Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2024/254 E. 2026/921 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2024/254
Karar No
2026/921
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/254 Karar No : 2026/921

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

DAVANIN KONUSU : Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 41 il valiliğine gönderilen tapu vasfı zeytinlik olan ancak üzerinde zeytin ağaçları bulunmayan alanlarda da 3573 sayılı Kanun'un uygulanacağını belirten 08/06/2011 tarih ve B.12.0.TUG.0.05.02.105-06-2961 sayılı, "3573 sayılı Kanun Uygulamaları Hakkındaki Yazı"nın "...... ve tapu vasfı zeytinlik olan ancak üzerinde zeytin ağaçları bulunmayan ....." kısmının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : 3573 sayılı Kanun'da açıkça zeytinlik sahalarının tanımının yapılmadığı; ancak Kanun'un özellikle 20. maddesinde belirtildiği üzere, Kanuna göre zeytinlik sahalarının tapu vasfına bakılmaksızın üzerinde zeytin ağaçları bulunan alanlar olarak yorumlandığı, tapu kayıtlarında zeytinlik alan olarak belirtilen ancak üzerinde hiçbir zeytin ağacının bulunmadığı taşınmazların Kanunda koruma altına alınan zeytinlik sahalardan olduğuna dair hiçbir hükmün mevcut olmadığı, dava konusu idari tebliğ yazısında genişletici ve mülkiyet hakkını ihlal edici bir yorum ile "tapu vasfı zeytinlik olan ancak üzerinde zeytin ağaçları bulunmayan alanlarda" da 3573 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiğinin belirtilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiği; maliki olduğu Kaş ilçesi Kalkan Mahallesi,116 ada 14 parselde bulunan taşınmazın 3573 sayılı Kanun'a göre dağıtılan bir tapulu alan olmadığı, kadastro uygulaması itibarıyla tapu vasfı elde ettiği, taşınmazın tapu kayıtlarının yıllar içerisinde değişikliğe uğramadığı ve her daim zeytinlik alanı olarak tapuda kayıtlı olduğu, taşınmazda bugüne kadar kimse tarafından zeytin ağacı yetiştirilmediği, bu taşınmaz bakımından 3573 sayılı Kanun'un uygulanmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği ve esasen Kanun hükmünde yer almayan bir uygulama zorunluluğunun idare tarafından kendiliğinden ele alınmasının açık bir şekilde yetki aşımı yapıldığını gösterdiği, normlar hiyerarşisine ve dolayısıyla Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Usul yönünden; davanın süreaşımı yönünden reddi gerektiği; esas yönünden; Kanun ve Yönetmeliğin sadece Hazine mülkiyetinde iken 3573 sayılı Kanun kapsamında şahıslara devredilen taşınmazların korunması gibi dar alanları değil, kamu ya da özel mülkiyet ayrımı yapılmaksızın ülkede bulunan tüm zeytinlik alanları koruma altına aldığı, düzenlemelerle taşınmazların vasfına ve fiili durumuna aykırı bir kullanıma konu olmalarının engellenmesinin amaçlandığı, dava konusu Talimat yazısının, elverişli alanlarda zeytinliklerin kurulması, mevcut ürün miktarı ve kalitesinin artırılması amacıyla yürürlüğe konulmuş olan Kanun ve Yönetmeliğin zeytinlik alanları korumaya, iyileştirmeye ve yeni zeytinlik alanlar kurmaya yönelik hükümlerine uygun olduğu, nitekim aynı konuda Ankara 5. İdare Mahkemesi’nce karar verildiği, Danıştay 8. Dairesinin 19/02/2015 tarih ve E:2012/6113, K:2015/998 sayılı kararında da; Anayasal ve yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden, zeytinliklerin korunmasının ve amaç dışı kullanılması ile tahribinin önlenmesinin kamu idarelerinin görevi olduğu, bu alanların kullanımına ilişkin şartların Kanun ile saptanması gerektiği, zeytinlik alanlarda faaliyetlerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı direktifi altında yürütüleceği, alanların Bakanlık tarafından tespit edilip haritalandırılacağı, belli şartlar dahilinde zeytinlik alanların bu alanlarda zeytincilik faaliyeti gösteren kişilere devredilebileceği, devralan kişilerin bu alanları amacı dışında kullanamayacağı ve küçültemeyeceği, zeytinlik alanlar ve bu alanların üç kilometre yakınında zeytinyağı fabrikası hariç zeytinlerin gelişimini engelleyici tesis kurulamayacağı, hatta konut alanlarının bile zeytinlik alanlar dikkate alınarak sınırlandırmaya tabi tutulduğu ve zeytinlik alanların daraltılamayacağı, Yönetmeliğin 1. maddesinde de; Kanun'un yöneldiği amaca uygun olarak, Yönetmeliğin; ekolojik yönden uygun bölgelerde ve zeytin yetiştiriciliğine elverişli sahalarda zeytinlik kurulmasını sağlamak, mevcut zeytinliklerde ürünün miktar ve kalitesini yükseltmek ve maliyeti düşürmek, birim alandaki verimi artırmak, zeytinyağı ve sofralık zeytin işletmelerindeki teknolojik yapıyı günün koşullarına uygun hale getirmek üzere gerekli teknik, ekonomik, ticari ve sosyal tedbir ve organizasyonları sağlamak amacı ile hazırlandığının belirtildiğinin görüldüğü, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; Tarım ve Orman Bakanlığı tarafında çıkartılan (Tarım ve Köyişleri Bakanlığı) "3573 sayılı Kanun Uygulamaları Hakkında" konulu 41 İl Valiliği'ne dağıtımlı 08/06/2011 tarihli ve 2961 sayılı Talimatname'nin iptali istemiyle açılmıştır. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 2. maddesinde; Orman sınırları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, Antep fıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız nevileri ile orman sınırları dışında olup da 17/10/1983 tarih ve 2924 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan zeytin yetiştirmeye elverişli fundalık ve makiliklerin Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca tespit edilip haritalanacağı hükmü, aynı Kanunun 3. maddesinde de; ''Yukarıdaki madde gereğince tespit edilen alanlar yerel koşullar dikkate alınmak suretiyle Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca belirlenecek esaslara göre en az 25 dönümlük parseller halinde parsellenir ve bilinen araçlarla ilan edilir. Bu alanlarda yabani zeytin, fıstıklık ve harnupluk ile sakız nevileri olan menengiç, buttum, yabani sakız, Filistin sakızı ağaçlarını aşılayıp yetiştirecekler ile zeytin yetiştirmeye elverişli fundalık ve makilik alanlarda gerekli temizlemeyi yapıp zeytin dikim alanları meydana getirecekler, dilekçe ile arazinin bulunduğu en büyük mülki amire başvururlar. Başvuranlar arasında Bakanlıkça belirlenecek esas ve öncelik sırasına göre seçilen kişilerden, bu işlemleri yerine getireceklerine dair bir yükümlülük belgesi alınır. Fidan dikecek olanlara devletçe maliyet bedeli üzerinden zeytin fidanı sağlanır. Beş yıl süre ile taşınmazın gayesine uygun olarak kullanıldığı Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca tespit edilenlere mahallin en büyük mülki amiri tarafından tapuları devredilir. ...'' hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan, Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinde "Zeytinlik Saha: Orman sınırları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, antepfıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız çeşitleri veya şahıs arazisi olan tapuda bu şekilde kayıtlı sahalar ile orman sınırları dışında olup da 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında bulunmayan zeytin yetiştirmeye elverişli makilik ve fundalıklardan oluşan en az 25 dekarlık alan,” olarak tanımlanmıştır. Anılan mevzuat hükümlerinden açıkça anlaşılacağı üzere orman sınırları dışında bulunan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki zeytin, Antep fıstığı, harnup ve her nevi sakız yetiştirmeye elverişli fundalık ve makilik alanlar 3573 sayılı Kanun kapsamında tahsis işlemlerine konu edilebilmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan ve (Tarım ve Köyişleri Bakanlığı) ilgili valiliklere dağıtımı yapılan dava konusu 08/06/2011 gün ve 2961 sayılı Uygulama Talimatının, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun ve değişiklikleri ile ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca uygulamada karşılaşılabilecek duraksamaları gidermeye ve birlikteliği sağlamaya yönelik olarak çıkartıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu Talimatta Orman sınırları dışında kalan ve bir dekar alanda en az 10 adet kültür çeşidi veya yabani zeytin bitkisinin bulunduğu alanın zeytinlik sahası olarak tanımlanacağı belirlemesinin 3573 sayılı Kanun hükümlerine uygun olduğu; Talimatta ayrıca konuyla ilgili uygulanması gereken diğer Kanunların ilgili maddelerinin hatırlatıldığı görülmektedir. Bu itibarla dava konusu Talimatın Bakanlığa verilen görev ve yetki çerçevesinde hazırlandığı ve dayanağı olan mevzuata aykırı ya da onu aşan herhangi bir hüküm içermediği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ : Davacı Antalya ili, Kaş ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel numaralı, tapu kayıtlarında zeytinlik alan olarak görünen taşınmazın malikidir. Davacı tarafından, taşınmazını kapsayan alanda yürürlükte bulunan nazım imar planının gerekçesi ve dayanağının davalı idarenin 41 il Tarım Müdürlüğüne gönderdiği 08/06/2011 tarihli ve B.12.0.TUG.0.05.02.105-06-2961 sayılı yazı olduğu öğrenilmiş, 08/06/2011 tarih ve B.12.0.TUG.0.05.02.105-06-2961 sayılı, "3573 sayılı Kanun Uygulamaları Hakkındaki Yazı"nın; tapu vasfı zeytinlik olan ancak üzerinde zeytin ağaçları bulunmayan alanlarda da 3573 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına dair ifadeyi içeren kısmına itiraz edilmiş, itirazın zımnen reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Dava konusu düzenleyici işlemin ilan veya tebliğ edilmediği, davacı tarafından haricen öğrenildiği anlaşıldığından, usule ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükümlerine, "Toprak mülkiyeti" başlıklı 44. maddesinde; " Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişik tarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tespit edebilir. Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması, üretimin düşürülmesi, ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz. Bu amaçla dağıtılan topraklar bölünemez, miras hükümleri dışında başkalarına devredilemez ve ancak dağıtılan çiftçilerle mirasçıları tarafından işletilebilir. Bu şartların kaybı halinde, dağıtılan toprağın Devletçe geri alınmasına ilişkin esaslar kanunla düzenlenir." hükümlerine yer verilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükümleri yer almaktadır. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; "Alelümum aşılı zeytinlerin bakım, tımar ve toplanma ve sıklarının kökletme ve yeniden fidan dikme suretile meydana getirilecek zeytinliklerin tesis ve yetiştirme, yabani zeytinliklerin açma ve aşılama işleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığının direktifi altında yapılır." hükmü, 2. maddesinde; "Orman sınırları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, Antep fıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız nevileri ile orman sınırları dışında olup da 17.10.1983 tarih ve 2924 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan zeytin yetiştirmeye elverişli fundalık ve makilikler Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca tespit edilip haritalanır." hükmü, 3. maddesinde; "Yukarıdaki madde gereğince tespit edilen alanlar yerel koşullar dikkate alınmak suretiyle Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca belirlenecek esaslara göre en az 25 dönümlük parseller halinde parsellenir ve bilinen araçlarla ilan edilir. Bu alanlarda yabani zeytin, fıstıklık ve harnupluk ile sakız nevileri olan menengiç, buttum, yabani sakız, Filistin sakızı ağaçlarını aşılayıp yetiştirecekler ile zeytin yetiştirmeye elverişli fundalık ve makilik alanlarda gerekli temizlemeyi yapıp zeytin dikim alanları meydana getirecekler, dilekçe ile arazinin bulunduğu en büyük mülki amire başvururlar. Başvuranlar arasında Bakanlıkça belirlenecek esas ve öncelik sırasına göre seçilen kişilerden, bu işlemleri yerine getireceklerine dair bir yükümlülük belgesi alınır. Fidan dikecek olanlara devletçe maliyet bedeli üzerinden zeytin fidanı sağlanır. Beş yıl süre ile taşınmazın gayesine uygun olarak kullanıldığı Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca tespit edilenlere mahallin en büyük mülki amiri tarafından tapuları devredilir. Bu yolla verilen taşınmazlar hiç bir şekilde veriliş amacı dışında kullanılamaz. Bu taşınmazlar; miras dahil hiç bir şekilde bölünemez, veriliş tarihindeki yüzölçümü hiç bir şekilde küçültülemez. Aksi takdirde Hazinece geri alınır. Bu hususlarda taşınmaz siciline gerekli şerh verilir. Bu maddeye göre verilen süre içinde aşılama, temizleme, dikim ve bakım işlemleri yapılmamış olursa verilen izin Bakanlıkça resen iptal edilir." hükmü, 17. maddesinde; "Devlet, zeytinciliğin ıslahı, yeni zeytin dikim alanlarının tespiti, zeytin dikim ve yetiştirilmesinin teşviki ile verimin artırılması, hastalık ve zararlılarla mücadele ile ürün elde etmekte masrafları azaltıcı araç ve gereçlerin imal ve ithalinde gerekli kolaylıkları sağlar. Zeytinlik bölgelerin il veya ilçelerinde zeytin hastalık ve zararlıları ile mücadele amacı ile 1580 sayılı Kanun hükümleri dairesinde birlikler kurulur. Zararlılarla mücadelede Devlet birliklere gerekli araç, gereç ve finans kaynaklarını sağlar ve bu konuda Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yeterli eleman görevlendirilir. Ürünün elde edilmesinden sonra üretici, birlikçe tespit edilecek payına isabet eden mücadele giderini öder. Ödemeyen üreticiden amme alacağının tahsiline dair usul ve esaslarla bu pay birlikçe tahsil edilir. (Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/98 md.) Yukarıdaki fıkra gereğince kurulacak birliklerin kuruluş ve çalışma esasları ile zeytinliklerin bakımı Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca üç ay içinde hazırlanacak yönetmelikle belirlenir. Belirlenecek bu kurallara göre zeytinliklerine bakmayan üreticiye ağaç başına on Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmü, 20. maddesinde; "Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının iznine bağlıdır. (Değişik ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/99 md.) Zeytincilik sahaları daraltılamaz. Ancak, belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması hâlinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşma, zeytinlik alanının %10’unu geçemez. Bu sahalardaki zeytin ağaçlarının sökülmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının fenni gerekçeye dayalı iznine tabidir. Bu iznin verilmesinde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı araştırma enstitülerinin ve mahallinde varsa ziraat odasının uygun görüşü alınır. Bu hâlde dahi kesin zaruret görülmeyen zeytin ağacı kesilemez ve sökülemez. İzinsiz kesenler veya sökenlere ağaç başına altmış Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu Kanunun yayımından önce zeytinlik alanlarına ilişkin kesinleşmiş imar planları geçerlidir." hükümleri, Ek 2. maddede; "Bu Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri; a) Kamu hizmetine tahsis edilmiş veya fiilen bu amaçla kullanılan taşınmaz mallarda, b) Kamu kurum ve kuruluşlarının hazırladıkları planlarda tarım dışı kullanıma ayrılmış alanlarda, c) Deniz kıyı kenar çizgisine 2 000 metre, tabii ve suni göl kıyı kenar çizgisine 500 metreden az mesafede bulunan alanlarda, d) 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununa göre 1 inci derecede askeri yasak bölge kapsamına giren yerlerde, e) 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında bulunan yerlerde, f) 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununa göre uygulama alanı ilan edilen yerlerde, uygulanmaz." hükümleri bulunmaktadır. 03/04/1996 tarih ve 22600 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesinde; "Bu Yönetmelik; ekolojik yönden uygun bölgelerde ve zeytin yetiştiriciliğine elverişli sahalarda zeytinlik kurulmasını sağlamak, mevcut zeytinliklerde ürünün miktar ve kalitesini yükseltmek ve maliyeti düşürmek, birim alandaki verimi artırmak, zeytinyağı ve sofralık zeytin işletmelerindeki teknolojik yapıyı günün koşullarına uygun hale getirmek üzere gerekli teknik, ekonomik, ticari ve sosyal tedbir ve organizasyonları sağlamak amacı ile hazırlanmıştır." kuralı, 2. maddesinde; "Orman sınırları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, antepfıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız çeşitleri ile orman sınırları dışında olup da 17.10.1983 tarih ve 2924 Sayılı Kanun kapsamında bulunmayan zeytin yetiştirmeye elverişli makilik ve fundalıkların Bakanlıkça tespiti, haritalandırılası, dağıtımı ve buralarda yeni zeytinlikler kurulması, mahsuldar zeytinliklerin bakımı ve muhafazası, zeytin ürününün değerlendirilmesi ile ilgili her türlü tesisin kurulması ve işletilmesi ile ilgili tedbirleri, teşvik ve yatırım esaslarını kapsar." kuralı yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 km mesafede yürütülecek faaliyetler ile ilgili talepler aşamasında, İl Müdürlüğü ile ilçeleri arasında farklı uygulamalar yürütüldüğünün tespit edilmesi üzerine mevzuat hükümleri çerçevesinde uygulama birlikteliğinin sağlanması amacıyla zeytin yetiştiriciliği yapılan tüm İl Müdürlüklerinin konu ile ilgili bilgilendirilmesi talep edilmiş, bunun sonucunda davaya konu edilen "(...) ve tapu vasfı zeytinlik olan ancak üzerinde zeytin ağaçları bulunmayan (...)" ifadesini içeren 08/06/2011 tarih ve B.12.0.TUG.0.05.02.105-06-2961 sayılı, "3573 sayılı Kanun Uygulamaları Hakkındaki Yazı" Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 41 il Valiliğine gönderilmiştir. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde orman sınırları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, Antep fıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız nevileri ile orman sınırları dışında olup da 2924 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan zeytin yetiştirmeye elverişli fundalık ve makiliklerin tespit edileceği, 3. maddesinde, bu şekilde tespit edilen alanların ilanı ve bu alanlarda zeytin yetiştirmek isteyen kişilerin yapacağı işlemler, hangi şartlarda belirtilen alanların mülkiyetinin ilgililere devredileceği, hangi hususların tapuya şerh verileceğinin belirlendiği, Ek 2. maddede, Kanun'un 2. ve 3. maddelerinin uygulanmayacağı yerlerin neler olduğunun hüküm altına alındığı görülmektedir. Kanun'un 20. maddesi ile ise, zeytinlik alanların korunmasına dair hükümlerin getirildiği, belirtilen maddede, "Zeytinlik sahaları(...)", "Bu alanlarda(...)", "Zeytincilik sahaları(...)", "(..)zeytinlik sahalarının(...)" ifadelerine yer verildiği, ancak bu alanların içeriği ve tanımının belirlenmediği, öte yandan, Kanun'un 17. maddesinde kurulacak birliklerin kuruluş ve çalışma esasları ile zeytinliklerin bakımının Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca (Tarım ve Orman Bakanlığı) üç ay içinde hazırlanacak yönetmelikle belirleneceğinin kural altına alındığı anlaşılmaktadır. Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak yürürlüğe konulan Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; "Zeytinlik Saha: Orman sınırları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, antepfıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız çeşitleri veya şahıs arazisi olan tapuda bu şekilde kayıtlı sahalar ile orman sınırları dışında olup da 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında bulunmayan zeytin yetiştirmeye elverişli makilik ve fundalıklardan oluşan en az 25 dekarlık alan" tanımı yer almakta iken Dairemizin 19/02/2015 tarihli ve E: 2012/6113, K: 2015/998 sayılı kararı ile Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde yer alan "Zeytinlik Saha" tanımının iptaline karar verilmiştir. Alıntısı yapılan Anayasal ve yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden, zeytinliklerin korunmasının ve amaç dışı kullanılması ile tahribinin önlenmesinin kamu idarelerinin görevi olduğu, bu alanların kullanımına ilişkin şartların Kanun ile saptanması gerektiği, zeytinlik alanlarda faaliyetlerin Tarım ve Orman Bakanlığı direktifi altında yürütüleceği, alanların Bakanlık tarafından tespit edilip haritalandırılacağı, belli şartlar dahilinde zeytinlik alanların bu alanlarda zeytincilik faaliyeti gösteren kişilere devredilebileceği, devralan kişilerin bu alanları amacı dışında kullanamayacağı ve küçültemeyeceği, zeytinlik alanlar ve bu alanların üç kilometre yakınında zeytin yağı fabrikası hariç zeytinlerin gelişimini engelleyici tesis kurulamayacağı, hatta konut alanlarının bile zeytinlik alanlar dikkate alınarak sınırlandırmaya tabi tutulduğu ve zeytinlik alanların daraltılamayacağı anlaşılmaktadır. Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle "mülkten barışçıl yararlanma hakkı"na yer verilmiş, ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda "mülkten yoksun bırakma"nın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (AYM, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 55-58). Dava konusu düzenleyici işlem hükmü davacının mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir. Zira, iptali istenen hükme göre davacının taşınmazı da 3573 sayılı Kanun'da öngörülen sınırlamalara tabi olacaktır. Mülkün toplum yararına aykırı olarak kullanılmasının önlenmesi kontrol edilerek düzenlendiğine göre davacının mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin mülkiyetin kullanımının kontrolüne veya düzenlenmesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa'nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Öte yandan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesi de hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğini temel bir ilke olarak benimsemiştir. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına alınırken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi mülkiyetten yoksun bırakmanın kamu yararıyla, yasada öngörülen koşullarla ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak yapılabileceğini öngörmektedir. Anayasa, tüm sınırlandırmaların mutlak manada kanunla yapılacağını öngörerek Sözleşme'den daha geniş bir koruma sağlamaktadır (AYM, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 31). Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların bulunmasını gerektirmektedir. Uyuşmazlıkta, 3573 sayılı Kanun'da zeytinlik sahanın tanımının yapılmadığı, Kanun'un ağırlıklı ve öncelikli olarak devletin hüküm ve tasarrufundaki alanların çiftçiler tarafından nasıl zeytin üretimde kullanılacağı ve buna göre bu yerlerin mülkiyetinin nasıl devralınacağı, çiftçilere yapılacak yardımlara ilişkin kuralları içerdiği, 3573 sayılı Kanun'a dayanılarak yürürlüğe konulan Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesindeki "zeytinlik saha" tanımının Dairemizin 19/02/2015 tarihli ve E: 2012/6113, K: 2015/998 sayılı kararıyla iptal edildiği, dava konusu düzenleyici işlemle ise Kanun'un hangi taşınmazlara uygulanacağının, diğer bir ifadeyle Kanun'un 20. maddesi ile getirilen sınırlamanın kapsamının belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, kanuni bir dayanağı bulunmayan, kişilerce ulaşılabilirliği ve bu itibarla öngörülebilirliği sınırlı olan kurallar içeren, 41 il Valiliğine gönderilen 3573 sayılı Kanun Uygulamaları Hakkındaki Yazı" ile Kanun'un uygulanmasını gösteren düzenleyici işlem tesis edilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 41 il valiliğine gönderilen 08/06/2011 tarih ve B.12.0.TUG.0.05.02.105-06-2961 sayılı, "3573 sayılı Kanun Uygulamaları Hakkındaki Yazı"nın "(...) ve tapu vasfı zeytinlik olan ancak üzerinde zeytin ağaçları bulunmayan (...)" kısmının İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...- TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/02/2026 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY : (X)- Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 km mesafede yürütülecek faaliyetler ile ilgili talepler aşamasında, İl Müdürlüğü ile ilçeleri arasında farklı uygulamalar yürütüldüğünün tespit edilmesi üzerine mevzuat hükümleri çerçevesinde uygulama birlikteliğinin sağlanması amacıyla zeytin yetiştiriciliği yapılan tüm İl Müdürlüklerinin konu ile ilgili bilgilendirilmesi talep edilmiş, bunun sonucunda davaya konu edilen "(...) ve tapu vasfı zeytinlik olan ancak üzerinde zeytin ağaçları bulunmayan (...)" ifadesini içeren 08/06/2011 tarih ve B.12.0.TUG.0.05.02.105-06-2961 sayılı, "3573 sayılı Kanun Uygulamaları Hakkındaki Yazı" Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 41 il Valiliğine gönderilmiştir. 3573 sayılı Kanun hükümlerinin yalnızca devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan zeytinliklerde uygulanacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakta olup Kanunun özellikle 17/1 hükmü çerçevesinde mevcut ve potansiyeli bulunan tüm zeytinlik sahalar için uygulanacağı açıktır. Bu doğrultuda, zeytinliklerin korunmasının ve amaç dışı kullanılması ile tahribinin önlenmesinin kamu idarelerinin görevi olduğu, bu alanların kullanımına ilişkin şartların Kanun ile saptanması gerektiği, zeytinlik alanlarda faaliyetlerin Tarım ve Orman Bakanlığı direktifi altında yürütüleceği, bu alanların Bakanlık tarafından tespit edilip haritalandırılacağı, belli şartlar dahilinde zeytinlik alanların bu alanlarda zeytincilik faaliyeti gösteren kişilere devredilebileceği, devralan kişilerin bu alanları amacı dışında kullanamayacağı ve küçültemeyeceği, zeytinlik alanlar ve bu alanların üç kilometre yakınında zeytin yağı fabrikası hariç zeytinlerin gelişimini engelleyici tesis kurulamayacağı, hatta konut alanlarının bile zeytinlik alanlar dikkate alınarak sınırlandırmaya tabi tutulduğu ve zeytinlik alanların daraltılamayacağı anlaşılmaktadır. Nitekim Yönetmeliğin 1. maddesinde de; Kanunun yöneldiği amaca uygun olarak, Yönetmeliğin ekolojik yönden uygun bölgelerde ve zeytin yetiştiriciliğine elverişli sahalarda zeytinlik kurulmasını sağlamak, mevcut zeytinliklerde ürünün miktar ve kalitesini yükseltmek ve maliyeti düşürmek, birim alandaki verimi artırmak, zeytinyağı ve sofralık zeytin işletmelerindeki teknolojik yapıyı günün koşullarına uygun hale getirmek üzere gerekli teknik, ekonomik, ticari ve sosyal tedbir ve organizasyonları sağlamak amacı ile hazırlandığı belirtilmiştir. Buna göre, elverişli alanlarda zeytinliklerin kurulması ve mevcut ürün miktarı ve kalitesinin yükseltilmesi amacıyla yürürlüğe konulmuş olan Kanun ve Yönetmeliğin özellikle Kanunun zeytinlik alanları korumaya, iyileştirmeye ve yeni zeytinlik alanlar kurmaya yönelik hükümlerinin lafzına ve ruhuna uygun olan anılan Talimat yazısının 3. paragrafının 4. alt sırasında bulunan düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2024/254, K. 2026/921, T. 19.02.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2024-254-e-2026-921-k-e97c9bee8dcd