Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2022/4309 E. 2025/5768 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2022/4309
Karar No
2025/5768
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/4309 Karar No : 2025/5768

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI): ...İdaresi Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2-... 3- Kendi adlarına asaleten müşterek çocukları ...,...,..., ...'a velayeten ... ve ... VEKİLLERİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi ve manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Diyarbakır ili, Hani ilçesi, ... Mahallesinde (Köyünde), çocukları ve kardeşleri ...'ın foseptik çukuruna düşerek vefat etmesi olayında davalı idarenin gerekli tedbir ve önlemleri almayarak olayın oluşumunda hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, baba...için 500,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı, ann... için 500,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile baba ... için 100.000,00-TL manevi tazminat, anne ... için 100.000,00-TL manevi tazminat, abi... için 10.000,00-TL manevi tazminat, abla ... için 10.000,00-TL manevi tazminat, abla... için 10.000,00-TL manevi tazminat, abi ... için 10.000,00-TL manevi tazminat, abla... için 10.000,00-TL manevi tazminat, abla ... için 10.000,00-TL olmak üzere toplam 260.000,00-TL manevi, toplam 1.000,00-TL maddi (miktar artırımı ile 29.480,75-TL) olmak üzere toplam 289.480,75-TL maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; maddi tazminat yönünden; ...'ın foseptik çukuruna düşerek vefat etmesi olayında davalı idareye veya davacılara atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine, olay mahallinde yapılan keşif sonucu bilirkişilerce düzenlenen ve 17/02/2020 tarihinde Mahkeme kaydına giren bilirkişi raporunda özetle; "(...) Keşif esnasında yerinde yapmış olduğumuz inceleme ve gözlemlerde, ölümün gerçekleştiği fosseptik kuyusunun davacıların evinin hemen yanında (4 mt. mesafede) yer aldığı, keşif anında fosseptiğin ağzının beton kapakla örtüldüğü, olay günü yerinde yapılan incelemeler ile davacının beyanlarından, bahse konu fosseptik kuyusunun müteveffanın babası ... tarafından kazıldığı ve kullanıldığı, olay günü ilk incelemeyi yapan Jandarma ekiplerince tutulan 17/11/2017 tarihli tutanaktan, 17/11/2017 tarihinde, saat 19:00 sıralarında kayıp olduğu anlaşılan çocuğun, 19:20 sıralarında üzeri sacla örtülü fosseptik çukuruna düşmüş halde bulunduğu, 19:40 sıralarında Devlet Hastanesine getirilen çocuğun kurtarılamadığı ve ex olduğunun ifade edildiği; dava dosyasındaki belgelerden ve nüfus kaydından anlaşıldığı üzere vefat ettiği tarihte 3 yaşında olan ...’ın okul öncesi çağda olduğu, yaşı itibarıyla risk algısının yetişkinlere nazaran düşük olduğu, (...) 3 yaşında olan müteveffanın dışarıda anne baba gözetiminden uzakta tek başına oynadığı, yaşı itibarıyla kaza risk algısı kendisini koruyabilecek kadar gelişmemiş olan çocuğun fosseptiğin bulunduğu bölgede yetişkin gözetimi olmadan tek başına oyun oynamaya bırakılmasında anne babanın ihmallerinin bulunduğu, bahse konu taşınmazın davacı ...'a ait olduğu, olaya sebep olan fosseptiğin yine kendisi tarafından kazıldığı, taşınmazın maliki ve fosseptiği yapan kişi olarak kazadan sorumlu olduğu, dosyadaki ifadelerden, belirli zamanlarda davacı ... tarafından bedeli ödenmek suretiyle davalı Diski Genel Müdürlüğü'ne ait vidanjörler ile olay yerinde bulunan fosseptik kuyusunun temizlendiğinin anlaşıldığı, dolayısı ile bahse konu onaysız ve izinsiz yapılmış fosseptiği tespit ettiği kabul edilen davalı kurumun gerektiğinde bizzat kuyuyu tekniğine uygun hale getirmesi gerekirken, herhangi bir işlem yapmayarak ve eylemsiz kalarak kusurlu olduğu, mülk sahibi olarak fosseptiği imal eden ve 3 yaşındaki müteveffayı bakımdan mahrum bırakarak yeterli özeni göstermeyen babanın % 50 oranında, 3 yaşındaki müteveffayı bakımdan mahrum bırakarak yeterli özeni göstermeyen annenin %30 oranında, onaysız ve izinsiz yapılmış fosseptiği tespit ettiği kabul edilen davalı kurumun gerektiğinde bizzat kuyuyu tekniğine uygun hale getirmesi gerekirken, yapımından haberdar olduğu ve temizleme hizmeti verdiği fosseptiği teknik olarak uygun hale getirmeyerek sorumluluklarını yerine getirmeyen davalı Diski Genel Müdürlüğü’nün %20 oranında sorumlu olduğu..." hususlarına yer verildiğinin görüldüğü, Mahkemelerince söz konusu rapor taraflara tebliğ edilmiş olup her ne kadar davalı idarece davacı beyanının aksine davacının foseptik boşaltım hususunda herhangi bir başvurusunun bulunmadığı belirtilerek rapora itiraz edilmiş ise de, onaysız ve izinsiz fosseptik yapanlara ceza verme yetkisini haiz bulunan idarenin, bu hususta gözetim ve denetim yükümlülüğünün bulunması nedeniyle kusurlu olduğu sonucuna varılarak bilirkişi raporlarında tespit edilen hususlar ile varılan kanaatlerin teknik ve bilimsel yönden hükme esas alınabilecek nitelikte olduğunun değerlendirildiği, Mahkemenin 11/03/2020 tarihli ara kararı ile, anılan raporda belirtilen tarafların kusur oranları gözetilerek, müteveffa ...'ın desteğinden yoksun kalınması sonucu anne ve babanın uğradığı zararların hesaplanmasının istenilmesi amacıyla dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine bilirkişice düzenlenip 03/06/2020 tarihinde Mahkeme kaydına giren bilirkişi raporunda özetle; "17/02/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre müteveffanın babasının %50 oranında, annesinin %30 oranında, davalı idarenin %20 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın nüfus kayıt tablosuna göre 11.02.2015 tarihinde doğduğu, 17.11.2017 tarihinde öldüğü, (...) geçmiş dönem ve gelecek pasif dönem için anne ve babaya tazminat verilemeyeceği, gelecek aktif dönem için tazminat miktarının anne bakımından 29.158,51-TL, baba bakımından 18.796,94-TL tutarında olduğu, desteğin hayatını kaybettiğinde 3 yaşında olduğu, anne ve babanın her bir çocuğu için gelirlerinin %10 oranında yetiştirme gideri ayıracağı, bu sebeple anne ve babanın aylık geliri baz alınarak, müteveffa için 18 yaşına kadar toplamda %10 oranında yetiştirme giderinin aylık bazında hesaplanan tazminattan indirileceği, yetiştirme giderinin anne yönünden 18.474,70-TL, baba yönünden 18.474,70-TL tutarında olduğu, dosya kapsamında annenin çalıştığına ilişkin herhangi bir belge bulunmaması nedeniyle tenzilatın sadece baba yönünden yapıldığı, sonuç olarak annenin destekten yoklukluk miktarının 29.158,51-TL, babanın 18.796,94-TL - 18.474,70-TL = 322,24-TL olarak hesaplandığı (...)" hususlarına yer verildiği ve hesaplanan toplam miktarın 29.480,75-TL tutarında olduğunun görüldüğü, Mahkemelerince söz konusu rapor taraflara tebliğ edilmiş olup, davalı idarece yapılan itiraz yerinde görülmeyerek bilirkişi raporlarında tespit edilen hususlar ile varılan kanaatlerin teknik ve bilimsel yönden hükme esas alınabilecek nitelikte olduğunun değerlendirildiği, 09/07/2020 tarihinde Mahkeme kaydına giren dilekçe ile bilirkişi raporu doğrultusunda maddi tazminat miktarının 29.480,75-TL olarak arttırıldığı, miktar arttırım dilekçesinin 27/07/2020 tarihinde davalı idareye tebliğ edildiğinin görüldüğü, bu durumda; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporları ve mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, onaysız ve izinsiz fosseptik yapanlara ceza verme yetkisini haiz bulunan idarenin bu hususta gözetim ve denetim yükümlülüğünün bulunması nedeniyle kusurlu olduğu anlaşıldığından, davalı idarece kendisine atfedilen %20 kusur oranı dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu ulaşılan toplam 29.480,75-TL tutarındaki destekten yoksun kalma tazminatının 1.000,00-TL'lik kısmının dava tarihi olan 23/10/2018 tarihinden itibaren, 28.480,75-TL'lik kısmının miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarih olan 27/07/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ... ile ...'a ödenmesi gerektiği, manevi tazminat yönünden; davacılar yakınının ölmesi sonucu meydana gelen travma nedeniyle davacıların psikolojilerinin yıprandığının ve bu nedenle ağır bir elem ve üzüntü duyguklarının kabulünün gerektiği, görev ve sorumluluğunu yerine getirmede ihmal ve kusurunun bulunması nedeniyle davalı idarece kusur oranları da dikkate alınarak takdiren baba ... için 10.000,00-TL, anne ... için 10.000,00-TL, abi ... için 2.000,00-TL, abla... için 2.000,00-TL, abla... için 2.000,00-TL, abi ... için 2.000,00-TL, abla ... için 2.000,00-TL, abla ... için 2.000,00-TL olmak üzere toplam 32.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihi olan 23/10/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi, fazlaya ilişkin taleplerin ise reddi gerektiği, maddi tazminat istemi yönünden davanın kabulü ile 1.000,00-TL'nin dava tarihi olan 23/10/2018 tarihinden itibaren, 28.480,75-TL'nin miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarih olan 27/07/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılar anne ... ve baba ...'a ödenmesine, davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacılardan baba ... için 10.000,00-TL, anne ... için 10.000,00-TL, abi ... için 2.000,00-TL, abla... için 2.000,00-TL, abla... için 2.000,00-TL, abi ... için 2.000,00-TL, abla ... için 2.000,00-TL, abla ... için 2.000,00-TL olmak üzere toplam 32.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacıların bahçelerindeki fosseptiği temizlemek için idarelerine başvurularının bulunmadığı, izinsiz fosseptik nedeniyle davacıların tam kusurlu oldukları, idarelerinin hizmet kusurunun bulunmadığı, bilirkişi raporlarının hatalı olduğu, tazminat miktarlarının yüksek belirlendiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi ve manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 17/06/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

(X)- Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında, tazminat kişinin mal varlığındaki zararın oluştuğu an itibarıyla karşılanması gerektiğinden, istenilecek olan tazminatın gecikerek ödenmesi nedeniyle para değerinde enflasyondan dolayı meydana gelebilecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak faize hükmedilmelidir. Maddi zararlar, mal varlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalma miktarının idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeni ile de kayba uğrayacağı açıktır. Manevi zararlar ise, mal varlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararın meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Bu itibarla, ilk defa yargı kararıyla para olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve de ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi, manevi tazminat, esasen bütün hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlendiğinden, manevi tazminata faiz uygulanmaması gerektiği oyuyla kararın bu kısmına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2022/4309, K. 2025/5768, T. 17.06.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2022-4309-e-2025-5768-k-7520210ab550