Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2024/3352 E. 2026/936 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2024/3352
- Karar No
- 2026/936
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3352 Karar No : 2026/936
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... Linyit İşletmesi Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ....Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi 2- ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının işletme imtiyazını 04/09/1946 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile aldığı İstanbul ili, Eyüp ilçesi, ... mahallesinde bulunan S:..., IR:... nolu sahada İstanbul Yeni Havalimanı yapılması yönündeki idari karar sonrası davacı tarafından IV. grup işletme ruhsatına ilişkin olarak tüm yatırım giderlerinin tarafına ödenmesi istemiyle 19/12/ 2013 tarihinde mülga Maden İşleri Genel Müdürlüğüne yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 25.000,00 TL maddi zararın tazminine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu yatırım bedellerinin eksik belirlendiği yönündeki talep yönünden yapılan değerlendirmede; yatırım bedellerinin tespiti için yatırıma konu alanda ve söz konusu ekipmanların değerlerinin belirlenmesinin gerektiği, yatırım alanının ortadan kalması ekipmanların değerlerinin aradan geçen zaman içerisinde tespitinin sağlıklı olmayacağı, Mahkemelerince yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesinin mümkün olmaması ve davacı tarafça faaliyetlere son verildiği tarihte adli yargıda açılmış bir tespit davası sonucu dava dosyasına ibraz edilmemiş olduğu gözetilerek, davacı şirket tarafından bu konuda herhangi bir delilin sunulamadığı da dikkate alındığında davalı idarece yapılan değerlendirmenin esas alınması gerektiğinden bu yöndeki talebin reddinin gerektiği; dava konusu imtiyaz süresinin 2020 yılına kadar devam ettiği bu sebeple uğranılan zararın tazmini yönündeki talep yönünden yapılan değerlendirmede; davacının işletme imtiyazının, imtiyaz alanını kapsayan şekilde kamu yararı kararı ile havalimanı yapılmasına karar verilmesi durumunun Ekonomi Bakanlığı ile davacı arasında imzalanan 31/05/1947 tarihli imtiyaz sözleşmesinin 9. maddesinde düzenlendiği, anılan maddede "Bu maddenin imtiyaz sınırları içerisinde Demiryolu veya Kamuya menfeatli bir yol geçirilecek veya bu maden sınırları içinde kamuya menfeaatli başkaca bir şey onarılacak olursa imtiyaz sahipleri bundan ötürü ödeme davası veyahut ayrışıklığa haklı ve yetkili olmayacaklarıdır..." ifadesinin bulunduğu dikkate alındığında madde içeriğinin açık hükmü gereği davacının bu yöndeki talebinin reddinin gerektiği; dava konusu tüm yatırım giderlerinin tarafına ödenmesi istemiyle 19/12/2013 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğüne yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali talebi yönünden yapılan değerlendirmede; 3213 sayılı Maden Kanunu ve Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin "Yatırımlar ile çakışan sahalar ve kurul işlemleri" başlıklı 127. maddesinin 2. fıkrasındaki "Madencilik faaliyetleri ile birinci fıkrada sayılan yatırımların aynı alana isabet etmesi halinde yatırımcı veya maden ruhsat sahibi tarafından Genel Müdürlüğe müracaat edilir..." kapsamında yatırım giderlerinin ödenmesi talebinin sadece imtiyaz sahibi tarafından değil yatırımcı veya maden ruhsat sahibi tarafından yapılabileceğinin açık olduğu, dava konusu yatırım bedellerinin fiilen rödövansçı şirketler tarafından yapıldığı, davalı idarece ilgili mevzuat gereği, fiili yatırımcının talebini değerlendirmekte bağlı yetki içerisinde olduğu açık olduğundan, tüm yatırım giderlerinin ödenmesi isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yatırım tutarının hak sahibinin katılımı olmaksızın idare tarafından tek taraflı olarak belirlendiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı yanında müdahiller tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare Mahkemesince verilen kararda, uyuşmazlık ve dava konusu işlem; yatırım bedellerinin eksik belirlendiği yönündeki talep, imtiyaz süresinin 2020 yılına kadar devam etmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini yönündeki talep ve tüm yatırım giderlerinin davacıya ödenmesi gerektiği yönündeki talep olmak üzere üç ayrı yönden incelenmiştir. Davacının yatırım bedellerinin eksik belirlendiği yönündeki talebi yönünden; Yatırım Giderleri Tespit Komisyonu tarafından 21/10/2013 tarihli toplantıda yatırım giderleri tespit kriterleri oluşturularak karar altına alındığından ve bu kriterler dava konusu edilmediğinden, anılan kriterlerin dava konusu olaya uygulanacağı tartışmasızdır. Maden Kanunu ve ilgili yönetmelik uyarınca idarenin, lehine karar verilen yatırımcının sadece yatırım giderlerini ödemesi konusunda sorumlu tutulduğu, bu kriterler dışında uğranıldığı belirtilen diğer zararların maden sahasının işletilmesi kapsamında olup yatırım gideri olarak kabul edilmediğinden ödenmediği, diğer zararların tazminine imkan veren bir düzenlemenin de bulunmadığı açıktır. Bu itibarla, yatırım giderleri kriterleri esas alınarak belirlenen ve ödenen yatırım giderinin usulüne uygun hesaplandığı sonucuna varılmakta olup, İdare Mahkemesi kararının davacının yatırım bedellerinin eksik belirlendiği yönündeki talebine ilişkin kısmının yukarıda yer verilen gerekçe de eklenerek onanması gerekmektedir. Davacının imtiyaz süresinin 2020 yılına kadar devam etmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini yönündeki talebi yönünden; davacı tarafından temyiz dilekçesinde, bu kısmın dava konusu edilmemesi rağmen hüküm kurulduğu ileri sürülmektedir. Davacı tarafından, 19/12/2013 tarihinde mülga Maden İşleri Genel Müdürlüğüne yapılan başvuruda, mahrum kalınan kazancın da hesaplanarak tarafına ödenmesi talep edilmiş olup, bu başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, kaldı ki, dava dilekçesinde de şirketin kar kaybının ve munzam zararının bir kısmının karşılanması gerektiğinin ifade edildiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle, davacının dava konusu edilmediği yönündeki iddiasının aksine, davacının imtiyaz süresinin 2020 yılına kadar devam etmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini yönündeki talebi yönünden İdare Mahkemesince karar verilmesinde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bununla birlikte, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuzluk sorumluluk ilkelerine göre tazmin borcu ile yükümlü olabilmesi için, hukuki sorumluluk nedenlerinin varlığı yanında tazmin borcunun şartlarının da bulunması gerekmektedir. Tazmin borcunun başlıca şartlarından birisi, idari eylem ya da işlemden doğan bir zararın bulunması ve bu zararın para ile ölçülebilecek türden gerçekleşmiş veya gerçekleşeceğinin kesinlikle anlaşılabilecek nitelikte olmasıdır. Buna göre, zarar gören ilgilinin zararının varlığını ve gerçekleşmiş veya gerçekleşeceğinin kesin olduğunu kanıtlaması durumunda, idarenin kendi eylem ve işleminden doğan bu zararı karşılaması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, idarelerin zararı tazmin borcuyla sorumlu tutulabilmeleri için zararın belirlenebilir olması, muhtemel zarar olmaması gereklidir. Bu ilkeler ışığında, davacının madencilik faaliyetine devam etmesi durumunda umduğu kardan mahrum kalması nedeniyle talep ettiği tazminatın muhtemel bir zarar kalemini oluşturması nedeniyle ve yatırım giderleri tespit kriterleri arasında muhtemel zararın karşılanmasına ilişkin bir kriterin bulunmaması dolayısıyla, davacının bu talebinin reddine dair işlemin bu kısmında hukuka aykırılık, İdare Mahkemesi kararının bu kısmında sonucunu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, kararın bu kısmının yukarıda yer verilen gerekçe ile onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 19/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.