Danıştay · 7. Daire
Danıştay 7. Daire 2023/1991 E. 2025/1463 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 7. Daire
- Esas No
- 2023/1991
- Karar No
- 2025/1463
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2023/1991 Karar No : 2025/1463
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirket adına vergi inceleme raporuna istinaden, 2015 ve 2016 yılının muhtelif dönemleri için re'sen tarh edilen özel tüketim vergisi ve tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen vergi ziyaı cezası ile hesaplanan gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... K... sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin mükellefiyetinin vergi dairesi tarafından 31/03/2019 tarihinde re'sen terkin ettirildiği, 456 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde tüzel kişilerde ticaret sicilinden silindiği tarih itibarıyla elektronik tebligat adresinin re'sen kapatılacağı düzenlemesine yer verildiği, tüzel kişilerin ticaret sicilden silinmesine benzer bir şekilde mükellefiyeti re'sen terkin edilen şirkete elektronik ortamda tebliğ yapılması zorunluluğu ortadan kalktığından Tebliğin 10. Bölümünde belirtildiği üzere 213 sayıl Vergi Usul Kanunu'na uygun diğer mali tebligat hükümleri uygulanmak suretiyle tebligat yapılması gerektiği, bu durumda asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrine konu alacakların usulsüz tebligat nedeniyle kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, kesinleşmeyen alacağın tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin mükellefiyeti vergi dairesi tarafından 31/03/2019 tarihinde re'sen terkin edilmiş olmakla birlikte, 456 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin değinilen 7. maddesi uyarınca elektronik tebligat sistemine dahil olan tüzel kişilerde ticaret sicil kaydının silindiği (nevi değişikliği ve birleşme halleri dahil) tarih itibarıyla elektronik tebligat adresinin kapatılacağı ve söz konusu hal dışında sistemden çıkışın olanaklı bulunmadığı gibi vergi mükellefiyetinin terkini işleminin elektronik tebligat adresinin kapatılmasını gerektiren şartlar arasında sayılmadığı anlaşıldığından, ödeme emrinin dayanağı ihbarnamelerin 29/11/2020 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine karşın dava açılmayarak kesinleşen alacağın tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ödeme emrinin iptaline ilişkin Mahkeme kararının kaldırılmasından sonra davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mükellefiyeti vergi dairesi tarafından 31/03/2019 tarihinde re'sen terkin ettirildiğinden, ödeme emrinin dayanağı ihbarnamelerin elektronik yolla tebliğinin usulsüz olduğu, bu nedenle kesinleşmeyen alacağın tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. ... TL maktu harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 08/04/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesinde "Tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilümum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmiyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir. Şu kadar ki, ilgilinin kabul etmesi şartiyle, tebliğin daire veya komisyonda yapılması caizdir." denilmiş, Kanunun 107/A maddesinde ise "Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullere bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir. Elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Maliye Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir. Kanunun verdiği yetkiye istinaden 27/08/2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 456 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de vergi dairelerince düzenlenen ve muhataplarına 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrakın, Gelir İdaresi Başkanlığı aracılığıyla elektronik ortamda tebliğ edilmesi ile ilgili usul ve esasları belirlenmiş, elektronik ortamda tebliğ ile ilgili oluşturulan sistem ve bu sistemin kullanımına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Elektronik tebligat sisteminde idarece oluşturulan ve yükümlülerin kendi şifreleriyle gireceği bir ortamda tebliğ belgelerinin elektronik olarak iletilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca yükümlünün tercihine göre sistemde bir tebliğinin bulunduğunun cep telefonu numarasına veya e-posta adresine bildirilmesi öngörülmüştür. Böylece yükümlülerin SMS veya e-posta adresine gelen bildirimi görerek şifreleriyle sisteme girip tebliğ belgelerine ulaşması amaçlanmıştır. Kendisine bildirim yapılmayan yükümlünün tebliği gereken bir belgesi olduğunu bilmesi ve buna ulaşması mümkün olmayacağından, bildirimin belirtilen cep telefonu veya e-posta adresine yapıldığının idarece zamanı belli edilerek ispatlanması gerektiği açıktır. İdarece yükümlüye bildirim yapıldığının ve bildirimin ilgilisine ulaştığının ispatlanamaması halinde hukuken geçerli bir tebliğ işleminin varlığından söz edilemez. Yukarıda anılan Tebliğin "Elektronik Tebligat Yapılacak Kişiler" başlıklı 4. bölümünde; bu Tebliğ ile tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirilen ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılabilecek olanlar arasında; Ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanların (Kazançları basit usulde tespit edilenlerle gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler hariç) yer aldığı, "Elektronik Tebligat Sisteminden Çıkış" başlıklı 7. Bölümünde; zorunlu veya ihtiyari olarak elektronik tebligat sistemine dahil olanların aşağıdaki durumlar dışında sistemden çıkmalarının mümkün olmadığı, tüzel kişilerde ticaret sicil kaydının silindiği (nevi değişikliği ve birleşme halleri dahil) tarih itibarıyla, elektronik tebligat adresinin kapatılacağı, gerçek kişilerde ise ilgilinin ölümü veya gaipliğine karar verildiğinin idare tarafından tespit edildiği durumlarda ölüm/karar tarihi itibarıyla ilgilinin elektronik tebligat adresinin re’sen kapatılacağı, "Diğer Hususlar" başlıklı 10. bölümünde ise; Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrak muhataplara elektronik tebligat sistemi ile tebliğ edilebileceği gibi Kanunda yer verilen diğer tebligat hükümlerine göre de tebliğ edilebileceği düzenlemiştir. Öte yandan, 213 sayılı Kanun'un 101. maddesinde, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğin, tüzel kişilerde kanuni temsilcinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Gerçek kişi mükelleflerin mükellefiyet kayıtlarının sona ermesi, mükellefin kendi isteği ile işini terk ederek keyfiyeti vergi dairesine bildirmesi, mükellefin ölümü, gaiplik kararı, belli bir ticaret, sanat ve meslek icrasından sürekli mahrumiyet gibi hallerde mümkün olmaktadır. Ticaret şirketleri açısından mükellefiyetin sona erdirilmesi ise tasfiye ve iflas hallerine inhisar ettirilmiştir. Yukarıda anılan Tebliğde elektronik ortamda tebliğ yapılacaklar arasında gelir vergisi mükellefiyeti olanların sayıldığı, bununla birlikte tüzel kişilerde ticaret sicilinden silindiği tarih itibarıyla elektronik tebligat adresinin re'sen kapatılacağı düzenlemelerine yer verilmesi karşısında, tüzel kişilerin ticaret sicilinden silinmesine benzer bir şekilde 31/3/2019 tarihinde mükellefiyeti idarece re'sen terkin edilen şirkete elektronik ortamda tebliğ yapılması zorunluluğu ortadan kalktığından anılan Tebliğin 10. bölümünde de belirtildiği üzere elektronik tebligat yöntemi dışında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na uygun diğer mali tebligat hükümleri uygulanmak suretiyle şirket adına düzenlenen uyuşmazlık konusu ödeme emrinin dayanağı ödeme emirlerinin tebliğ edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan ve şirket adına düzenlenen ödeme emirleri usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinden kesinleşmeyen alacak için davacının takibinde hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşıldığından, vergi dava dairesi kararının bozulması gerektiği oyu ile Dairemiz kararına katılmıyorum.