Danıştay · 9. Daire

Danıştay 9. Daire 2011/5681 E. 2014/7135 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
9. Daire
Esas No
2011/5681
Karar No
2014/7135
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2011/5681 Karar No : 2014/7135

Temyiz İsteminde Bulunan : ... Petrol Ürünleri Oto Geri Dönüşüm Kimya Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti.

Vekili : Av. ...

Karşı Taraf : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü - ...

İstemin Özeti : Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2006/Şubat, Mart ve Nisan dönemlerine ilişkin olarak adına re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin terkini istemiyle açılan davayı reddeden .... Vergi Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.

Cevabın Özeti : Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

Tetkik Hakimi İhsan Saçmalı'nın Düşüncesi : İleri sürülen iddialar usule ve hukuka uygun Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü: Dosyanın incelenmesinden, davacının 2006 yılına ait yasal defterlerinin kayıtsız yani boş olduğunun tespit edilmesi nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin reddi yoluyla vergi inceleme raporuna dayanılarak aynı yılın Şubat, Mart ve Nisan tarihleri için salının bir kat vergi ziyaı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davayı; indirim konusu yapılan yılda yasal defterlere kaydedilmeyen belgelere dayalı indirim yapılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle tutulması zorunlu olan yasal defterlerinin boş olduğu 22/10/2008 tarihli tutanakla sabit olan davacı adına katma değer vergisi indirimlerinin reddi yoluyla salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle reddeden vergi mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasının istenildiği anlaşılmaktadır. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 30. maddesinde "re'sen vergi tarhı" tanımlanmış, aynı maddenin 3. bendinde, bu Kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmı tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmemiş olması halinde maddi delillerin var olmadığının kabul edileceği açıklanmıştır. Madde hükmüne göre, defter ve belgelerin her ne sebeple olursa olsun ibraz edilmeme halinin, re'sen takdir sebebi sayılacağı kuşkusuzdur. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29. maddesinin 1/a bendinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri, aynı Kanunun 34. maddesinin 1. bendinde, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu hükümler karşısında katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, indirim konusu yapılacak verginin fatura veya benzeri belgeler ile gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmesi ve söz konusu belgelerin kanuni defterlere kaydedilmiş olması gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda re'sen araştırma ilkesi benimsenmiş, aynı Kanunun 31. maddesinin atıfta bulunduğu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 275. maddesinde, hakimin özel bilgi ve uzmanlık isteyen bir konuda bilirkişi incelemesi yaptırmaya yetkili olduğu belirtilmiştir. Olayda her ne kadar davacının 2006 yılına ait yasal defterlerine kayıt yapmamış olduğu sabit ise de, katma değer vergisi indirimi yasayla yükümlülere tanınmış bir hak olup alış belgelerinin mevcut olması ve kayıtların bilgisayar ortamında tutulduğu ve bunun ispatlanabildiği durumlarda katma değer vergisi indirimlerinin kabulü gerekir. Davacının temyiz dilekçesinde bilgisayarda ilgili dönem kayıtlarının tutulduğunu ileri sürdüğü görüldüğünden, davacıdan ilgili dönemi bilgisayar kayıtları ile alış belgeleri istenilerek, sunulacak defter ve belgelerden davalı Vergi Dairesinin de haberdar edilmesi ve bunlar üzerinde yapılacak ve gerekirse yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacak duruma göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu durumda yazılı gerekçeyle davayı reddeden vergi mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüne, .... Vergi Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 04/11/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY: Vergi Usul Kanununun mükerrer 242'nci maddesine 4731 sayılı Yasa ile eklenen ve 30.12.2001 tarihinde yürürlüğe giren 2'nci fıkrada; elektronik defter, elektronik belge ve elektronik kayıt tanımlarının yapılmasından sonra 213 sayılı Yasanın ve diğer vergi kanunlarının defter, kayıt ve belgelere ilişkin kurallarının, elektronik defter, elektronik belge ve kayıtlar için de geçerli olduğu kurala bağlanmış; Maliye Bakanlığına, elektronik defter, belge ve kayıtlar için diğer defter, belge ve kayıtlara ilişkin usul ve esaslardan farklı usul ve esaslar belirleme ve bu defter ve kayıtların oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafaza ve ibrazı ile defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesi uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirleme ve elektronik ortamda tutulmasına ve düzenlenmesine izin verilen defter ve belgelerde yer alması gereken bilgileri, internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında Maliye Bakanlığına aktarma zorunluluğu getirme ve bu aktarımda uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etme yetkisi tanınmıştır. Maddeye eklenen ikinci fıkradaki düzenlemede açıkça, defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesi, bu konuda izin verilmesine bağlı tutulduğu gibi elektronik defter, elektronik kayıt ve elektronik belgenin oluşturulması, kaydedilmesi, muhafaza ve ibrazı konusunda yetkili kılınan Maliye Bakanlığınca belirleme yapılmadan bu uygulamaya geçilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu konudaki ilk düzenleme, Resmi Gazetenin 11.7.2006 günlü ve 26225 sayılı nüshasında yayımlanan 361 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yapılmıştır. Sözü edilen Genel Tebliğde bu uygulamadan, kendilerine izin verilen mükelleflerin yararlanabileceği öngörülmüş ve bu iznin verilmesi; bilanço esasına göre defter tutanlardan, donanım, yazılım, personel ve diğer açılardan mükellefin elektronik ortamda tutulacak defter ve belge sistemine uygun görülmesine; uygulamaya, hazırlık dönemiyle başlanmasına ve bu dönemin, başarı ile geçilmesine bağlı kılınmıştır. Vergi Usul Kanununun mükerrer 242'nci maddesine 4731 sayılı Yasa ile eklenen 2'nci fıkranın niteliği ve 361 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde fıkranın tanıdığı yetki uyarınca yapılan düzenleme karşısında; davacı tarafından dosyaya sunulacağı belirtilen, 2006 yılında bilgisayarla tutulduğu iddia edilen ancak, hangi veri ortamında üretildiği, üretildiği koşullar, dayanakları ve güvenilirliğinin ne şekilde sağlandığı belirsiz kayıtların, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre kanıt değeri taşımasına olanak bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği oyuyla Daire kararınına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay 9. Daire, E. 2011/5681, K. 2014/7135, T. 04.11.2014, www.arakarar.com/karar/danistay-9-daire-2011-5681-e-2014-7135-k-91beb8e2b1ec