Danıştay · 7. Daire
Danıştay 7. Daire 2021/4287 E. 2024/1556 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 7. Daire
- Esas No
- 2021/4287
- Karar No
- 2024/1556
T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2021/4287 Karar No : 2024/1556 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, interaktif vergi dairesinin borç döküm listesinde yer alan muhtelif yıl ve dönemlere ilişkin kurumlar, kurum geçici, gelir stopaj, özel tüketim, damga ve katma değer vergileri ile gecikme zamları ve özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda borç döküm listesi içeriğinde yer alan amme alacaklarının muhtelif tarihlerde davacıya tebliğ edildiği, davacı tarafından dava açma süresi geçirildikten sonra yapılan düzeltme başvurusunun reddedilmesi üzerine 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 124. maddesi uyarınca şikayet yolu ile Gelir İdaresi Başkanlığına müracaat edilmesi gerekirken doğrudan açılan davanın esasının incelenmesine yasal olanak bulunmadığı, bu durumda, yetkili merciye başvurulmadan açılan davanın esasının incelenemeyeceği gerekçesiyle dava dilekçesi ve eklerinin Gelir İdaresi Başkanlığına tevdiine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Düzeltme başvurusuna konu vergi ve cezalara ait ihbarnameler ile vergi inceleme ve vergi tekniği raporlarının tebliğ edilmediği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. ... TL maktu harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 20/03/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-a maddesinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış olup, bu anlamda idari işlem, idari makamlar tarafından bir kamu hizmetini yürütmek üzere kendilerine tanınan kamu gücü kullanılarak, tek yanlı iradeyle tesis edilen ve tesis edildikleri alanda bulunan kişilerin menfaatini doğrudan etkileyen, onların hak ve menfaatleri ile yükümlülüklerinde değişiklik yapan veya yenilik doğuran her türlü irade açıklaması olarak ifade edilmekte, içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri gözönüne alındığında da, "bir idari işlemin doğuracağı hukuksal sonucun" o işlemin konusunu oluşturacağı, konusu meşru ve mümkün olması gereken idari işlemlerin doğuracağı sonuçların, önceden yasalarla ve diğer düzenleyici işlemlerle belirlenmesi gerekmektedir. Sözü edilen Kanun'un 7/1. maddesinde, dava açma süresinin, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu belirtilmiş; 15/1-b maddesinde ise, süre aşımı halinde davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmış; aynı Kanun'un 10. maddesinde de, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri; altmış gün içerisinde cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı; ilgililerin, altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre, Danıştay'da, idare ve vergi mahkemelerinde dava açabilecekleri; altmış günlük süre içinde idarece verilen cevabın kesin olmaması halinde, ilgilinin, bu cevabı, istemin reddi sayabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği; bu takdirde, dava açma süresinin işlemeyeceği; ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği; dava açılmaması veya davanın reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitiminden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren (mahkemesine göre dava açma süresi içinde) dava açılabileceği öngörülmüştür. Bu hükümlere göre, yapılan başvuruya altmış gün içerisinde idarece verilen cevabın kesin olması veya başvurunun anılan süre içerisinde cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi hallerinde, söz konusu işlem veya işlemler hakkında başka bir idari merciye itiraz edilmeksizin, davanın, cevabın tebliğini veya cevap verilmemek suretiyle geçen altmış günü izleyen günden itibaren davanın açılacağı idari yargı yerine göre belirlenen dava açma süresi içinde açılması mümkün bulunmaktadır. Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 126. maddesinde öngörülen düzeltme zaman aşımı süresi içinde olmak koşuluyla, aynı Yasa'nın “Düzeltme Talebi” başlıklı 122. maddesinde; ''mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilecekleri'', aynı Kanun’un 124. maddesinde de, ''vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme başvurusu reddolunanların şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri'' hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, bu maddenin uygulanabilmesi için ilgili hakkında daha önce tesis edilmiş bir işlemin bulunması, işlemde hukuki yorum gerektirmeyecek nitelikte açık ''vergi hatası''nın bulunması ve vergi mahkemelerinde dava açma süresi geçtikten sonra düzeltilmesi talebinin mükellefin bağlı olduğu vergi dairesince olumsuz cevaplanması veya Yasa'da öngörülen sürede yanıtlanmaması yeterli olup, Maliye Bakanlığına şikayet yolu ile müracatın ihtiyari bir yol olarak öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Olayda, davacının, interaktif vergi dairesinin borç döküm listesinde yer alan muhtelif yıl ve dönemlere ait vergi borçlarının kaldırılması istemiyle yapılan düzeltme başvurusunun reddine dair işleme karşı, doğrudan dava açılması mümkün bulunduğundan ve Maliye Bakanlığına şikayet yoluyla müracaat etmesine gerek olmadığından temyize konu merciine tevdi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.