Danıştay · 9. Daire

Danıştay 9. Daire 2023/5380 E. 2025/4126 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
9. Daire
Esas No
2023/5380
Karar No
2025/4126
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/5380 Karar No : 2025/4126

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-... VEKİLİ : Av....

KARŞI TARAF (DAVACI) :...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem:... Makina Metal Elektrik Pazarlama San. Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına, ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirleri ile kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve..., ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; Mahkemelerince verilen ara karar ile davalı idareden, dava konusu ödeme emirlerinin dayanağı olan asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ve bu ödeme emirlerinin tebliğ alındılarının istenilmesi üzerine davalı idarece, ödeme emirlerinin gönderildiği ancak bu ödeme emirlerinin asıl borçlu şirkete tebliğine ilişkin belgelerin ibraz edilmediği ve savunma dilekçesine de eklenmediği, dolayısıyla bu ödeme emirleri içeriği borçlar için usulüne uygun bir takip ve tahsil sürecinin işletildiğinin davalı idarece ispatlanamadığı görüldüğünden, dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idarenin istinaf isteminin; davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ..., ... sayılı ödeme emirleri yönünden reddine, ortak sıfatıyla düzenlenen ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirleri yönünden ise, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının limited şirketlerin amme borçlarından sorumluluğuna ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, 3. maddesinde, amme alacağı teriminin Kanun'un 1. ve 2. maddeleri kapsamına giren alacakları ifade ettiğinin belirtildiği, bu nedenle amme alacağı teriminin 6183 sayılı Kanundaki usullere göre tahsili mümkün olan, tahakkuk ettiği halde vadesinde ödenmemiş Kanun kapsamına giren alacakları ifade ettiğinin kabulü gerektiği, ayrıca amme alacağının doğduğu zaman kavramıyla, tahakkuk eden alacağın 6183 sayılı Kanun'a göre takip edilebilecek hale geldiği zamanın kastedildiğinin anlaşıldığı, öte yandan, amme alacağının doğduğu zaman kavramıyla, vergiyi doğuran olayların gerçekleştiği, alacağın ilgili olduğu vergilendirme döneminin kastedildiği düşünülebilir ise de, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde bu amaçla, vergi hukukunun vergilendirme dönemi ya da vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği dönem kavramları kullanılabilecekken amme alacağının doğduğu zaman kavramının kullanılması, vergi ile ilgili faaliyet döneminde ortak olan kişilerin değil, tahakkuk eden verginin ödenmesi gereken tarihte ortak sıfatı taşıyan kişilerin muhatap alındığını gösterdiği, esasen, beyan üzerine veya re'sen ya da ikmalen tahakkuk etmiş bir verginin şirket tarafından vadesinde veya daha sonra ödenmesi veya idarece şirket malvarlığından cebren tahsilinin de, verginin ait olduğu dönemde ortak sıfatını taşıyanları değil, şirket mal varlığındaki azalma nedeniyle, dolaylı olarak, ödeme veya tahsilat tarihinde ortak sıfatını taşıyanları etkilediği, dava konusu olayda da, davacının şirketteki hisselerinin tamamını 13/04/2011 tarihinde devrederek şirketten ayrıldığı şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme içeriğinde yer alan vergi borçlarının vadelerinin 2013, 2014, 2016 ve 2018 yıllarının muhtelif tarihleri olduğu anlaşıldığından, ortaklık sıfatı sona eren davacı yönünden; şirket adına tahakkuk eden ancak vadesinde ödenmeyen bir borç, idare yönünden ise; 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilebilecek bir kamu alacağı bulunmadığından, davacının ortak sıfatıyla takip edilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı adına ödeme emirleri düzenlenmeden önce asıl borçlu ...Makina Metal Elektrik Pazarlama San. Tic. Ltd. Şti. adına ödeme emirleri düzenlendiği ve şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırmasında herhangi bir malvarlığına rastlanılmadığından, şirketten tahsil edilemeyecek olan vergi borcunun tahsili amacıyla vergi borcunun doğduğu dönemde şirketin ortağı ve kanuni temsilcisi olan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ...Makina Metal Elektrik Pazarlama San. Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına, ortak sıfatıyla düzenlenen...tarih ve ..., ...,..., ...sayılı ödeme emirleri ile kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde; vergi alacağının, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı, vergi alacağının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil ettiği açıklanmış; 20. maddesinde; verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari muamele olduğu, 21. maddesinde, tebliğin, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi olduğu, 22. maddesinde, tahakkukun tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi olduğu, 23. maddesinde de, verginin tahsilinin kanuna uygun suretle ödenmesi olduğu tanımlanmıştır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, "Kanunun şümulü" başlıklı 1. maddesinde, devlete, vilayet özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi feri amme alacakları ile bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı öngörülmüştür. Anılan Kanunun 35. maddesinde de limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümleri yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup ileri sürülen temyiz iddiaları, kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemi yönünden ise; Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; 6183 sayılı Kanunun 1. maddesine göre bir amme alacağı olan vergi alacağının anılan Kanun uyarınca tahsil edileceği, 213 sayılı Kanunun 19. maddesine göre de vergi alacağının, vergiyi doğuran olay ile doğacağı ve vergi alacağının doğmasının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil edeceği, yani amme alacağı türlerinden birisi olan vergi alacağının, vergiyi doğuran olayla birlikte doğduğu, dolayısıyla vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin vergiyi doğuran olay ile gerçekleştiği ve vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle, mükellefin vergi borçlusu, devlet, vilayet özel idareleri ve belediyelerin de vergi alacaklısı sıfatına sahip olduğu, vergi alacağının doğmasından sonraki aşamada ise, kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak vergi alacağının tarh ettirildiği, tarh ettirilen verginin tebliğ edilmesi üzerine tahakkuk ederek ödenebilir aşamaya geldikten sonra verginin tahsili aşamasına geçilerek, kanunda belirtilen surette ödenmesiyle vergilendirme sürecinin tamamlandığı, ancak vergi borcunun vadesinde ödenmediği durumda ise kamu gücü kullanılarak, alacaklısı veya alacaklı adına kamu gücü kullanma konusunda yetkili makamlar tarafından cebren tahsil aşamasına geçildiği ve cebren tahsil esaslarının hüküm altına alındığı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde tahsilatın yapılacağı anlaşılmaktadır. 213 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi ile vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin kurulduğu, mükellefin artık vergi borçlusu olduğu, tarh, tebliğ ve tahakkuk ettikten sonra vadesinde ödenmeyen vergi alacağının ise cebren tahsilata ilişkin esasların hüküm altına alındığı 6183 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yapıldığı, dolayısıyla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer verilen "amme alacağının doğduğu zaman" kavramından kastedilenin "vergiyi doğuran olay" olduğu ve verginin tahakkuk edip vadesinde ödenmemesi durumunun ise vergi alacağının, cebren tahsil edilme şartlarının gerçekleşmesine işaret ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde değinilen amme alacağının doğduğu zaman kavramından anlaşılması gerekenin amme alacağının da konusu olan vergi alacağının doğduğu olay olduğu da açıktır. Aksine bir yorum anılan maddede yer alan; "Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." hükmünü de etkisiz kılar. Zira, amme alacağının doğduğu zamanının temyize konu kararda değinildiği gibi tahakkuk edip kesinleşen verginin kamu alacağı haline gelmesine indirgendiği durumda aynı tarihte ödenmesi de gerekli olan mezkur alacak için vade tarihi aramak anlamsız olacaktır. Nitekim kesinleşen ve kamu alacağı haline dönüşen bu alacak için sonrasında düzenlenen ödeme emrinde gecikme faiziyle birlikte yer alan gecikme zammı da bu tarih itibarıyla işletilmeye başlanır ve ödeme emri ile talep edilir. Bu nedenle; 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesindeki düzenlemeden asıl borçlu şirkete ait amme alacaklarının doğduğu dönemde şirketin ortağı olan kişilerin ortak olunan dönemlerle sınırlı olarak amme alacağının ödenmesinden sermaye hisseleri oranında sorumlu olacağının anlaşılması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının 13/12/2010-14/03/2011 tarihleri arasında ortağı olduğu... Makina Metal Elektrik Pazarlama San. Tic. Ltd. Şti'ne ait 2010, 2011 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına ortak sıfatıyla ...,... ...,..., ... sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiğinin anlaşıldığı, bu durumda, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca, davacının, söz konusu ödeme emirlerine konu vergi borçlarının, şirket ortağı olduğu dönemlere ilişkin kısmının ödenmesinden sorumluluğunun bulunduğu açıktır. Ancak, davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin dayanağı olan asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ve ödeme emirlerine ilişkin tebliğ alındılarının Vergi Mahkemesince verilen ara karar ile istenilmesine rağmen davalı idarece, şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ..., ... tarih ve..., ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin ibraz edildiği ancak ödeme emirlerine ilişkin tebliğ alındılarının ibraz edilmediği ve savunma dilekçesine de eklenmediği, sonrasında da dosyaya konuyla ilgili herhangi bir bilgi belge sunulmadığı görülmüştür. Bu durumda, davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin dayanağı olan asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilerek şirket nezdindeki takip yollarının usulüne uygun biçimde tüketildiği hususunun davalı idare tarafından ortaya konulamadığı görüldüğünden davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uygunluk, Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısmında ise sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen gerekçeli reddine, 2.... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının; davacı adına, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının yukarıda yazılı gerekçeyle ONANMASINA, 3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 07/10/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 9. Daire, E. 2023/5380, K. 2025/4126, T. 07.10.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-9-daire-2023-5380-e-2025-4126-k-59f7d81afc49