektiği, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda da davanın açıldığı tarihte taşınmazlarda oluşan değer kaybının 37.343,53 TL olarak hesaplandığı görüldüğünden, davacının taşınmazlarında oluşan 37.343,53 TL değer kaybı tazminatının, kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde davalı idare tarafından davacıya ödenmesi, davacının fazlaya ilişkin 3.252,42 TL tazminat isteminin ise reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, Kabul edilen tutara işletilecek yasal faiz yönünden, uyuşmazlıkta, davacının gerçek zararının (taşınmazda oluşan değer kaybı) katlı yolun inşa edilmesiyle doğduğu, davacının, anılan zararın tazmini istemiyle 10/01/2014 tarihinde davalı idareye başvurarak davalı idareyi bu tarih itibarıyla temerrüde düşürdüğü, davalı idarece tazminat isteminin kabul edilmemesi nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla 500,00 TL tazminatın işleyecek yasal faizi ile ödenmesi istemiyle açılan davada, meydana gelen zararlarının tespiti amacıyla Mahkemelerince yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilen ve davacı tarafından ıslah edilen bu yeni zarar miktarının, davacının, olay tarihi veya idareye başvurma tarihi veya dava tarihi itibarıyla elde etmek istediği gerçek zararı olduğu, Bu durum kararda aktarılan hususlarla birlikte değerlendirildiğinde; esasen davacının ilk dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulunduğu bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de; davacının tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradesini yansıtan miktarın, ıslah ile arttırılan gerçek zararı olduğunun, bu gerçek zararın, Mahkemelerince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi veya ıslah dilekçesinin verildiği tarihte değil, esasen olay tarihinde ya da idareye başvuru tarihinde ortaya çıktığı, ancak, davacı tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da ıslahla artırılan dava değerinin tamamına dava açma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerektiğinden, davacı tarafından talep edilen ve Mahkemelerince kabul edilen 37.343,53 TL maddi tazminatın tamamına dava açma tarihi olan 11/03/2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesi eklenmek suretiyle ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Mahkeme kararının aleyhine olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, usul yönünden, 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca davanın süresinde açılmadığı, esas bakımından ise, bilirkişi raporunun denetime elverişsiz olduğu, rapora itirazlarının dikkate alınmadığı, Mahkemece katlı yolun kamunun üstün menfaati için inşa edildiği kabul edilmesine rağmen bu kabulün hükme yansıtılmamasının hatalı olduğu, idareleri harçtan muaf olmasına rağmen aleyhlerine harca hükmedildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile ... İdare Mahkemesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Üye Hasan Odabaşı'nın, "Samsun-Ordu Devlet Yolu'nun Canik Belediyesi sınırları içerisinde Asarcık Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan kesimde inşa edilen katlı transit yol yapım işlemine esas olan 07/05/2007 tarihli yatay ve düşey güzergah planı ve Nisan 2010 tarihli detay projelerinin iptali istemiyle açılan davanın temyizen görüm ve çözümünde Danıştay Altıncı Dairesinin görevli olduğu dikkate alındığında, anılan katlı transit yol yapımı nedeniyle taşınmazda meydana geldiği ileri sürülen değer kaybının tazmini istemiyle açılan bu davada verilen ilk kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin de katılımının sağlandığı müşterek kurulca temyizen incelenmesi gerektiği" yolundaki oyuna karşılık, ilk kararın temyiz incelemesinin Danıştay Onuncu Dairesince yapılmasında isabetsizlik bulunmadığına oyçokluğu ile karar verilerek, işin esasına geçildi: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/12/2023 tarihinde usulde ve esasta oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:.. , K:... sayılı ısrar kararının, Danıştay Onuncu Dairesinin 10/06/2021 tarih ve E:2017/1411, K:2021/3263 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Temyize konu kararın kabul edilen maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıcı yönünden incelenmesinden, İdare Mahkemesince, değer kaybından oluşan tazminatın tamamının dava açma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, faiz başlangıcı tarihlerinin, taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak dava dilekçesiyle talep edilen kısım için dava açma tarihi veya davalı idareye başvuru tarihi; ıslah edilen kısım için ise ıslah dilekçesinin kayda girdiği tarih olarak belirlenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, dava dilekçesiyle talep edilen miktar için dava tarihinden; ıslah edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren yasal faizin işletilmesi gerekirken, hükmedilen maddi tazminat miktarından ıslah edilen miktar için yasal faiz başlangıcının dava açma tarihi olarak belirlenmesine ilişkin temyize konu kararın bu kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile ısrar kararının, ıslah edilen miktara işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.