Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2025/3456 E. 2026/27 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2025/3456
- Karar No
- 2026/27
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2025/3456 Karar No : 2026/27
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : ... Genel Müdürlüğü Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davacı) : ... Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dava dosyasının Danıştay Onuncu Dairesi'nin 22/04/2025 tarih ve E:2022/1547, K:2025/2162 sayılı kararı ile Dairemize gönderilmesi üzerine işin gereği görüşüldü: Dava, 20/04/2007 tarihinde Hakkari ili, Şemdinli ilçesi, ... Beldesinden ... istikametine ... plakalı araçta yolcu olarak gitmekte iken yolun üst tarafından düşen 1,5-2 ton ağırlığındaki kayanın araca çarpması nedeniyle davacının yaralanması olayında, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek, 15.000,00-TL maddi (28/05/2021 tarihli miktar artırım dilekçesi sonrası 190.036,09-TL), 10.000,00-TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Onuncu Dairesi'nin 14/03/2018 tarih ve E:2015/869, K:2018/1073 sayılı kararı ile 10.000,00-TL manevi tazminatın hizmet kusuru bulunan davalı idarece davacıya ödenmesine ilişkin kısmının onanmasına, 06/06/2014 tarihinde kayda giren miktar artırım dilekçesi ile talep edilen 100.909,63-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine ilişkin kısmının ise bozulmasına karar verilmiştir. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bozulan kısım yönünden bozma kararına uyularak, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda davacının iş gücü kaybı oranının %58 olarak belirlendiği, davacının iş gücü kaybı oranına göre oluşan maddi zararının belirlenmesi amacıyla dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 16/04/2021 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren Aktüerya Bilirkişi Raporunda özetle; yaşam süresinin belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun kullanıldığı, davacının iş gücü kaybı için toplamda 190.036,09-TL maddi zararının bulunduğu, 6459 sayılı Kanun'un tasarı metninde de açıkça ifade edildiği üzere bozma sonrası yaptırılan bilirkişi incelemesindeki pozitif değişmelerde davacının ikinci kez miktar artırım hakkının bulunduğu gerekçesiyle, bilirkişi raporunda belirtilen ve miktar artırım dilekçesinde talep edilen 190.036,09-TL maddi tazminatın davalı idarece idareye başvuru tarihi olan 21/04/2008 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir. Anılan karar davalı idare tarafından temyiz edilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, 20/04/2007 tarihinde Hakkari ili, Şemdinli ilçesi, ... Beldesi'nden Şemdinli ilçesine giden davacının da içerisinde olduğu ... plakalı aracın üzerine Derecik Yolunun Akören stabilize yol çalışması yapılan bölümünde, yolda çalışma yapan iş makinesinin kopardığı bir kaya parçasının düşerek davacının ağır yaralanmasına sebebiyet verdiği, ... Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde iş makinesi sürücüsünün ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verildiği görülmektedir. İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hesaplanan ve davacının 06/06/2014 tarihinde kayda giren miktar artırım dilekçesi ile talep edilen 100.909,63-TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiş ise de, Danıştay Onuncu Dairesinin 14/03/2018 tarih ve E:2015/869, K:2018/1073 sayılı kararıyla; davacının tüm vücut fonksiyon kaybı oranının % 63 olduğu ifade edilmekte ise de, raporda yer alan işitme, psikiyatri ve nörolojik kökenli hastalıkların davacının genel sağlık durumuna ilişkin olduğu, davacının kazadan önceki döneme ait hastalık geçmişi dikkate alınmak suretiyle salt olarak kazanın sebep olduğu kalıcı vücut fonksiyon kayıplarının belirlenmesi ve kaza nedeniyle ortaya çıkan maluliyet oranı ile kaza arasında illiyet bağının kurulması gerektiği gerekçesiyle anılan kararın bu kısmı davalının temyiz isteminin kabul edilmesiyle davalı lehine bozulmuştur. İdare Mahkemesince bozma kararına uyularak yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacının maluliyet oranının %58 olarak belirlendiği, Mahkeme tarafından hesap bilirkişisinden iş gücü kaybına bağlı maddi zarar hesaplanırken güncel değerlerin dikkate alınmasının istendiği ve hesap bilirkişisi tarafından güncel asgari ücret bedelleri göz önünde bulundurularak yapılan hesaplamada davacının toplam maddi zararının 190.036,09-TL olarak bulunduğu görülmüş olup, davacının 28/05/2021 tarihli ikinci miktar artırım dilekçesiyle talep ettiği maddi tazminat miktarını 190.036,09-TL olarak artırması üzerine Mahkemece belirtilen bedelin tamamı kabul edilmiştir. Uyuşmazlıkta, Danıştay Onuncu Dairesi'nin bozma kararı doğrultusunda davacının kazayla illiyet bağı kurulan rahatsızlıklarına göre vücut fonksiyon kaybı oranı belirlendikten sonra iş gücü kaybına bağlı maddi zararların hesaplanması için yeniden bilirkişi raporu alınması gerekmiştir. Belirtilen zarar hesaplanırken bilirkişi raporunun tarihine göre davacının gerçek zararının hesaplanabilmesi için işlemiş dönem ve işleyecek dönem zararları bilinen ve güncel değerler üzerinden tespit edildiğinden, davacının vücut fonksiyon kaybı %58 oranına düşmüş olmasına rağmen sonuçta bulunan zarar miktarı (190.036,09-TL) bozulan Mahkeme kararında esas alınan bilirkişi raporunda bulunan zarar miktarından (100.909,63-TL) fazla olmuştur. Meydana gelen bu durumun, davacının ikinci kez miktar artırım dilekçesi ile talep ettiği tazminat miktarını artırıp artırmayacağı meselesi bağlamında değerlendirilmesinden önce usul hukuku bakımından "usulî kazanılmış hak" ilkesi çerçevesinde ele alınması gerekmektedir. Türk hukuk sisteminde istikrarın sağlanması, kişilerin yargıya olan güveninin sarsılmasının önlenmesi amacı ile usulî kazanılmış hak müessesesi kabul edilmiştir. Usulî kazanılmış hak; bir davada, taraf veya mahkeme usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan haktır. Yargıtay'ın 04/02/1959 tarih ve E:1957/13, K:1959/5 sayılı ve 09/05/1960 tarih ve E:1960/21, K:1960/9 sayılı içtihadı birleştirme kararlarıyla, hukukta uygulamaya giren usulî kazanılmış hak kavramı, bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hak olarak tanımlanmaktadır. İlk derece mahkemesinin doğru bularak uyduğu bozma kararı üzerine, temyiz yerinin bozma kararı ile benimsediği esaslara aykırı şekilde bozma kararı verememesi olarak tanımlanan bu ilkenin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12/07/2006 tarih ve E:2006/4-519, K:2006/527 sayılı kararında da belirtildiği üzere, kimi istisnaları da bulunmaktadır. (Aynı doğrultuda, HGK’nun 21/01/2004 tarih ve E:2004/10-44, K:2004/19, 03/02/2010 tarih ve E:2010/4-40, K:2010/54 sayılı kararları bulunmaktadır.) Usulî kazanılmış hak ilkesine göre; mahkemenin, bozmaya uymasından sonra, yeni bir içtihadı birleştirme kararı ya da geçmişe etkili bir kanun çıkması; uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usuli kazanılmış hakka göre değil, ortaya çıkan yeni hukuki durumlara göre karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararına uyulmasında olduğu gibi, kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış hakkın uygulanması mümkün değildir. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; yukarıda da belirtildiği üzere Mahkemece verilen ilk karara yönelik davacının bir temyiz isteminin bulunmadığı, davalının ise temyiz isteminin bulunduğu, Danıştay Onuncu Dairesi tarafından hesaplamalara esas alınan iş gücü kaybı oranı yönünden davalı lehine kararın bozulduğu, bozma kararı sonrasında alınan rapora göre davacının %58 oranında iş gücü kaybının bulunduğunun görüldüğü, buna göre yeniden zararın hesaplandığı, bu itibarla davalı lehine oluşan usulî kazanılmış hak kapsamında önceki kararda hükmedilen maddi tazminat miktarının maddi tazminat zarar tavanını oluşturduğu, bu tavanın aşılmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, davalı idarenin kendi temyizi nedeniyle aleyhine durum meydana getirecek şekilde bozma sonrası ilk karardakinden daha fazla maddi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan, temyize konu kararda usulî kazanılmış hak ilkesi yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşıldığından, davacının ikinci kez miktar artırım dilekçesiyle talep ettiği tazminat miktarını artırıp artıramayacağı meselesi yönünden ileri sürülen temyiz iddialarının incelenmesine gerek bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 19/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.